- Sputnik Türkiye, 1920
YAŞAM
Türkiye ve dünyadan ilgi çekici yaşam haberleri, toplumsal olaylar, güncel araştırmalar, fotoğraf ve video galerileri.

İstanbul’un sel kaderini sünger şehir uygulaması değiştirebilir: Dereler yatağını mı geri mi istiyor?

İstanbul’un sel kaderini sünger şehir uygulaması mı değiştirecek?
İstanbul’un sel kaderini sünger şehir uygulaması mı değiştirecek? - Sputnik Türkiye, 1920, 26.10.2026
Abone ol
Özel
İstanbul’da yaşanan sel kentin aşırı yağışlara karşı hazırlığını yeniden gündeme getirdi. Uzmanlara göre sel riskini azaltmanın yolu “sünger şehir” modelinden geçiyor. Peki sünger şehir modeli İstanbul için uygulanabilir mi? Bir daha aynı felaketin yaşanmaması çözüm dere yataklarına odaklanıp çevresindeki yapılara yönelik yeni çözümler düşünmek mi?
İstanbul olağanüstü bir yağmurla karşılaştı, metrekareye 270 kilograma yakın yağmur düştü. Peki kent her yoğun yağışta sel ile mi yüzleşecek?
Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz, mega kentin bir daha felaket yaşamaması için hangi modellerin uygulanabileceğini açıkladı. Kurnaz ayrıca hızla atılması gereken iki kritik adımı da ifade etti.

İstanbul’da sel riskini artıran iki faktör: Aşırı yağış ve betonlaşma

Sputnik Türkiye'ye konuşan Prof. Dr. Levent Kurnaz, son sel felaketinin iki sebebini şöyle açıkladı:
Bu olayda iki şey üst üste bindi. Birincisi gökyüzünde olan. İstanbul’un bazı noktalarına iki gün içinde metrekareye 270 kilograma yakın yağmur düştü. Bunu şöyle düşünün: her metrekareye 270 litre su. Yere düz yayılsa, 27 santim derinliğinde bir su tabakası oluştururdu. İstanbul’un bir yılda aldığı yağmurun kabaca üçte biri bir iki güne sığdı. Isınan havanın taşıyabileceği nem her bir derece ısınmada yaklaşık yüzde 7 artıyor. Son yıllarda yaz sonunda denizlerimizin alışılmıştan sıcak olması da buharlaşmayı artırıyor. Tek bir olayı doğrudan iklim değişikliğine bağlamak doğru olmaz, ama bu tür yağışların olasılığının arttığını rahatlıkla söyleyebiliriz. İkincisi yerde olan. Bu suyun nereye gideceğine kent karar veriyor. Bence payın büyük kısmı burada, çünkü yağmuru durduramayız ama suyun yolunu biz çiziyoruz.

Yağmur neden afete dönüşüyor? Suyun aynı anda aynı noktaya ulaşması

Ormanda düşen bir yağmuru düşünün. Yapraklar suyu yavaşlatır, toprak emer, kökler tutar. Suyun büyük kısmı toprağa ve yeraltına iner, ancak onda biri kadarı yüzeyden akar. Betonla kaplı bir kentte bu oran tersine döner ve suyun yarıdan fazlası yüzeyden akar. Üstelik çok daha hızlı akar. Ormanda saatler içinde dereye ulaşacak su, şehirde dakikalar içinde ulaşır. Su her zaman en alçak noktayı bulur: alt geçitler, bodrum katlar, eski dere yatakları. Sorun yalnızca suyun miktarı değil, hepsinin aynı anda aynı yere gelmesi.

Sel risk haritası ortaya çıkardı: Dereler yatağını istiyor

İstanbul'da üzeri kapatılan dere yataklarının en kritik bölgeler olduğunu belirten Kurnaz, 'Dereler yatağını istiyor' dedi ve sebebini şu şekilde açıkladı:
İstanbul’un sel risk haritası aslında eski dere haritasıdır. Ayazağa ve Kağıthane’de yaşanan tam olarak buydu. Kağıthane Deresi kendi yatağını geri istedi. Su altında kalan tarihi Sadabad Camii de bize bu vadinin yüzyıllardır bir dere vadisi olduğunu hatırlatıyor. En çok etkilenen mahalleler genellikle dere vadilerinin tabanında, betonlaşmış yamaçların eteğinde yer alıyor. Yamaçlar suyu tutmayınca vadi tabanı bir huni gibi çalışıyor. Riski artıran başlıca özellikler şunlar: derelerin üstünün kapatılıp yol ya da otopark yapılması, dere yataklarının daraltılması, altından suyun geçtiği köprü ve yol geçitlerinin dar kalması ve çöple tıkanması, vadi tabanlarının yapılaşmaya açılması ve bodrum katlarda yaşam. Kuzeydeki ormanlar ve su toplama havzaları da kentin doğal süngeri. Onları kaybettikçe aşağıdaki mahallelere daha çok ve daha hızlı su iniyor.

'Asıl önemli olan taşan suyun nereye gideceği'

Yağmur suyu kanalları belli büyüklükteki yağmurlara göre tasarlanır, genellikle birkaç yılda bir görülen sağanaklara göre. Bundan büyük bir yağmur geldiğinde kanalın taşması kaçınılmazdır. Bu yüzden asıl soru, taşan suyun nereye gideceği. Altyapıyı iki katlı düşünmek gerekiyor. Yeraltındaki borular sık görülen yağmurları taşır. Büyük yağmurda ise cadde, park ve meydanların suyu insanlara ve evlere zarar vermeden taşıyacak şekilde düzenlenmiş olması gerekir. Yetersizliğin işaretleri belli: her yağmurda aynı noktaların su altında kalması, mazgallardan suyun geri fışkırması, yağmur suyuyla atık suyun aynı hatta karışıp taşması. Yani evet, suyun kent içinde izlediği güzergâh en az boruların çapı kadar belirleyici.

Hem sel hem kuraklığa karşı etkili çözüm: Sünger şehir nedir?

Kenti bir sünger gibi düşünmek demek. Yağmuru hemen kanala atıp kurtulmaya çalışmak yerine, düştüğü yerde emmek, bir süre tutmak, sonra yavaş yavaş bırakmak ya da kullanmak. Üç işi var. Birincisi emmek: suyun toprağa sızabildiği kaldırımlar, yağmuru toplayan çukur bahçeler. İkincisi tutmak: yağmurda geçici havuza dönüşen parklar ve meydanlar, yeraltı depoları. Üçüncüsü yeniden kullanmak: biriken suyla parkları sulamak, sokakları yıkamak. Amaç taşkının en yüksek anını hem düşürmek hem de geciktirmek. Bunun bir de ikinci kazancı var: aynı su kuraklıkta yeraltı suyunu besliyor, yazın da kenti serinletiyor. İstanbul hem sel hem kuraklık yaşayan bir kent. Bu yaklaşım iki sorunu birden ele alıyor.

İstanbul için sünger şehir uygulaması yeterli olur mu?

Bu uygulamalar sık görülen, orta şiddetteki yağmurlarda çok etkilidir. Metrekareye 270 kilogram gibi uç bir olayda tek başına yetmez. 2021'de Çin’in Zhengzhou kenti sünger şehir yatırımı yapılmış kentlerden biriydi ve bir saatte 200 milimetreyi aşan yağışta ağır kayıplar yaşadı. Bu yüzden sünger şehir, derelere yer açılmasıyla birlikte düşünülmeli. İstanbul’da uygulanabilecek yerler çok: Okul bahçeleri, cami avluları, büyük otoparklar, alışveriş merkezlerinin ve kamu binalarının çatıları, yol ortasındaki şeritler ve kaldırımlar, dere koridorları boyunca parklar. En ucuz ve en hızlı yol kentsel dönüşüm. Yeni yapılan her projede parselin kendi yağmurunun bir kısmını tutmasını zorunlu hale getirirsek, kent kendini yenilerken süngerleşir.

İstanbul'da sel riskini azaltmak için ilk ne değişmeli? İlk adım dere yatakları

Önce suya yer açmalıyız. Dere yataklarına ve kıyılarına yeni yapı izni verilmemeli. Mevcut riskli yapılar için de aşamalı bir dönüşüm planı yapılmalı. İkinci adım, her yeni yapının kendi yağmurunun bir kısmını tutmasını kural haline getirmek. Üçüncüsü, kanun ve yönetmelikleri uygulayarak dere vadilerindeki bodrum katlarda yaşamın önüne geçmek. Bu üç adım büyük mühendislik projelerinden çok daha ucuz, ama etkisi daha kalıcı.

Bir sonraki aşırı yağışa ne kadar hazırlıklıyız?

Tahmin tarafında iyi durumdayız. Meteoroloji uyarıları zamanında verildi. Ancak hangi mahalleye kaç kilogram yağmur düşeceğini saatler öncesinden tam bilmek bugün de çok zor. İyi haber şu: suyun nereye gideceğini önceden bilebiliriz, çünkü arazinin şekli değişmiyor. Eski dere yatakları, vadi tabanları, alt geçitler bellidir. Bu riskli bölgeler haritalanabilir ve büyük ölçüde zaten haritalanmış durumda. Asıl eksik, bu bilginin mahalleye, sokağa, bireye ulaşması. Bireysel düzeyde de birkaç basit kural hayat kurtarır: hızlı akan 15 santimlik su bir yetişkini devirebilir, biraz daha derin su arabayı sürükler. Su basmış alt geçide girilmemeli, akan suyun içinden geçilmemeli, elektrik riski yüzünden su birikintilerinden uzak durulmalı. Bu bir kötümserlik değil. Bu, verilere dayalı bir gerçekçilik.

İstanbul'da sel ile mücadele için 4 model: Kopenhag, Rotterdam, Seul ve Çin

Kopenhag 2011 yazında iki saatte yaklaşık 150 milimetre yağmur aldı ve yaklaşık 1 milyar dolarlık zarar gördü. Ardından bir sağanak planı hazırladı. Yirmi yıla yayılan yaklaşık 300 projeyle bazı caddeleri ve parkları büyük yağmurda suyu güvenle denize taşıyacak şekilde yeniden düzenliyor. Rotterdam su meydanları yaptı. Kuru havada çocuklar basketbol oynuyor, sağanakta meydan bir havuza dönüşüp milyonlarca litre suyu tutuyor. Seul, üstü yol olan Cheonggyecheon Deresi’ni 2005'te yeniden açtı. Bugün hem taşkın koridoru hem de kentin en sevilen parkı. Çin de 2015'te başlattığı programla, 2030'a kadar kent alanlarının büyük bölümünün yağmurun yüzde 70'ini tutmasını hedefliyor. İstanbul’a en uygun olanlar bence şunlar: Rotterdam’ın meydan modeli sık dokulu mahallelerimize uyar. Kopenhag’ın “büyük yağmurda su hangi caddeden güvenle akacak?” sorusu her ilçe için sorulmalı. Seul’ün yaptığı gibi bazı derelerimizin üstünü yeniden açmak da hayal değil. Bunların hepsi bir günde olmaz, ama bir sonraki büyük yağmura kadar atacağımız her adım bir can demek.
İstanbul Sarıyer'de hasar alan araçlar havadan görüntülendi - Sputnik Türkiye, 1920, 20.10.2026
TÜRKİYE
İstanbul'daki selde son kayıp bulundu: Can kaybı 9'a çıktı
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала