https://anlatilaninotesi.com.tr/20261016/yaslanmak-luks-mu-oldu-longevitiy-programina-erisim-sinirli-ve-ekonomik-sermayeyle-dogrudan-1109571295.html
Yaşlanmak lüks mü oldu? 'Longevitiy' programına erişim sınırlı ve ekonomik sermayeyle doğrudan ilişkili'
Yaşlanmak lüks mü oldu? 'Longevitiy' programına erişim sınırlı ve ekonomik sermayeyle doğrudan ilişkili'
Sputnik Türkiye
Gençlik ve güzellik ideali, yaşlanmayı önlemeye yönelik müdahaleleri büyük bir sektöre dönüştürüyor. Akdeniz Üniversitesi Gerontoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr... 16.10.2026, Sputnik Türkiye
2026-10-16T11:42+0300
2026-10-16T11:42+0300
2026-10-16T11:42+0300
yaşlı
yaşlı nüfus
yaşlı sağlığı
yaşlılık
longevity
vitality
sağlik
tüi̇k
türkiye
japonya
https://cdn.img.anlatilaninotesi.com.tr/img/07ea/0a/10/1109597764_0:0:1672:941_1920x0_80_0_0_d3778b130ddbae94211bc7d4e662e8c5.png
Genç kalmak artık yalnızca kişisel bir tercih değil; güzellik endüstrisinden uzun yaşam teknolojilerine uzanan büyük bir endüstrinin de vaadi oldu.Yaşam süresini uzatmayı ve yaşlanmayı yavaşlatmayı vadeden longevity programları giderek daha fazla gündeme gelirken, bu imkanlara erişim ekonomik koşullara bağlı olarak şekilleniyor. Akdeniz Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Gerontoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nilüfer Korkmaz Yaylagül, uzun yaşam teknolojilerine erişimin oldukça sınırlı olduğuna dikkat çekerek sağlıklı yaşamın bir ayrıcalık değil, herkesin erişebilmesi gereken bir hak olduğunu vurguladı. Yaylagül, yaşlanmanın yalnızca biyolojik bir süreç olmadığını, ekonomik eşitsizliklerin de yaşlılık döneminde derinleştiğini belirterek “Yoksulluk riski varsa yaşlılık riski de artıyor” değerlendirmesinde bulundu.Yaşlı nedir? Kimlere yaşlı diyoruz?Prof. Dr. Nilüfer Korkmaz Yaylagül, "Tek bir yaşlı tanımı yok, kronolojik, biyolojik, sosyal yaşlılık tanımları var." dedi ve şöyle bir tanımlama yaptı:Yaşlılık tanımı bölgesel olarak değişir: 'Japonya gibi ülkelerde 60 yaşın yaşlı olması mümkün değil'Yaşlılık 'tedavi edilebilir bir durum' olarak mı görülüyor?Yaşlılık özellikle son yıllarda 'tedavi edilebilir bir durum' olarak ele alınmaya başlandı. Peki yaşlılık bir hastalık mı?'Yaşlı oranı artıyor, hazırlıklı olmak gerekiyor'Genç kalmak neden bir zorunluluğa dönüştü? Yaş ayrımcılığı: 'Saygın yaşamayı tehlikeye atıyor'Yaş ayrımcılığı da yine özellikle son yıllarda önemli bir yer tutuyor. Peki 'agism' denilen yaş ayrımcılığının riskleri neler?'Longevity'e erişim oldukça sınırlı''Longevity endüstrisi ve popüler kültür birbirini besliyor''Anti-aging müdahaleler bir sektör haline geldi'Double jeopardy nedir? 'Yoksulluk riski varsa yaşlılık riski da artıyor'Önümüzdeki yıllarda yaşlanmak toplumsal eşitsizliği körükleyici bir olguya dönüşebilir mi? Prof. Dr. Nilüfer Korkmaz Yaylagül soruya "Dönüşme riski yüksek. Yine TÜİK rakamlarına göre Türkiye’de 2025 itibarıyla yaşlı nüfusun yüzde 22,8’i yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında; bu oran yaşlı kadınlarda yüzde 23,6’ya çıkıyor. yani yaşlıların büyük çoğunluğu çalışma hayatının dışında ve gelir güvencesinden yoksun olabilir" dedi ve şunları ekledi:
https://anlatilaninotesi.com.tr/20261012/bakanlik-saglikli-hayata-katki-fonu-taslagini-hazirladi-sekerli-gidalardan-hangilerine-katki-payi-1109300054.html
japonya
Sputnik Türkiye
feedback.tr@sputniknews.com
+74956456601
MIA „Rossiya Segodnya“
2026
Zeynep Gökalp
https://cdn.img.anlatilaninotesi.com.tr/img/07e5/06/11/1044758007_0:132:1236:1368_100x100_80_0_0_fd21eec9465fc3d80e1c05156d705a72.jpg
Zeynep Gökalp
https://cdn.img.anlatilaninotesi.com.tr/img/07e5/06/11/1044758007_0:132:1236:1368_100x100_80_0_0_fd21eec9465fc3d80e1c05156d705a72.jpg
SON HABERLER
tr_TR
Sputnik Türkiye
feedback.tr@sputniknews.com
+74956456601
MIA „Rossiya Segodnya“
https://cdn.img.anlatilaninotesi.com.tr/img/07ea/0a/10/1109597764_209:0:1464:941_1920x0_80_0_0_eda7d6ec5b8b779960bf2f577683335c.pngSputnik Türkiye
feedback.tr@sputniknews.com
+74956456601
MIA „Rossiya Segodnya“
Zeynep Gökalp
https://cdn.img.anlatilaninotesi.com.tr/img/07e5/06/11/1044758007_0:132:1236:1368_100x100_80_0_0_fd21eec9465fc3d80e1c05156d705a72.jpg
yaşlı, yaşlı nüfus, yaşlı sağlığı, yaşlılık, longevity, vitality, tüi̇k, türkiye, japonya, nilüfer korkmaz yaylagül, akdeniz üniversitesi, zeynep gökalp, türkiye i̇statistik kurumu (tüi̇k), genç
yaşlı, yaşlı nüfus, yaşlı sağlığı, yaşlılık, longevity, vitality, tüi̇k, türkiye, japonya, nilüfer korkmaz yaylagül, akdeniz üniversitesi, zeynep gökalp, türkiye i̇statistik kurumu (tüi̇k), genç
Yaşlanmak lüks mü oldu? 'Longevitiy' programına erişim sınırlı ve ekonomik sermayeyle doğrudan ilişkili'
Özel
Gençlik ve güzellik ideali, yaşlanmayı önlemeye yönelik müdahaleleri büyük bir sektöre dönüştürüyor. Akdeniz Üniversitesi Gerontoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nilüfer Korkmaz Yaylagül, yaş ayrımcılığından uzun yaşam endüstrisine, yaşlılıkta yoksulluk riskinden Türkiye’nin yaşlanan nüfusuna kadar çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.
Genç kalmak artık yalnızca kişisel bir tercih değil; güzellik endüstrisinden uzun yaşam teknolojilerine uzanan büyük bir endüstrinin de vaadi oldu.
Yaşam süresini uzatmayı ve yaşlanmayı yavaşlatmayı vadeden longevity programları giderek daha fazla gündeme gelirken, bu imkanlara erişim ekonomik koşullara bağlı olarak şekilleniyor.
Akdeniz Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Gerontoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nilüfer Korkmaz Yaylagül, uzun yaşam teknolojilerine erişimin oldukça sınırlı olduğuna dikkat çekerek sağlıklı yaşamın bir ayrıcalık değil, herkesin erişebilmesi gereken bir hak olduğunu vurguladı. Yaylagül, yaşlanmanın yalnızca biyolojik bir süreç olmadığını, ekonomik eşitsizliklerin de yaşlılık döneminde derinleştiğini belirterek “Yoksulluk riski varsa yaşlılık riski de artıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Yaşlı nedir? Kimlere yaşlı diyoruz?
Prof. Dr. Nilüfer Korkmaz Yaylagül, "Tek bir yaşlı tanımı yok, kronolojik, biyolojik, sosyal yaşlılık tanımları var." dedi ve şöyle bir tanımlama yaptı:
"Kronolojik yaşın yanı sıra biyolojik yaş, organ ve dokulardaki fonksiyonel değişimi, sosyal yaş, toplumsal rol ve statü değişimini ifade ediyor. Aynı zamanda günümüz koşullarında sosyal ve biyolojik olarak ileri yaşlarda daha uzun süre aktif kalan bireyler olduğu için yaşlılık yaşı da kavramsal olarak değişikliğe uğruyor. En yaygın kullanılan sınıflandırmalar, Birleşmiş Milletler ve Dünya Sağlık Örgütünin 60 veya 65 yaş ve üzerini yaşlı olarak sınıflandırmalarıdır. Bu halihazırda hem bilimsel olarak hem de yönetsel olarak kronolojik yaş ölçülebilir olduğu için işlevsel kabul ediliyor. Bazen üçüncü yaş, dördüncü yaş gibi kavramlarla da karşılaşabilirsiniz. Bu kavramlar bireylerin yapabilirliklerine göre oluşturulmuş kavramlar, üçüncü yaş bireylerin aktif yaşayabildiği, yeni şeyler öğrenebildiği ya da üretime katılmaya devam ettiği emeklilik sonrası dönemi ifade ederken, dördüncü yaş, bireyin bağımlı olmaya başladığı ve bakım ihtiyacının arttığı daha ileri yaşları tarif etmektedir.
Yaşlılık tanımı bölgesel olarak değişir: 'Japonya gibi ülkelerde 60 yaşın yaşlı olması mümkün değil'
Ancak genel anlamda kronolojik yaş tanımına bağlı olarak hareket ediyoruz. Burada da bağlam ve bölgesel farklılıklar da söz konusu. Artık ömür uzunluğunun çok fazla olduğu Japonya gibi ülkelerde 60 yaşın yaşlılık yaşı olarak geçerli olması mümkün değil. “Yaşlı” ifadesinin bağımlılık, hastalık gibi edilgen anlamlar taşıdığına dair güncel tartışmalar var ve bazı kimseler yaşlı yerine “yaş almış birey” ifadesini kullanmayı tercih ediyor. Bireysel olarak kabul edilen yaşlılık sınırı da farklılık gösteriyor. Bazen bireyler damgalanmamak için de kendilerini yaşlı kabul etmeyebiliyor. Ancak ben buna katılmıyorum. Yaşlı ifadesini kullanmaktan kaçınmak yerine yaşlılığı anlatan negatif toplumsal algılardan kurtulmak gerekir.
Yaşlılık 'tedavi edilebilir bir durum' olarak mı görülüyor?
Yaşlılık özellikle son yıllarda 'tedavi edilebilir bir durum' olarak ele alınmaya başlandı. Peki yaşlılık bir hastalık mı?
Bilimde yaşlılığı “tedavi edilebilir bir durum” olarak gören Geroscience yaklaşımı var; bu görüşe göre yaşlanmanın biyolojik belirtilerine (epigenetik değişimler, inflamasyon, hücresel yaşlanma vb.) müdahale edilerek yaşa bağlı kronik hastalıklar ertelenebilir. Diğer kutupta ise evrimsel biyologlar yaşlanmanın bir hastalık değil, doğal bir süreç olduğunu savunuyor; yaşlanma karşıtı müdahalelerin önemini kabul etmekle birlikte, kavramsal olarak hastalıkla eşitlenmesinin bilimsel temelden yoksun olduğunu belirtiyorlar. Biz gerontologlar, yaşlanma, birtakım fizyolojik ve fiziksel değişimleri içeriyor olsa da bunları bir hastalık olarak görmüyoruz, yaşlanmayı canlılığın doğal bir sonucu olarak görüyoruz. Ancak biyogerontoloji kronik hastalıkların önlenmesine yönelik çabaları elbette ki önemli görüyor.
'Yaşlı oranı artıyor, hazırlıklı olmak gerekiyor'
Ömür uzunluğunun artmasına bağlı olarak demografik bir dönüşümle tüm dünya karşı karşıya. Bu olgu, doğum ve ölüm oranlarının azalması bağlamında nüfusta yaşlı oranının artmasından kaynaklanıyor. Ancak bu sayısal bir durum değil, toplumsal, ekonomik ve sağlık, bakım gibi pek çok alana yansıyan, sosyal bir olgu. Çünkü artan yaşlı oranı toplumsal yaşamımıza da etki ediyor. En temelinde biyolojik olarak sağlık ve bakım ihtiyaçlarının artması, sosyal güvenlik ve politik düzenlemelerin yapılmasının gerekliliği ortaya çıkıyor. Aynı zamanda aile yapıları, bireysel yaşam tarzları, konut politikaları gibi çok fazla alana nüfuz ediyor. Bizim toplumumuzda da hızlı bir demografik dönüşüm yaşanıyor, Türkiye yaşlanıyor, hatta artık çok yaşlı bir toplum. TÜİK verilerine göre Türkiye’de 65 yaş üstü nüfus 2025 itibarıyla toplam nüfusun yüzde 11,1’i; bu oranın 2100’de yüzde 33,6’ya çıkması öngörülüyor. Bu durum için hazırlıklı olmak da gerekiyor.
Genç kalmak neden bir zorunluluğa dönüştü?
Tarihsel süreçte gençlik her zaman kutsanmış, ancak geleneksel toplumlarda yine de yaşlılar mülkiyetin ve tecrübenin taşıyıcıları olduğu için bir değerleri var. Ölüm korkusu ise insan bilincinin evriminin bir sonucudur ve zamanla kültürel bir boyut kazanmıştır. Meta üretimine dayalı kapitalist toplumlarda işgücü kaynağı gençler olduğundan yaşlılar üretim dışı alanda kalmakta ve değersizleşmektedir. Aynı zamanda gençlik, üretkenlik, güzellik, başarı, dinamizm gibi kavramları akla getirmekte, yaşlılık ise bağımlılık, hastalık, çirkinlik gibi kavramlarla nitelendirilmektedir. Gençlik gelecek yaşlılık ise geçmiş olarak görülmektedir. Üretkenliğin ve dinamizmin yoğun bir şekilde pompalandığı günümüzde, üretim alanında olmayanın toplumsal yaşamda değersizleşmesi kaçınılmazdır. Bu nedenle gençlik üretim ve tüketimi gerçekleştirilmesi açısından yüceltilmekte ve bu, kültüre de yansımaktadır.
Yaş ayrımcılığı: 'Saygın yaşamayı tehlikeye atıyor'
Yaş ayrımcılığı da yine özellikle son yıllarda önemli bir yer tutuyor. Peki 'agism' denilen yaş ayrımcılığının riskleri neler?
Gençliğin yüceltilmesi, yaşlılığın negatif algılanması ve toplumda yaşlıların artması, yaşlılık literatüründe önemli bir konu olan agism dediğimiz yaş ayrımcılığını da besliyor. Yaş ayrımcılığı insanlara yaşlarından dolayı farklı davranmak, dışlamak anlamına geliyor. Genellikle tutum ve davranışlarda ortaya çıkıyor. Bu durum oldukça tehlikeli çünkü bu toplumsallaştığında yaşlılara insanca davranılması ve toplum içinde saygın bir şekilde yaşamaları tehlike altına giriyor. Yaşlanma literatürünün kendisinde bile başarılı yaşlanma / aktif yaşlanma gibi kavramlarda, başarılı/aktif olmayanı dışlamaya yönelik olarak ikilik yaratan kavramlar tartışılmakta ve ayrımcı bulunmaktadır.
'Longevity'e erişim oldukça sınırlı'
Şimdilik “longevitiy” programları ve müdahalelerine erişim oldukça sınırlı ve açıkça ekonomik sermayeyle doğrudan ilişkili. Buna karşılık halk sağlığı savunucuları olarak bizler sağlıklı yaşamın her şeyden önce bir yaşam hakkı olduğunu ve toplumun her bireyine ulaşabilecek olanakları içermesi gerektiğini savunmaktayız. Benim görüşümce de yaşlanmamak değil ama sağlıklı yaşam, yaşam hakkının bir parçası olarak bir vatandaşlık hakkı ve bireylerin erişebileceği kaynakları içermeli. Ancak böylesine pahalı teknolojilerin sağlıklı yaşam vaad etmekten ziyade uzun yaşam endüstrisine dayanıyor olması, bu sektörün kar amaçlı yüzünü ön plana çıkartıyor.
'Longevity endüstrisi ve popüler kültür birbirini besliyor'
Gençlik kültürü her şeyin metalaştığı kapitalist toplumlarda alınıp satılabilecek bir şeye de dönüşmüş ve endüstrileşmiş durumda. Bilimsel çalışmalar ömrü uzatmak için yollar ararken bu yollar, çoğunlukla pahalı teknolojiler ve destekler gerektirmektedir. Bu durumda toplumun tabanına yayılabilecek bir müdahale zaten mümkün değildir. Başta ömrü uzatan teknolojiler ve ilaç sanayi olmak üzere son yıllarda popüler olan “longevity” teknolojileri pahalı ve bireylerin yaşlanma korkularına hitap etmektedir. Hem popüler kültür hem de longevitiy endüstrisi birbirini beslemekte ve medya aracılığıyla yayılmaktadır. Bilimsel çalışmalar umut verici olsa da popülerleşen her şey gibi uzun yaşam çalışmaları da çok fazla ticarileşmeye açıktır, dolayısıyla kar getiren bir ekonomik bir alana dönüşmüştür.
'Anti-aging müdahaleler bir sektör haline geldi'
Yaşlanma gençlik ve güzelliğin karşıtı olarak görüldüğü için günümüz ataerkil toplumlarında kadın bedeni için yaşlanmayı önlemek de önemli bir çaba olarak karşımıza çıkmaktadır. Çünkü kadın bedeni genç ve dinamik olduğu sürece değerli, istihdam edilebilir ve presentabıl görülmektedir yani günümüz toplumlarında kadın bedeni de metalaşmıştır, bir değişim değeri vardır. Bu doğrultuda moda endüstrisi de kadın bedenini kalıplaştıran önemli bir araç olarak işlev görmektedir. Kadınlar, değerli, güzel ve görünür olmak için genç görünme çabasına girmektedirler. Daha önce belirttiğim gibi gençlik kültürü öyle içselleştirilmiştir ki, kadınlar için incecik kırışıklıklar bile müdahale edilmesi gereken şeyler olarak algılanmakta ve tüketim alanı olarak anti-aging müdahaleler bir sektör haline gelmiştir.
Double jeopardy nedir? 'Yoksulluk riski varsa yaşlılık riski da artıyor'
Önümüzdeki yıllarda yaşlanmak toplumsal eşitsizliği körükleyici bir olguya dönüşebilir mi? Prof. Dr. Nilüfer Korkmaz Yaylagül soruya "Dönüşme riski yüksek. Yine TÜİK rakamlarına göre Türkiye’de 2025 itibarıyla yaşlı nüfusun yüzde 22,8’i yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında; bu oran yaşlı kadınlarda yüzde 23,6’ya çıkıyor. yani yaşlıların büyük çoğunluğu çalışma hayatının dışında ve gelir güvencesinden yoksun olabilir" dedi ve şunları ekledi:
Sadece longevitiy çalışmaları değil ancak daha önce bahsettiğim çok farklı boyutlar toplumsal yaşlanma olgusunu, toplumsal eşitsizlikle kesiştiriyor. Sağlık hizmetlerine, bakıma ve sağlıklı yaşam ortamlarına erişim, büyük oranda ekonomik sermayeye bağlı. Öncelikle sınıflı toplumların kendi ekonomik ve sosyal eşitsizlikleri var. Buna yaşlılık eşlik ettiğinde bu eşitsizlik katlanarak devam ediyor. Buna “double jeopardy” (çifte risk) diyoruz. Yoksulluk riski varsa bireyin, yaşlılık bu riski daha da arttırıyor. Çünkü yaşlılıkta gelir düşüyor, sağlık ve bakım ihtiyaçları artıyor, yaşlı iş piyasasından uzaklaşıyor. Benzer şekilde toplumun yaş ayrımcı tutumları bireyleri toplum içinde daha dezavantajlı duruma düşürebiliyor.