- Sputnik Türkiye, 1920, 30.01.2026
ANLAT BAKALIM
Anlat Bakalım podcastlerinde sporculardan akademisyenlere kadar geniş bir yelpazede, merak edilen konular uzmanları ile konuşuluyor.

Döviz mi, altın mı, borsa mı? Hangi finansal veriler, nasıl takip edilmeli, ekonomi gazetecisi Gökçen Tuncer açıkladı

ekonomi gazetecisi Gökçen Tuncer
ekonomi gazetecisi Gökçen Tuncer
 - Sputnik Türkiye, 1920, 02.10.2026
Abone ol
Özel
Günlük yaşamda sıkça karşılaşılan döviz kurları, altın fiyatları ve enflasyon tartışmaları, tüketicilerin ekonomi gündemiyle sürekli temasta kalmasına yol açıyor. Ancak pek çok kişi için bu kavramlar hâlâ karmaşık ve anlaşılması zor bir yapı. Ekonomi gazetecisi Gökçen Tuncer, finansal terimleri nasıl takip etmemiz gerektiğini anlattı.
'Altın yükselecek mi?', 'Dolar neden artıyor?', 'Enflasyon ile pahalılık aynı şey mi?' gibi sorulara her gün maruz kalıyoruz. Diğer yandan da hayatımıza yeni finansal terimler katılıyor. Peki aşina olunan ekonomik terimler tam olarak hangi anlama geliyor? Hangi ekonomik veriler takip edilmedli?
Zeynep Gökalp ile Anlat Bakalım'a konuk olan ekonomi gazetecisi Gökçen Tuncer finansal terimlerden bazılarını açıkladı, ekonominin nasıl takip edilmesi gerektiğini açıkladı.

Ekonomik terimler karmaşık mı? Karmaşık mı anlatılıyor?

Herkeste bir 'ekonomiden anlamıyorum ya da işte korkutucu geliyor, karmaşık geliyor' yorumu oluyor muhakkak. Aslında o kadar da korkutucu değil. Biraz meslektaşlarıma da belki yapıcı bir eleştiri sunabilirim. Şimdi pek çoğunun ekonomi bilgisi var, keza kıymetli akademisyenlerimizin de ama kendilerinin bildiği seviyede zannediyor dinleyenlerin de. O sebeple birazcık dili basitleştirerek anlatmak onlar için de zor olabiliyor. Öyle olunca karşıdaki ekonomiyi dinleyen için de çok karmaşık geliyor. Halbuki gerçekten yani hava gibi su gibi ihtiyacımız olduğu için tam da göbeğinde olduğumuz için hepimizin bir parça anlaya bilmesi lazım. Bu konuyu anlatan kişilerin de daha özenli ve biraz daha dikkatli olması gerektiğini düşünüyorum.

Ekonomi nedir?

Tuncer ekonominin temelinin 'ihtiyaçlar listesi'nden türediğini ifade etti ve şunları aktardı:
Elimizde sınırlı bir kaynak var ve sınırsız ihtiyaçlar var ve bu ihtiyaçları karşılamak için bu sınırlı kaynağı nasıl kullanabildiğinizi açıklar aslında ekonomi. Şimdi bu sınırlı kaynakları karşılamak için bazı şeyleri seçmek, bazı şeylerden vazgeçmek zorundasınız. Daha somut, daha basit bir dille, daha az akademik dille anlatırsak; mesela bir mutfaktasınız ve evde de bir sürü insan var ve açlar ve mutfakta da sınırlı kaynağınız var ve o insanları doyurmak durumundasınız. Eğer ki gerçekten iyi bir kaynak kullanımı seçimi yaparsanız o insanların hepsi doyabilir. Ama bu ideal senaryodur. Yine o evde bazılarının daha az doyması ya da aç kalması sizin yine o kaynağı nasıl kullandığınızla, verdiğiniz kararla doğrudan bağlantılı. Birileri aç kaldı diye o karar kötü olabilir ama bir seçiştir, o kararı seçmişsinizdir. Dolayısıyla biraz da seçiş ve vazgeçiş ilişkisi diye tanımlayabiliriz. Tabii ki işte bir poğaçaya verdiğiniz fiyat da, işte bir çantaya yaptığınız harcama da ya da çocuğunuzun eğitim masrafı hepsi ekonominin konusudur. Ama ben her zaman ekonominin direkt bir sadece parayla ilişkili olduğuna da inanmıyorum. Örneğin diyelim ki bence dünyanın en pahalı şeyi zaman.

Hangi ekonomik veriler neden takip edilmeli?

Gökçen Tuncer, 'döviz ve altını takip edin' dedi, sebebini açıkladı:

Eğer Türkiye Cumhuriyeti'nde yaşıyorsanız ilk olarak döviz ve altın verilerini takip etmeniz gerekir. Çünkü biz döviz bağımlılığı yüksek bir ülkeyiz. Çünkü Türkiye'de üretilen her ürünün ham maddesi yurt dışından gelir. Ham madde anlamında yüzde 85 oranında yurt dışına bağlıyız biz. Hani matematiksel kısmından bakarsak Türkiye Cumhuriyeti'nde yaşayan insanın muhakkak gözünün dövizde olması lazım. Altın zaten çok geleneksel bir yatırım aracı. Yani annelerimiz, anneannelerimiz ve onun öncesinde de her zaman çok kıymetliydi ve her zaman karşılığı olan bir emtia muhakkak. Ama bu sorunun cevabı bence biraz kişiden kişiye göre de değişebilir. Örneğin borsada bir hisse senediniz varsa bir ya da birden fazla gözünüz muhakkak Borsa İstanbul'da olacaktır. Olmalıdır da zaten. Ya da eğer ki bir kredi kullanmak istiyorsanız Merkez Bankası'nın vereceği bir faiz kararını beklersiniz. Çünkü bir politika faiziyle ilgili bir karar açıklar. Bu sizin kullanacağınız kredinin masrafını da artırır.

'Ne kadar harcadığınızı not edin'

Ekonomi yönetimi konusunda uyarılarda bulunan Tuncer, 'Ekonomik verilerinizi not edin' dedi:

Herkesin aslında biraz kendi ekonomisini yaratması gerekir. Kendi ekonomik verilerine odaklanması. Neden bahsediyorum? Şimdi hepimizin bir aylık ya da haftalık, daha mikro seviyede bakarsak haftalık bir harcaması olsun. Mesela bu da sadece buzdolabına koyacağımız malzemeler, sebzesi meyvesi. Eğer ki gerçekten hani her zaman sabit şekilde aldığınız bu ürünleri ne kadar harcadığınızı bir yere not ederseniz en azından elinizde bir sene sonra bir ölçü olabilir. Benim gıda masrafım şu ayın şu haftasında bu kadarmış ya da bu ay bu kadarmış. Gelirimin yüzde bilmem kaçıymış ve bir sene geçti üzerinden ve gelirimin şimdi yüzde bilmem kaçı oldu. Bu neden önemli? Çünkü geri kalan yüzdeyi nasıl değerlendirebileceğiniz konusunda size biraz ışık tutabilir. Belki yatırım yapmak istersiniz. Belki tasarruf, şayet elinizde yeterli bir miktar kaldıysa tabii.

Arz ve talep nedir?

İnsanların bir şeyi ne kadar almak istediği, taleptir. Neyi ne kadar istiyorsunuz, ne kadar arzuluyorsunuz. Hatta ekonomi öğrencilerine daha ilk dersi öğretilen şeylerden biri de ihtiyaçlardır. Şimdi mesela ihtiyaç deyince gerçekten bir şeye muhtaç olma, mesela gıda gibi işte su gibi çok daha hayati elzem ihtiyaçlar aklımıza geliyor. Ama bir başkasına da gerçekten çok pahalı bir çanta alıyorsa, ona para harcıyorsa o da onun ihtiyacı olarak kabul eder ekonomi bilimi bunu. Arz da mesela bu talebin karşısında o üründen piyasaya ne kadar sunulduğuyla alakalı bir konudur. Ama iş öyle bir yere geldi k. Mesela bu zamana kadar talebi etkileyen farklı farklı parametreleri inceledi ekonomi bilim dalı. Ama mesela eminim ki influencerları hiç bu zamana kadar hesaba katmadı. Instagram reklamlarını hesaba katmadı. Dolayısıyla sizin bir anda böyle karşınıza çıkan şey, asla ihtiyacınız olmayabilir. Ama bir yandan da öyle bir hani mesela bu arzın, sizin önünüze çıkan reklamların yani gerçekten talebi var mı yok mu artık emin değiliz yüzde yüz. Ama öyle bir çepeçevre sarılmış durumdayız ki bir arz bombardımanı var üzerimize doğru. Ve asla ihtiyacını hissetmediğimiz o zamana kadar hiçbir şekilde hissetmediğimiz şey bir anda, alabiliyoruz.

'Zirai don varsa arz sıkıntısı olur fiyatlar artar'

Geçtiğimiz senenin bahar ayının başında bir don yaşandı. Eğer ki baharda bir don gibi çok majör bir kriz olduğunu görüyorsanız, bilin ki o yaz gerçekten gıda sıkıntısı çekilecek. Yani arzı düşük, büyük ihtimal arzı düşük olacak zaten ağaçlar doğru düzgün meyve vermediği için, otomatik olarak fiyatlar yükselecek ve buna arz sıkıntısı denecek. Örneğin biz ithalatçı bir ülkeyiz. Bizim ihracatımız son yıllarda artıyor ama hâlâ ithalatımız ihracattan yüksek olduğu için net ithalatçı bir ülkeyiz biz. Ve bu ne demek? Pek çok ürüne gerçekten çok fazla döviz veriyoruz demek. Şimdi dövizin fiyatı yükseldiği zaman uluslararası piyasalarda Türk lirası dolar karşısında değer kaybettiğinde bu senin masana gelecek bibere kadar etki edecek. Yani hani böyle bir durum da mesela etkileyebilir.

Enflasyon nedir?

Bir pazar ortamı düşünelim. Eğer ki sadece portakalın fiyatı artmış diğer ürünlerin fiyatı sabitse buna biz enflasyon demeyiz. Buna biz sadece fiyat artışı deriz. Enflasyon ise tüm mal ve hizmetlerin genel seviyesinin sürekli biçimde bir yükseliş halinde oluyor olması. Dolayısıyla enflasyon dememiz için ya da enflasyonist ortam dememiz için mal ve hizmetlerin genel fiyat seviyesinin sürekli olarak tek seferde değil, sürekli olarak bir artış halinde oluyor olması lazım diyebiliriz.

Enflasyon ve pahalılık aynı şey mi?

Pahalılık enflasyondan farklı. Pahalılık aslında sadece fiyatların yüksek olması hali. Enflasyonda ise bu bir artış hali var. Ne kadar hızlı arttığına bakılıyor ve ne kadar süreyle bu hızlı artışın devam ediyor olmasına bakılıyor. Pahalılıkta ise şöyle somut bir örnek vereyim. Mesela İsviçre pahalı bir ülke ama enflasyonu yüzde 0.8 gibi bir şey. İnsanların aldığı maaş ona göre, gelir seviyesi ona göre belgelendi . Ve tabii ki refah seviyeleri de yüksek olduğu için onlara o hayat pahalılığı, belki de o kadar pahalı gelmiyor. Enflasyonda ise durum şöyle; bir tabağa 10 euro veriyorsan ve önümüzdeki beş sene boyunca ona 10 euro vermeye devam ediyorsan enflasyonun neredeyse hiç yok demektir.

Döviz neden yükselir ve neden düşer?

Döviz ve altını bir meta olarak düşünürsek aslında bu da direkt arz talep ilişkisiyle alakalı. Eğer ki küresel anlamda ya da sadece Türkiye içerisinde de dövize talep yüksekse fiyatı artar. Yine altın da aynı şekilde. Amerikan Merkez Bankası faiz artırdı diyelim. Bu şu anlama geliyor: işte ABD tahvilinin getirisi daha yüksek olacak. Kişinin ABD tahvili alması için hani bu daha yüksek faiz gelirini herkes elde etmek ister. Bunun için mesela ABD dolarına ihtiyacı var yatırımcının. Elinde bir Amerikan parası olsun ki Amerikan tahvili alsın. Şimdi faizler arttı. Amerikan tahvili bayağı böyle getirili bir şeye dönüştü. Sen ABD tahvili almak istiyorsun, bu yüzden dövize ihtiyacın var. Dövize ihtiyacın olunca döviz talebi artıyor. Talebi artan şeyin fiyatı yükselir.

Altın neden 'güvenli liman' olarak tanımlanıyor?

Altın diğer yatırım araçlarından biraz farklıdır. Birincisi tabii ki geleneksel alışkanlık var. Daha böyle ortalıkta para falan yokken, o var. Daha böyle tarihini düşünürsek, daha ortalıkta para yokken altın vardı. O yüzden insanoğlu ve altının ilişkisi çok daha eskiye dayanıyor ve bunu kırmak zaten çok zor ve hiç kimse de kırmak istemiyor bu gücü. İkincisi mesela döviz sizi yarı yolda bırakabilir. Çok fazla yükselirken bir anda düşebilir. Şimdi altın öyle bir şey değil. Altının hızlı faiz gibi bir getirisi yoktur. Ama kişi bilir ki evet altının bana getirisi yavaş olur ama olur. Yani altının şöyle bir garantisi var insanlarda. Altın yavaş bile getirse bana bir getiri getirir. Dolayısıyla güvenlidir. Hisselere göre, dövizlere göre dalgalanmaları daha azdır. O yüzden daha güvenli hissettirir.

Shrinkflasyon nedir?

Shrinkflation, İngilizce'deki shrink yani azalma ve inflation, enflasyon kelimelerinin birleşmesinden oluşan bir kelime. Çok somut bir örneği vardır. Tuvalet kağıdından genelde anlatır ekonomistler. Eskiden tuvalet kağıtlarının rulosu daha kalındı, şimdi değil. Yine çok hızlı biten havlu kağıtlar, çok hızlı biten tuvalet kağıtları. Çünkü boyları küçük ama aynı fiyat. Görünürde sanki fiyatını arttırmıyor gibi gözükse de, mesela aynı fiyata daha azını alıyoruz demek.

Skimpflasyon nedir?

Skimpflasyonda ise shrinkflasyondan farklı olarak kaliteyle ilgili bir durum var. Mesela çikolatanın boyutu aynı ama mesela içinde beş fındık değil, artık bir fındık var ya da kalitesi azalıyor. Veya bir turizm işletmesi diyelim. Her zaman gittiğiniz turizm işletmesi ancak verdiği öğle yemeğinden, kahvaltıya her şey değişiyor. Kendince tasarruf etmek için tabii ki. Sen yine aynı fiyatı veriyorsun ama daha az kaliteli mal alıyorsun.
ABD market - Sputnik Türkiye, 1920, 01.10.2026
EKONOMİ
İstanbul’un eylül enflasyonu belli oldu
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала