NATO’nun yüzde 5 savunma harcaması hedefi gerçekçi mi?

© AA / Ahmet Serdar Eser
Abone ol
Özel
Ankara'daki NATO Zirvesi'nde öne çıkan başlıklardan biri, ittifakın yüzde 5 savunma harcaması hedefi oldu. Doç. Dr. Furkan Kaya, hedefin birçok Avrupa ülkesi için ekonomik açıdan zorlayıcı olacağını belirterek "Her NATO üyesinin bunun karşılayabilecek potansiyeli olduğunu düşünmüyorum" dedi.
NATO Zirvesi kapsamında Ankara'da gerçekleşen liderler buluşması, yalnızca ittifakın güvenlik gündemini değil, Türkiye-ABD ilişkileri, F-35 programı, CAATSA yaptırımları, KAAN savaş uçağı, Avrupa güvenliği ve Orta Doğu'daki yeni jeopolitik denklemleri de yeniden tartışmaya açtı. Doç. Dr. Furkan Kaya’ya göre zirve önceki NATO toplantılarından farklı olarak Türkiye'nin yalnızca ev sahibi ülke değil, ittifakın geleceğini şekillendiren merkez aktörlerden biri haline geldiğini ortaya koydu.
'Ankara Zirvesi, Türkiye'nin NATO'daki rolünün değiştiğini gösterdi'
Doç. Dr. Furkan Kaya’ya göre zirveyi önceki toplantılardan ayıran temel unsur, Türkiye'nin artık yalnızca NATO'nun güneydoğu kanadını koruyan bir ülke olarak değil, ittifakın yeni güvenlik mimarisini şekillendiren stratejik merkezlerden biri olarak öne çıkması oldu:
“Ankara Zirvesi’ni önceki NATO zirvelerinden ayıran temel unsur, Türkiye'nin artık sadece ev sahibi o ülke olarak değil, ittifakın güvenlik mimarisini şekillendiren merkez aktör olarak öne çıkması. Bu tabi ki Güneydoğu kanadı ülkesinden Türkiye'nin merkezi bir rolü evrimi olarak da bunu görmek gerekir. Zirve bu anlamda savunma sanayi olsun, Avrupa Güvenliği, İran dosyası, Avrupa'nın güvenliği, savunma sanayi, ABD-Türkiye ilişkilerinin bakımından da tabii NATO 3.0'ın da kapısını aralıyor. Dolayısıyla NATO 3.0 tabirinin de önemi aslında Türkiye'nin merkez rolüyle beraber şekillenen bir NATO olabilme potansiyelini ortaya çıkarıyor.”
'Trump yönetiminde F-35 konusunda yeni bir pencere açılabilir'
Doç. Dr. Furkan Kaya değerlendirmesinde, Donald Trump yönetiminin F-35 meselesinde önceki dönemlere göre daha esnek bir yaklaşım sergileyebileceğini ifade etti. Trump'ın daha önce Beyaz Saray'da yaptığı açıklamaların bu yönde önemli sinyaller verdiği belirtilirken, sorunun tamamen çözüldüğünü söylemenin erken olduğu ancak "kayda değer bir diplomatik pencerenin açılabileceği" vurgulandı. Kaya, bununla birlikte sürecin yalnızca Trump'ın siyasi iradesine bağlı olmadığına dikkat çekerek, ABD Kongresi, CAATSA yaptırımları ve S-400 meselesinin çözümün önündeki en önemli hukuki başlıklar olmaya devam ettiğini ifade etti:
“Trump yönetiminin F-35 konusunda somut adım atma ihtimali önceki dönemlere göre daha güçlü. Çünkü bunun emarelerini aslında bir şekilde göstermişti Beyaz Saray'daki konuşmasında. Dolayısıyla tam olarak sorun çözülmese de hatırı sayılır bir pencerenin aralanacağını düşünüyorum.Fakat bu mesele sadece başkanın siyasi iadesiyle değil, aynı zamanda kongre, CAATSA hukuku ve S-400 başlığıyla da bağlantılı olduğunu görmek lazım.”
‘KAAN ve Türk Savunma Sanayisi ABD’nin radarında’
Kaya, değerlendirmesinde Trump'ın KAAN projesine olumlu yaklaştığını vurguladı. Özellikle 80 adet KAAN motoru konusunda destek verilmesine yönelik daha önce dile getirilen mesajların dikkat çekici olduğu belirtilirken, Türkiye'nin ulaştığı savunma sanayii kapasitesinin artık Washington tarafından da dikkate alındığı ifade etti. Kaya savunma fuarlarında sergilenen yerli sistemlerin de Türkiye'nin artık yalnızca dışarıdan tedarik isteyen değil, alternatif üreten ve teknoloji geliştiren bir ülke konumuna yükseldiğini gösterdiği değerlendirmesini yaptı:
“Trump'ın, hepimizin bildiği üzere, KAAN'a olumlu yaklaşımı var. 80 Adet KAAN motorunun verilmesi noktasında da artık destek vereceğini, bununla ilgili insetif alacağını ifade etmişti. Ve Türkiye'nin tabi savunma sanayinde ulaştığı seviyede artık Washington tarafından dikkate alınıyor. Savunma fuarında da aslında bunun bir gösterimi oldu ve bu Türkiye'nin masaya sadece talep eden bir ülke olarak değil, aynı zamanda alternatif üreten bir aktör olduğunu da aslında gösterdiğini söyleyebiliriz.”
‘CAATSA yaptırımlarının kaldırılması stratejik eşik olabilir’
Doç. Dr. Furkan Kaya’ya göre CAATSA yaptırımlarının kaldırılması, Türkiye-ABD ilişkileri açısından hem psikolojik hem de stratejik bir dönüm noktası niteliği taşıyor. Kaya Trump'ın daha önce "Dostlarımıza yaptırım uygulamayacağız" yönündeki açıklamalarının önemli bir siyasi irade ortaya koyduğunu belirtirken, bunun kurumsal ve hukuki zemine taşınmasının kritik önemde olduğunu ifade etti:
“CAATSA yaptırımlarının kaldırılması Türkiye-Amerika ilişkilerine psikolojik ve stratejik bir eşik olur. Bu çok önemli bence en önemli gündem maddesi bu yaptırımların kaldırılması. Çünkü Trump bildiğiniz üzere dostlarımıza yaptırım uygulamayacağız demişti ve bu şekilde siyasi iradesini ortaya koymuştu. Fakat bunun kurumsal ve hukuki zemine taşınması öncelikli elzem. Bu öncelikle olması gerekiyor. Eğer bu söz yerine getirilirse de savunma sanayi işbirliği F-35, F-16 başlıklarıyla beraber NATO içi, NATO içerisindeki uyum bakımından da yeni bir sayfanın açılmasını sağlayabilir.”
Trump'ın Ankara ziyareti neden kritik?
Doç. Dr. Furkan Kaya değerlendirmesinde Trump'ın uzun süredir Avrupa'nın savunma yükünü artırması gerektiğini savunduğu hatırlatıldı. ABD'nin NATO'dan tamamen ayrılmasının gerçekçi bir senaryo olmadığı belirtilirken, Washington'ın Avrupa üzerindeki "yük paylaşımı" baskısını artıracağı öngörüsünde bulundu:
“Trump'ın, tabi Avrupa'nın kendi savunma yükünü üstten beri söylediğimi NATO içerisinde yeni dönemin ana kodu olarak görmek gerekir. Hatta bu Batı Avrupa'yı adeta bir şok etkisine sokmuştu. Amerika'nın tabii NATO'dan hemen çıkması da çok gerçekçi bir durum değil. Böyle bir şey olması bence mümkün değil. Fakat Washington'ın Avrupa'ya bir bedel paylaşımı, bir yük paylaşım baskısı var. Ve Trump'ın zaten Ankara zirvesine katılımı da bu yüzden sembolik değil ve stratejik olarak görmek gerekiyor. Çünkü Amerikan başkanının Ankara'ya gelmesi Türkiye'nin NATO içindeki ağırlığını ve Erdoğan-Trump hattının ittifak dengeli üzerindeki etkisini de aslında bir şekilde gösterdiğini söyleyebiliriz.”
'Türkiye, ABD ile İran arasında arabuluculuk yapabilecek nadir ülkelerden biri'
Kaya bölgesel krizler açısından Türkiye'nin sahip olduğu diplomatik kapasiteye de dikkat çekti. Türkiye'nin hem NATO üyesi olması hem de İran ile doğrudan iletişim kurabilen bölgesel güçlerden biri olması nedeniyle Washington-Tahran hattında önemli bir diplomatik rol üstlenebileceğini ifade etti:
“Türkiye, Amerika-İran hattında doğrudan ara buluşabilecek nadir aktörlerden biri. Çünkü hem bir NATO üyesiyiz hem de İran'la konuşabilen bölgesel bir gücüz. Fakat Amerika-İran arasında kalıcı barıştan çok kontrollü gerilim yönetimi biraz daha olası gibi geliyor. Nükleer dosya, yaptırımlar ve bölgesel nüfus mücadelesi çözülmeden tabi gerçek bir barış beklemek oldukça da zor.”
‘Her NATO üyesinin bunu karşılayabilecek potansiyeli yok’
Zirvede öne çıkan başlıklardan biri de NATO'nun yüzde 5 savunma harcaması hedefi oldu. Kaya’ya göre hedef siyasi açıdan güçlü görünse de birçok Avrupa ülkesi açısından ekonomik olarak uygulanması kolay olmayacak:
“NATO'nun yüzde 5 savunma harcaması hedefi siyasi olarak güçlü fakat ekonomik olarak birçok Avrupa ülkesi bakımlarında zorlayıcı. Hedefin tabi 3,5 puan doğrudan 1,5 puan ise altyapı ve güvenlik bağlantı yatırımı olarak düşünülmesi bu anlamda belki biraz olsun uygulanabildiği arttırabilir fakat bu hedef tüm üye ülkeler için aynı hızda gerçekleşmez. Çünkü her NATO üyesinin bunun karşılayabilecek potansiyeli olduğunu düşünmüyorum. Türkiye açısından ise savunma sanayi kapasitesi nedeniyle bu süreç bir yükten çok aslında bir fırsat alanında doğurabilir. Zaten biz kendi savunma sanayimizde yapmış olduğumuz hamlelerle de bu potansiyelimizi net bir şekilde de dünyaya ifade ettiğimizi söyleyebilirim."
'Türkiye menteşe ülke konumunu NATO'ya kabul ettirdi'
Doç. Dr. Furkan Kaya’ya göre Ankara Zirvesi'nin en önemli sonuçlarından biri de Türkiye'nin üç kıtayı birbirine bağlayan jeopolitik konumunun NATO tarafından daha güçlü şekilde kabul görmesi oldu:
“Son olarak da Türkiye, menteşe ülke rolünü yani üç kıtayı birleştiren, üç kıtanın jeopolitik güç merkezi olma potansiyelini ve kapasitesini bugün NATO'ya da kabul ettirdiği bir toplantının da olduğunu söyleyebiliriz.”

