GÖRÜŞ

'İran, son saldırıları Umman ve Cenevre'de yapılan görüşmelere tam bir ihanet olarak değerlendiriyor'

© Fotoğraf : Bu fotoğraf yapay zeka ile oluşturulmuşturABD-İran
ABD-İran  - Sputnik Türkiye, 1920, 03.03.2026
Abone ol
İran'a yönelik askeri saldırıları kararlılıkla kınadıklarını belirten eski Malezya Parlamentosu Senatörü Suffian, İran yönetiminin son saldırıları Umman ve Cenevre'de yapılan dolaylı görüşmelere tam bir ihanet olarak değerlendirdiğini ve masaya oturmak için herhangi bir motivasyonu olmadığını vurguladı.
Eski Malezya Parlamentosu senatörü, BERSATU Uluslararası İlişkiler Bürosu Başkanı Jaziri Alkaf Abdillah Suffian, İran, ABD ve İsrail arasındaki çatışmanın tırmanmasını Sputnik’e yorumladı.
"İsrail'in İran'a yönelik askeri saldırılarını kararlılıkla kınıyoruz, zira bu saldırılar uluslararası hukukun açık bir ihlalidir. Bu yalnızca Ortadoğu'daki barış ve istikrara değil, daha geniş bir küresel ekonomiye de ciddi bir tehdit oluşturuyor. ABD silahlı güçlerinin de katılımıyla daha da şiddetlenen bu eylemler, dünyanın toparlanma ve istikrar arayışında olduğu bir dönemde uluslararası ticareti, enerji güvenliğini ve finans piyasalarını sekteye uğratabilecek bir çatışmayı tetikleyebilir" diyen Suffian, sözlerini şöyle sürdürdü:

İran yönetimi, son saldırıları Umman ve Cenevre'de yapılan dolaylı görüşmelere tam bir ihanet olarak değerlendiriyor. ABD, müzakerelerin yapılması planlanan bir ülkenin liderliğini hedef alarak, amacının artık ‘nükleer anlaşma’ değil, mevcut siyasi sistemin tamamen ortadan kaldırılması olduğuna işaret etti.

Bu durumda Tahran'ın müzakere masasına geri dönmek için aslında herhangi bir motivasyonu olmadığını belirten Suffian, “Mevcut gerilim, daha parçalı ve çok kutuplu bir küresel sistem için gerçekten bir katalizör haline geliyor. ABD ve İsrail'in yaptırımlardan egemen bir devletin liderliğine yönelik yıkıcı bir saldırıya geçme kararı, Birleşmiş Milletleri ve geleneksel çok taraflı mekanizmaları hiçe saymıştır” vurgusunu yaptı.
Eski senatör, Epic Fury operasyonunun BRICS+ ülkelerine ve Küresel Güney'e Batı liderliğindeki uluslararası normların giderek daha çok isteğe bağlı hale geldiğine dair net bir sinyal gönderdiğini kaydetti:

Batılı güçler Ortadoğu'da 'rejim formatlamasına' odaklanırken, Çin ve Rusya gibi küresel oyuncular ABD’nin dış politikasının öngörülemezliğinden endişe duyan ülkelerle bağlarını güçlendirerek, kendilerini 'istikrarlı alternatifler' olarak konumlandırıyor. Kriz, Batı'nın 'önce güvenlik' yaklaşımı ile dünyanın geri kalanının paylaştığı 'önce istikrar' önceliği arasındaki derin uçurumu ortaya çıkardı. Sonuç olarak, küresel sistem giderek Batı odaklı bir kamp ile müdahale etmemeyi ve ekonomik sürekliliği vurgulayan, daha az resmileşmiş olsa da daha büyük 'stratejik özerklik' kampı arasında bölünüyor.

Hürmüz Boğazı etrafındaki durum hakkında da yorumda bulunan uzman, “Hürmüz Boğazı'ndaki mevcut kriz, küresel enerji piyasalarının on yıllardır endişe duyduğu bir ‘kara kuğu’ olayıdır ve sonuçlarının uzun süreli olması muhtemeldir. Tanker trafiğinin neredeyse tamamen durması ve sigorta şirketlerinin askeri risklerini karşılamayı reddetmesiyle, boğazın ‘piyasaya kapanışı’ herhangi bir fiziksel ablukadan daha etkili oldu” dedi ve şöyle devam etti:

Yoğun enerji tüketen Asya ülkeleri için, özellikle de Çin, Hindistan ve Japonya için bu kırılganlık artık teorik bir risk olmaktan çıkıp gerçek bir felakete dönüştü. Bu durum, kaçınılmaz olarak aktif hükümet desteğiyle enerji arzının hızlandırılmış bir şekilde çeşitlendirilmesine, boğazlara bağımlı petrolden Orta Asya ve Rusya'dan karayoluyla taşınan petrol boru hatlarına geçişin yanı sıra yerli yenilenebilir ve nükleer enerji endüstrilerinin daha hızlı geliştirilmesine yol açacak.

Bahreyn'de bir binaya isabet eden İHA - Sputnik Türkiye, 1920, 03.03.2026
DÜNYA
Vietnamlı uzmanlar: İran’ın verdiği karşılık ABD’ye ve Körfez monarşilerine atılan tokat
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала