https://anlatilaninotesi.com.tr/20260227/konsere-mi-paylasmaya-mi-gidiliyor-prof-dr-yildiz-sosyal-medya-aliskanliklarini-degerlendirdi-panik-1103725457.html
Konsere mi, paylaşmaya mı gidiliyor? Prof. Dr. Yıldız sosyal medya alışkanlıklarını değerlendirdi, 'panik yok' dedi
Konsere mi, paylaşmaya mı gidiliyor? Prof. Dr. Yıldız sosyal medya alışkanlıklarını değerlendirdi, 'panik yok' dedi
Sputnik Türkiye
Sosyal medya uygulamaları sürekli kendini güncellerken, gündelik hayat alışkanlıkları da değişiyor. Prof. Dr. Nuran Yıldız "Descartes'in 'Düşünüyorum, öyleyse... 27.02.2026, Sputnik Türkiye
2026-02-27T10:00+0300
2026-02-27T10:00+0300
2026-02-27T13:31+0300
anlat bakalim
sosyal medya
nuran yıldız
iletişim
i̇lef
tarkan
instagram
twitter
x
yapay zeka
https://cdn.img.anlatilaninotesi.com.tr/img/07ea/02/1a/1103831227_0:72:924:592_1920x0_80_0_0_f5730a144fec6449366defa4eb4fa8bd.jpg
2000'li yılların başından itibaren hayatımıza giren sosyal medya platformları, yaşantı biçimlerimizi nasıl şekillendirdi? Anlat Bakalım programına konuk olan Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nuran Yıldız "Dünya büyük bir değişimin eşiğinde, o eşiği atlama sürecinde. İşte biz o yeni dünyaya atlama sırasında havada olan kısımdayız" dedi ve tüm bu süreci "Eski ile yeninin çatışması bizi telaşlandırıyor" diye yorumladı.'Düşünüyorum öyleyse varım' bitti, 'görünüyorum öyleyse varım' başladıSosyal medya platformlarının gündelik hayata etkisi üzerine konuşan Prof. Dr. Yıldız "Descartes'in bir sözü vardı. 'Düşünüyorum, öyleyse varım' sözü, bugün şöyle olabilirdi. 'Görüyorum, görünüyorum, öyleyse varım'. Panik havası da var. X, Y, Z kuşağı arasındaki geçişlerde bir panik havası var. Bu sosyal medya bize ne yapacak, gidişimiz çok mu kötü, nereye yuvarlanıyoruz vs. Ben hep şöyle söylüyorum panik yok, bu paniğe neden olan şey, iki ayrı dünyanın karşılaşması. Biz bir geçiş kuşağıyız. Biz derken, X kuşağını Y kuşağını kast ediyorum. Kimi buna dijital göçebe diyor ama ondan daha derin mesele. Dünya değişimin eşiğinde, o eşiği atlayacak. İşte biz o atlama sırasında havada olan kısımdayız. Kendi bildiklerimizle yeni dünyanın bize verdikleri arasındaki çatışma bizi telaşlandırıyor. Z kuşağının paniği yok, onlar bunun içine doğmaktan da öte, nasıl kullanacaklarını biliyorlar. Z kuşağı zaten sosyal medyayı kullanmaya gerek de duymuyor. Arkadaşımın çocuklarından ve yeğenlerimden tanık oluyorum, X ve Y kadar düşkün değiller. Onlar için bu çok normal, sıradan bir gerçeklik" ifadelerini kullandı.Konserlerde neden sanatçıya değil telefona bakıyoruz?Prof. Dr. Nuran Yıldız, son dönemde etkinliklerdeki kayıt alma alışkanlığını da değerlendirdi:'Konsere gidince ben de oradaydım hissi ve kanıtlama isteği var''Anı yaşa' mı 'anın hakkını ver' mi?Prof. Dr. Yıldız, 'Anı yaşa' olgusunu da eleştirel bir bakış açısı ile ele aldı ve farklı bir öneride bulundu: Sosyal medya ve ateşi bulma benzerliği: Bununla ne yapacağız?Sosyal medya kullanımının insanlar için halâ yeni bir alan olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Yıldız "İnsanın sosyal medya ile deneyimi, insanlığın ateşi bulma deneyimi ile çok benzer. Bu ateş acaba yangın mı çıkaracak, yoksa eti pişirmeye mi yarayacak. Deneyimlerle ateş, işlevi iyi olan bir şeye de dönüşüyor. Sosyal medya ile deneyimimiz de böyle bir şey. Sosyal medya deneyimlerinde çok yeniyiz. Sosyal medya ile iyi bir şey mi yapacağız yoksa kötü bir şey mi? Deneyip yanılma sürecindeyiz, bunu yaparken de uzunca bir süre korunaksızdık" dedi.Yıldız ayrıca dünyadan örnekler vererek, sosyal medyanın kullanımına dair oluşturulan yeni düzenlemelere değindi:Ne olmuştu?Aralık ayında Avustralya, 16 yaşından küçüklerin sosyal medya kullanmasını yasakladı. Avustralya'nın peşi sıra İspanya ve İngiltere de benzer düzenlemeler için harekete geçti.Sosyal medyadaki kimlikler farklı mı? Sosyal medyada oluşturulan kimliklerin kurgusal olup olmadığı konusunda Prof. Dr. Yıldız şöyle konuştu:Linç etmek neden kolaylaştı?Özellikle son yıllarda daha da yaygınlaşan 'sosyal medya üzerinden linç' kültürüne dair değerlendirmede bulunan Yıldız 'Yüz yüze iletişim cesaret de ister' dedi ve şunları ekledi:Yapay mı gerçek mi? Bir videonun yapay zeka olduğu nasıl anlaşılır?İnternetteki görüntülerin gerçekliğine dair tereddüt yaşayanların sayısı artıyor. Öyle ki gerçekliği olmayan, yapay zeka ile oluşturulmuş ya da önceki senelere ait olan görüntüler güncel olarak paylaşılıyor. Peki yapay zeka ile oluşturulan görselleri nasıl ayırt edeceğiz?
https://anlatilaninotesi.com.tr/20260220/kvkk-6-sosyal-medya-platformu-hakkinda-resen-inceleme-baslatti-1103671729.html
Sputnik Türkiye
feedback.tr@sputniknews.com
+74956456601
MIA „Rossiya Segodnya“
2026
Zeynep Gökalp
https://cdn.img.anlatilaninotesi.com.tr/img/07e5/06/11/1044758007_0:132:1236:1368_100x100_80_0_0_fd21eec9465fc3d80e1c05156d705a72.jpg
Zeynep Gökalp
https://cdn.img.anlatilaninotesi.com.tr/img/07e5/06/11/1044758007_0:132:1236:1368_100x100_80_0_0_fd21eec9465fc3d80e1c05156d705a72.jpg
SON HABERLER
tr_TR
Sputnik Türkiye
feedback.tr@sputniknews.com
+74956456601
MIA „Rossiya Segodnya“
https://cdn.img.anlatilaninotesi.com.tr/img/07ea/02/1a/1103831227_55:0:922:650_1920x0_80_0_0_375851a96124504cf41f817c09b62407.jpgSputnik Türkiye
feedback.tr@sputniknews.com
+74956456601
MIA „Rossiya Segodnya“
Zeynep Gökalp
https://cdn.img.anlatilaninotesi.com.tr/img/07e5/06/11/1044758007_0:132:1236:1368_100x100_80_0_0_fd21eec9465fc3d80e1c05156d705a72.jpg
prof. dr. nuran yıldız, nuran yıldız, tarkan, tarkan konseri, konser sosyal medya, sosyal medya,
prof. dr. nuran yıldız, nuran yıldız, tarkan, tarkan konseri, konser sosyal medya, sosyal medya,
Konsere mi, paylaşmaya mı gidiliyor? Prof. Dr. Yıldız sosyal medya alışkanlıklarını değerlendirdi, 'panik yok' dedi
10:00 27.02.2026 (güncellendi: 13:31 27.02.2026) Özel
Sosyal medya uygulamaları sürekli kendini güncellerken, gündelik hayat alışkanlıkları da değişiyor. Prof. Dr. Nuran Yıldız "Descartes'in 'Düşünüyorum, öyleyse varım' sözünün günümüzde, 'Görüyorum, gösteriyorum öyleyse varım' cümlesine dönüştüğünü söyledi. Yıldız, "Tarkan konseri bile 'ordaydım, kanıtlamak istiyorum' duygusuna varıyor" dedi.
2000'li yılların başından itibaren hayatımıza giren sosyal medya platformları, yaşantı biçimlerimizi nasıl şekillendirdi? Anlat Bakalım programına konuk olan Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nuran Yıldız "Dünya büyük bir değişimin eşiğinde, o eşiği atlama sürecinde. İşte biz o yeni dünyaya atlama sırasında havada olan kısımdayız" dedi ve tüm bu süreci "Eski ile yeninin çatışması bizi telaşlandırıyor" diye yorumladı.
'Düşünüyorum öyleyse varım' bitti, 'görünüyorum öyleyse varım' başladı
Sosyal medya platformlarının gündelik hayata etkisi üzerine konuşan Prof. Dr. Yıldız "Descartes'in bir sözü vardı. 'Düşünüyorum, öyleyse varım' sözü, bugün şöyle olabilirdi. 'Görüyorum, görünüyorum, öyleyse varım'. Panik havası da var. X, Y, Z kuşağı arasındaki geçişlerde bir panik havası var. Bu sosyal medya bize ne yapacak, gidişimiz çok mu kötü, nereye yuvarlanıyoruz vs. Ben hep şöyle söylüyorum panik yok, bu paniğe neden olan şey, iki ayrı dünyanın karşılaşması. Biz bir geçiş kuşağıyız. Biz derken, X kuşağını Y kuşağını kast ediyorum. Kimi buna dijital göçebe diyor ama ondan daha derin mesele. Dünya değişimin eşiğinde, o eşiği atlayacak. İşte biz o atlama sırasında havada olan kısımdayız. Kendi bildiklerimizle yeni dünyanın bize verdikleri arasındaki çatışma bizi telaşlandırıyor. Z kuşağının paniği yok, onlar bunun içine doğmaktan da öte, nasıl kullanacaklarını biliyorlar. Z kuşağı zaten sosyal medyayı kullanmaya gerek de duymuyor. Arkadaşımın çocuklarından ve yeğenlerimden tanık oluyorum, X ve Y kadar düşkün değiller. Onlar için bu çok normal, sıradan bir gerçeklik" ifadelerini kullandı.
Konserlerde neden sanatçıya değil telefona bakıyoruz?
Prof. Dr. Nuran Yıldız, son dönemde etkinliklerdeki kayıt alma alışkanlığını da değerlendirdi:
Tarkan konserindeki insanları ikiye ayırmak gerekiyor. Bir grup, Tarkan yıllar sonra konser verdi, o konserde olmak için oradaydı. O kadar az olan bir şey ki, kaçırmamak lazım duygusuyla gitti. İkinci grup da; Tarkan ile ilgili bir fikri yok, Tarkan diye bir gerçek var, orda olmak için gidiyor. Orda olmak için gidenler şöyle; yeni dünya çeşitli duygularımızdan besleniyor. Bir tanesi kötülüğün ticarileşmesi, bir tanesi yalnızlığın ticarileşmesi, diğeri de mutsuzluğun ticarileşmesi. Bu 3 kavram dijital dünya tarafından üretiliyor. Aynı dünya tarafından da çözümleri sunuluyor. Bir taraftan ürettiğinden, diğer taraftan kazanıyor. Birey dediğimiz canlı bütün bunlarla mücadele ederken bazı ihtiyaçları otaya çıkıyor, bunlar ne? Ait olma, var olma, yani 'ben varım'.
'Konsere gidince ben de oradaydım hissi ve kanıtlama isteği var'
Tarkan konseri artık müzik etkinliği olmaktan çıkıyor, var oluş mekanına dönüşüyor. 'Ben ordaydım' hissini yayıyor. İkincisi de 'bir kalabalığın parçasıyım' ki bu yalnızlığa çok iyi gelen bir his. 'Herkes ordaydı, ben de ordaydım'. Algı yönetimi çok derin bir şeydir. Algı yönetiminde 'herkes' sözcüğü çok derin bir yer kaplar. 'Herkes yapıyor, herkes söylüyor, herkes onu dinliyor...' "Herkes" kavramı çok yanılsamalı, insanlara yanlış da yaptıran bir duygu. Doğru yanlış arasındaki çizgiyi kaybettiren bir duygu. Herkesin parçası olmak neden önemli? Sen zaten gündelik hayatında yalnızsın, kimse seninle ilgilenmiyor, kendin de ilgilenmiyorsun aslında. Artık 'selfie' dediğimiz şey gibi, kendini göstermekten, kim olduğunu düşünmeye zamanın kalmıyor. Tarkan konseri bir müzik etkinliğinden çıkıyor, 'ordaydım, gördüm kaydettim, orda olduğumu kanıtlamak istiyorum' 'kanıtlamak için de gösteriyorum'. Bunun da özü şu, göz görme organı, beynin yerini aldı. Tüm oluş bitişler, gözle karar verilen bir şeye dönüştü, ben görüyorsam var, görmüyorsam yok.
'Anı yaşa' mı 'anın hakkını ver' mi?
Prof. Dr. Yıldız, 'Anı yaşa' olgusunu da eleştirel bir bakış açısı ile ele aldı ve farklı bir öneride bulundu:
Şöyle bir masal var; 'Anı Yaşa'. Ama sözünü ettiğin örnek, yani bir konserde kayıt almak anı yaşamak değil. 'Anda kal' var, bu da onun bir uzantısı. O da değil. O zaman 'anı paylaş'. O zaman da 'an'da kalamıyorum. An ile problemimiz var. Yapılması gereken tek şey şu: 'Anın hakkını ver'. Tarkan konserine mi gittin, tabi ki anı fotoğrafı çektir ama sanatçı kimse, izleme deneyimini hayatına al. Öğrencilerime de çok sıklıkla söylediğim bir şey, bana anı yaşa demeyin, 'anın hakkını ver' deyin.
Sosyal medya ve ateşi bulma benzerliği: Bununla ne yapacağız?
Sosyal medya kullanımının insanlar için halâ yeni bir alan olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Yıldız "İnsanın sosyal medya ile deneyimi, insanlığın ateşi bulma deneyimi ile çok benzer. Bu ateş acaba yangın mı çıkaracak, yoksa eti pişirmeye mi yarayacak. Deneyimlerle ateş, işlevi iyi olan bir şeye de dönüşüyor. Sosyal medya ile deneyimimiz de böyle bir şey. Sosyal medya deneyimlerinde çok yeniyiz. Sosyal medya ile iyi bir şey mi yapacağız yoksa kötü bir şey mi? Deneyip yanılma sürecindeyiz, bunu yaparken de uzunca bir süre korunaksızdık" dedi.
Yıldız ayrıca dünyadan örnekler vererek, sosyal medyanın kullanımına dair oluşturulan yeni düzenlemelere değindi:
Avustralya'dan başladı, İspanya'da da devamı geldi. Artık 'bu ateşin yemek pişirilmesi için kullanılması gerekiyor' konusuna dair düzenlemeler var.
Aralık ayında
Avustralya, 16 yaşından küçüklerin sosyal medya kullanmasını yasakladı. Avustralya'nın peşi sıra İspanya ve İngiltere de benzer düzenlemeler için harekete geçti.
Sosyal medyadaki kimlikler farklı mı?
Sosyal medyada oluşturulan kimliklerin kurgusal olup olmadığı konusunda Prof. Dr. Yıldız şöyle konuştu:
“Neden iki ayrı kimlik kuruluyor? Kimler sosyal medyada farlı kimlik oluşturuyor? Gerçek ve sanal dünya var. Gerçek dünyada yaşadığımız her şey tek bir kere gerçekleşir, sosyal medyada öyle bir şey yok. Sosyal medyada her şey kurgusal, kimlik de kurgusal. Nerede kurgusal oluyor, sende bende olmuyor. Biz kimliklerimizden memnunuz ve onun sorumluluklarını taşıyabiliyoruz. İnsanların çoğu gerçek dünyada yaşadıklarından memnun değil. Sosyal medyadaki kimliğini kaçış olarak görüyor. 'Hangisi gerçek, olduğun mu, olmak istediğin mi' kısmı da akademik olarak araştırılıyor. Mesele şu, birilerini aldatmak için kullanılıyor mu? Kimlik dediğimiz şey de modüler bir şey. Günlük hayatta da, iş görüşmesine giderken veya arkadaşlarımızın yanına giderken farklı oluyoruz. Sosyal medyada da bu var. Başkalarını aldatmak, zarar vermek gibi durumlarda sorun başlıyor.”
Linç etmek neden kolaylaştı?
Özellikle son yıllarda daha da yaygınlaşan 'sosyal medya üzerinden linç' kültürüne dair değerlendirmede bulunan Yıldız 'Yüz yüze iletişim cesaret de ister' dedi ve şunları ekledi:
"Gerçek hayatta sözlerinizin sorumluluğunu aldığınız gibi sosyal medya da sorumluluk almıyorsunuz. Bu da size yapay bir rahatlık veriyor. Ağzınızdan çıkanın karşınızdaki insanın hayatına nasıl negatif etkileri olduğunuve karşınızdakinin hangi psikolojide olduğunu da bilmeden yaptığınızda sonuçlarını görmüyorsunuz. Bu kelimeyi kullandığım için üzgünüm ama o anda 'hayvani' bir güdü ile hareket ediyorsunuz. Gerçek hayatta kurallar var. Gerçek yaşamda iletişim kurmak cesaret ister. Söylediğiniz şeyin sonucunu, karşınızdakinin gözlerinden, beden dilinden anlarsınız. Bunu kaldıramayabilirsiniz, göze alamayabilirsiniz, utanabilirsiniz. Bu tür konforsuz durumları daha konforlu, korunaklı ortamda gerçekleştiriyor linç edenler."
Yapay mı gerçek mi? Bir videonun yapay zeka olduğu nasıl anlaşılır?
İnternetteki görüntülerin gerçekliğine dair tereddüt yaşayanların sayısı artıyor. Öyle ki gerçekliği olmayan, yapay zeka ile oluşturulmuş ya da önceki senelere ait olan görüntüler güncel olarak paylaşılıyor. Peki yapay zeka ile oluşturulan görselleri nasıl ayırt edeceğiz?
“Birçok anlama yolu var, ilki gördüğünüz şey için, ‘Hayattın doğal akışına uygun mu?” sorusunu sormalısınız. Avukatlar dahi savunmayı şöyle yapar, 'hayatın doğal akışına uygun değil'. Olay doğal akışa uygun mu? diye sorun kendinize. Hemen şunu da sorun, kameranın orada ne işi var? Başka bir anlama yolu, ‘Bağlamı nedir?’ sorusu. Bir cümleyi alırsın, başını sonunu bilmediğin için onu doğru kabul edersin ama bağlamında göründüğü anlamın tam tersi anlam olabilir. Teknik analizlerle de anlaşılabilir. Bunlar da aslında medya okur yazarlığının önemini ortaya koyuyor.”