“Orban sonrasında hem NATO hem AB için ittifak/birlik içi çoğulculuğun daralması söz konusu olacaktır. Bu, Macaristan’daki iktidar değişiminin en önemli sonucu olabilir. Avrupa’daki gelişmeleri izleyenlerin takdir edeceği Merkel dönemi Avrupası ile Merkel sonrası Avrupası arasında farkın bir benzerini Orban sonrası dönem için de konuşabiliriz. Etki gücü aynı değerde olur mu şu an bilemeyiz. Çünkü Avrupa, ortak dış politika belirleme ve ortak savunma konusunda uzlaşı sağlamada zaten zayıftı; değişen konjonktürde bunu derinleştirmişti. Bir çıkış bulmak zorunda olduğu dönemdeyiz. Orban alternatif politika önerileri getirebilen bir isimdi ve dış politikada bir nebze denge sağlama işlevi görüyordu. “
'Macron AB’nin ABD’ye kaymasını engelliyordu’
‘Türkiye önemli bir müttefikini kaybetti’
“Macaristan'ın zaferi, Ankara için karmaşık olsa da stratejik bir kayıp anlamına geliyor. Orban'ın Macaristan'ı, AB içinde Türkiye'nin en güvenilir veto oyuncusuydu; yaptırımları engelliyor, şartlılık dilini yumuşatıyor ve eleştirilere diplomatik destek sağlıyordu. Bu kalkan artık yok. Brüksel yanlısı bir Budapeşte, AB'nin demokratik gerilemeye ilişkin kolektif duruşunu neredeyse kesin olarak sertleştirecek ve Türkiye'nin kendi kurumsal gidişatına yönelik normatif baskıyı hızlandıracaktır. Türkiye açısından Orban'ın kaybı yalnızca bir müttefikin kaybı değil, işlevsel bir tampon bölgenin ortadan kalkması anlamına geliyor. Orban, AB ile Türkiye arasındaki ilişkide hem doğrudan bir denge unsuru hem de Brüksel'in eleştiri dilini içeriden yumuşatan bir ses olarak çalışıyordu; bu işlev artık yok. Bu nedenle Türkiye, Ukrayna arabuluculuk rolünü proaktif biçimde yeniden tanımlamalı ve Ankara'nın vazgeçilmezliğini artık sessiz değil açık sesle ortaya koymalıdır.”