Bazı müzakere katılımcılarına göre, resmi görevleri bulunmayan Jared Kushner ve Steve Witkoff, Trump yönetiminde fiilen Netanyahu çevresinin bir parçası olarak kabul ediliyor ve bu müzakerelerde ABD'den çok İsrail'i, İsrail'in taleplerini yerine getirmeye daha fazla çalışıyorlardı.
Görünüşe göre Hürmüz Boğazı meselesi de taraflar arasında bir başka engel oldu. Amerikalılar bu kozu İran'dan almak istiyor, İran ise sürekli tehditler altında bu nüfuz aracını kaybetmek istemiyor. Trump'ın İran'ı ablukaya alması veya Hürmüz Boğazı'nı zorla açması tehditleri, son kırk günde öne sürdüğü tüm önceki tehditleri gibi değerlendiriliyor, tüm uzmanlar bu tehditlerin boş ve anlamsız olduğu konusunda hemfikir. Genel olarak tüm dünya, Hürmüz Boğazı'ndan geçişin yalnızca İran'la diplomatik yolla ve anlaşma yoluyla mümkün olduğunu kabul ediyor. Boğazdaki askeri operasyonlar ise onu açmak yerine yalnızca gerilimi artırır ve hiçbir ticari gemi oradan geçmeye cesaret edemez, sigorta şirketleri boğazdan geçen gemileri sigortalamayı reddeder.