ABD Başkanı Donald Trump, bir röportajında, İran’ın bir sonraki liderinin seçim sürecine Venezüella’da olduğu gibi bizzat müdahil olması gerektiğini dile getirdi.
Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Ortadoğu uzmanı, Siyasi Öngörü ve Çözüm Enstitüsü Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Aleksandr Kuznetsov, İran’da en yüksek makam olan Rehber’in (Dini Lider) ABD tarafından belirlenmesinin hukuki ve teorik olarak imkansız olduğunu vurgulayarak şunları ifade etti:
ABD Başkanı ne bir Ayetullah’ı ne de Rehber’i atayabilir. İran’da Rehber, yaklaşık 80 üst düzey din adamından oluşan Anayasayı Koruyucular Konseyi (Uzmanlar Meclisi) tarafından seçilir. Trump’ın bu sürece herhangi bir şekilde müdahale etmesi mümkün değil ve bu tür bir söylem tamamen absürt görünüyor. Eğer böyle bir şey söylüyorsa, İran’ın siyasi sistemini hiç anlamıyor demektir. Muhtemelen kendini çok yanlış ve beceriksizce ifade etti. Aslında kastettiği şey, ABD’nin bu makamda kendilerine sadık birini görmek istediğidir. Ancak bu, bambaşka bir söylem. Bu açıklama, Venezüella’da uygulanan senaryonun bir tekrarı niteliğinde ve ABD’nin rejim değişikliğini kaynakları ele geçirmeye yönelik bir ‘iş projesi’ olarak gördüğünü ortaya koyuyor. Onlar için bu bir iş; sadece rejimi değiştirmek değil, o rejimin tamamen kendi kontrollerinde olmasını istiyorlar.
Kuznetsov, Venezüella’daki iktidar değişikliği girişimi ile İran’daki mevcut durumu karşılaştırarak iki ülke arasında büyük farklar olduğunu belirtti:
Venezüella’da bu süreç neredeyse kansız bir şekilde ilerledi. Ancak İran’da şu ana kadar binden fazla insan öldürüldü, bombardımanlar devam ediyor, insanlar acı çekiyor, çocuklar hayatını kaybediyor. İran’da böyle bir senaryonun uygulanması mümkün değil; halk öfkeli ve büyük bir hiddet içinde.
ABD’nin başka ülkelerde benzer rejim değişikliği girişimleri yapma ihtimaline ilişkin olarak da uzman, şunları kaydetti:
Bence ABD’nin bu tür girişimler yapabileceği pek fazla ülke kalmadı. İran’a yönelik bu operasyon bile büyük bir hata; yeterince hazırlanılmamış olduğu açıkça görülüyor. Amerikalılar bu kez çok kötü bir hazırlık yapmış. Çin ve Rusya’ya karşı böyle bir adım atamazlar; nükleer güçlere karşı çekiniyorlar. Belki Küba’da benzer bir şey denenebilir, ancak önce İran meselesini bir şekilde çözmeleri gerekiyor. İran konusu ise bence çok uzun sürecek.
Kuznetsov, Trump ve ekibinin, İran’daki iç karışıklıkları destekleyerek bir sonraki liderin seçimini etkilemeyi ya da Uzmanlar Meclisi’ni zayıflatmayı hedeflediğini, ancak İran’ın siyasi kültüründe dış baskının ters etki yarattığına dikkat çekti:
İran’da dış müdahale algısı güçlendiğinde, muhalif kesimler de dahil olmak üzere toplumun geniş bir bölümü, bayrak ve dini lider etrafında birleşerek dış düşmana karşı ortak bir duruş sergiler. Bu nedenle dış baskı, beklenenin aksine, içerideki muhalefeti bile mevcut liderliğe yakınlaştıran bir sonuç doğuruyor.