Bakan Şimşek: Kur rejimine ilişkin spekülasyonların hiçbir dayanağı yok

© AA / Celal Güneş
Abone ol
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, serbest dalgalı kur rejimine dönüş için enflasyon ve enflasyon beklentilerinin daha uygun seviyelere gelmesi gerektiğini belirtti. Bakan Şimşek, kur rejimine ilişkin spekülasyonların ise herhangi bir dayanağının bulunmadığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel, 2027-2029 dönemini kapsayan 'Orta Vadeli Program Uluslararası Medya Buluşması' kapsamında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde yabancı basın mensuplarıyla bir araya geldi.
Toplantıda gazetecilerin sorularını yanıtlayan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye'nin terörün finansmanı, yasa dışı finansal faaliyetler, kara para aklama, yaptırım ihlalleri ve yasa dışı ticaretle mücadelede kararlı olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:
Önceliğimiz her zaman kendi finansal sistemimizin bütünlüğünü korumak ve bu yolla uluslararası finansal sistemin bütünlüğüne katkı sağlamak olmuştur. Türkiye, terörün finansmanı, her türlü yasa dışı finansal faaliyet, kara para aklama, yaptırımların ihlali ve yasa dışı ticaretin tüm biçimleriyle mücadelede kararlıdır. Bildiğiniz üzere, yıllardır finansal sistemimizin şeffaflığını ve bütünlüğünü güçlendirmek adına büyük yatırımlar yaptık ve bu çabalarımızı sürdürüyoruz. Türkiye'de faaliyet gösteren tüm şirketler, ulusal mevzuatla tam uyum içinde faaliyette bulunmalı ve yaptırımlara konu olabilecek işlemlerden uzak durmalı. İster finans sektörü ister diğer sektörler olsun, yetkili kurumlarımız her türlü açıklamayı ve iddiayı gereken titizlikle ve hukukun üstünlüğü çerçevesinde değerlendirmektedir.
'İran'a ödeme yapmıyoruz'
İran'dan doğal gaz ithalatı ve bu ülkeye yönelik ödemeler hakkında da bilgi veren Bakan Şimşek, şu ifadeleri kullandı:
İran'dan doğal gaz satın aldığımızda İran'a ödeme yapmıyoruz. Bu size şaşırtıcı gelebilir, 'Nasıl yani, gazı bedava mı alıyorsunuz?' diyebilirsiniz. Ancak elbette hiçbir şey bedava değil. Doğal gaz karşılığında İran'a ödeme yapmıyoruz. Bu konuda da ABD ile bir mutabakatımız var. Para, çok sıkı biçimde düzenlenen bir hesapta tutuluyor ve İran'a bu hesaptan yalnızca gıda, ilaç ve benzeri kalemler için ödeme yapılabiliyor. İran, yaptırım rejimi kapsamında izin verilen belirli ürünleri satın aldığında, bu ayrılmış hesapta biriken para o işlemlere ödeniyor. Dolayısıyla doğal gaz ödemelerinin nasıl yönetileceğine ilişkin yerleşik ve iyi işleyen bir çerçeve mevcut.
Kur rejiminde değişiklik olacak mı?
Kur rejimine yönelik tartışmalara da değinen Bakan Şimşek, şöyle konuştu:
Öncelikle, serbest dalgalı kur rejimine dönmek arzu edilen bir şeydir. Çünkü serbest dalgalı kur bir şok emici işlev görür. Ancak yönetimli dalgalanma rejimindeyken, serbest dalgalanmaya geri dönebilmeniz için bazı koşulların oluşması gerekir. Burada öncelikle vurgulamak isterim ki mesele, serbest dalgalanmaya dönmekten çekinmek değil, bunun için gerekli koşulların sağlıklı ve doğru biçimde oluşmasını sağlamaktır. Normalde serbest dalgalanmaya geri dönebilmek için ideal olarak görece daha düşük bir enflasyon oranı istersiniz. Dalgalı kur rejimine geçiş için hala görece yüksek bir enflasyon oranımız var. İkincisi, enflasyon beklentileri de istediğimiz düzeyde değil. Üçüncüsü, normal şartlarda döviz piyasasında alıcı ve satıcının (iki yönlü hareketin) bulunması gerekir. Ancak bu yeni program, 2023'ün ortalarında uygulamaya konulduğundan bu yana piyasa, Türk varlıklarına aşırı ilgi gösteriyor ve dolayısıyla hareket tek yönlü oluyor ya da dış şoklar çıkışları tetikliyor. Söylemek istediğim özetle şu: Kur rejimine ilişkin spekülasyonların hiçbir dayanağı yok.
'Elimizde sihirli bir küre yok'
2027 enflasyon tahmininin para politikasını gevşetmek amacıyla yukarı yönlü revize edildiği yönündeki iddialara Bakan Şimşek, şunları söyledi:
Bizim böyle bir gündemimiz asla olmamıştır. Bu tür söylemlerin hiçbir geçerliliği yoktur. Fiyat istikrarına olan bağlılığımız tamdır ve çok güçlü şekilde sürmektedir. Programları hazırlarken elimizde sihirli bir küre yok, küresel dinamikleri de tek başımıza kontrol edemiyoruz. Son birkaç aydır gerek enerji gerekse tarımsal ve endüstriyel emtia fiyatlarının ne denli yükseldiği ortadadır. Çünkü dünyanın şu an karşı karşıya olduğu arz şoku, tarihin en şiddetli şoklarından biridir. Dolayısıyla programımız küresel ve jeopolitik düzeydeki bu zorlu koşulları da yansıtmaktadır.
'Hayat pahalılığı baskısını son derece ciddiye alıyoruz'
Gini katsayısındaki değişime işaret ederek gelir dağılımında anlamlı bir iyileşme yaşandığını belirten Bakan Şimşek, şu ifadeleri kullandı:
Katsayı hala yüksek, yanlış anlaşılmasın 'işimiz bitti' demiyorum. Ancak dezenflasyon programı başladığından bu yana, Türkiye'de gelir dağılımında belirgin bir iyileşme kaydedildi. Yolculuğumuzun henüz başlarındayız ama ilerleme var. İş gücünün GSYH'den aldığı paya bakarsanız, son 3 yılda ciddi bir artış olduğunu görürsünüz. Muhalefetin belirli çevrelerince üretilen anlatılanlara rağmen, ücretlerin milli gelir içindeki payı belirgin şekilde artmış ve şu anda uzun dönem ortalamalarının oldukça üzerine çıkmıştır. Hayat pahalılığı baskısını son derece ciddiye alıyoruz, Sayın Cumhurbaşkanımız bu konuda bizi görevlendirdi. Kararlılığımız tamdır ve bu yolda tavizsiz devam edeceğiz. Hiçbir ekonomi programı sabit değildir, program yaşayan bir organizmadır. Çünkü dış koşulları biz belirlemiyoruz, belirleyemiyoruz. Sürekli değişen dış koşullara göre de güncelleme ihtiyacı doğuyor. Bize yöneltilebilecek tek makul eleştiri, hedeflerimizde 'fazla iddialı' davrandığımız olabilir. Evet, iddialıydık ve bunun getirdiği maliyetler oldu, fakat programa bağlılığımız tamdır, programı kararlılıkla sürdüreceğiz ve dezenflasyonu tesis edeceğiz. Asıl önemli olan gittiğimiz yöndür ve yönümüz son derece nettir. Sınırlı bir ilerleme bile hiç ilerleme olmamasından çok daha iyidir.
'Çinli dostlarımızla görüşüyoruz'
Çin'in küresel ihracatındaki artışa ve ticaret dengelerine de değinen Bakan Şimşek, şöyle konuştu:
Bu yıl Çin'e olan ihracatımız yıllıklandırılmış bazda 4 milyar doların hemen altındayken, ithalatımız 52 milyar dolar civarında. Dolayısıyla görebileceğiniz üzere, ortada oldukça büyük bir açık var. Bunu karşılıklı fayda sağlayacak şekilde nasıl daha sürdürülebilir kılabileceğimizi Çinli dostlarımızla görüşüyoruz. Asya'ya inanıyoruz. Asya, Türkiye'nin ne yazık ki geçmişte yeterince güçlü odaklanamadığı bir bölge. Dolayısıyla buraya yönelik yenilenmiş bir odaklanmamız var ve Asyalı ortaklarımızla ilk fırsatta temas kurmak istiyoruz.

