https://anlatilaninotesi.com.tr/20260808/cocukluk-travmasi-beyni-nasil-degistiriyor-bilim-insanlarindan-yeni-kesif-1107864516.html
Çocukluk travması beyni nasıl değiştiriyor? Bilim insanlarından yeni keşif
Çocukluk travması beyni nasıl değiştiriyor? Bilim insanlarından yeni keşif
Sputnik Türkiye
ABD'li araştırmacılar, fareler üzerinde yaptıkları çalışmada çocukluk dönemindeki stresin beynin ödül, motivasyon ve stres tepkilerini düzenleyen bölgesinde... 08.08.2026, Sputnik Türkiye
2026-08-08T13:15+0300
2026-08-08T13:15+0300
2026-08-08T13:15+0300
sağlik
bilim
teknoloji
araştırma
https://cdn.img.anlatilaninotesi.com.tr/img/07e9/0c/01/1101450450_0:66:1280:786_1920x0_80_0_0_b09bb146bb21ba7b32dc2f0153cca54f.jpg
Bilim insanları, çocukluk döneminde yaşanan stres ve travmaların ilerleyen yaşlarda ruhsal sağlık üzerindeki etkilerine ilişkin yeni bir biyolojik mekanizma keşfetti.ABD'deki araştırmacıların gerçekleştirdiği ve Neuron dergisinde yayımlanan çalışmada, çocukluk dönemindeki stresin beyinde uzun süreli değişikliklere yol açabileceği ortaya konuldu.Araştırmacılar, farelerde beynin ventral tegmental alanı (VTA) olarak adlandırılan bölgesine odaklandı. Dopaminle ilişkili olan bu bölge, ödül, motivasyon ve stres tepkilerinin düzenlenmesinde rol oynuyor.Çocukluk stresi DNA'nın yapısını etkiliyorÇalışmada, genç yaşta stres yaşayan farelerin VTA bölgesindeki nöronların DNA'sında değişiklikler meydana geldiği belirlendi.Araştırmacılara göre stres, nöronların içerisindeki kıvrılmış DNA'nın bir miktar gevşemesine ve bazı genlerin daha kolay etkinleşebilecek hale gelmesine yol açıyor.Bilim insanları bu DNA yapısını bir "slinky" oyuncağına benzetti. İlerleyen yaşlarda yeni stresli deneyimlerle karşılaşıldığında, daha önce gevşemiş durumdaki DNA ve buna bağlı genlerin daha güçlü tepki vermeye yatkın hale geldiği belirtildi.Bu durumun dopamin dengesini etkileyerek kaygı gibi sorunlarla ilişkili olabileceği kaydedildi.SETD7 enzimi önemli rol oynuyorAraştırmada, erken yaşta yaşanan stresin VTA nöronlarında SETD7 adı verilen enzimin miktarını artırdığı tespit edildi. SETD7 seviyesindeki artışın, DNA'nın gevşemeye hazır olduğunu belirten H3K4me1 adı verilen kimyasal işaretlerin çoğalmasına yol açtığı belirlendi.Bunun, dopamin üreten hücrelerdeki bazı genlerin gelecekte etkinleştirilmesini kolaylaştırdığı ifade edildi. Araştırmacılar mekanizmayı test etmek amacıyla stres yaşamamış farelerde SETD7 seviyesini yapay olarak artırdı. Stresli deneyimlerden geçirilen diğer farelerde ise enzimin etkisi engellendi.SETD7 seviyesinin artırıldığı farelerin yetişkinlikte strese karşı daha düşük tolerans gösterdiği ve daha fazla kaygılı davranış sergilediği görüldü. SETD7'nin azaltılması ise stres yaşayan farelerin kontrol grubuna kıyasla daha dirençli olmasını sağladı.'Travmanın bıraktığı fiziksel bir iz'Washington Üniversitesi Tıp Fakültesinden anesteziyolog Meaghan Creed, çalışmanın erken yaşta yaşanan olumsuz deneyimler ile uzun vadeli ruhsal hastalık riskine yatkınlık arasında yeni bir biyolojik süreç ortaya koyduğunu belirtti.Creed, bulguların gelişim döneminde yaşanan travmanın beyin hücrelerinde bıraktığı fiziksel bir iz ortaya koyduğunu ve bunun yeni tedavi ve müdahaleler geliştirmek için biyolojik bir hedef oluşturabileceğini ifade etti.Princeton Neuroscience Institute'tan nörobilimci Catherine Jensen Peña da erken yaşam stresinin beyin üzerindeki etkilerine yönelik mevcut tedavilerin sınırlı olduğunu belirterek çalışmanın bu etkilerin neden uzun süre gizli kalabildiğini ve farklı biçimlerde ortaya çıkabildiğini anlamaya yardımcı olduğunu söyledi.Bulgular henüz insanlar için doğrulanmadıAraştırmacılar, çalışmanın fareler üzerinde gerçekleştirildiğine ve bulguların henüz insanlar üzerinde doğrulanması gerektiğine dikkat çekiyor.Bununla birlikte bilim insanları, fareler ve insanlar arasındaki bazı biyolojik benzerlikler ile çocukluk dönemindeki olumsuz deneyimlerin sağlık üzerindeki etkilerine ilişkin mevcut araştırmaların, benzer bir mekanizmanın insanlarda da bulunabileceğine işaret edebileceğini belirtiyor.Araştırmacılar, gelecekte erken yaşta sosyalleşme ve yeterli beslenme gibi olumlu deneyimlerin aynı nöron grubu üzerinde koruyucu etkileri olup olmadığını incelemeyi planlıyor.Bilim insanlarına göre bu tür çalışmalar, çocukların gelişimin hassas dönemlerinde desteklenmesinin ilerleyen yaşlarda strese karşı dayanıklılığın güçlendirilmesine yardımcı olup olamayacağının anlaşılmasına katkı sağlayabilir.
https://anlatilaninotesi.com.tr/20260807/arastirma-diyet-kola-ve-yapay-tatlandirici-bilissel-gerilemeyi-hizlandirabilir-1107849207.html
Sputnik Türkiye
feedback.tr@sputniknews.com
+74956456601
MIA „Rossiya Segodnya“
2026
Sputnik Türkiye
feedback.tr@sputniknews.com
+74956456601
MIA „Rossiya Segodnya“
SON HABERLER
tr_TR
Sputnik Türkiye
feedback.tr@sputniknews.com
+74956456601
MIA „Rossiya Segodnya“
https://cdn.img.anlatilaninotesi.com.tr/img/07e9/0c/01/1101450450_73:0:1208:851_1920x0_80_0_0_d569814aaa2aa7baf5b4f8e344e1ac31.jpgSputnik Türkiye
feedback.tr@sputniknews.com
+74956456601
MIA „Rossiya Segodnya“
bilim, teknoloji, araştırma
bilim, teknoloji, araştırma
Çocukluk travması beyni nasıl değiştiriyor? Bilim insanlarından yeni keşif
ABD'li araştırmacılar, fareler üzerinde yaptıkları çalışmada çocukluk dönemindeki stresin beynin ödül, motivasyon ve stres tepkilerini düzenleyen bölgesinde biyolojik değişikliklere yol açarak ilerleyen yaşlarda strese karşı hassasiyeti artırabileceğini ortaya koydu.
Bilim insanları, çocukluk döneminde yaşanan stres ve travmaların ilerleyen yaşlarda ruhsal sağlık üzerindeki etkilerine ilişkin yeni bir biyolojik mekanizma keşfetti.
ABD'deki araştırmacıların gerçekleştirdiği ve Neuron dergisinde yayımlanan çalışmada, çocukluk dönemindeki stresin beyinde uzun süreli değişikliklere yol açabileceği ortaya konuldu.
Araştırmacılar, farelerde beynin ventral tegmental alanı (VTA) olarak adlandırılan bölgesine odaklandı. Dopaminle ilişkili olan bu bölge, ödül, motivasyon ve stres tepkilerinin düzenlenmesinde rol oynuyor.
Çocukluk stresi DNA'nın yapısını etkiliyor
Çalışmada, genç yaşta stres yaşayan farelerin VTA bölgesindeki nöronların DNA'sında değişiklikler meydana geldiği belirlendi.
Araştırmacılara göre stres, nöronların içerisindeki kıvrılmış DNA'nın bir miktar gevşemesine ve bazı genlerin daha kolay etkinleşebilecek hale gelmesine yol açıyor.
Bilim insanları bu DNA yapısını bir "slinky" oyuncağına benzetti. İlerleyen yaşlarda yeni stresli deneyimlerle karşılaşıldığında, daha önce gevşemiş durumdaki DNA ve buna bağlı genlerin daha güçlü tepki vermeye yatkın hale geldiği belirtildi.
Bu durumun dopamin dengesini etkileyerek kaygı gibi sorunlarla ilişkili olabileceği kaydedildi.
SETD7 enzimi önemli rol oynuyor
Araştırmada, erken yaşta yaşanan stresin VTA nöronlarında SETD7 adı verilen enzimin miktarını artırdığı tespit edildi. SETD7 seviyesindeki artışın, DNA'nın gevşemeye hazır olduğunu belirten H3K4me1 adı verilen kimyasal işaretlerin çoğalmasına yol açtığı belirlendi.
Bunun, dopamin üreten hücrelerdeki bazı genlerin gelecekte etkinleştirilmesini kolaylaştırdığı ifade edildi. Araştırmacılar mekanizmayı test etmek amacıyla stres yaşamamış farelerde SETD7 seviyesini yapay olarak artırdı. Stresli deneyimlerden geçirilen diğer farelerde ise enzimin etkisi engellendi.
SETD7 seviyesinin artırıldığı farelerin yetişkinlikte strese karşı daha düşük tolerans gösterdiği ve daha fazla kaygılı davranış sergilediği görüldü. SETD7'nin azaltılması ise stres yaşayan farelerin kontrol grubuna kıyasla daha dirençli olmasını sağladı.
'Travmanın bıraktığı fiziksel bir iz'
Washington Üniversitesi Tıp Fakültesinden anesteziyolog Meaghan Creed, çalışmanın erken yaşta yaşanan olumsuz deneyimler ile uzun vadeli ruhsal hastalık riskine yatkınlık arasında yeni bir biyolojik süreç ortaya koyduğunu belirtti.
Creed, bulguların gelişim döneminde yaşanan travmanın beyin hücrelerinde bıraktığı fiziksel bir iz ortaya koyduğunu ve bunun yeni tedavi ve müdahaleler geliştirmek için biyolojik bir hedef oluşturabileceğini ifade etti.
Princeton Neuroscience Institute'tan nörobilimci Catherine Jensen Peña da erken yaşam stresinin beyin üzerindeki etkilerine yönelik mevcut tedavilerin sınırlı olduğunu belirterek çalışmanın bu etkilerin neden uzun süre gizli kalabildiğini ve farklı biçimlerde ortaya çıkabildiğini anlamaya yardımcı olduğunu söyledi.
Bulgular henüz insanlar için doğrulanmadı
Araştırmacılar, çalışmanın fareler üzerinde gerçekleştirildiğine ve bulguların henüz insanlar üzerinde doğrulanması gerektiğine dikkat çekiyor.
Bununla birlikte bilim insanları, fareler ve insanlar arasındaki bazı biyolojik benzerlikler ile çocukluk dönemindeki olumsuz deneyimlerin sağlık üzerindeki etkilerine ilişkin mevcut araştırmaların, benzer bir mekanizmanın insanlarda da bulunabileceğine işaret edebileceğini belirtiyor.
Araştırmacılar, gelecekte erken yaşta sosyalleşme ve yeterli beslenme gibi olumlu deneyimlerin aynı nöron grubu üzerinde koruyucu etkileri olup olmadığını incelemeyi planlıyor.
Bilim insanlarına göre bu tür çalışmalar, çocukların gelişimin hassas dönemlerinde desteklenmesinin ilerleyen yaşlarda strese karşı dayanıklılığın güçlendirilmesine yardımcı olup olamayacağının anlaşılmasına katkı sağlayabilir.