- Sputnik Türkiye, 1920
ANKARA'DAN HABER VER
Deneyimli gazeteci Zülfikar Doğan, ‘Ankara’dan Haber Ver’ programında ekonomiye yön veren kararları, etkilerini ve bilinmeyen yönlerini Radyo Sputnik dinleyicileri için her pazartesi ve çarşamba masaya yatırıyor.

200 liranın reel değeri 7 lira 78 kuruşa düştü

Ankara'dan Haber Var
Ankara'dan Haber Var - Sputnik Türkiye, 1920, 29.07.2026
Abone ol
Gazeteci Zülfikar Doğan, 2009’da 100 doların üzerinde değere sahip olan 200 liranın bugünkü reel değerinin 7 lira 78 kuruşa gerilediğini söyledi. Nakit darboğazına karşı daha yüksek kupürlü banknotların çıkarılması gerektiğini belirtti. Doğan ayrıca yılın ilk yarısında konkordato taleplerinin de yüzde 35 arttığına dikkat çekti.
Gazeteci Zülfikar Doğan, Radyo Sputnik'te hazırlayıp sunduğu Ankara'dan Haber Var programında ekonomiye dair son gelişmeleri aktardı.

‘2009’daki 200 liranın karşılığını elde etmek için cebinizde en az 25 tane 200 lira olmalı’

Doğan, 2009 yılında 100 doların üzerinde değere sahip olan 200 liralık banknotun bugün enflasyon karşısında büyük ölçüde değer kaybettiğini söyledi. Piyasadaki banknotların yüzde 89’unu 200 liralıkların oluşturduğuna dikkat çeken Doğan, nakit kullanımındaki darboğazın aşılması için bin veya 5 bin liralık banknotların çıkarılması gerektiği görüşünde:

“2009’a kadar uygulanan güçlü ekonomiye geçiş programı ile Türkiye’de enflasyon tek hanelere düşmüş hatta 6 sıfırlı banknotlar tedavülden kalktı ve en yüksek kupürü 200 lira olan banknotlar AK Parti hükümeti döneminde tedavüle sunuldu. Bu gerçekten olağanüstü bir gelişmeydi. Yıllar sonra 100-200 lira gibi paralarla ekonominin çarkları dönüyordu. 2009 yılının 1 Ocak’ında bu yeni banknotlar piyasaya çıktığında 200 liranın dolar karşılığı 100 doları aşıyordu. Zaten o dönemde 200 lirayı bulmak mümkün değildi. Oysa artık ATM’lerde 50 lira bulmak mümkün değil, konulmuyor. Şimdi yeni sıkıntı; artık ATM’lerde 100 liralık banknot da yok. Yüzde 80-90’ı 200 liralık banknotlardan oluşuyor. Zaten Merkez Bankası’nın emisyon hacmi verilerine baktığımızda 1 Temmuz itibarıyla piyasadaki tedavüldeki banknotlar içerisinde 200 liranın payı yüzde 89’a yükselmiş vaziyette.

2009’da bu banknotlar ilk piyasaya çıktığında 200 liranın emisyon hacmi içerisindeki payı sadece yüzde 5,5’tu. 100 liranın payı ise yüzde 8,18; geçen yıl yüzde 11’di. 3 puan daha düşmüş. En yüksek kupürlü iki banknotu birlikte hesapladığımızda 100 ve 200 liraların payı yüzde 97’ye çıkıyor. Yani cebimizde 100 ve 200 lira dışında para taşımanın bir anlamı yok gibi.

Merkez Bankası’nın resmî web sitesindeki enflasyon hesaplayıcısına girdiğimizde bize ne söylüyor? 2009 yılında 200 liranın bugünkü karşılığı ne olmalı’ diye sorduğumuzda hesap bize ‘5 bin 143 lira olmalı’ diyor. Yani cebinizde en az 25 tane 200 lira olmalı ki 2009’daki 200 liranın karşılığını elde edebilesiniz.

200 liranın bu enflasyon hesabı çerçevesinde bugünkü reel karşılığı ise 7 lira 78 kuruş. 200 lira puldan da öte anlamsız bir para haline gelmiş vaziyette.

‘İnsanlar kart ile geziyor’ diyebilirsiniz, ancak kırsal kesimde; pazarda, küçük esnafta ekonomi hala nakit ile dönüyor. 200 liralık bir alışveriş için bugün 5 bin lira yanınızda bulundurmak, 25 tane banknot taşımak zorundaysanız bu bir külfet. Bu bankalar için de bir külfet. Daha önce 2 günde bir ATM’lere para yükleme uygulaması, gün içerisinde 2-3 kez yüklemeye dönmüş vaziyette. O zaman şartlar bin lira ya da beş bin liralık banknotlar çıkartmayı zorluyor. Bunları çıkartmadığınız sürece ekonomideki bu nakit darboğazı devam edecek ve para daha hızlı değer yitirmeye devam edecek. Bu da ekonominin bir gerçeği ve uygulanan ekonomi politikalarının Türkiye’yi getirdiği noktanın somut bir başka boyutu.”

‘Konkordato talepleri ilk 6 ayda yüzde 35 arttı’

Yılın ilk yarısında konkordato talebinde bulunan şirket sayısının bin 240’a, iflas kararı verilen şirket sayısının ise 115’e ulaştığını aktaran Doğan, yüksek faizler, artan üretim maliyetleri, iç talepteki daralma ve ihracatta rekabet kaybının reel sektörü zorladığını kaydetti:

“Konkordato ve iflas konusundaki Ocak-Haziran dönemine ilişkin ilk 6 aylık veriler açıklandı. Ocak-Haziran döneminde mahkemelere bin 240 konkordato talebi oldu. Geçen yıl bu sayı 900’dü. Konkordato talepleri yüzde 35 arttı. Mahkemeler 115 şirket için de iflas kararı verdi. Tabii bunda en önemli etkenler yüzde 60’lara varan kredi faizleri, gelirlerin düşük olması nedeni ile iç talebin aşağı düşmesi, insanların fazla harcama yapamaması, yüksek faiz ve üretim maliyetleri nedeni ile Türk ihraç ürünlerinin rekabet gücünü yitirmesi, pahalı hale gelmesi ihracat pazarlarında kayıpları beraberinde getiriyor. Böyle bir tablonun sonunda da konkordato ve iflaslar artıyor. Yalnızca haziran ayında mahkemelere 438 yeni konkordato talebi iletildi. Bu çok yüksek bir rakam. İstanbul, Ankara ve Bursa konkordato ve iflaslarda ilk 3 sırada geliyor. Haziran ayında mahkeme kararı ile kapanan ve tasfiye edilen şirket sayısı geçen yıl 2 bin 131’ken bu yıl 3 bin 382’ye yükseldi. Özellikle hazır giyim ve tekstil ilk sırada; bu sektörleri elektronik, makine, kimya ve metal sektörlerindeki şirket iflasları ve kapanmalar izliyor. Dolayısıyla reel sektörün durumu pek iç açıcı değil. Ancak yakın gelecekte herhangi bir faiz indirimi, şirketlere yeni olanaklar sağlanmasına dönük yeni adımlar atılması gibi bir gelişme ufukta görünmüyor.”

Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала