GÖRÜŞ

Trump'ın 'Zirve Türkiye'de olmasaydı katılmayabilirdim' sözleri neyi gösteriyor? Dış politika uzmanı yorumladı

© Muhammed Abdullah KurtarErdoğan-Trump
Erdoğan-Trump - Sputnik Türkiye, 1920, 08.07.2026
Abone ol
Özel
NATO Zirvesi kapsamında Türkiye’ye gelen ABD Başkanı Donald Trump ikili toplantı öncesi basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Türkiye-ABD ilişkileri yeniden gündemin merkezine yerleşirken Trump’ın “Zirve Türkiye’de olmasaydı katılmayabilirdim” sözleri “ABD, NATO’dan ayrılır mı?” sorusunu akıllara getirdi.
ABD Başkanı Donald Trump’ın, 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında Ankara’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile gerçekleştirdiği görüşme, yalnızca ikili ilişkiler açısından değil, NATO’nun geleceği bakımından da dikkat çekici mesajlar içerdi. Trump’ın, “Zirve Türkiye’de olmasaydı katılmayabilirdim” ifadeleri, “ABD’siz bir NATO mümkün mü?” tartışmalarını yeniden gündeme taşırken; İran ile kalıcı barış arayışları, ittifakın yüzde 5 savunma harcaması hedefi zirvenin öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. Dış Politika Uzmanı Umur Tugay Yücel, zirvede öne çıkan mesajları ve bunların NATO’nun geleceğine olası etkilerini Sputnik Türkiye’ye değerlendirdi.

‘Trump’ın NATO mesajı yeni dönemin habercisi’

Trump’ın “Zirve Türkiye’de olmasaydı katılmayabilirdim” sözlerini değerlendiren Dış Politika Uzmanı Umur Tugay Yücel, bu açıklamanın ABD Başkanı’nın NATO’ya bakışını açık şekilde ortaya koyduğunu söyledi. Trump’ın özellikle Avrupa’nın savunma yükünü daha fazla üstlenmesini istediğini belirten Yücel, Washington’ın artık müttefiklerinden daha fazla sorumluluk beklediğini ifade etti:
“Bu ifade açıkçası Trump‘ın gönlündekini ortaya koyuyor. Özellikle İranla olan savaşında NATO’nun ABD’ye destek olmaması Trump’ı kızdırmış ve hayal kırıklığına uğratmıştı. Büyük ihtimalle de NATO Zirvesi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde Ankara’da düzenlenmeseydi yer almayacaktı. Trump bu zirvede hem NATO’da yük paylaşımı istiyor hem de Avrupa’nın kendi savunmasını kendisinin yapmasını istiyor. Bu yüzden zirve oldukça kritik sonuçlara gebe. NATO demek ABD demek olduğunu tüm dünya biliyor. NATO’nun en büyük ve en güçlü ordusu ABD iken en çok harcamayı yapan ABD iken tabii ki Trump’ın katılımı oldukça önem arz ediyor. Eğer katılmasaydı hem NATO içi stratejilerin sekteye uğraması hem de sembolik olarak prestijinin çizilmesi demek olacaktı.”

‘Türkiye, İran ile ABD arasında diplomasi merkezi haline geldi’

Ortadoğu’daki gelişmelere de değinen Yücel, Türkiye’nin İran ile ABD arasında yürütülen diplomatik süreçte önemli bir denge aktörü haline geldiğini söyledi. Ankara’nın hem NATO üyeleri hem İran hem de Körfez ülkeleriyle diyalog kurabilen nadir ülkelerden biri olduğunu belirten Yücel, bu nedenle Türkiye’nin arabulucu ve kolaylaştırıcı rolünün güçlendiğini ifade etti. Ayrıca, ABD-İran anlaşmazlığının yapısal nedenlerden kaynaklandığını, bu nedenle kalıcı barışın kısa vadede zor görünmesine rağmen diplomatik girişimlerin umut verdiğini kaydetti:
“Ankara, İran-ABD savaşında çizgilerini net şekilde ortaya koydu. Bölgede bir savaş istemediğini ve barış’a giden yolda arabuluculuğu ve kolaylaştırıcılığı sağlamak için elinden geleni yapan bir Ankara vardı. Nitekim Türkiye hem NATO ülkeleri ile hem İran hem de Körfez ülkeleri ile denge kurabilmiş bir aktör konumundadır. Bu yüzden de Ankara her zaman kapısı çalınan bir diplomasi merkezi durumuna gelmiştir. ABD ile İran arasındaki sorunlar yapısal olduğu için barış zor ama barış’a giden yol umut vaat etmektedir. Türkiye başta olmak üzere bölge ülkelerinin bu konuda aldığı inisiyatif barış’a giden yolu kolaylaştırmaktadır.“

‘NATO’nun yüzde 5 savunma harcaması hedefi kısa vadede gerçekçi değil’

Yücel, NATO’nun GSYH’nin yüzde 5’i seviyesindeki savunma harcaması hedefini siyasi açıdan güçlü bir mesaj olarak değerlendirse de ekonomik açıdan uygulanmasının oldukça zor olduğuna dikkat çekti. Yücel, bugün dahi birçok NATO üyesinin yüzde 2 hedefini henüz yakalayamadığını hatırlatarak, ekonomik kapasite, tehdit algıları ve askeri planlamalar dikkate alındığında yüzde 5 hedefinin ancak uzun yıllara yayılan bir süreçte gerçekleşebileceğini ifade etti:
“Açıkçası NATO’nun bu yüzde 5 hedefi siyasi olarak güçlü bir mesaj olsa da ekonomik manada ulaşılması zor bir hedeftir. Çünkü NATO içerisinde daha yüzde 2 hedefine ulaşamayan ülkeler bulunmaktadır. Tabi bu yüzde 2 hedefine de ulaşmak bir çok ülkenin yıllarını almıştır. Bununla birlikte ülkelerin farklı tehdit algıları, ekonomik büyüklükleri ve askeri yapıları incelendiğinde yüzde 5 hedefi gerçekçi olmaktan ziyade uzun yıllar alabilecek bir zaman meselesidir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan NATO Zirvesi kapsamında ikili görüşmelere başladı - Sputnik Türkiye, 1920, 08.07.2026
TÜRKİYE
NATO Zirvesinde 2. gün: Bugünkü programda neler var?
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала