Dr. İkram Esen: 'Sağlık turizminde kalite ve standartlara odaklanırsak gelirimiz 4 kat artar'

‘Sağlık turizmi hastası ciddi bir katma değer sağlıyor’
“İstanbul’un konumunun ulaşılabilir olması nedeniyle turistler buraya rahatlıkla geliyor. Ancak normal turist ile sağlık turizmi hastasının harcama miktarı çok farklı. Zaten sağlık turizmi hastası aynı zamanda normal bir turist gibi şehrin diğer imkanlarından da faydalanıyor; çok ciddi bir katma değer sağlıyor.
Sağlık turizmi başladığı zaman ciddi bir ciro oluştu. Ama bunu değerlendiremedik. İlk dönemlerde daha çok, talebi karşılamak amaçlandı. Sonra da ciddi bir rekabetten dolayı ucuz olan klinikler veya sağlık turizmi yapan şirketler işin içine girdi. Son aşamaya geldiğimizde bunun markalaşması gerekiyordu; şu an da markalaşmaya çalışan bir sistem var. Zaten marka olan, dünyada da bilinen bir sağlık sistemi ve hekimlerimiz var. Bu markalaşma ile beraber sayıyı fazla artırmadan kaliteye ve standartlara önem vererek bu ciro çok rahat 4 katına çıkabilir.”
‘Bağımsız bir düzenleyici kuruma ihtiyaç var’
“Sağlık Bakanlığı’nın yapacağı şey, sağlık hizmeti veren özel hastaneleri standardize etmek. Çünkü fiyatlamalar çok uç; ne bir tavan ne de arada bir standart var. Bunu yapması gereken kurum Sağlık Bakanlığı. Bu işin bir de dünya çapında yapılan pazarlaması, hastaların buradan gittikten sonraki memnuniyeti, takip süreci, bunların yasal prosedürleri var… Bunların hepsini Sağlık Bakanlığı’na vermek doğru değil. Bunu yönlendiren bağımsız bir kurum olması gerek. Bunun nasıl yapılacağı ile ilgili kısım karmaşık. Çünkü bunun bir öncesi var. İlk olarak hasta polikliniğe başvurmuyor. Satış, pazarlama, strateji ile hastayı buraya getirtiyorsunuz. Sonra işin içine otelcilik ve transfer hizmeti giriyor. Ardından sağlık hizmeti, takibi, standardizasyonu noktasında bakanlığın kısmı devreye giriyor. Bir de bu hastanın dönüşü, takibi, hasta hakları kısmı var.”
‘Takip edilen hasta güven duyuyor’
“Türkiye’de yüksek standartta sağlık hizmeti veren bir sistem, kurum ve hekimler var. Bir de rekabetçi, düşük fiyatlı olup bu sağlık turizmini yapan hekim dışı olan bir grup var. Yüksek sağlık hizmeti verip takip eden, hastaların bütün süreçlerinde yanlarında olan grupta hasta memnuniyeti çok yüksek. Ameliyat sonucunda gelişecek en ufak risk, komplikasyon gibi şeylerde hasta takipli olduğu için güveniyor. ‘Bir şey olduğunda beni bırakmıyorlar’ diyor. Ama ikinci merdiven altı veya standardize olmayan grupta hastanın memnun olması için yapılan işlem ve ameliyatta her şeyin mükemmel olması gerek. Çünkü en ufak aksaklıkta hastanın ulaşabileceği, dönebileceği veya bu memnuniyetini tekrar karşılatabileceği bir sistem ortada yok.”
‘Kur dengesi rekabeti zorluyor’
“Sağlık turizmini genel olarak döviz ile yapıyoruz. Kurun düşük olması ciddi bir etken. Çünkü hastaya daha pahalı bir hizmet sunuyormuşuz gibi geliyor. Normalde ameliyat ücretleri hala yurt dışına göre ucuz. Pahalı olan kısım hastane hizmetleri, otelcilik, transfer, hastanın yapmak istediği etkinlikler gibi şeyler. Bunlar işin faturasını yükseltiyor. Sağlık hizmeti yapan insanlar da bu rekabetçiliği sürdürmek için sağlık hizmeti fiyatını indiriyorlar. Hasta kaybetmemenin yolu o.”
‘Bugün sorun hekim sayısı değil, sistemin kendisi’
“Sağlık turizmi ilk başladığında gelen hasta sayısı çok fazlaydı. Bu talebi karşılayacak plastik cerrah ve kurum deneyimi yoktu. O dönem plastik cerrahların birçoğu kamudan özele geçmişti. Bakanlık plastik cerrah sayısını artırmak için plastik cerrahi eğitimi alan hekim aldı ve birçoğu da standart olmayan, eğitime uygun olmayan kliniklerdi. Bu iş oradan başladı. Aynı zamanda Türkiye’de ekonomi kötü gittiği için deontoloji ve etik ikinci plana düştü. Birçok hekim branşı dışı işlem yapmaya başladı. Yabancı kökenli gelenler, denkliği olmayanlar, branş dışı yapılan işlemler… Saç ve medikal estetik çok fazla artınca merdiven altı denen işlemler yapılmaya başlandı. Bunun için de Bakanlık bir sertifikasyon programı başlattı. 1-2 hafta süre ile eğitim alıp sertifikasyon dağıtılıyor, bunun için belli standartlar belirtilmiş. Yeterli bir eğitim değil. Hastalara tercih sunarsanız birçok hasta bu işlemi yaptırmak istemeyecektir. Günün sonunda yapılması gereken bu değil. Zaten düşen bir hasta, düşen bir pazar, markalaşamamış klinikler, hastaneler… Şu an zaten hasta azalıyor, hekimi artırmanın manası yoktu. Bundan 5 yıl önce bu eksik vardı; ama bugün sorun o değil. Şu an sertifikası olup da o sertifikayı evde bir kenara koyan hekimlerin sayısı çok fazla.”
‘Medikal estetik kontrolsüz büyüyen bir pazar’
“Medikal estetik uygulamalar ya da cerrahi olmayan uygulamalar ciddi bir pazar. Kontrolü hekimlerde ve hastanelerde olmayan bir alan. Medikal estetikte bu ürünleri üreten firmalar da reklam yapıyor. Hasta o ürünün ismi ile geliyor. Cerrahide böyle bir şey olmuyor. O nedenle medikal estetik böyle bir alan. Cihazlar çok yüksek hacim fiyatlı. Hastayı bazı şeylerin olmayacağına ikna etmek çok zor oluyor. Medikal estetiğin pazar payı muhtemelen her geçen gün büyüyecek. Çünkü firmalar pazarlama kısmını çok güzel yapıyorlar.”
‘Botoks sadece estetik değil, tedavi amaçlı da kullanılıyor’
“Botoksu kullandığımız faydalı yerler oluyor. Estetiğin olayı şudur; yaş ilerledikçe mümkün olduğunca eksileni yerine koymak. Amaç; yağ, cilt ya da dokuyu minimal müdahale ile onarmak. Botoksu her yerde yüksek dozda yapmak gerekmiyor. Belirli lokalize bölgelerde kullanılabiliyor. Kırışıklıkları azaltmak için kullanılıyor. Bazen aşırı terleyen insanlar için kullanıyoruz, ter bezlerine etki edip terlemeyi azaltabiliyor, çok faydalı. Migren ağrısı olanlar için kullanılabiliyor. Dişlerini aşırı sıkıp sabah o ağrı ile uyananlar için kullanabiliyoruz.”

