GÖRÜŞ

Mısırlı uzman İran çatışmasını yorumladı: Dünya ‘orman kanununa’ doğru ilerliyor

© Fotoğraf : Bu fotoğraf yapay zeka ile oluşturulmuşturABD-İran
ABD-İran - Sputnik Türkiye, 1920, 02.03.2026
Abone ol
Mısırlı uzman Ragheb, "Güvenlik Konseyi, güç kullanımına izin verme konusunda uluslararası yetkiye sahip tek organdır. Böyle bir yetkinin yokluğu, herhangi bir rejimin bir devlet başkanını kaçırabileceği veya bir devleti, tehdit olarak ilan ederek devirebileceği 'orman kanununa' geri dönüş anlamına gelir" vurgusunu yaptı.
Mısırlı askeri uzman ve stratejist, Tuğgeneral Samir Ragheb, Sputnik'e verdiği demeçte Amerikan üslerinin bulundukları ülkeleri koruyamadığına ve İran'a karşı yürütülen savaşın gayrimeşru olduğuna işaret etti.
Ragheb, dünyanın uluslararası düzen tarihinde bir dönüm noktası yaşadığını, bugün tanık olduğumuz şeyin sadece geçici askeri operasyonlar değil, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra kurulan tüm uluslararası hukuk yapısına doğrudan bir meydan okuma olduğunu kaydetti.
Mısırlı uzman, olup bitenlerin Birleşmiş Milletler'in dünya savaşlarını önlemek için 1945'te ortadan kaldırmaya çalıştığı ‘güçlünün haklı olduğu’ mantığına açık bir geri dönüş olduğunu vurguladı.
BM Şartı'nın 2. maddesinin herhangi bir devletin toprak bütünlüğüne veya siyasi bağımsızlığına karşı güç kullanımını açıkça yasakladığını dile getiren Ragheb, asıl tehlikenin, Washington'un daha önce Irak'ta yaptığı gibi bugün ihlallerini yasal bahanelerle ‘süslemeye’ bile çalışmaması gerçeğinde yattığını vurguladı.
ABD ve İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun, herhangi bir ahlaki veya yasal gerekçe olmaksızın İran rejimini değiştirme arzusunu açıkça ilan ettiklerini söyleyen uzman, bunun elinde güç bulunduranlar için uluslararası hukuku ‘yok saydığını’ ifade etti.

Bunun sonuçları felaket olacak. Eğer dünya Birleşmiş Milletler'in yetkisi olmadan Amerika'nın İran'a saldırmasını ve rejimini değiştirmesini kabul ederse, gelecekte diğer güçlü devletlerin benzer eylemlerde bulunmasını ne engelleyecek?

Ragheb, “BM, özellikle güçlü ülkelerin diğer ülkelere saldırmak için tek taraflı kararlar almasını önlemek amacıyla kurulmuştu. Güvenlik Konseyi, güç kullanımına izin verme konusunda uluslararası yetkiye sahip tek organdır. Böyle bir yetkinin yokluğu, herhangi bir rejimin bir devlet başkanını kaçırabileceği veya bir devleti, tehdit olarak ilan ederek devirebileceği 'orman kanununa' geri dönüş anlamına gelir” diye sözlerini sürdürdü.
Bariz çifte standartlara da dikkat çeken uzman, “İran'ın nükleer programı hedef alınırken, 'nükleer kulübe' katılan diğer ülkelere neden göz yumuluyor? Washington'ın uluslararası örgütleri marjinalleştirme politikası, küresel düzene olan güveni zedeliyor. Bu durum, zayıf ülkeleri ittifaklar aramaya veya öz savunma için nükleer silah geliştirmeye itecek ve dünyayı Üçüncü Dünya Savaşı'na yol açabilecek bir çatışma yoluna sokacaktır” vurgusunu yaptı.
Silah sistemlerine, yedek parçalara ve eğitime harcanan milyarlarca dolarla olan yakın bağlantı nedeniyle ‘Amerikan şemsiyesinden’ tamamen vazgeçmenin şu anda imkansız olduğunu belirten Ragheb, bununla birlikte diğer küresel güçlerle işbirliği içinde zamanla güvenliğin ana dayanağı haline gelmesi gereken ek savunma sistemleri geliştirmenin gerekliliğini vurguladı.
Mısır modelini esas alıp Doğu, Batı ve yerel taktikleri birleştiren bağımsız bir muharebe doktrini ve ‘hibrit’ silah sisteminin oluşturulmasının ulusal güvenliği sağlamak için acil bir ihtiyaç haline geldiğini vurgulayan Ragheb, şöyle devam etti:

Washington şimdi küresel ölçekte ‘Monroe Doktrini’nin’ yeni bir versiyonuna bağlı kalıyor. ABD, çıkarlarıyla çatıştığı her yerde siyasi sistemleri yeniden şekillendirme hakkına sahip olduğuna inanıyor ve İran, Küba ve Venezuela gibi rakipleriyle ittifak kurmuş rejimleri hedef alıyor.

Ragheb, bölgedeki Amerikan askeri üslerinin ev sahibi ülkeleri korumak için değil, öncelikle Washington'un stratejik çıkarlarına hizmet etmek için var olduğunu belirterek, milyarlarca dolara mal olan savunma sistemlerinin, son krizler sırasında Körfez semalarını korumada tatmin edici önleme sonuçları gösteremediğini ifade etti:

Bu durum, Amerika'nın müttefiki İsrail'e sağladıkları ile Arap dostlarına verdiklerinin arasındaki büyük farkı ortaya koymaktadır.

Mısırlı uzman, “Amerikan yönetimi Arapların Rusya, Çin veya Avrupa'ya açılma arzusunu her sezdiğinde gerilimlere yol açarak, Araplara ittifaklarını çeşitlendirmeleri için yeterli imkan vermedi" diye sözlerini tamamladı.
İran'dan atılan füzeler - Sputnik Türkiye, 1920, 02.03.2026
DÜNYA
Çatışmaların 3. gününde 10 ülkeden resmi rakamlarla kayıp sayıları
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала