Cumhurbaşkanı Erdoğan: Ülkemizde 1 günlük milli yas ilan edilmesini kararlaştırdık
19:56 20.05.2024 (güncellendi: 01:24 21.05.2024)
© AA / Mehmet Ali ÖzcanCumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan
© AA / Mehmet Ali Özcan
Abone ol
Kabine Toplantısı'nın ardından açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan İran Cumhurbaşkanı Reisi'nin hayatını kaybettiği helikopter kazası sonrası Türkiye'de bir günlük yas ilan edildiğini açıkladı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı'nın ardından açıklamalarda bulundu.
Erdoğan "Kabine toplantımızda, İran halkının yaşadığı derin acıyı paylaşmak üzere ülkemizde bir günlük milli yas ilan edilmesini kararlaştırdık" dedi.
İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve beraberindeki heyetin vefatından derin üzüntü duyduklarını ifade eden Erdoğan, helikopter kazasında hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet dileyerek, Türkiye Cumhuriyeti ve Türk milleti adına İran halkına, devletine ve hükümetine taziyelerini iletti.
'Arama kurtarma çalışmalarına katkı için imkanlarımızı seferber ettik'
Kabine toplantısı esnasında İran Cumhurbaşkanı Vekili Muhammed Muhbir ile telefonda görüştüğünü ve taziyelerini ilettiğini belirten Erdoğan, şunları kaydetti:
"İran bizim sınır komşumuz, İran halkı da bizim kardeşimizdir. Asırlardır aynı coğrafyayı paylaşıyor, barış içinde yan yana çalışıyoruz. Ticaretten enerjiye, ulaştırmadan turizme, güvenlikten terörle mücadeleye geniş bir yelpazede çok boyutlu iş birliklerimiz var. İran'ın, Filistin davasına verdiği güçlü desteği her zaman takdirle karşıladık. Bölgemizdeki sorunların çözümünde de Astana sürecinden itibaren İran'la yakın diyalog içindeydik. İran'a karşı uygulanan tek taraflı yaptırımlara katılmayarak, komşuluk hukukumuzun gereğini yerine getirdik. İran Cumhurbaşkanı merhum Reisi'yi en son 24 Ocak'ta Ankara'da ağırlamış, imzaladığımız 10 yeni anlaşmayla ilişkilerimizi ileriye taşımıştık. Bugüne kadar en sıkıntılı zamanlarında Türkiye, İranlı kardeşlerine samimi destek vermiş, bu konuda tavizsiz bir duruş sergilemiştir. Helikopter kazasından sonra İran makamlarıyla temasa geçerek arama kurtarma çalışmalarına katkı vermek için tüm imkanlarımızı seferber ettik. Bundan sonra da aynı hissiyatla hareket edeceğiz. Kabine toplantımızda İran halkının yaşadığı derin acıyı paylaşmak üzere ülkemizde bir günlük milli yas ilan edilmesini kararlaştırdık."
'Aile kültür emperyalizmine karşı en sağlam kalemiz'
Aileye değer veren, aile yaşantısını önemseyen, aileyi mukaddes sayan bir kültüre ve köklü geleneğe sahip olunduğunu dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:
"İnancımızın aileye atfettiği önem, Anayasa'mızın 41. maddesinde de yerini almıştır. Aile, Türk toplumunun temelidir tespitini yapan Anayasa'mız, devletin aileyi koruma görevlerini tek tek sıralamıştır. Alkol, içki, uyuşturucu gibi doğrudan insan sağlığını ve aileyi tehdit eden belalarla mücadeleden anne ve çocukların korunmasına kadar geniş bir yelpazede devletin sorumlulukları ayrıntılı bir şekilde ifade edilmiştir.
Ailelerimizin, aile yapımızın, aile değerlerimizin muhafazası bizim için vazgeçilmezdir. Aile, kültür emperyalizmine karşı en sağlam kalemizdir. Fakat son yıllarda aileye yönelik tehditlerin giderek arttığını müşahede ediyoruz. Kitle iletişim araçlarının ailevi değerleri göz ardı eden yayınları, ahlaki ve kültürel yozlaşma sürecini beraberinde getiriyor. Küreselleşmeyle birlikte çeşitlenen arızi durumlar, toplumun çekirdeği olan aileyi pek çok riskle yüz yüze bırakıyor."
'Nüfusun kendini yenileme eşiği olan 2.1 seviyesinin altındayız'
Dünyanın birçok bölgesinde toplumların yaşlandığına dikkati çeken Erdoğan, yalnız yaşamayı tercih eden birey sayısı ve boşanma oranları artarken, evlilik oranlarının ve buna bağlı olarak hane başına düşen çocuk sayısının azaldığını söyledi.
Çocuk sahibi olmanın aileler için sürekli ertelenen bir durum haline geldiğine işaret eden Erdoğan, evlilikler ve doğurganlık hızı azalırken, tek ebeveynli ya da parçalanmış ailelerin sayısının günden güne çoğaldığını söyledi.
Aile sıcaklığını tatmanın, ailenin koruyucu şemsiyesi altında büyümenin daha da zorlaştığını dile getiren Erdoğan, bu küresel trendden olumsuz etkilenildiğini vurguladı.
Bunun, geçen hafta açıklanan TÜİK verilerinde de görüldüğünü aktaran Erdoğan, TÜİK'in 2023 yılı doğum istatistiklerinin endişe verici olduğunu ifade etti.
'Tavsiyemizden dolayı pek çok kez eleştiriye uğradık'
Erdoğan, 2001'de 2,38 olan doğurganlık hızının, 2023'te 1,51'e gerilediğine dikkati çekerek, şu ifadeleri kullandı:
"Nüfusun kendini yenileme eşiği olan 2,1 seviyesinin altındayız. Bu, açık söylüyorum Türkiye açısından varoluşsal bir tehdittir, bir felakettir. Mevcut durum ülkemiz için tolere edilebilir olmaktan çıkmıştır. Biz bu tabloyu gördüğümüz için biliyorsunuz sürekli 3 çocuk tavsiyesinde bulunuyorduk. Tavsiyemizden dolayı pek çok kez eleştiriye uğradık. Maalesef zaman, öngörülerimizde bizi haklı çıkardı. En az 3 çocuk çağrımızın önemi bugün daha iyi anlaşılıyor. Şunu bir defa idrak etmemiz gerekiyor, nüfus, millet olarak en büyük gücümüzdür ve bunu korumak zorundayız. Önümüzdeki dönemde bu konuda daha kararlı olacağız."
'Uluslararası etkinliklerde normal bir insana rastlamak imkansız'
Sadece boşanma ve evlilikten uzaklaşma değil, küresel cinsiyetsizleştirme projelerinin de aileyi tehdit ettiğini belirten Erdoğan, çok uluslu şirketler, kurumlar ve belli başlı devletlerin cinsiyetsizleştirme projelerini alenen desteklediğini vurguladı.
Bu akımları fonlayanların amacının hak ve özgürlük olmadığını kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti:
"Sapkın akımların meşrulaştırılmasına itiraz etmenin siyasi ve ekonomik maliyeti giderek yükseliyor. Küresel dayatmanın en bariz olduğu alanların başında cinsiyetsizleştirme politikaları geliyor. Bunun dünyada nasıl vahim boyutlara ulaştığına önceki hafta düzenlenen Eurovision yarışmasında bir kez daha şahit olduk.
Özgürlük maskesi altında rol model olarak gençlere takdim edilen tuhaf tiplerin, toplumsal yozlaşmanın truva atları olduğu açıktır. Bu tür uluslararası etkinliklerde giyimiyle, tavrıyla, sözleriyle normal bir insana rastlamak neredeyse imkansız hale geldi. Bunun bilinçli bir politika olduğu artık herkes tarafından kabul ediliyor. Türkiye'yi son 12 yıldır bu kepazelikten uzakta tutarak ne kadar isabetli bir karar verdiğimizi daha iyi kavrıyoruz. Biz, aynı çizgide kalmaya devam edeceğiz."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 31 Mart seçimlerinin ardından el değiştiren bazı yerel yönetimlerin ilk icraatlarından birinin içki tüketiminin yaygınlaştırılması olduğunu söyledi.
"Milletin onca derdi, beklentisi ve talebi varken; bu politikaları, düşündürücü olduğu kadar kaygı verici buluyorum" diyen Erdoğan, "Kimse kusura bakmasın; belediyelerin görevi, kamusal alanda içkiyi özendirici işler yapmak, gazetecileri özel uçaklar tutup şarap festivallerine götürmek değil, insanları alkol belasından uzak tutmaya çalışmak olmalıdır. Biz bunların hiçbirini masum adımlar olarak değerlendirmiyoruz" dedi.
Erdoğan, aile müessesesiyle bireyin ruh ve vücut sağlığını tehdit eden her türlü politikanın karşısında olduklarını, nesli ifsat edici girişimlere de müsamahayla yaklaşmayacaklarını vurguladı.
"Güçlü aile yapısının tesisi için üzerimize düşen her görevi sorumluluk bilinciyle adım adım, fert fert planlayarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz" diyen Erdoğan, 15 Mayıs Uluslararası Aile Günü vesilesiyle yayımladıkları "Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Vizyon Belgesi ve Eylem Planı"nın bu hassasiyetlerinin yeni sembolü olduğunu ifade etti.
Erdoğan, vizyon belgesi ve eylem planının hazırlık sürecinde tüm paydaşların katkısını almaya gayret ettiklerini belirterek, "Eylem planımızda 5 stratejik amaç belirledik. Bu stratejik hedeflere ulaşmak için eylem planında yer alan 100 faaliyetin yakından takipçisi olacağız. Vizyon Belgesi ve Eylem Planının tüm unsurlarıyla hayata geçirilmesi noktasında tüm kurumlarımızın gerekli katkıyı yapmalarını bekliyorum" diye konuştu.
6 Şubat depremlerinde 680 bini konut, 170 bini iş yeri olmak üzere toplam 850 bin bağımsız bölümün kullanılamaz hale geldiğini anımsatan Erdoğan, deprem bölgesinin yeniden imarı için 2024 yılı bütçesinden 1 trilyon liranın üzerinde kaynak aktardıklarını, geçen yıl da aynı tutarda harcama yaptıklarını bildirdi.
'Yıl sonuna kadar 200 bin konutu teslim etmeyi hedefliyoruz'
Erdoğan, depremzedelere verdikleri sözleri yerine getirmek için canla başla çalıştıklarını ifade ederek, şunları söyledi:
"Deprem bölgesinde yürütülen faaliyetleri çok yakından takip ediyorum, bugünkü kabine toplantımızda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımızın bölgedeki son duruma dair kapsamlı sunumunu dinledik. Çalışmaların hızlandırılması noktasında gerekli talimatlarımızı verdik, yaz aylarıyla inşaatlar daha seri şekilde tamamlanacak. Bugüne kadar 412 bin 682'si konut, 38 bin 615'i ticarethane olmak üzere 451 bin 297 bağımsız bölümün büyük kısmının ihale süreci bitti ve inşa faaliyetlerine başlandı. Toplam 1240 şantiyede 110 bin kişilik işçi ordumuzla 7/24 sahadayız. Ayrıca, 4 bin 300'den fazla köyde, köy evi inşa ediyoruz. Şubat ve mart aylarında 76 binden fazla afet konutunu vatandaşlarımıza teslim ettik. Yapımı biten konut ve köy evlerimizi her ay 10-15 bin olmak üzere etap etap teslim edeceğiz. Yıl sonuna kadar 200 bin konutu teslim etmeyi hedefliyoruz. İnşallah 2025 yılının son aylarına doğru da bütün hak sahiplerine konut ve iş yerlerini teslim etmiş olacağız."
Yerinde Dönüşüm Projesi'ne başvuruların 256 bine ulaştığını bildiren Erdoğan, proje kapsamında 28 binden fazla kişinin işlemlere başladığını kaydetti.