MUSTAFA HOŞ İLE YOL ARKADAŞI

'Dolandırıcılık suç işlemleri yüzde 65 arttı' diyen Ramazan Başak önce gözaltına alındı sonra X hesabı kısıtlandı

Mustafa Hoş'la Yol Arkadaşı'nın bugünkü konukları Eski MASAK Başkan Yardımcısı Ramazan Başak ve Gazeteci Süleyman Topbaş oldu. Ramazan Başak, X hesabına getirilen erişim engelini anlatırken Gazeteci Süleyman Topbaş ise ülkü ocakları üyeleri tarafından eşinin yanında darp edilmesini anlattı.
Sitede oku
Birkaç kez gözaltına alınmasının ardından şimdi de X hesabı erişime engellenen Eski MASAK Başkan Yardımcısı Ramazan Başak yaşadıklarını canlı yayında anlattı.
Ramazan Başak şunları söyledi:
Bizim bilgi birikimimiz ve tecrübelerimizden özellikle yararlanılması gerekir. Yani normal ülkelerde yapılması gereken budur. Ama bizim ülkemizde maalesef son dönemlerde yaşadığım bu sıkıntılar ve hukuksuzluklar hiç benim de aklıma gelmezdi. Tarihin hiçbir döneminde, bu şaibeli işlemleri, bu suç ekonomisini, kara parayla ilgili işleri sorgulayan, yol gösteren, objektif bir bakış açısıyla bilgilendirmeye çalışan bir kişinin, bu şekilde art arda iki defa gözaltına alınarak cezalandırıldığı hiçbir dönem ben yaşamadım. Yani 12 Eylül döneminde bile kesinlikle ve kesinlikle bu tür bir hukuksuzluk ne yaşandı, ne gördüm, ne duydum. 2021’de toplam şüpheli işlem bildirimlerinin -yani bankalar dahil şüpheli işlem bildirimlerinin- yaklaşık %4,7'si dolandırıcılık suçlarına ilişkindi. Geçen sene bu ağırlık %20’ye fırladı. 2024’te 20’ye. 2025’te ne kadar biliyorsunuz? 65,3’e fırladı. Hatta %65,3'ünü oluşturan bu dolandırıcılık kaç yüz bin kişinin canını yakmış ve kaç bin ailenin dağılmasına neden olmuştur. Ama bu kişilerin şikayetiyle ben neler yaşıyorum. Yani bu inanılmaz bir şey yani gerçekten bir ülke için düşünüldüğünde çok üzüntü verici bir şey. Yani kara parayla mücadelede nereye geldiğimizin çok üzüntülü bir tablosu, sonucu... Çok üzüntü verici. "Sana mı kaldı? Ya Ramazan sana mı kaldı? Boş ver, bu ülke battı balık yan gider. Boş ver sen, herkes ne yaparsa yapsın. Senin durumun iyi, işte milleti ne yapacaksın, seni ilgilendirmez." Bu tür telkinlerle inanılmaz derecede... Ama bunlar dostça telkinlerdi. Ama şimdi şöyle düşünün; ya sen boş ver, öteki boş versin, sen iyi niyetle yaklaşma, öteki objektif yaklaşmasın... O zaman her şeyi devletten bekleyeceksin. Şimdi devletten beklendiği zaman suç ekonomisinin ve çetelerin ve kara paranın ne kadar çok yoğun olarak gerçekleştiğini ülkede görüyoruz. Dolayısıyla vatandaşlar olarak bizlerin de sorumluluğu olmalı. Ama bunu yaparken de iyi niyetli, yol gösterici, yapıcı, objektif... Ben hep bu ilkelerle hareket etmeye çalıştım. Ama bana bile bu şeyler yapıldıysa, bu kadar böyle torunumun yanında ya... Torunumun yanında bana gözaltı işlemi yapılıyor ve sabaha kadar bekletiliyorum. Ben sabahleyin... Yani bunun hukukla ilgisi yok, hukukla artık bunu açıklamak mümkün değil. Dün bazı arkadaşlara işte şey yaptım bu, bir kısa açıklama geçtim hani kapatıldığını, paylaşımlarımı takip edenler bilebilsin diye. Dolayısıyla nasıl açılır, nasıl yapılır onu da... Ya mutlaka şimdi benim şöyle bakın; aslında gerçekten ciddi sağlık sorunlarım var. Bunu daha önce en son yaptığım paylaşımda da dedim ki ciddi sağlık sorunlarım var, hani bir süre sizden izin istiyorum. Ama şimdi öyle şeyler görüyorsunuz ki... Dayanamıyorsunuz yani dayanamıyorsunuz...
Aydın’da yerel gazeteci Süleyman Topbaş Ülkü Ocakları Başkanı’nın eşinin belediyede işe alınmasını haber yaptı. Sonra da bir grup sokakta eşiyle yürürken saldırıya uğradı.
Süleyman Topbaş, şöyle konuştu:
Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı İl Başkanına sorular sormuştum yazımda. Sorduğum sorular şu şekildeydi: Ramazan'da iftar yemeği vermişti. İftar yemeğine Aydın Büyükşehir Belediyesi mi sponsor oldu dedim. Akabinde bir nişanlılık yaşandı. Nişanlandıktan sonra eşinin Büyükşehir Belediyesinde işe alındığını öğrendim. Düğün yapıldığında da; "Acaba düğününüze Aydın Büyükşehir Belediyesi sponsor mu oldu?" diye soru sorduktan sonra cumartesi günü saat 05:30 gibiydi. Merkeze yakın bir yerde oturuyorum zaten. Her gün rutin olarak eşimle bir yürüyüşe çıkmıştık. Çıktığımız zaman Kent Meydanı'nda, Aydın'ın en kalabalık olduğu Kent Meydanı'nda bir anda arkamdan iki kişinin saldırdığını fark ettim. Hemen kendimi korumak amacıyla bir mücadele başladı. Akabinde 112’yi arayarak polislere bilgi verdim. Polisler geldi. Yarım saat içinde Ülkü Ocaklarından bana saldıran kişilerin alınarak karakola götürülmesini sağladım. Daha sonra karakola giderek Ülkü Ocakları İl Başkanının azmettiriciliğinden ve saldırganlardan hakaret, tehdit ve darp nedeniyle şikayetçi oldum. Olay bu şekilde gerçekleşti. Direkt karakoldan ifadeleri alındıktan sonra hemen serbest bırakıldılar. Mobese kayıtlarında da, aynı zamanda eşim de olay anında kendi telefonuyla olayı kayda almış. Yani onların olduğu kesinlikle belliyken cumhuriyet savcısı, nöbetçi savcı serbest bırakılmaları talimatını vermiş. Üniversite öğrencileri, Adnan Menderes Üniversitesinde öğrenciler... 22-23 o civarlardalar. Benim en küçük çocuğum 33 yaşında. Diğer çocuğum da 42 yaşında.
Yorum yaz