Amerika merkezli CNBC, ABD’nin İran’a ait gemileri hedef alan deniz ablukasının ‘İran’a ekonomik baskı uygulamayı ve petrol krizini sona erdirmeyi amaçladığını’ söylerken ekliyor:
Ancak bu hamle, İran petrolünün en büyük alıcılarından biri olan Çin’in tepkisini çekti. Pekin yönetimi ablukayı ‘sorumsuz ve tehlikeli’ olarak nitelendirdi.
Aynı dönemde ABD, Küba’ya yönelik fiili bir yakıt ablukası da uyguluyor. Washington, adaya petrol gönderen ülkelere gümrük vergisi uygulama tehdidinde bulunuyor.
Uzmanlara göre bu iki abluka, Trump yönetiminin denizlerdeki otoritesine yönelik olası meydan okumalara nasıl yanıt vereceği konusunda soru işaretleri yaratıyor. Özellikle önümüzdeki ay Trump ile Xi Jinping arasında yapılması planlanan zirve öncesinde bu durum daha kritik hale geliyor.
‘Hürmüz’de gerilim tırmanıyor’
Hürmüz Boğazı’ndaki ABD ablukası pazartesi günü başladı ve 7 Nisan’da varılan ateşkese rağmen çatışmada ciddi bir tırmanış anlamına geliyor.
Trump ise perşembe günü yaptığı açıklamada İran’daki savaşın ‘yakında’ sona erebileceğini söyledi ve ABD ile İran arasında yeni bir yüz yüze görüşme turunun “muhtemelen gelecek hafta sonu” yapılabileceğini ifade etti.
'Asıl risk: Çin bağlantılı tanker'
CNBC’ye konuşan Amerikalı risk danışmanı Brett Erickson’a göre en tehlikeli senaryo Çin bağlantılı bir tanker.
ABD Hazine Bakanı’nın, İran savaşı sırasında geçici olarak tanınan petrol satış iznini uzatmayacağını açıklamasıyla, bu lisansın pazar günü sona ermesi bekleniyor.
Bu durumda Çin rafinerilerinin İran petrolünün ana alıcısı haline gelmesi öngörülüyor.
Erickson şöyle diyor:
Devlet aklı açısından İran’ın en mantıklı hamlesi, Çin bağlantılı ya da Çin bayraklı bir tankerle ablukayı test etmek olur. Bu da Washington’ı son derece hassas bir konuma sokar. Şi-Trump görüşmesi öncesinde Çin bayraklı bir gemiye müdahale etmek çok daha büyük bir tırmanış anlamına gelir. Bir gemiyi batırmak ise düşünülemez.
Çin Dışişleri Bakanlığı, Hürmüz Boğazı’ndaki ablukayı ve artan askeri varlığı ‘zaten kırılgan olan ateşkesi zayıflatma riski taşıyan’ bir adım olarak değerlendirmişti.