'İnsanlar haberleri duydukça, yaşıyormuşçasına etkilenir'
İçinde bulunduğumuz ortam ve yaşadığımız olaylar, gördüğümüz, tanık olduğumuz şeyler, Türkiye'nin hem zaten kendi özel durumu, yani siyasi, ekonomik, politik, hatta doğa olayları, onun dışında doğal afetler, kazalar vesaire derken her an bir bombardıman. Bir de bunun üzerine dünyanın genel durumu işte salgın, büyük salgın vardı işte onu atlattık. Artı hani bütün dünyanın şu anda konuştuğu olayların çoğu, politik siyasi olayların çoğu da bizim yanı başımızda gerçekleşiyor. Yani tam tabiriyle hemen yanımızda gerçekleşiyor. Tabi bunların getirdiği bir olumsuz, ne diyelim olay durum akışı var. İnsan bu olayların doğrudan doğruya içinde olmasa bile bunları duydukça, gördükçe, tanık oldukça sanki doğrudan doğruya yaşıyormuşçasına etkiliyor.
'Olumsuzluğu pasif olarak izlersek psikolojimiz olumsuz etkilenir'
İnsanoğlunun yapısı genelde birinin başka birine kötülük yaptığını gördüğümüzde tabii ki normal insan yapısı diyeyim, ekstrem farklılıklar olabilir. Bu olumsuzluktan etkilenir, üzülür, kendisini de kötü hisseder. Tam aksine mesela iyi bir şey görmek, hatta bizim birine iyilik yapmamızın dışında başka birinin başka birine iyi davrandığını görmek de bizim psikolojimizi olumlu etkiler, bizim mutlu eder. Ama bugünlerde neyi görüyoruz? Hani insanların birbirlerine yaptığı inanılmaz kötülükleri, hatta bazen de hani bir topluluğa karşı daha böyle çaresiz, zayıf olan gruplara karşı yapılan büyük eziyetleri, katliamları görüyoruz, işkenceleri görüyoruz. Bu da insan psikolojisini olumsuz etkiliyor. İnsanın acıma duygusu da, yardımseverlik duygusu da bu tür durumlarda harekete geçmeli diye düşünüyorum. Adalet duygusu da harekete geçmeli. Yalnız burada mühim olan şey şu, bunu sadece ve sadece bir pasif izleyici olarak ve sürekli yaparsak, herhangi bir katkımız olmadığı gibi kendi psikolojimiz de olumsuz etkilenir. Yani yapacağımız bir şey varsa da yapamaz hale geliriz. Çünkü düşünün hani bir günde siz bu işin içindesiniz. Olan bitenlere hani beş dakika içinde aslında toparlayabiliriz. Hatta haber kanallarının öyle gün raporları var. Şimdi bunun ötesinde sürekli aynı şeyi duymak, izlemek, görmek size yeni bir bilgi vermiyor. Yeni bir bilgi vermiyor ama ne yapıyor? Sanki siz de o durumu yaşıyormuşçasına bir atmosfer oluşturuyor.
Olumsuz duygu ile nasıl baş edilir?
'Kötü neden daha fazla ilgi görüyor?'
İnsanoğlu eğer pozitif bir şeyle yani bir şeyler yaparak üreterek, sanatla, bilimle, ne bileyim işte başka bir etkinlikle insanların dikkatini çekecek bir şey yapamıyorsa böyle de bir gereksinim var. O zaman tutuyor, olmadık şeyler yapmaya başlıyor. Onun için önemli olan ilgi çekmek o anda. Hani çocuklarda da vardır bu. Hani annen babanın ilgisini eğer pozitif şekilde çekemezse hani bir ağrısı çıkartarak çekmeye çalışır. Çünkü insan için fark edilmek, görülmek çok önemli. Yani şöyle düşünün, hani siz bir hata ya da bir yanlış yaptınız bir arkadaşınıza ve tutumu hani size artık ondan sonra yokmuşsunuz gibi davranıyor. Hiç size mesaj atmıyor, gördüğünde selam vermiyor. İşte ne oldu diyorsunuz, hiçbir şey, sanki yokmuşsunuz gibi davranıyor. Hani burada yaşayacağınız sıkıntıyı düşünün. Bir de efendim size geliyor, bağırıyor, çağırıyor, kızıyor, işte öfkesini kusuyor. İnsanlar genelde bunu ikinciyi tercih eder. Çünkü birincide ne oluyor? Fark edilmiyorsunuz. Yok sayılıyor. İnsan için yok sayılmak en kötü bir şey. Çünkü insan sosyal bir canlı. Hani bağırıp çağırılmasında da yine bir ne var? Sosyallik var aslında. Fark edebiliyoruz.
'Sosyal medyada ilgi çekmek isteyenler sürekli daha farklı daha kötü şeyler yapabiliyor'
Şimdi insan beyninin ve duygusal sisteminin şöyle bir özelliği var, işte habitüasyon deniyor teknik olarak alışma. İnsan mesela mutluluğa da alışıyor, hazza da alışıyor. Belli bir şey diyelim. Sürekli olduğunda bir süre sonra o olmaya etkilemez hale geliyor. O zaman da sürekli değiştirmeniz gerek. Yani belli bir şekilde bu olumsuz haberlere sürekli maruz kalmanın maalesef böyle bir sonucu olabiliyor. Bir yandan da tabii ki çok kötü bir şeyse bizim ona adapte olup aşmamız açısından da iyi bir şey olabilir. Sürekli oraya takılmak da kötü. Ama bir yandan da gerçekten tepkiler verilmesi gereken şeylere alışmamız da kötü. Hani o zaman tepkisizlik geliyor arkasından. Maalesef bugünlerde olumsuz haberlerin olumsuz haberlerin çoğalmasıyla birlikte bir duyarsızlaşma da oluyor bir noktadan sonra diye düşünüyorum. O zaman da zaten ilgi çekmek isteyenler, özellikle sosyal medyada ilgi çekmek isteyenler sürekli daha farklı, daha yeni, daha acayip, daha kötü şeyler yapabiliyorlar. Kötülüğün bir şeyi de hani Tolstoy'un bir sözü var hani 'mutlu aileler diyor bir tanede ama mutsuz ailelerde sayısız sonsuz hikaye vardı' diyor. Hakikaten de kötü çok daha zengin. Bir de insan beyni kötüye daha eğilimli. Çünkü bizim beynimizin temel amacı bana kalmak ve varlığını sürdürmek. Bu anlamda da kötü şeyleri fark etmemiz çok çok önemli.
'Yapay zeka kullanırken karşınızda bir insan olmadığını bilmeniz gerek'
Yapay zekada ayrı bir şey var. Yani oradaki kişiyi bir şahıs zannetme yani ona bir arkadaşmış gibi yani insanmış gibi giderek zannetme. Mesela benim kullandığım bir şey beni tanıdığı için işte artık hocam diye hitap ediyor mesela işte, bütün özelliklerinizi yakalayarak ona göre bir dil tutturuyor. Tabi orada bir gerçek bir insan olmadığını, bunun duyguları olmadığını, empati yapamayacağını, yaptığı sözel düzeyde bir şeyleri taklit etse de karşınızda bir varlık olmadığını bilmeniz gerek. Ve varlık olmadığı için de çok yanlışlar yapabilir. Amerika'da şu anda da mahkemelik oldu. Bir yapay zeka programıyla bir arkadaşlık yürüterek daha sonra da sosyal hayattan aslında izole olmasını yapay zeka ile etkilemek için yok. Okulla bir şekilde bedensel sağlık sorunları nedeniyle devam edemeyip işte derse yardımcı olsun diye yapay zeka ile başlayan bir tür önce bilgi düzeyinde yardımlaşma daha sonra da sanki arkadaşmış gibi bir ilişki. Giderek o çocuğun depresyona girmesi yine depresyonun yapay zekayla ilgisi yok ama sosyal izolasyon, okula devam edememe, dışlanma vesaire.
'Yapay zekadan tanı koymasını beklemek çok yanlış'
Bir konuda bilgi almaktır. Faydalı olabilir ama mesela çocukta ondan tanı koymasını, teşhis koymasını, tedavi düzenlemesini beklemek çok çok çok yanlış. Çok yanlış yerlere götürebilir. Bu konuda bence benim düşüncem yapay zeka ile ilgili hiçbir zaman şu anki çalışma sistemiyle en azından düşündüğümüzde tek başına bir şeyler yapması mümkün değil. Yani sürekli bence insan denetlemesine muhtaç.
Kendine iyi olmak bencillik midir?
Ön şart yani bir insan eğer kendini sevmiyorsa diğer insanları sevemez. Kendine güvenmiyorsa diğer insanlara güvenemez. Hani bunun başka yolu yok. Şimdi hani narsistik denilen ya işte kendisini çok seven diye zannedilen kişiler aslında kendini sevmiyordur. Yani o bir şeyleri telafi etmek için abartılı şekilde. Şimdi ben burada gelip sürekli konuyu efendim benim ne kadar önemli bir insan olduğumu, ne kadar önemli şeyler yaptığıma, işte harika şu bu, hoşuma gitmeyen bir soru olduğunda işte senin gibi saçma sapan işte gazeteci görmedim dediğimde hani siz benim çok önemli ve büyük bir insan olduğumu mu düşünürsünüz. Yoksa ya bu insanın derdi sürekli kendisinin önemli ve büyük biri olduğunu göstermeye çalışmak. Bunu kim göstermeye çalışır? Aslında böyle olmayan biri. Yani bunun bir tür taklidini ortaya koyuyor. Yani maalesef acınacak bir durum bence. Ama yine maalesef ki toplumda ilişkilerde de biz bazen görüntüye gayet rahat kanabiliyoruz. Yani insanoğlu en iyi yalanlar hani insanın kendisine söylediği yalanlardır denir. Bu tür şeylerin çok etkisi altında kalabiliyor. Sonuçlarını da görebiliyoruz. Hani herhalde böyle şeyler olmasa dünya bugün çok daha iyi durumda olurdu. Yani o insandaki iyinin hakim olması, yardımlaşmanın hakim olması anlamında. Ama bunun olabilmesi için önce bizim kendimizle barışık olmamız gerekiyor. Diyelim eğer ben kendimi sevmiyorsam işte sürekli dışarıdan bunu almam gerekir. Çünkü kendimde öyle bir kaynak yok. Şimdi kendime güvenmiyorsam karşıdakine güvenemem. Sürekli de o zaman o güvensizlik ortamında efendim tehditler, işte kuşkular, şüpheler hem kendi hayatı zehir eder hem karşı tarafa.
'Boş boş durmak da gerekiyor mu?
Şimdi insan beyni multitask denilen duruma uygun değil. Yani bizim beynimiz bir anda bir şeyle meşgul olabilir. Ama bazı şeyler, otomatik faaliyetler daha sonra beyinde değil de hani otomatik sistemde ve omurilik tarafından yönetilmeye başlar daha refleksli şeyler işte yürümektir. Hani çok sık ütü yapıyorsanız ütü yapmaktır. Efendim araba kullanıyorsanız bir düzeyde belli bazı davranışlar otomatiğe çevrilir. Ancak hani bizim özellikle aynı anda efendim iki yazıyı yani bilişsel bir faaliyet gerektiren bir iki şeyi aynı anda yapmamız kendimizi kandırmak. Yani bir ona dikkatimiz çevriliyor. Bu tür bir şey olabilir ama gerçekten zihni çaba gerektiren bir şey de aynen bir arabanın hani işte şehir içinde sürekli vites değiştirdiğinde çok yakıt tüketmesi gibi insan beyni için de zorlayıcı bir şey olur. Ve yaptığınız iki şeyi de düzgün yapamazsınız. Hani belli bir şey belli bir zamana ayırmamız gerek. Ondan sonra öbürüne geçmemiz en iyi yol bu.