Buraya açıkçası, CHP milletvekili bir hanımefendi de geldi, Naz Hanım'dı sanırım, tam adını hatırlayamıyorum Giresun'dan. Ama onlar geldiklerinde sondaj makinesi henüz çalışmıyorlardı. Vatandaşa birlikte çok güzel şey yapılacak, instagram atılacak fotoğraflar çekildiler.10 dakika alanda kaldılar, daha sonra aşağı indiler. Sondaj vatandaşı kandırarak yukarı çıktı. Orada bize dendi ki, tamam biz valiyle konuşmadan hiçbir şekilde bu sondaj makinesi yukarı çıkmayacak.Görüşüp daha sonra gün içerisinde size de haber vereceğiz. Sonra bizi evlere yolladılar ve biz gittikten sonra saat 5.30 gibi makine oradan çok hızlı bir şekilde yukarı çıktı ve başladı çalışmaya. O dakikadan sonra da hiçbir şey yapamamaya başladık.AK Parti milletvekili geldi, MHP milletvekili de geldi. İkisiyle de konuştuk. Her gece onlara da büyük bir eziyet ediyoruz aslında, zahmet veriyoruz.O çok hava soğuk Seki'de, Sürebol'da. Jandarma bizi kovana kadar, alandan dağıtana kadar biz orada bekliyoruz. Çay demliyoruz, şarkı söylüyoruz, gelenlerle sohbet ediyoruz.3 vardiye devam ediyorlar hiç durmadan. Mahkeme kararı da var. Yani politika gerçekten çok arka kapılardan dolanma işi anladığım kadarıyla.Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, ÇED olumlu kararını iptal etti. Ama Çevre Şehircilik İl Müdürü Murat Bey, kırıntı sondajı dışarıdadır, dahil değildir bu karara diye bir yazı imzaladı. Bu yarının üstünde kimse olamaz, Murat Bey de olamaz, hiçbir kuruluş olamaz. Ama böyle bir kağıtla, hemen Alagöz Made bir kağıdı oradaki jandarmaya ileterek muhtar aracılığıyla bizi burada halk engelliyor, bizim makinemize zarar verebilirler deyip, kendilerini korumaya aldırarak sondaj makinesini çalıştırmaya başladılar. Diyeceksiniz ki hadi öyle bir hata oldu, hala nasıl devam ediyor? Ben de tam bu noktada işte sorumu soruyorum. Hala bu iki tane red kararına rağmen,Çevre İl Müdürü'nün imzası da reddedildi.Benim her gün jandarmayı arayıp ihbar etmeme rağmen, köylünün ihbar etmesine rağmen, tutanak tutulmasına rağmen bu nasıl devam ediyor? Burada kolluk kuvveti beni kendi köyümde yukarı çıkartmıyor. Kime karşı neye karşı savaştığımızı da bilmiyoruz biz.Ben anlamlandıramadığım bir şeyin içindeyiz yaklaşık bir haftadır. Ve bunu bence sadece açığa çıkartıp sonlandırabilecek kişi, dokunulmazlığı olan bir milletvekili. Tekrar söylüyorum, il, parti, ayırt etmeksizin sadece bir milletvekili yapabilir bunu.Çünkü bizim tutanaklarımız ya da ihbarlarımız anladığım kadarıyla işleme konulmuyor.
200 madençi ile tek sıra yürüyoruz Ankara'ya doğru Beypazarı'ndayız. Profesyonel yönetici yok. Dolayısıyla nöbet değişikliğine geldim. Bir Kınık'ta Polyak direnişinin finalinde tutuklamak istediler aslında. 7-8 bin kişi miting yaptı, yürüyüş yaptı işçiler. 1200 işçi ayaktaydı ve bekliyordu adliye yakın bir yerde. Şimdi orada da tutuklayamadılar adli kontrol ile, yurtdışı yasağı verdiler. Şimdi bu yoksullaşma işçilerinin, emekçilerinin arttıkça yurdun dört bir yanında işçiler yürüdü. Dolayısıyla bu büyük şirketlerin, tekerlerin, holdinglerin haklarına gasp ettiği firmalar.Devletin de, iktidarın da seyirci olduğunu görüyorlar. Dolayısıyla bütün yolları tükettikten sonra bize yöneliyorlar.Şimdi biz burayı bitirebilirsek yani burada bir kazanım üretebilirsek, Doruk Madencilik, Yıldızlar Holding'e bağlı. Sonra Kütahya var, Elazığ var. Sırada bekletiyoruz. Yani az sayıda insanla bu işleri organize ettiğimizde de hiç paramız, pulumuz, sendikanın da olmadığı için dolayısıyla önce birini sonra birini böyle sorun olanları çok. Şimdi sorun olanları çok. Biz de her yerde gözüküyoruz.Her yerdeyiz ve burada birilerini üzüyoruz. Birilerinin canını yakıyoruz. Orant'tan besleyenler daha önce Fernas daha önce farklı gruplarla büyük büyük devasa gruplarla ve Türkiye'de organize edilmiş bir sendikal düzen var.Hem bu Holdinglerle iç içe hem de rejimle iç içe bir sendikal düzen. Sarı sendikacılık diyoruz biz. Bunların da bana hem DİSK yöneticileri hem hak iş yöneticileri hem Türk iş yöneticileri davalar açtılar.Geçtiğimiz yıl içerisinde. Onlar da sendikacı tabi. Onlar da sendikacı.Yani onları eleştirdiğimiz ya da işte oradaki bir işçilerin haklarını gasp edildiği pratiklere ortak oldukları için bu davalarla da uğraşıyoruz. Dolayısıyla bu açıdan tırnak içerisinde söylüyorum sevmeyenimiz de çok yani.