- Sputnik Türkiye, 1920
MUSTAFA HOŞ İLE YOL ARKADAŞI
Haberler değişiyor, koşullar değişiyor, gündem değişiyor. Ekonomi, sağlık, eğitim, siyaset...Mustafa Hoş, hafta içi her gün 17.30 - 19.00 saatleri arasında gündemden haberlerle ve haftanın öne çıkan başlıklarıyla Radyo Sputnik'te dinleyicilerle buluşuyor.

Tutuklu Başaran Aksu anlattı: Serbest kaldı; ayağının tozuyla maden yürüyüşüne katıldı

'Murat Çalık canından endişe ediyor: Beni yalnız bırakmayın'
'Murat Çalık canından endişe ediyor: Beni yalnız bırakmayın' - Sputnik Türkiye, 1920, 15.04.2026
Abone ol
Mustafa Hoş'la Yol Arkadaşı'nın bugünkü konukları Yüksek Mimar ve Çiftçi Enise Kocaman ile Umut-SEN Örgütlenme Koordinatörü Başaran Aksu oldu. Enise Kocaman, Giresun’un Tirebolu ilçesinde yaşanan gelişmeleri anlatırken Başaran Aksu ise tahliyesinin ardından ilk kez konuştu..
Yüksek Mimar ve Çiftçi Enise Kocaman, Tirebolu’da halkın sürdürdüğü maden direnişini anlattı. Umut-SEN Örgütlenme Koordinatörü Başaran Aksu ise tutuklanma sürecini ve tahliyesini anlattı.
Yüksek Mimar ve Çiftçi Enise Kocaman şunları söyledi:
Buraya açıkçası, CHP milletvekili bir hanımefendi de geldi, Naz Hanım'dı sanırım, tam adını hatırlayamıyorum Giresun'dan. Ama onlar geldiklerinde sondaj makinesi henüz çalışmıyorlardı. Vatandaşa birlikte çok güzel şey yapılacak, instagram atılacak fotoğraflar çekildiler.10 dakika alanda kaldılar, daha sonra aşağı indiler. Sondaj vatandaşı asıl birazcık böyle kandırarak yukarı çıktı. Orada bize dendi ki, tamam biz valiyle konuşmadan hiçbir şekilde bu sondaj makinesi yukarı çıkmayacak.Görüşüp daha sonra işte gün içerisinde size de haber vereceğiz. Sonra bizi evlere yolladılar ve biz gittikten sonra saat 5.30 gibi makine oradan çok hızlı bir şekilde yukarı çıktı ve başladı artık çalışmaya. O dakikadan sonra da hiçbir şey yapamamaya başladık.AK Parti milletvekili geldi, MHP milletvekili de geldi Ertuğrul Konal. İkisiyle de konuştuk. İkisi de Sekü'nün, yani biliyorsunuz Sürebolu Deniz kenti rakım 30 olan güzel sıcak kahvesinde bizimle birlikte konuştular.Neredeyse şeyden başladılar, dünya bir alev topuydu. Ben işte sayın vekil konumuzu Sekü'ye getireyim dediğimde çok fazla oralı olunmadı çünkü onları da anlıyorum açıkçası. Her gece onlara da büyük bir eziyet ediyoruz aslında, zahmet veriyoruz.O çok hava soğuk Sekü'de, Sürebol'da. Jandarma bizi kovana kadar, alandan dağıtana kadar biz orada bekliyoruz. Çay demliyoruz, şarkı söylüyoruz, gelenlerle sohbet ediyoruz.Bir taraftan da o sondaj devam ediyor mu? Tabii ki, 3 var diye devam ediyorlar hiç durmadan. Mahkeme kararı da var. Geçen hafta dernekten avukat tanımı almıştım hanımefendi.O da mahkemenin karar verdiğini ve burada yaptırılan her işin aslında yasa dışı olduğunu da söylemişti. Yeni bir karar mı çıktı? Hayır, aksine şöyle bir şey oldu. Yani politika gerçekten çok arka kapılardan dolanma işi anladığım kadarıyla.Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, ÇED olumlu kararını iptal etti. Ama Çevre Şehircilik İl Müdürü Murat Bey, kırıntı sondajı dışarıdadır, dahil değildir bu karara diye bir yazı imzaladı. Bu yarının üstünde kimse olamaz, Murat Bey de olamaz, hiçbir kuruluş olamaz. Ama böyle bir kağıtla, hemen alagöz madem bir kağıdı oradaki jandarmaya ileterek muhtar aracılığıyla bizi burada halk engelliyor, bizim makinemize zarar verebilirler deyip, kendilerini korumaya aldırarak sondaj makinesini çalıştırmaya başladılar. Diyeceksiniz ki hadi öyle bir hata oldu, hala nasıl devam ediyor? Ben de tam bu noktada işte sorumu soruyorum. Hala bu iki tane red kararına rağmen, pardon şey de reddedildi bu arada, ikinci dava da reddedildi, Çevre İl Müdürü'nün imzası da reddedildi.Hani o da şeye düştü. Benim her gün jandarmayı arayıp ihbar etmeme rağmen, köylünün ihbar etmesine rağmen, tutanak tutulmasına rağmen bu nasıl devam ediyor? Burada kolluk kuvveti beni kendi köyümde yukarı çıkartmıyor. Kime karşı neye karşı savaştığımızı da bilmiyoruz biz.Ben anlamlandıramadığım bir şeyin içindeyiz yaklaşık bir haftadır, düzenin içerisindeyiz. Ve bunu bence sadece açığa çıkartıp sonlandırabilecek kişi, dokunulmazlığı olan bir milletvekili. Tekrar söylüyorum, il, parti, ayırt etmeksizin sadece bir milletvekili yapabilir bunu.Çünkü bizim tutanaklarımız ya da ihbarlarımız anladığım kadarıyla işleme konulmuyor.
Umut-SEN Örgütlenme Koordinatörü Başaran Aksu, şöyle konuştu:
Biz iki koşullar olarak bir 200 madençi ile tek sıra yürüyoruz Ankara'ya doğru Beypazarı'ndayız. Evet evet. Yani sonuçta arkadaşlar dört gündür buradaydılar.Onlar da bizim yöneticilerin hepsi bir taraftan çalışan arkadaşlar. Profesyonel yönetici yok. Dolayısıyla nöbet değişikliğine geldim.Daha bütünlüklü fotoğraf. Bir kınıkta polyak direnişinin finalinde tutuklamak istediler aslında. Orada şimdi çok güçlü bir halk desteği.Çünkü 7-8 bin kişi miting yaptı, yürüyüş yaptı işçiler. 1200 işçi ayaktaydı ve bekliyordu adliye yakın bir yerde. Şimdi orada da tutuklayamadılar adli kontrol ile.Yurtdışı yasağı verdiler. Şimdi yurdun bu yoksullaşma işçilerinin, emekçilerinin arttıkça yurdun dört bir yanında işçiler. Dolayısıyla bu büyük şirketlerin, tekerlerin, holdinglerin haklarına gasp ettiği firmalar.Devletin de, iktidarın da seyirci olduğunu görüyorlar. Duruma. Dolayısıyla bütün yolları tükettikten sonra bize yöneliyorlar.Şimdi biz burayı bitirebilirsek yani burada bir kazanım üretebilirsek, Doruk Madencilik, SS Yıldızlar Holding'e bağlı. Sonra Kütahya var, Elazığ var. Sırada bekletiyoruz.Yani az sayıda insanla bu işleri organize ettiğimizde de hiç paramız, pulumuz, sendikanın da olmadığı için dolayısıyla önce birini sonra birini böyle sorun olanları çok. Şimdi sorun olanları çok. Biz de her yerde gözüküyoruz.Her yerdeyiz ve burada birilerini üzüyoruz. Birilerinin canını yakıyoruz. Yani sonuçta Özyeyli Holding 2 milyon ödeme yapmak zorunda.2 milyar ödeme yapmak zorunda kaldı. İşte orada Çinli tekel canı sıkıldı. Oradan işte Orant'tan besleyenler daha önce Fernaz daha önce farklı gruplarla büyük büyük devasa gruplarla ve Türkiye'de organize edilmiş bir sendikal düzen var.Hem bu Holdinglerle iç içe hem de rejimle iç içe bir sendikal düzen. Sarı sendikacılık diyoruz biz. Bunların da bana hem DİSK yöneticileri hem hak iş yöneticileri hem Türk iş yöneticileri davalar açtılar.Geçtiğimiz yıl içerisinde. Onlar da sendikacı tabi. Onlar da sendikacı.Yani onları eleştirdiğimiz ya da işte oradaki bir işçilerin haklarını gasp edildiği pratiklere ortak oldukları için bu davalarla da uğraşıyoruz. Dolayısıyla bu açıdan tırnak içerisinde söylüyorum sevmeyenimiz de çok yani.
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала