Medyaya yansıyan bilgilere göre Çin, Pasifik, Hint ve Kuzey Buz Denizi’nde büyük ölçekli bir denizaltı kartografisi programı yürütüyor. Toplanan verilerin, ABD ve müttefikleriyle yaşanabilecek olası bir çatışmada belirleyici bir rol oynayacağı ifade ediliyor.
Lübnan Üniversitesi’nde araştırmacı ve Asya işleri uzmanı Tamara Biru, ABD ile Çin arasında doğrudan bir çatışmaya yol açabilecek faktörleri Sputnik’e değerlendirdi.
Biru, iki ülke arasında bir çatışmayı tetikleyebilecek birkaç kritik “kırmızı çizgi” bulunduğunu belirterek, en hassas başlığın Tayvan olduğunu vurguladı:
Pekin için Tayvan sadece bir ada değil, ülkenin ayrılmaz bir parçası; egemenlik ve ulusal onur meselesi. Çin barışçıl birleşme hedefini koruyor ancak net biçimde şunu söylüyor: Eğer Tayvan, Washington’un desteğiyle bağımsızlığını ilan ederse ya da ABD, Çin’e karşı koymak için orada askeri birlik konuşlandırırsa, Pekin askeri güçle yanıt verecek. ABD’nin bu konuda Çin’in iç işlerine açık müdahalesi, kapsamlı bir çatışmayı ateşleyecek kıvılcım olur.
İkinci risk bölgesinin Güney Çin Denizi olduğunu vurgulayan Biru, Çin’in “dokuz kesik çizgi” olarak bilinen hat üzerinden denizin yaklaşık yüzde 90’ında hak iddia ettiğini, buna karşın ABD’nin bölgedeki diğer ülkelerin iddialarını desteklediğini ve askeri varlığını artırdığını belirtti:
Geçen yıl bölgede savaş gemileri ve uçaklar arasında tehlikeli yakınlaşmalara tanık olduk. Şimdilik taraflar, küresel bir savaşı istemedikleri için soğukkanlı davranarak gerilimden kaçınmaya çalışıyor.
Ancak mevcut güç dengesinin “son derece kırılgan” olduğunu belirten Biru, sözlerini şöyle sürdürdü:
Eğer ABD, Tayvan’da ayrılıkçı eğilimleri desteklemeye veya denizde yeni olaylar kışkırtmaya devam ederek Çin’in sabrını sınarsa, durum her an kontrolden çıkabilir.