Biz sulhun tarafındayız. Kan akmasın, gözyaşları dinsin, bölgemiz artık yıllardır hasretini çektiği kalıcı huzura kavuşsun istiyoruz. Bilhassa şu mübarek Ramazan-ı Şerif'te hemen yanı başımızda çatışma, savaş, gerilim, katliam görmek istemiyoruz. İran'ı hedef alan gayrihukuki saldırılarla ilgili tutumumuz da bu yöndedir. İran bizim komşumuzdur. 1639'dan beri sulh-u salah içinde olduğumuz İran halkı da bölgedeki diğer halklar gibi bizim kardeşimizdir. Asırlardır yan yana barış içinde yaşadık. İnşallah daha nice asırlar boyunca İranlı kardeşlerimizle yan yana sulh-u sükun içinde yaşayacağız. Önceliğimiz ateşkesin sağlanması ve diyalog kapısının açılmasıdır. Şayet gerekli müdahalede bulunulmazsa çatışma sürecinin bölgesel ve küresel güvenlik açısından ciddi neticeleri olacaktır. Böyle bir sürecin ortaya çıkartacağı ekonomik ve jeopolitik belirsizlikleri ise kimse taşıyamaz. Bunun için yangının daha fazla büyümeden söndürülmesi gerekiyor.
'Milletimiz bize, devletine güvenmeye devam etsin'
Güçlü dış politikasıyla, güçlü ekonomisiyle, güçlü savunma sanayisiyle, güçlü askeri kapasitesiyle, hepsinden önemlisi güçlenmiş iç cephesiyle Türkiye, inşallah her türlü badirenin üstesinden alnının akıyla gelecektir. Hiç kimse endişe etmesin. Allah'ın izniyle istikbal Türkiye'nindir. İstikbal, 86 milyon ferdiyle aziz milletimizindir. Yeter ki biz birlik ve beraberlik içinde hareket edelim. Yeter ki biz görüş ayrılıklarımızı, mezhep, meşrep, köken farklılıklarımızı bir yana bırakıp daha aydınlık, daha mutlu, daha müreffeh bir geleceği hep birlikte inşa etme irademizi muhafaza edelim. Rabb'im birliğimizi ve dirliğimizi daim eylesin diyorum. Rabb'im ülkemizi, milletimizi, bölgemizi her türlü beladan korusun. Bu düşüncelerle bir kez daha Ramazan-ı Şerif'inizi tebrik ediyorum.