MUSTAFA HOŞ İLE YOL ARKADAŞI

Mehmet Emin Ekmen: Ortak rapora herkes 'yetmez ama evet' diyor

Mustafa Hoş'la Yol Arkadaşı'nın bugünkü konukları Deva Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Emin Ekmen, José Martí Küba Dostluk Derneği Başkanı Nahide Özkan ve Gazeteci Adil Bali oldu.
Sitede oku
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Emin Ekmen, Meclis’te kabul edilen ikinci çözüm süreci komisyonu ortak raporunu değerlendirdi. José Martí Küba Dostluk Derneği Başkanı Nahide Özkan da ABD’nin Küba baskısını ve yaptıkları direnci anlattı. Gazeteci Adil Bali ise Orhan Veli’nin evinin satışa çıkarılmasının detaylarını paylaştı.

‘Herkesin bir şekilde yetmez ama evet dediği bir durum söz konusu’

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Emin Ekmen şunları söyledi:
Bir eşik aşılmış oldu. Aslında bence süreç gerçek anlamıyla yasa teklifi gündeme geldiğinde ve mecliste yasalaştığında başlamış olacak. İmralık kararında yaşanan gerilim ve stresin çok daha yüksek bir örneği yasama teklifi ve çalışması esnasında ortaya çıkacak. Şimdi ortak rapor olunca herkesin kendini tamamen bulduğu bir yer değil ama daha çok bazen şeytanlaştırılıyor olsa da herkesin bir şekilde yetmez ama evet dediği bir durum söz konusu. Sadece iki parti doğrudan hayır demiş oldu. 51 üyenin 47'si evet yönünde oy kullanmış oldu. Bu yasal güvence aslında o tedirginliği işaret ediyor. Özellikle komisyona gelip konuşan akademisyenler bugün burada konuştuklarımız nedeniyle yarın suçlanmayacağımızın bir garantisi mi var dediler. Ki olmuşu var daha önce. Bana göre 2014 yılında çıkartılan 6551 sayılı toplumsal bütünleşme ve terörün sona erdirilmesi yasası bir önceki süreç için çıkartıldığı halde o ve benzeri bütün süreçleri destekliyor ve halen yürürlükte. Bu kısmında sorun yok ama o yasanın da rahmetli sırrı Süreyya'ya Selahattin Demirtaş'a uygulanmadığını biliyoruz koruma zırhı olarak. Dolayısıyla bu sürecin tek garantörü kendi başarısıdır. Başarılı olduğunda kimse suçlanmaz. Laf var ya kazanan kahraman kaybeden hain olur. Başarısız olduğunda bunu siyaseten de yargısal olarak dedik dedik lime lime doğrarlar. O ayrı bir konu. Tıpkı 2013'te tıpkı 2015'te tıpkı 2009 ya da 11'de yaptığı gibi bu süreci topluma doğrudan açıklamalı anlatmalı. Zaten meclis çalışıyor. Teşekkür ediyoruz. Komisyon iyi bir karar aldı vesaire İmralı'ya gidilip gidilmeyeceğine komisyon karar verir filan değil. Biz bir süreç yönetiyoruz. Bu süreçte eve dönüşün içerisinde şöyle işler olacak. Şu kategorileri ayıracağız. Bir kısmını alacağız. Bir kısmını almayacağız. Aldıklarımızla ilgili uyum programları yürüteceğiz diye anlatılması gerekir. Ak Parti ve MHP seçmeninde dahi süreci olan destek yüksek, güven düşük. Muhalefet seçmeninde destek hadi bakalım inşallah modunda güven ise çok çok zayıf. Bunları artıracak işlere ihtiyaç var tabii. Ama Akın Gürlek'in İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığındaki pratiğine ürettiği hukuk uygulamalarına, ismine hukuk bile diyemeyeceğimiz yargı uygulamalarına baktığımızda buradan bir umut çıkartmak zor. Ama sonuçta şunu da biliyoruz ki Akın Gürlek yaptığı her neyse ya talimatla yapıyor ya da onayla yapıyor. Bir kedinin orlonlarla oynaması gibi Sayın Erdoğan'ın bu oyundan mutlu olduğunu, zevk aldığını da düşünüyorum maalesef. Biz de merakla bekliyor olacağız.

‘Küba senelerdir abluka politikasının olumsuz etkilerini yaşıyor’

José Martí Küba Dostluk Derneği Başkanı Nahide Özkan, şöyle konuştu:
Küba zaten senelerdir bu abluka dediğimiz politikanın çok olumsuz etkilerini kümülatif olarak yaşıyordu. Yani bunun getirdiği sorunlar ülkede birikmeye devam ediyordu. Çünkü çok uzun bir politikadan bahsediyoruz. Yani 60 senedir, 60 küsur senedir devam eden bir politika. Küba devriminden beri devam eden bir politika. Tabii tabii 1960 yılında uygulamaya sokulan bazı kararlarla başladı bu süreç. Son senelerde de çok fazla tırmandırılmıştı. Bu politika, abluka dediğimiz şey Küba'nın bir adam ülkesi olarak muhakkak ki ve küçük ölçekli bir ülke olarak başta enerji olmak üzere işte teknolojiyi başka başka alanlarda dünya ile alışverişinin olması lazım. Yani her şeyi tek başına üretme imkanı olmayan böyle bir yer altı kaynağı ya da imkanları olan bir ülke değil. Abluka dediğimiz şey Küba'yı bir kuşatma altına alıp dünyadan ihtiyaç duyduğu bir takım ham maddeleri, ara maddeleri, teknolojileri, gıdayı vesaire elde etmesini engellemeye dönük bir tür kuşatma politikası. Ve bu kuşatma politikası dolayısıyla uzun zamandan beri Küba, yani ekonomisinde ihtiyaç duyduğu bir takım malzemelere, mallara, finansman olanaklarına vesaire erişmekte çok büyük güçlükler çekiyordu ya da erişemiyordu. Bunun getirdiği sıkıntılar vardı. Şimdi bu en son gerçekleşen olaylarda yani 29 Ocak'ta Trump'ın aldığı başkanlık kararı, kararnamesi imzaladığı kararnaminin ardından ABD demiş oldu ki Küba'ya hiçbir şekilde petrol gemisi giremez, ülkeye petrol tedarik edilemez. Küba'nınsa endüstrisini çalıştırabilmesi için, tarımını işletebilmesi için, hayatın devam edebilmesi için bu petrole ihtiyacı var. Ve kendisi bu ihtiyacının sadece üçte bir, dörtte bir civarını üretebiliyor. Dolayısıyla da bugün Küba'da sanayinin işleyişini, tarımın işleyişini, dolayısıyla gıda tedariğini, o Küba'yı Küba yapan ilaç endüstrisini, sağlık sistemini, eğitim sistemini derinden etkileyen bir enerji krizi ortaya çıkarmış durumda. Bunun getirdiği güçlükleri yaşıyor Küba. Şimdi maalesef Küba'yla ilgili olarak da biraz böyle bir tablo var ortada. İnsani yardım göndermeye yönelik bir takım adımlar var. Çeşitli ülkeler tarafından, işte Meksika tarafından, İspanya tarafından, Rusya'dan olabilir. Çin, Vietnam vs. Bu tür ülkelerden insani yardım, gıda yardımı, ilaç yardımı gibi şeyler gelebilir. Ama hali hazırda Küba'nın asıl ihtiyaç duyduğu petrolün ulaştırılmasını sağlayacak bir inisiyatifi henüz görmüyoruz. Ama ikincisi de daha da önemlisi, Küba'ya bunca zamandır uygulanan bu son derece adaletsizce ve soykırım suçu teşkil ettiğini defalarca hep söylediğimiz, Küba'nın da söylediği politikanı ortadan kaldırılması için maalesef şu anda böyle gözle görülür bir irade bulunmuyor ulusal anda.

‘Orhan Veli’nin evi satışa çıkarıldı’

Gazeteci Adil Bali ise Orhan Veli’nin evinin satışa çıkarılmasının detaylarını şu sözlerle aktardı:
Orhan Veli'nin evi, maalesef satışa çıkarıldı. Çıktı ama böyle hatta şöyle söyleyeyim. Birkaç ay önce çıktı satışaYani Ocak'tan daha önce, Aralık ayında falan. Ama çok sessiz, sedasızca böyle mütevazı, ortalığı karıştırmadan bir satış olmuş bu. İlana çıktı. Bir emlakçıyla anlaşılmış. Ama böyle mesela biliyorsun satılan yerlere kocaman pankartlar asıyorlar, emlakçılar resimlerini koyarlar, ilanlar verirler falan. Bu böyle olmamış. Daha böyle küçük, mütevazı bir tabela. İşte bir emlakçı video paylaşmış Instagram'ında falan. Bu şekilde yürümüş. Ben de böyle İstanbul'un kenar semtlerini çok severim, dolaşırım. Ve oraya da çok sık giderim, bakarım orada Orhan Veli'den bir şeyler hissederim. Böyle okşarım o binayı açıkçası uzaktan. Çok da güzel bir fotoğraf çekmiştim ben daha önce. Bir cami hocası tam önünden geçerken fotoğrafını çektim daha önceden. Çok da hoşuma gitmişti orada. Bir baktım orada çok küçük bir tabela böyle pencerenin kenarına ilinçlenilmiş. Yani satılık ilanı. Öyle anladım ve araştırmaya başladım. Gerçekten buranın satılık olduğunu emlakçısıyla konuştum. Herkesle konuştum ve satışa çıkartıldığını öğrendim. kYani senin dediğin gibi bizde hafızayı tutmak mümkün değil. Orada sağolsunlar yazarlar, şairler de Beykoz Belediyesi oraya bir tabela asmış. 13 Nisan 1914 Pazartesi sabahı saat 19.00'da bu evde dünyaya geldi diye bir kocaman bir tabela duruyor orada aslında. Küçük bir tabela var orada. Yani burası satışa çıkartılmış. Kimseye ilgilenmiyor. Kültür ve sanat dünyası biraz hafif de gözlerini kapatmış buraya. Satışta şu an adam sahibi de Osman Özer diye emekli bir makine mühendisi. 100 yıl geçen bir konak. nOrhan Veli'nin annesi tarafından, dedesi olan Beykoz'undan Hacı Nuri Ahmet Bey yaptırmış bu konağı. İşte Orhan Veli 1914'te burada doğuyor. Konağı da 1939 yılında bahçesinin beğeniyor Osman Özer'in babası. O asadını alıyor. Ondan sonra da burada 80 yıl falan oturuyor. Ama artık da bakım masraflarını falan karşılamadığını söyleyip 70-80 milyon civarında bir paraya satıyor. Ama tabii satan kişi de işte buraya bir müze olmasını istiyor. Alsınlar buraya müze yapsınlar diyor.
Yorum yaz