Lavrov: Ukrayna’daki çatışma bittiğinde Rusya ve ABD ortak projelere dönebilir
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Ukrayna’daki savaş bitmeden Moskova ile Washington’un karşılıklı fayda sağlayacak projeleri hayata geçiremeyeceğini belirterek, Rusya’nın savaş istemediğini, Avrupa’da ise ulusal çıkarlara öncelik veren bir iradenin hakim olmasını umduğunu belirtti.
Sitede okuRusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, El Arabiya televizyonuna verdiği röportajda, Ukrayna’daki çatışmanın “aradan çıkması” halinde Moskova ile Washington’un karşılıklı çıkar sağlayan projeleri hayata geçirebileceğini, Rusya’nın savaş istemediğini ancak ulusal çıkarlarından da vazgeçmeyeceğini söyledi.
‘Savaşı yoldan çekince projelere geçeriz’
Rusya ve ABD, Ukrayna’daki savaşı ‘yoldan çektiğimiz’ anda karşılıklı faydaya dayanan projeleri hayata geçebilecek. Başkan Donald Trump defalarca bunun kendi savaşı değil, Biden’ın savaşı olduğunu ve onu mümkün olan en kısa sürede bitirmek istediğini söyledi. Bugün bu savaş, dünya gündeminin en ön sırasına oturdu. Önce bu engeli kaldırmamız, sonra projelere dönmemiz gerekiyor.
‘Rusya savaş aramıyor ama tehditlere de boyun eğmez’
Biz savaş aramıyoruz, savaş istemiyoruz. Ama Avrupalı komşularımız hatalarını kabul etmek ve birlikte yaşamak zorunda olduğumuzu görmek yerine açıkça bize karşı savaşa hazırlanırsa, o bambaşka bir savaş olur ve bambaşka araçlarla yürütülür. Umarım bugün Avrupa başkentlerinde iktidarı elinde tutan, özellikle Brüksel’de kimseye hesap vermeyen bürokratik siyasi sınıf yerini, kendi vatandaşlarının çıkarlarını ve refahını düşünen güçlere bırakır. Böyle aktörlerle konuşacak, anlaşacak çok şeyimiz olur.
‘Avrupa histerik halde, Kiev yasalarına ses çıkaran yok’
Avrupa şu anda adeta histerik bir biçimde Rusya’dan Ukrayna konusunda müzakere başlatmamızı ve bu görüşmelerde bizzat yer almayı talep ediyor. Aynı anda da Ukrayna’nın sözde Avrupa değerlerini savunduğunu ilan ediyorlar. Bu tutumla neyi konuşacağız? Hiç kimsenin, Kiev’i Rusçayı her alanda yasaklayan, kanonik Ortodoks Kilisesi’ni hedef alan yasaları geri çekmeye zorlamak için parmağını oynatmayacağından eminim. Dünyada Ukrayna’dakine benzer bir durum yok; Filistin’de İbranice yasak değil, İsrail’de Arapça kullanılıyor ama Ukrayna’da Rusçanın yasaklanmasına izin veriliyor.
‘Cenevre’de ‘Alaska anlayışı’nı sürdüreceğiz’
Amerikalılarla Cenevre’de, çatışmanın asıl nedenlerinin tanındığı ve bunların ortadan kaldırılması gerektiği anlayışına dayanan ‘Alaska anlayışı’nı görüşmeye devam edeceğiz. Bizim için Donbass halkının kararını tartışmaya açan ya da Ukrayna’nın NATO üyeliğini masaya getiren hiçbir formül kabul edilemez. Ana engel, 2014’te darbe ile iktidara gelen ve varılan uzlaşıları bozan Kiev rejimidir.
‘Avrupa’nın güvenlik garantileri Rusya’ya karşı kurgulanıyor’
Avrupa’nın bugün Ukrayna etrafındaki çözüm için öncelik diye pazarladığı güvenlik garantileri yalnızca Kiev’e veriliyor ve doğrudan Rusya’ya karşı formüle edilmiş durumda. Bu, AB’nin güvenliği, Kiev rejimi Rusya’nın düşmanı olarak kaldığı ve bizimle savaşı sürdürdüğü sürece garanti etmek istediği anlamına geliyor.
‘AB, Ukrayna ordusunu savaş düzeyinde tutmak istiyor’
Avrupalıların Ukrayna’nın askeri makinesini korumaya dönük somut planlarını biliyoruz. Ukrayna Silahlı Kuvvetlerini savaş yürütmeye yetecek seviyede tutmak ve bu askeri yapıyı AB’nin askeri yapılarına entegre etmek istiyorlar. Askeri personelin eğitimindeki yoğunlaşma da dahil tüm bu hazırlıklardan haberdarız.
‘Rusya–ABD ilişkileri pragmatik’
ABD ile ilişkilerimiz pragmatik. Başkan Trump, Dışişleri Bakanı Rubio ve Başkan Yardımcısı Vance, herkesin kendi ulusal çıkarlarıyla hareket ettiğini ama karşı tarafın çıkarlarını da tanımak gerektiğini açıkça dile getirdiler. Anlaşmazlıklar her zaman olur fakat bu, konuşmayı kesmek anlamına gelmez. Biz ABD’nin ulusal çıkarlarını tanıyoruz, onlar da Rusya’nın çıkarlarını tanıdıklarını söylüyorlar. Çıkarlarımız örtüştüğünde projeler geliştirmeli, örtüşmediğinde ise durumu sıcak çatışmaya dönüşmeyecek şekilde yönetmeliyiz.
‘Zelenskiy barış istemediğini açıkça gösterdi’
Münih Güvenlik Konferansı’nda Zelenskiy’nin söyledikleri, onun barış istemediğini açık biçimde ortaya koyuyor. Konuşmasını dinleyen ya da okuyan herkes, bu kişinin herhangi bir barıştan yana olmadığını görebilir; bunu adeta açıkça ilan etti. Daha önce Donbass’ta yaşayanları ‘yaratıklar’ diye nitelendirdi, Rus kültürüyle kendini bağlantılı hissedenlere de ‘toplanıp Rusya’ya gitmelerini’ söyledi. Bu söylem, Kiev rejiminin gerçek niyetini gösteriyor.
‘Filistin devleti olmadan barış olmaz’
Rusya olarak eminiz: Bağımsız bir Filistin devleti kurulmadan Orta Doğu’da ne huzur ne de istikrar sağlanabilir. Çatışmanın temel nedenleri çözülmeden Arap-İsrail krizini çözmek de mümkün değil.
‘Gazze’den tahliye olursa geri dönüş garanti edilmeli’
Gazze tamamen yıkıldı, şu an orada yaşamak imkansız. Yeniden inşa için Filistinlilerin bir süreliğine başka yerlere taşınması gerekebilir. Ama mutlaka geri dönebileceklerine dair garanti verilmeli: Gazze’de yeniden konut yapılmalı, altyapı ve hayati tesisler hızla kurulmalı. Filistinlilerin ezici çoğunluğu, doğdukları ve atalarının yaşadığı topraklarda yaşamak istiyor.
‘Suudi Arabistan’ı stratejik ortak görüyoruz’
Suudi Arabistan’ı bölgede stratejik ortak olarak görüyoruz ve Riyad’ın da bu değerlendirmeyi paylaştığını hissediyoruz. İlişkilerimiz, liderler düzeyinde doğrudan diyalog üzerinden ilerliyor; Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile Başkan Vladimir Putin’in son telefon görüşmesi de bunun bir örneği. İşbirliğimizden memnunuz ve olumlu bir perspektif görüyoruz.
‘Avrupa ile aklı başına geldikten sonra konuşuruz’
Başkan Putin’in de defalarca söylediği gibi, elbette bir gün Avrupa ile tekrar konuşacağız. Ama bu, onların akıllarını başlarına alıp kendine gelmesinden sonra mümkün olur. O zaman masaya neyle geleceklerine bakacağız. Nitekim Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron yakın zamanda bizimle gizli tutulmasını istediği bazı temas girişimlerinde bulundu.
‘Avrupa dejenere oldu ama sağduyulu sesler var’
Avrupa dejenere oldu, ancak hala Rusya ile diyaloga açık, sağduyulu sesler var. Kim bizimle konuşmak istiyorsa, buyursun. Moskova’da Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ı da, Slovakya Başbakanı Robert Fico’yu da ağırladık. Bunlar ülkelerinin ve halklarının çıkarlarını düşünen rasyonel, pragmatik insanlar. Macaristan ve Slovakya’yı ‘Putin rejiminin suç ortakları’ listesine yazmak isteyenlerin kendi ülkelerinin çıkarlarını değil, sadece siyasi hırslarını düşünüyor. Geçmişte atalarının Avrupa’yı Nazizme sürüklediği dönemlere adeta nostalji duyuyorlar.
‘Suriye, Rus askeri varlığının sürmesini istiyor’
Suriye hükümeti, Rusya’nın askeri varlığının korunmasından yana. Şu anda üslerimizi konuşuyoruz. Şam yönetimi, Hmeymim ve Tartus’taki varlığımızın bölgede diğer aktörlerin etkisini dengeleyen, istikrar sağlayan bir rol oynadığını düşünüyor. Suriye ile ilişkilerimiz karşılıklı saygı ve karşılıklı fayda ilkesine dayanıyor; sanayi tesislerinin inşasından eğitime kadar uzun yıllardır süren işbirliğimiz var.
‘İran’ın Avrupalılarla konuşmak istememesi tesadüf değil’
İranlı yetkililerin, nükleer program konusunda Avrupalılarla konuşmayı reddetmesi tesadüf değil. Avrupa, Kapsamlı Ortak Eylem Planı’nı (nükleer anlaşma) gerçek anlamda yeniden canlandırmak yerine, her şey için İran’ı suçlamayı tercih etti ve hala aynı çizgide. Bu yüzden Tahran, Avrupalılarla değil, doğrudan ABD ile konuşmayı tercih ediyor.
‘İran’a yeni bir saldırının bölge için ağır sonuçları olur’
İran’a yeni bir saldırının hem bölge hem de Rusya için olumsuz sonuçları olur. Daha önce ABD ve İsrail’in, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) denetimi altındaki İran nükleer tesislerine yönelik saldırıları, gerçek bir nükleer olay riski yarattı. Şu anda durum İranlı meslektaşlarımızın aktardığına göre kısmen istikrara kavuşmuş olsa da bu saldırılar, nükleer malzemelerin fiziksel korunmasına daha fazla odaklanmalarına yol açtı. Bu, sadece fiziksel risk yaratmakla kalmadı, UAEA’nın ve Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması’nın otoritesine de zarar verdi; oysa İran, bu anlaşmaya bağlılığını sürekli vurguluyor.
Yorum yaz