‘Doğu Akdeniz’de savunma sanayinin de işin içine girmesi Türkiye’yi rahatsız edecek’
‘Doğu Akdeniz’de enerji denklemi Türkiye'siz kuruluyor'
‘Türkiye, Yunanistan’ın korkusunu kullanan İsrail’in oyununu bozmalı’
“Yunanistan ile iş birliği yapan İsrail, Yunanistan’ın Türkiye korkusunu akıllıca kullanarak silah satıyor ve keşif gözetleme kabiliyetlerini Ege’ye kadar uzatmış oluyor. Yunanistan Aşil Kalkanı Projesi ile Ege adalarına hava savunma sistemi kuruyor ve İsrailli firmalarla çalışacak. Girit’e bir hava radarının konumlandırılması projesi de var. İsrail, keşif gözetleme imkan kabiliyetlerini tüm Doğu Akdeniz ve Ege’yi kapsayacak şekilde genişletiyor. Bu noktada da Yunanistan’ın Türkiye korkusunu kullanıyor. Yunanistan’ı birkaç günde Türk ordusunun işgal edebileceği söyleniyordu. Bunlar belli noktalarda insanın gururunu okşuyor. Yunanistan’da ciddi bir Türkiye korkusu olduğu doğru ancak akıllı bir ülke bu korkuyu deşmez. Bu korku deşildikçe Yunanistan, Türkiye’ye karşı askeri ittifak geliştirmek istiyor. İsrail ve ABD ile ilişkilerini askeri bazda geliştiriyor. Kazanan Fransız ve İsrail şirketleri oluyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan düzenlediği bir toplantıda Türkiye-Yunanistan arasında stratejik diyalog toplantısının şubat ayında olacağını beyan etti. Türkiye, Yunanistan’a ‘hak ve menfaatlerimizi koruma noktasında kararlıyız ama sizi tehdit olarak görmüyoruz’ demeli.
Yunanistan her zaman taleplerini yüksekten açar. ‘Ege’de kara sularımızı 12 mile çıkartma hakkımızı saklı tutuyoruz’ diyorlar. Mantıklı bir ülke kara sularını 12 mile çıkarmaması gerektiğini bilir. Türkiye dahil hiçbir ülkenin bunu kabul etmeyeceğini bilmeleri gerek. Türkiye’nin de başka herhangi bir ülkenin de buna vereceği tepki belli. Türkiye ve Yunanistan kendi sorunlarını ABD’yi, İsrail’i aradan çıkararak konuşmalı. Diğer ülkeler iki ülke arasındaki ilişkiyi, bu ülkelerin kırılganlıklarından faydalanarak lehlerine kullanıyorlar. Kazanan İsrail şirketleri oluyor. Yunanistan 2030 ya da 2035 yılına kadar 100 milyar dolara yakın savunma sanayiye para harcamak istiyor. Bu mümkün değil. Bu para harcanırsa halkın refahından kesilecek. Türkiye bölgesel bir aktör olarak gücünü daha diplomatik ve yumuşak kullanarak bu oyunu bozmalı. Türkiye’nin denkleme dahil olacağını düşünüyorum.”
‘Türkiye, Kıbrıs meselesini Doğu Akdeniz’deki gelişmeler çerçevesinde yeniden değerlendirmeli’
“Ana noktalardan biri de Kıbrıs. Trump, Grönland’da yaptığı gibi ‘Kıbrıs bizim için ulusal güvenlik meselesi’ deyip hak talep ettiğinde Türkiye, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, İngiltere ne diyecek? Yaşadıklarımız bu ihtimalin uzak olmadığını söylüyor. Davos’ta ABD Ticaret Bakanı, ‘Küreselleşme bizim açımızdan başarısız oldu’ dedi. ABD, kendisi için savaşacak hak ve menfaatlerini gerçekleştirmekte vekil güç olacak ülkelerle iş birliğine gidiyor. Dünya da daha kaotik bir döneme giriyor. ABD’nin taleplerini kritiğe tabi tutabileceğimiz şeyler tartışmalı. Şu an daha üsten ve kuralsız talepler gelecek. Türkiye’nin Kıbrıs konusunda dikkatli adımlar atması gerektiğini düşünüyorum. İki devletli çözüm uygulanabilir mi değil mi ölçmek gerek. Kıbrıs’ta federasyon görüşmeleri BM ve AB’nin teşvikiyle yeniden başlayacak. Kıbrıs meselesini Türk Dışişleri’nin yeniden oluşan bu koşullar çerçevesinde değerlendirmesi gerekiyor. Ağrotur ve Dikelya, iki İngiliz egemen üssü. 1959-1960 kurucu anlaşmalarda İngiliz toprağı olarak kabul ediliyor. Ancak 7 Ekim’den sonra Orta Doğu’ya yönelik icra edilen alanlarda buralar lojistik üsler oldu. Güney’deki deniz üssü, ABD’nin gireceği şekilde derinleştiriliyor. İş birliği enerji temelli başlamış olsa da askeri ve savunma sanayi iş birliği var. Bu da doğal olarak Türkiye’nin güvenliğini etkileyecek. Türkiye bu denklemin dışında kalamaz. Türkiye, İsrail ve Yunanistan ile normalleşmek durumunda kalacak. Türkiye bu normalleşmeye nerede, ne zaman dahil olacağını şimdiden hesaplamazsa kendisine dikte edilen koşullara evet demek durumunda kalır.
Türkiye’nin TPAO üzerinden Chevron ile denizde ve karada ortak sondaj faaliyeti için iş birliği imzalamasını bu çerçevede değerlendirmek lazım. İşin içine Libya, Doğu Akdeniz girecek. Türkiye’nin elinde araştırma gemileri ve sondaj gemileri var. Bunlar belli noktalarda atıl kalmış vaziyette. Belki Güney Kıbrıs’ta Chevron ile TPAO ortak sondaj faaliyetinde bulunacak. Türkiye tek başına girdiğinde problem çıkarabilecek birtakım yerler belki iş birliği çerçevesinde tüm kamuoyunu tatmin edecek. Buna nasıl dahil edilmek istendiği önemli.”