ANKARA FARKI

Doç. Dr. Mutlu: Davos, dünya ekonomisinin geleceğini yönlendirmekten çok uzak

Doç. Dr. Erdem İlker Mutlu, Davos’un küresel ekonomiyi yönlendirme gücünü yitirdiğini, tek kutuplu düzenin sona erdiğini ve yeni bir dünyanın şekillendiğini söyledi. Mutlu’ya göre ABD’ye yaslanan yapıların sahada geleceği kalmadı; Avrupa stratejik bir çıkmazda, Türkiye ise değişen jeopolitik dengelerde kritik bir pozisyonda duruyor.
Sitede oku
Küresel sistem, Soğuk Savaş sonrası kurulan tek merkezli dengelerin hızla çözüldüğü, alışıldık güç haritalarının yeniden çizildiği bir döneme giriyor. Uzun yıllar boyunca dünya ekonomisinin ve siyasetin yönünü belirlediği iddia edilen uluslararası platformlar, artan jeopolitik krizler, bölgesel savaşlar ve ekonomik kırılmalar karşısında etkisini yitiriyor. Batı merkezli düzenin hem siyasi hem de ekonomik alanda yaşadığı aşınma, çok kutuplu bir dünyanın fiilen şekillenmesine zemin hazırlıyor.
Bu çalkantılı küresel tabloda tek kutuplu düzenin sonu, Batı’nın yaşadığı meşruiyet krizi, Avrupa’nın çıkmazları, Ortadoğu’daki güç mücadeleleri ve Filistin meselesinin geleceği gibi başlıklar, uluslararası sistemin nereye evrildiğini anlamak açısından belirleyici ipuçları sunuyor.
Radyo Sputnik’te yayınlanan İsmet Özçelik’le Ankara Farkı programına Doç. Dr. Erdem İlker Mutlu konuk oldu. Küresel sistemde yaşanan kırılmaları değerlendiren Mutlu, Davos’un etkisini yitirmesinden tek kutuplu düzenin sonuna, ABD ve Avrupa arasındaki çatlaklardan SDG’nin sahadaki durumuna kadar uzanan geniş bir çerçevede değerlendirmelerde bulundu:

‘Yeni bir dünyanın inşasına tanıklık ediyoruz’

Doç. Dr. Mutlu’ya göre ABD artık tek kutuplu dünya düzeninin sona erdiğini kabul ediyor; buna karşın Batı’daki bazı aktörler bu gerçeği hâlâ kabullenemiyor. Mutlu, küresel ekonominin neredeyse yarısının BRICS ülkelerinde toplandığını vurgulayarak, Davos’un Batı merkezli bir senaryo alanına dönüştüğünü söyledi:

“ABD, ‘Ben altın karşılığı karşılıksız dolar bastım, borçlandım. Benim bütün gücümü aldılar, kendi savaşlarına yönlendirdiler. Akıl dışı hareket eden küreselci Avrupalı yöneticiler artık canımıza tak dedi, hem bu oyunun parçası olmayacağız hem de o dönem ödediklerimizi geri istiyoruz’ duygusu içinde.

Dünya ekonomisinin geleceğini belirleyen Davos çok uzun süredir zaten geleceği falan belirlemiyor. Dünya ekonomisinin yüzde 45’i zaten BRICS’te. Davos senaryoların yazıldığı, Batı merkezli bir yer. Ama dünyanın merkezi Batı’da kaldı mı? Tek kutupluluk devam ediyor mu? O hayali görenler varsa yazık. ABD tek kutupluluğun bittiğini kabullendi. Bir devir bitti. O devrin bitişini bazıları kabullenemiyor. Şu anda yeni bir dünyanın inşasına tanıklık ediyoruz.”

‘SDG’nin hali ABD’ye güvenenlere ders olmalı’

ABD ile iş birliği yapan yapıların akıbetinin tarih boyunca değişmediğini hatırlatan Mutlu, SDG örneğinin yeni bir ders olduğunu söyledi. Mutlu’ya göre YPG/SDG, emperyal güçlere dayanarak bölgede kalıcı bir yapı kurulamayacağını geç de olsa gördü:

“YPG’nin oluşturduğu bu yapının içindeki akıl nihayetinde gerçekleri gördü. Şu topraklarda aynı ekmeği, suyu paylaştığın insanlara karşı Atlantik’in ötesindeki grupların, siyasi hesapların temsilcisi olarak gelmek, onları arkana almak, emperyalistlerin hesabına çalışmak işe yarar zannettiler. Aslında işin böyle olmadığını çok büyük bir duvara çarpıp gördüler. Afganistan’da ABD ile iş birliği yapanlar kalkan uçaklardan patır patır düştü; bundan da mı ders alınmadı? SDG’nin durumu ABD’nin ipine sarılanlara ders olmalı. Tarih bu derslerle dolu. Şu an Danimarka yaşıyor, NATO yaşıyor. Dünyada ABD’nin ipi ile kuyuya inenlerin sonu belli.”

‘Hollywood'da senaryoların denetlendiği bölgede Pentagon'un ofisi var’

ABD’nin başka ülkelerin özgürlüğünü gerçekten umursamadığını savunan Mutlu, İsrail’e verilen askeri desteğin bu çelişkiyi açıkça gösterdiğini vurguladı. Pentagon’un Hollywood’daki senaryo denetim mekanizmalarına dikkat çeken Mutlu, bu yapı varken Batı anlatılarının objektif kabul edilemeyeceğini belirtti:

“Etki ajanlığı diye bir kurum var. Basın, kanaat önderleri, sanat dünyasının içine koyuyorlar; insanları yönlendiriyorlar. Yapay bir kamuoyu yaratıyorlar. İnsanlar, ABD’nin Atlantik’in ötesinden gelip başka ülkelerin özgürlüğünü neden önemsediğini sorgulamıyor. Neden umursasın ki? İsrail sivilleri katlederken hiç bunu umursamıyor, tam tersine destek, silah veriyor. Hollywood'da senaryoların denetlendiği bölgede Pentagon'un ofisi var. Orada böyle bir yapı varken her yere objektif yaklaşacağını düşünmemek gerekir. Sonunda geldiği nokta bu.”

‘Avrupa gerilimi diri tutmaya çalışıyor’

Mutlu’ya göre Washington sahadan büyük ölçüde çekilirken, Avrupa’daki bazı aktörler SDG üzerinden provokatif hamlelerle süreci canlı tutma arayışında:

“Geri çekilme başladı. Ama olur da bir gün ihtiyacı olursa kullanmak için orada zayıf bir yapı bırakıyor. Bölgede SDG’yi yapı olarak isteyen bir tek Avrupa ve Amerika var. Amerika bu işten vazgeçti, Avrupa’daki gruplar vazgeçmediği için o Nusaybin’deki bayrak olayı gibi provokatif eylemler yapmaya çalışıyorlar. Bunları bir araya koyduğunuz zaman orada birileri vazgeçmesin, kalsın, Türkiye açısından bir sıkıntı yaşansın gibi bir bakışları var. Ama Amerika olmadan Avrupa’nın da bölgede yapabileceği çok fazla bir şey yok. Çünkü Avrupa zaten kendi iç çatışması, güvenlik kaygısı ile baş başa. Avrupa’nın şu an ‘nereye gittiği’ sorusu çok büyük bir soru işareti.”

‘Avrupa Rusya ile normalleşmek zorunda’

Avrupa’nın Washington’un koşulsuz desteğine bel bağladığını belirten Mutlu, bu beklentinin boşa çıkmasının kıtayı stratejik bir şaşkınlığa sürüklediğini söyledi. İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin açıklamalarını hatırlatan Mutlu, Avrupa-Rusya ilişkilerinde hızlı bir yumuşama dönemine girilebileceği görüşünde:

“Avrupa’nın kendi halkları ile yöneticileri kopuk. Aynı değerlere sahip değiller, hayta farklı bakıyorlar. Macron’un Fransız halkındaki oy oranı nedir? Gerçek bir temsiliyeti yok. Böyle bir ortamda Avrupa halklarının gerçek isteği de bu değil. Avrupa ABD’nin onları sonuna kadar destekleyeceği konusunda yanıldı. Şimdi ne yapacaklarını şaşırdılar. Bu çatlak Avrupa’yı uzun süre kimse ile uğraşamaz hale getirecek.

Fransa’da NATO karşıtlığı yüzde 65’lerde. Almanya 45’te işgal edildi, Fransa kazanan tarafta kaldı. İşgalden sonra uzun süre hatta iki Almanya’nın birleşme projesinde dahi bürokrasi işgali altındaydı; ABD’nin dediğinin dışına çıkamıyordu. Burada dahi yüzde 30’lara yaklaşan bir AfD gücü çıktı. Alman Sosyalistlerinden RSW yine buna destek oluyor. AfD’nin çıkardığı dergide hala ‘işgal’ ifadesi kullanılıyor. ‘Amerika’nın vekil savaşlarında biz neden varız, PKK’yı Almanya’da neden besliyoruz?’ diyorlar. Avrupa’da yönetimlerle halk tabanındaki düşünce çok farklı. Avrupa özgürlüğüne kavuşmak istiyor. Avrupa ile Rusya arasındaki ilişkilerin hızla düzeldiği bir döneme girilecek. Bunu Meloni söyledi; ‘Rusya ile konuşma vakti gelmedi mi?’ dedi. Çünkü ABD’den 3 katı fiyata LNG alıp da sanayiyi besleyemezsiniz. Endüstri öldükten sonra ne yapacaklar? Şu anda kaç tane fabrika kapattılar. Bu aslında Avrupa’nın bulduğu bir çıkış yolu. “

‘Bahçeli’nin TRÇ İttifakı söylemi boşuna değil’

Devlet Bahçeli’nin TRÇ İttifakı söylemine dikkat çeken Mutlu, oluşan yeni küresel yapılanmada Ankara’nın aldığı jeopolitik duruşun hayati olduğunu söyledi. Mutlu, “Burada Türkiye açısından jeopolitik konumlanma çok önemli. Haritada Venezuela ve Küba’ya baktığınızda Amerika kıyılarına en yakın yerler. Amerika o bölgede ciddi güvenlik kaygıları yaşıyor. Şu anda Küba eğer bir Doğu temsilini bırakır, Amerika’nın safında Batı yarımkürede nötralize edilirse Türkiye açısından bir tehlike başlar. Çünkü Türkiye terazinin öbür tarafında. O yüzden Sayın Bahçeli’nin TRÇ İttifakı söylemleri boşuna değil. Bu yeni yapılanmada Türkiye’nin aldığı pozisyon çok önemli” dedi.

‘Gazze’de Filistinlilere sormadan çözüm olmaz’

Filistin meselesinde gerçek öznenin Filistin halkı olduğunu, onların iradesi sorulmadan geliştirilen hiçbir planın kalıcı bir çözüm üretemeyeceğini belirten Doç. Dr. Mutlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Orada o toprağın üzerinde yaşayan bir millet var. Özne budur. O millet Filistinliler. Onların ne istediği sorulmadan çözüm olamaz. Amerika, Batı şu bakıştan uzun süredir vazgeçemiyor; ‘Biz oraya yüksek binalar dikersek onları modern hayata adapte etmiş oluruz’ diyor. Modernizasyonu kendi Neo-liberal bakış açısı ile oluşturmuş ve onun dışındaki herkesi ilkel, geri kalmış kabul ediyor. Ciddi ciddi lütuf sunduğunu zannediyor. Batı’daki temel sorun bu; kendi yaşam stilini dünyanın en iyi, en ileri yaşam stili zannedip diğerlerini hor görmek… Filistinliler o kurulda Tony Blair’ı isterler mi gerçekten?"

Yorum yaz