DÜNYA

Rus uzman: Macron’un Rusya'yı G7’ye daveti ve Barış Konseyi’ne katılmama kararı ‘Kolektif Batı’yı kurtarma’ girişimi

Rus uzman Dmitry Suslov, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Rusya’yı Paris’teki genişletilmiş G7 toplantısına davet etme önerisi ile Trump’ın Barış Konseyi’ne katılmama kararını, Avrupa’nın marjinalleşmesini durdurma ve Trump’ı yeniden ‘kolektif Batı’ çizgisine çekme çabası olarak değerlendirdi.
Sitede oku
Rusya Yüksek Ekonomi Okulu Avrupa ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi Başkan Yardımcısı ve Rusya Dış ve Savunma Politikası Konseyi Araştırma Direktör Yardımcısı Dmitry Suslov, Sputnik International’a yaptığı değerlendirmede Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Rusya’yı genişletilmiş G7 formatına davet etme önerisini ve Donald Trump’ın Barış Konseyi’ne katılmama kararını yorumladı.
Macron’un G7 adımının iki temel hedef taşıdığını, ilkinin, hem Fransa’nın hem de genel olarak Avrupa’nın, özellikle Ukrayna krizi bağlamında artan uluslararası yalnızlığını kırmak olduğunu belirten Suslov, şunları ifade etti:
ABD, Avrupa ile yeterli istişare yürütmüyor, kritik konuları Rusya ile ikili zeminde çözmeye devam ediyor ve Avrupa’nın bakış açısını, Avrupa’nın kendi ölçütlerine göre, yeterince dikkate almıyor. Bu nedenle Macron, Ukrayna krizi ve Grönland meselesi başta olmak üzere temel uluslararası konularda karar alma süreçlerine Avrupa’yı yeniden dahil etmeye çalışıyor.
Suslov, ikinci hedefin ise Trump’ı yeniden “ortak Batı platformuna” çekmek olduğunu vurguladı:
Trump, Avrupa’nın görüşlerini Ukrayna’da da Grönland’da da fiilen yok sayıyor, kararlarını Avrupa’ya bakmadan alıyor. Macron, fiilen çözülmekte olan Batı’yı, G7 üzerinden yeniden toparlamaya çalışıyor.
Suslov, G7’nin “kolektif Batı”nın sembolü olduğunu, Avrupa ülkeleriyle birlikte Kanada, Japonya ve Avustralya’nın da bu blok içinde Trump üzerinde ortak baskı kurmak isteyeceğini belirtti:
G7, Trump’ı Ukrayna konusunda Avrupalı ‘savaş partisi’nin çizgisine geri çekmek, Grönland meselesinde de onu daha fazla tavize zorlamak için bir araç olarak düşünülüyor. Macron’un temel hedefi, Trump’ın ‘Trump gibi davranmasını’ engellemek, onu kolektif Batı çerçevesinde Avrupa ile müzakere etmeye zorlamak.
Macron’un, G7 gündemine Ukrayna krizi, Suriye meselesi ve Grönland konusunu taşıma çabası olduğunu belirten Suslov, bu çerçevede Rusya, Ukrayna ve Danimarka’dan da temsilcilerin gözlemci olarak davet etmek istediğini vurguladı. Ancak uzman, bunun Rusya veya BRICS’in artan rolünün tanınması anlamına gelmediğinin altını çizdi:
Bu, ne BRICS’in yükselen rolünün kabulü ne de Ukrayna veya Grönland krizlerinin gerçekten çözümüne samimi bir katkı arayışıdır. Aksine, Macron’un hedefi, Trump’ın pozisyonunu değiştirerek Ukrayna krizinin mevcut çözüm dinamiklerini bozmak ve G7 formatında Avrupa’nın söz hakkını artırmaktır.
Suslov, Macron’un Trump’ın Gazze veya Ukrayna bağlamında oluşturmak istediği “Barış Konseyi”ne katılmayacağını açıklamasını da, Fransa liderinin Trump’ın ültimatomlarına ve önerilerine yönelik memnuniyetsizliğinin ifadesi olarak yorumladı:
Macron, bu tavırla rahatsızlığını gösteriyor ama bunun için yüksek bir siyasi bedel ödemek istemiyor. ‘Barış Konseyi’ne girmem’ diyerek sembolik bir itiraz ortaya koyuyor. Trump ise bunu zaten alaycı biçimde ‘zaten sizi pek beklemiyorduk’ diye yorumlayarak önemsememiş görünüyor.
Suslov, tüm bu gelişmelerin, uluslararası sistemdeki güç dengeleri ve karar alma mekanizmalarında “eski kolektif Batı” ile Washington arasındaki çatlağın derinleştiğini gösterdiğine dikkat çekti.
DÜNYA
Trump, Macron’dan aldığı mesajları paylaştı: Akşam yemeği ve G7 toplantısı
Yorum yaz