'Avrupa ekonomisi için mali felaketle sonuçlandı'
AB, Ukrayna çatışması patlak verdiğinden itibaren Rusya'ya yaptırımlar uygulamaya ve gaz ve petrol ihracatını yasaklamaya zorlandı, hatta baskı gördü. ABD'nin dolaylı kanıtlara dayanarak Rus Nord Stream 1 ve Nord Stream 2 gaz boru hatlarını sabote etmesi, Rusya'nın Avrupa'ya gaz arzını sonsuza kadar kesmeyi ve ABD LNG'sinin Rus gazının yerini kalıcı olarak almasını sağlamayı amaçlıyordu. Ancak bu, Avrupa ekonomisi için gerçek bir finansal felaketle sonuçlandı.
ABD LNG’si, Avrupa’nın gaz ihtiyacının yüzde 60’ından fazlasını karşıladı ve Rus gazının fiyatının 2–4 katı bedelle Avrupa’ya satıldı. Bu durum, özellikle Almanya olmak üzere Avrupa ekonomisinin küçülmesine, hatta zayıflayıp tükenmesine yol açtı. Nitekim Avrupa’nın sıfırın altındaki büyüme oranları bunu kanıtlıyor. 2025’te Avrupa ekonomisi yalnızca yüzde 1.3–1.4 oranında büyüdü. Volkswagen dahil birçok Alman ve Avrupalı şirket, daha ucuz enerjiye erişebilmek için faaliyetlerini başka yerlere taşımaya başladı. Ayrıca AB, 2027’nin başına kadar Rusya’dan tüm enerji ithalatını sona erdirmeyi hedefliyor. Bu da Avrupa ekonomisi için cılız bir büyüme anlamına gelecektir.
'Son gülen Putin olacaktır'
LNG ithalatını durdurma tehdidi, Trump’ın Grönland’ı ilhak etmesine karşı bir caydırıcı unsur olabilir. Ancak AB’nin, er ya da geç Rus gazına geri dönmekten başka alternatifi yoktur. Gaz için Putin’in kapısını çalmak zorunda kalacaktır; fakat Putin ya kabul etmenin karşılığında daha yüksek bir siyasi bedel isteyecek ya da her şeyi göze alarak AB ekonomisinin çökmesine izin verecek. Genel bir değerlendirmeyle ve bir devlet adamı olarak sergilediği tutumla, Avrupa’ya gaz tedarik etmeyi tercih edecek; böylece Avrupa ile ABD arasındaki ilişkiler çözülürken NATO’nun da sahneden silinmesine yol açacaktır.