“Antalya’yı zemin özellikleri açısından değerlendirecek olursak geniş ovaların üzerine kurulu yerleşimlerin, yani alüvyon zemin üzerine yapılmış evler, eğer zemin özellikleri dikkate alınmadan yapılmışsa hasar görme olasılıkları oldukça yüksektir. Deprem tetiklemesi ile oluşabilecek heyelanlı bölgeler ve kaya düşmesinin gözlenebileceği yerler vardır.
Antalya kent merkezi ve diğer ilçelerdeki karbonatlı kayaçlardan oluşan birimler de suyla temasa girdiğinde eriyebilir ve yerin altında büyük boşluklar oluşabilir. Bu boşlukların da depremin etkisi ile çökme olasılığı vardır. Tarihsel ve aletsel dönemde Antalya ve çevresinde meydana gelen depremlerin büyük çoğunluğu ilin batı kısmında olmuştur. Sahil bandındaki alüvyon zemin üzerine kurulmuş yerleşim alanları deprem açısından en riskli yerlerdir”
"1459’daki deprem, Leonardo Da Vinci’nin yazılarında da geçiyor. Depremin Antalya körfezinin açıklarında meydana geldiği, denizin yarıldığı ve büyük dalgaların oluştuğu, suların çekildiği ve Sıçan adasının batısındaki bir tepenin tamamen suya gömüldüğü kaydedilmişti”
"8 Aralık 2025 Pazartesi günü 03.31’de Konyaltı-Antalya’da 4.3, 13.21’de Serik-Antalya’da 4.9 (AFAD) büyüklüğündeki 2 depremin Antalya il sınırlarının yaklaşık 48 km kuzeydoğusunda meydana gelmiş olmasına şimdiki veriler ışığında özel bir anlam yüklemek çok mümkün değildir. Bu depremler bize buralarda diri fay olduğunu gösteriyor. Tarihsel ve aletsel dönem içinde bu iki depremin olduğu yerlerde büyük bir deprem olmamış olması daha büyük bir deprem olma olasılığının yok denecek kadar az olduğunu gösteriyor. Yani ilerleyen saatler ve günler için de özellikle 4.9 büyüklüğündeki depremlerin artçıların olma olasılığı olduğunu ve bunlarında 4.0 büyüklüğüne kadar erişebileceğini söyleyebiliriz.”