https://anlatilaninotesi.com.tr/20261106/yunanistanda-bati-nil-virusu-artiyor-turkiye-acisindan-da-onemli-bir-uyari-olarak-degerlendirmek-1110158804.html
Yunanistan'da Batı Nil virüsü artıyor: Türkiye açısından da önemli bir uyarı olarak değerlendirmek gerekiyor
Yunanistan'da Batı Nil virüsü artıyor: Türkiye açısından da önemli bir uyarı olarak değerlendirmek gerekiyor
Sputnik Türkiye
Yunanistan’da 2026 yılında Batı Nil virüsü nedeniyle 457 vaka ve 51 ölüm bildirildi. Vakaların 287’sinde merkezi sinir sistemi tutulumu görüldü. EKMUD’den Doç... 06.11.2026, Sputnik Türkiye
2026-11-06T11:34+0300
2026-11-06T11:34+0300
2026-11-06T11:34+0300
görüş
yunanistan
batı nil virüsü
menenjit
salgın
enfeksiyon
sivrisinek
türkiye
https://cdn.img.anlatilaninotesi.com.tr/img/07e6/09/06/1060879003_0:0:811:457_1920x0_80_0_0_83182772338375487fb3572e7d6605e0.jpg
Türkiye’nin kapı komşusu Yunanistan’da Batı Nil virüsü vakalarındaki artış, bölgedeki halk sağlığı risklerini yeniden gündeme getirdi. Yıl başından bu yana 457 vaka tespit edilirken, virüs nedeniyle 51 kişi hayatını kaybetti. Hastaların 287'sinde ise menenjit ve ensefalit gibi merkezi sinir sistemini etkileyen ciddi tablolar gelişti. Yunanistan'daki vaka artışının nedenlerini, iklim değişikliğinin virüsün yayılımına etkisini ve Türkiye açısından oluşturabileceği riskleri Sputnik'e değerlendiren Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği (EKMUD) Doç. Dr. Nevin İnce, Batı Nil virüsünün yeni ortaya çıkan bir enfeksiyon olmadığını, Türkiye'de de 2010 yılından bu yana insan vakalarının bildirildiğini belirtti.‘Batı Nil virüsü yalnızca Yunanistan'ın sorunu değil’Yunanistan'daki 2026 yılı verilerinin geçmiş yıllarla karşılaştırıldığında belirgin bir vaka artışına işaret ettiğini kaydeden İnce, şu değerlendirmede bulundu:‘Sıcak mevsimin uzaması bulaşmanın görülebileceği dönemi genişletiyor’İklim koşullarının Batı Nil virüsünün yayılımında önemli bir rol oynadığını belirten İnce, sıcaklık artışının sivrisineklerin çoğalmasını ve virüsün sivrisinek içerisinde gelişmesini kolaylaştırabildiğini ifade etti:‘Tokalaşmakla, sarılmakla ya da aynı ortamda bulunmakla bulaşmıyor’Hastalığın grip gibi günlük temasla bulaşmadığını vurgulayan İnce, şu bilgileri paylaştı:‘Her 150 enfeksiyondan birinde merkezi sinir sistemi etkileniyor’Batı Nil virüsünün bazı hastalarda merkezi sinir sistemini etkileyerek ağır sağlık sorunlarına yol açabildiğini belirten İnce, yaklaşık her 150 enfeksiyondan birinde ciddi hastalık tablolarının gelişebildiğini kaydetti:‘İnsanlar için ruhsatlandırılmış bir aşı henüz yok’İnce Batı Nil virüsüne karşı insanlar için ruhsatlandırılmış bir aşı bulunmadığını söyledi:‘Yunanistan'daki vaka artışı Türkiye için de önemli bir uyarı’İnce, Yunanistan'daki vaka artışının Türkiye açısından da önemli bir uyarı olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti:‘Nedeni açıklanamayan menenjit ve ensefalit vakalarında Batı Nil virüsü akla getirilmeli’İnce, Türkiye açısından erken tanının önemine dikkat çekti:‘Sivrisinek mücadelesini yalnızca ilaçlama olarak düşünmemek lazım’Batı Nil virüsünden korunmak için bireysel önlemlerin de önemli olduğunu belirten İnce, şu tavsiyelerde bulundu:İnce, mücadelede insan, hayvan ve çevre sağlığını birlikte ele alan Tek Sağlık yaklaşımının önemini de vurguladı. İnsanlardaki vakaların izlenmesinin yanı sıra sivrisineklerin ve kuşlardaki virüs dolaşımının da takip edilmesi gerektiğini belirtti. Batı Nil virüsünün toplumda paniğe neden olacak bir hastalık olarak değil, dikkatle izlenmesi ve önlem alınması gereken bir halk sağlığı sorunu olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen İnce, sözlerini şöyle tamamladı:
https://anlatilaninotesi.com.tr/20260828/yunanistanda-bati-nil-virusu-alarmi-10-bin-donumluk-alanda-olaganustu-ilaclama-1108306564.html
yunanistan
Sputnik Türkiye
feedback.tr@sputniknews.com
+74956456601
MIA „Rossiya Segodnya“
2026
Başak Koçak
https://cdn.img.anlatilaninotesi.com.tr/img/07e8/09/17/1088340050_0:173:750:923_100x100_80_0_0_4c72c9a794f2d0a6c919a7374cf331b6.jpg
Başak Koçak
https://cdn.img.anlatilaninotesi.com.tr/img/07e8/09/17/1088340050_0:173:750:923_100x100_80_0_0_4c72c9a794f2d0a6c919a7374cf331b6.jpg
SON HABERLER
tr_TR
Sputnik Türkiye
feedback.tr@sputniknews.com
+74956456601
MIA „Rossiya Segodnya“
https://cdn.img.anlatilaninotesi.com.tr/img/07e6/09/06/1060879003_82:0:693:458_1920x0_80_0_0_58ac330a0bee24bf4beb0b66ed3ab839.jpgSputnik Türkiye
feedback.tr@sputniknews.com
+74956456601
MIA „Rossiya Segodnya“
Başak Koçak
https://cdn.img.anlatilaninotesi.com.tr/img/07e8/09/17/1088340050_0:173:750:923_100x100_80_0_0_4c72c9a794f2d0a6c919a7374cf331b6.jpg
yunanistan, batı nil virüsü, menenjit, salgın, enfeksiyon, sivrisinek, türkiye
yunanistan, batı nil virüsü, menenjit, salgın, enfeksiyon, sivrisinek, türkiye
Yunanistan'da Batı Nil virüsü artıyor: Türkiye açısından da önemli bir uyarı olarak değerlendirmek gerekiyor
Özel
Yunanistan’da 2026 yılında Batı Nil virüsü nedeniyle 457 vaka ve 51 ölüm bildirildi. Vakaların 287’sinde merkezi sinir sistemi tutulumu görüldü. EKMUD’den Doç. Dr. Nevin İnce, iklim koşullarının virüsün yayılımını etkilediğini belirterek Türkiye’nin de risk altında olduğuna dikkat çekti.
Türkiye’nin kapı komşusu Yunanistan’da Batı Nil virüsü vakalarındaki artış, bölgedeki halk sağlığı risklerini yeniden gündeme getirdi. Yıl başından bu yana 457 vaka tespit edilirken, virüs nedeniyle 51 kişi hayatını kaybetti. Hastaların 287'sinde ise menenjit ve ensefalit gibi merkezi sinir sistemini etkileyen ciddi tablolar gelişti. Yunanistan'daki vaka artışının nedenlerini, iklim değişikliğinin virüsün yayılımına etkisini ve Türkiye açısından oluşturabileceği riskleri Sputnik'e değerlendiren Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği (EKMUD) Doç. Dr. Nevin İnce, Batı Nil virüsünün yeni ortaya çıkan bir enfeksiyon olmadığını, Türkiye'de de 2010 yılından bu yana insan vakalarının bildirildiğini belirtti.
‘Batı Nil virüsü yalnızca Yunanistan'ın sorunu değil’
Yunanistan'daki 2026 yılı verilerinin geçmiş yıllarla karşılaştırıldığında belirgin bir vaka artışına işaret ettiğini kaydeden İnce, şu değerlendirmede bulundu:
“Batı Nil virüsü aslında yeni ortaya çıkan bir enfeksiyon değil. Hem Yunanistan'da hem de Türkiye'de uzun yıllardır görülen, bilinen, özellikle sivrisineklerin aktif olduğu dönemlerde önem kazanan bir hastalık. Geçmiş yıllarla karşılaştırıldığında 2026 yılında belirgin bir vaka artışı olduğunu görüyoruz. Ancak şunu da söylemek gerekirse Batı Nil virüsü yalnızca Yunanistan'ın sorunu değil. Bunların dışında İtalya, Fransa ve Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere dünyanın birçok bölgesinde görülebilmekte. Dolayısıyla küresel ölçekte izlenmesi gereken bir enfeksiyon.”
‘Sıcak mevsimin uzaması bulaşmanın görülebileceği dönemi genişletiyor’
İklim koşullarının Batı Nil virüsünün yayılımında önemli bir rol oynadığını belirten İnce, sıcaklık artışının sivrisineklerin çoğalmasını ve virüsün sivrisinek içerisinde gelişmesini kolaylaştırabildiğini ifade etti:
“İklim koşulları bu enfeksiyonun yayılımında oldukça önemli. Sıcaklıkların artması, uygun koşullarda sivrisineklerin çoğalmasını ve virüsün sivrisinek içerisinde gelişmesini kolaylaştıran bir faktör. Sıcak mevsimin uzuyor olması da bulaşmanın görülebileceği dönemi genişletmekte. Yağış düzenindeki değişiklikler ve su birikintileri ise sivrisineklerin üreme alanlarını etkilemekte. Her sıcaklık artışı ya da her yağış mutlaka daha fazla vaka anlamına gelmiyor. Aşırı sıcaklıklar veya şiddetli yağışlar bazen sivrisinek popülasyonunu olumsuz da etkileyebiliyor.”
‘Tokalaşmakla, sarılmakla ya da aynı ortamda bulunmakla bulaşmıyor’
Hastalığın grip gibi günlük temasla bulaşmadığını vurgulayan İnce, şu bilgileri paylaştı:
“Batı Nil virüsü esas olarak enfekte olmuş sivrisineklerin insanları ısırmasıyla bulaşıyor. Bu virüs doğada kuşlar ve özellikle Culex cinsi sivrisinekler arasında dolaşıyor. Sivrisinekler enfekte kuşlardan virüsü alıyor ve daha sonra insanlara bulaştırabiliyor. Burada toplum açısından önemli bir bilgi vermek isterim. Batı Nil virüsü grip gibi günlük temasla insandan insana bulaşan bir enfeksiyon hastalığı değil. Yani tokalaşmakla, sarılmakla ya da aynı ortamda bulunmakla bulaşmıyor. Çok nadir de olsa kan veya organ nakliyle ya da anneden bebeğe geçiş şeklinde bulaşma görülebiliyor.”
‘Her 150 enfeksiyondan birinde merkezi sinir sistemi etkileniyor’
Batı Nil virüsünün bazı hastalarda merkezi sinir sistemini etkileyerek ağır sağlık sorunlarına yol açabildiğini belirten İnce, yaklaşık her 150 enfeksiyondan birinde ciddi hastalık tablolarının gelişebildiğini kaydetti:
“Hastalığın belirtilerine gelecek olursak aslında virüsü alan kişilerin yaklaşık yüzde 80'inde hiçbir belirti ortaya çıkmayabiliyor. Belirti olanlarda ise ateş, baş ağrısı, halsizlik, kas ve eklem ağrıları, bulantı ve bazen cilt döküntüleri olabiliyor. Ancak yaklaşık her 150 enfeksiyondan birinde bu virüs merkezi sinir sistemini etkileyerek menenjit, ensefalit veya felçle seyreden ciddi hastalıklara neden olabiliyor. Özellikle ileri yaş, 60 yaş üzerindeki kişilerde, organ nakli yapılanlarda, kanser tedavisi alanlarda ve bağışıklık sistemi baskılanmış hastalarda ağır hastalık geçirme riski daha fazla. Bazı hastalarda bilinç değişikliği, nöbet geçirme, kas güçsüzlüğü hatta solunum yetmezliği gelişebiliyor. Ağır nörolojik tutulum ne yazık ki ölümle sonuçlanabiliyor. İyileşen bazı hastalarda ise uzun süreli nörolojik sekeller kalabiliyor.”
‘İnsanlar için ruhsatlandırılmış bir aşı henüz yok’
İnce Batı Nil virüsüne karşı insanlar için ruhsatlandırılmış bir aşı bulunmadığını söyledi:
“Tedavi açısından baktığımızda bugün için Batı Nil virüsü enfeksiyonuna karşı etkinliği kanıtlanmış, hastalığa özgü bir antiviral ilaç tedavisi bulunmuyor ve ne yazık ki insanlar için ruhsatlandırılmış bir aşı da henüz yok. Hafif hastalarda destek tedavisi yeterli olabilirken, ağır hastalarda ise hastaneye yatış, gerektiğinde yoğun bakım ve solunum desteği gerekebilmekte. Bu nedenle özellikle risk grubundaki kişilerin korunması ve ağır belirtilerin erken fark edilmesi son derece önemli.”
‘Yunanistan'daki vaka artışı Türkiye için de önemli bir uyarı’
İnce, Yunanistan'daki vaka artışının Türkiye açısından da önemli bir uyarı olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti:
“Yunanistan'daki vaka artışını Türkiye açısından da önemli bir uyarı olarak değerlendirmek gerekir. Çünkü Batı Nil virüsü ülkemiz için yabancı bir enfeksiyon değil. Türkiye'de 2010 yılından bu yana insan vakaları bildirilmekte. Dolayısıyla virüsün ülkemizde de dolaşabildiğini ve bulaşma için uygun koşulların bulunduğunu biliyoruz. Ancak burada önemli olan yalnızca Yunanistan'a coğrafi olarak yakın olmamız değil. Virüsü taşıyabilen sivrisineklerin bizde de bulunması, kuşların göç yolları, sıcaklık, yağışlar ve çevresel koşullar da bulaşma açısından belirleyici. Yani Yunanistan'da vaka sayısının artması Türkiye'de de mutlaka aynı şekilde artacağı anlamına gelmiyor. Ama özellikle sivrisineklerin aktif olduğu dönemlerde daha dikkatli olmamız gerektiğini gösteriyor.”
‘Nedeni açıklanamayan menenjit ve ensefalit vakalarında Batı Nil virüsü akla getirilmeli’
İnce, Türkiye açısından erken tanının önemine dikkat çekti:
“En önemli konulardan biri de erken tanı. Özellikle yaz ve sonbahar aylarında nedeni açıklanamayan menenjit, ensefalit veya ani gelişen kas güçsüzlüğü ile başvuran hastalarda Batı Nil virüsünün de akla getirilmesi gerekiyor.”
‘Sivrisinek mücadelesini yalnızca ilaçlama olarak düşünmemek lazım’
Batı Nil virüsünden korunmak için bireysel önlemlerin de önemli olduğunu belirten İnce, şu tavsiyelerde bulundu:
Pencerelerde sineklik kullanılmalı.
Uygun sivrisinek kovucular tercih edilmeli.
Özellikle akşam saatlerinde koruyucu giysiler giyilmeli.
Ev ve çevresindeki su birikintileri ortadan kaldırılmalı.
Özellikle yaşlıların ve bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerin korunmasına dikkat edilmeli.
İnce, mücadelede insan, hayvan ve çevre sağlığını birlikte ele alan Tek Sağlık yaklaşımının önemini de vurguladı. İnsanlardaki vakaların izlenmesinin yanı sıra sivrisineklerin ve kuşlardaki virüs dolaşımının da takip edilmesi gerektiğini belirtti. Batı Nil virüsünün toplumda paniğe neden olacak bir hastalık olarak değil, dikkatle izlenmesi ve önlem alınması gereken bir halk sağlığı sorunu olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen İnce, sözlerini şöyle tamamladı:
"Yunanistan'daki vaka artışı bizim için de önemli bir uyarı. Ancak erken tanı, düzenli sürveyans, etkili sivrisinek mücadelesi ve kişisel korunma önlemleriyle bu enfeksiyonun oluşturduğu riski azaltabiliriz."