Dünya haritası - Sputnik Türkiye, 1920
DÜNYA
Rusya, ABD, Avrupa ve Ortadoğu başta olmak üzere dünyanın dört bir yanından son dakika haberleri, analizler ve özel dosyalar.

Macron'un unuttuğu tarih: Fransa Cumhuriyeti nasıl kuruldu?

© REUTERSEmmanuel Macron
Emmanuel Macron - Sputnik Türkiye, 1920, 27.10.2026
Abone ol
Özel
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un 17 Ekim protestolarının ardından yaptığı “Cumhuriyetimizde şiddete yer yok” açıklaması, Fransız Devrimi'nin kanlı tarihini yeniden gündeme taşıdı. Peki, monarşiyi deviren devrimciler Fransa Cumhuriyeti'ni nasıl kurdu
Fransa'da hayat pahalılığına karşı 17 Ekim 2026'da düzenlenen kitlesel gösteriler sırasında yaşanan şiddet olayları, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un açıklamasıyla yeni bir tarih tartışmasının kapısını araladı. Macron'un X hesabından yaptığı “Cumhuriyetimizde şiddete yer yok” paylaşımı, ülkenin cumhuriyet rejimine geçişinde yaşanan kanlı olayları hatırlatan dikkat çekici bir karşılaştırmayı gündeme getirdi: Fransa Cumhuriyeti gerçekten nasıl kuruldu?
Macron, 17 Ekim Cumartesi günü yaptığı açıklamada kamu binalarına ve iş yerlerine saldıran, yağmalama eylemlerine katılan kişilerin yargılanacağını belirtti. Güvenlik güçlerine desteğini açıklayan Fransız lider, şiddet olaylarının barışçıl gösteri hakkını engellediğini savundu.
Ancak Fransa'nın siyasi tarihinde şiddet, devrim ve cumhuriyet kavramları birbirinden kolaylıkla ayrılamıyor. Bugün demokratik kurumlarını korumaya çalışan ülkenin ilk cumhuriyeti, yaklaşık 234 yıl önce monarşiye karşı yürütülen silahlı bir mücadele sonucunda ortaya çıktı.

Macron'un açıklaması neydi?

Fransa'nın başkenti Paris başta olmak üzere birçok kentte düzenlenen hayat pahalılığı protestoları, güvenlik güçleriyle göstericiler arasında çatışmalara sahne oldu. Bazı kamu binaları ve ticari işletmelerin hedef alındığı olaylar, hükümeti de siyasi baskı altında bıraktı.
Macron, 17 Ekim akşamı X hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:
“Cumhuriyetimizde şiddete yer yok. Valiliklere, iş yerlerine ve hatta belediyelerimize saldıran, yağmalama yapan kişiler yargılanacak ve cezalandırılacak.”
Fransız lider, açıklamasının devamında kurumları hedef alanlara karşı ortak tutum alınması çağrısında bulundu. Başbakan Sebastien Lecornu da güvenlik güçlerine destek vererek şiddet yoluyla siyasi gündem dayatılmasına izin verilmeyeceğini söyledi.

Fransız Devrimi nasıl başladı? Bastille'den cumhuriyete

Fransa Cumhuriyeti'nin kuruluşuna uzanan süreç, 14 Temmuz 1789'da Paris halkının Bastille Hapishanesi'ni basmasıyla simgeleşti.
18. yüzyılın sonlarında Fransa, ağır ekonomik sorunlar, toplumsal eşitsizlikler ve monarşinin yönetim krizleriyle karşı karşıyaydı. Kral 16. Louis döneminde derinleşen mali bunalım, yükselen ekmek fiyatları ve ayrıcalıklı sınıflara duyulan tepki, ülkeyi devrimin eşiğine getirmişti.
Paris'te silahlanan kalabalıkların Bastille'e saldırması, mutlak monarşiye karşı mücadelenin sembolüne dönüştü. Çatışmaların ardından hapishanenin ele geçirilmesi, kraliyet otoritesinin sarsılmasında belirleyici bir dönüm noktası oldu.
Ancak yaygın kanının aksine Fransa Cumhuriyeti, Bastille Baskını'nın gerçekleştiği 1789 yılında kurulmadı. Devrimin başlamasından sonra monarşi yaklaşık üç yıl daha varlığını sürdürdü.

10 Ağustos 1792: Fransa'da monarşinin sonunu getiren saldırı

Fransız Devrimi'nin en kritik dönemeçlerinden biri, 10 Ağustos 1792'de Paris'teki Tuileries Sarayı'na düzenlenen silahlı saldırı oldu.
Devrimci gruplar ve silahlı halk birlikleri, kraliyet ailesinin bulunduğu sarayı kuşattı. Sarayı koruyan İsviçreli muhafızlarla yaşanan çatışmalarda yüzlerce kişi hayatını kaybetti.
Kral 16. Louis, ailesiyle birlikte Yasama Meclisi'ne sığınmak zorunda kaldı. Meclis, kralın yetkilerini askıya aldı ve yeni bir ulusal meclisin seçilmesine karar verdi.
21 Eylül 1792'de Ulusal Konvansiyon monarşiyi kaldırdı. Bu karar, Fransa'da Birinci Cumhuriyet'in kuruluşunun başlangıcı kabul edildi. Böylece cumhuriyet, kraliyet iktidarının silahlı bir ayaklanmayla etkisizleştirilmesinin ardından ilan edilmiş oldu.

Kralın idamı ve Fransız Devrimi'nin kanlı dönemi

Cumhuriyetin ilanından dört ay sonra, 21 Ocak 1793'te Kral 16. Louis, Paris'teki Devrim Meydanı'nda giyotinle idam edildi. Eski rejimin en güçlü sembolü olan krallık, böylece yalnızca siyasi olarak değil, fiziksel olarak da ortadan kaldırılmış oldu.
Ancak monarşinin yıkılması Fransa'ya hemen barış getirmedi. Devrimci yönetim iç çekişmeler, karşıdevrimci ayaklanmalar ve Avrupa monarşileriyle savaşlar nedeniyle giderek sertleşti.
1793-1794 yılları arasında yaşanan ve tarihe Terör Dönemi (La Terreur) olarak geçen süreçte, devrim mahkemelerinin kararlarıyla binlerce kişi idam edildi. Devrimin önde gelen isimlerinden Maximilien Robespierre, olağanüstü yönetimin en etkili temsilcilerinden biri haline geldi. Sonunda Robespierre de 28 Temmuz 1794'te giyotinle idam edildi.
Özgürlük, eşitlik ve kardeşlik idealleriyle anılan Fransız Devrimi, aynı zamanda siyasi şiddetin, toplu infazların ve devrimciler arasındaki ölümcül iktidar mücadelelerinin yaşandığı bir döneme dönüştü.

Fransa neden Bastille Baskını'nı ulusal bayram olarak kutluyor?

Macron'un açıklamasına tarihsel açıdan bakıldığında dikkat çeken ayrıntılardan biri de Fransa'nın 14 Temmuz Ulusal Bayramı.
Fransızlar her yıl 14 Temmuz'da askeri geçit törenleri, konserler ve havai fişek gösterileriyle ülkelerinin devrimci mirasını kutluyor. Tarihin simgesel olaylarından 1789 Bastille Baskını, bu kutlamaların temel referanslarından birini oluşturuyor.
Ancak burada önemli bir ayrıntı bulunuyor. Fransa'nın 1880'de ulusal bayram olarak belirlediği 14 Temmuz, yalnızca 1789'daki silahlı ayaklanmayı değil, bir yıl sonra düzenlenen 1790 Federasyon Bayramı'nı da simgeliyor.
Federasyon Bayramı, devrimin ardından ulusal birlik ve uzlaşma arayışını temsil ediyordu. Dolayısıyla Fransa'nın ulusal bayramı, hem devrimci mücadeleyi hem de toplumsal barış idealini aynı tarihsel hafızada bir araya getiriyor.

Macron'un sözleri ile Fransız Devrimi arasında çelişki var mı?

Macron'un “Cumhuriyetimizde şiddete yer yok” açıklamasıyla Fransız Cumhuriyeti'nin kuruluş tarihi arasında ilk bakışta dikkat çekici bir karşıtlık bulunuyor.
Çünkü Fransa'da cumhuriyet, monarşinin barışçıl bir anlaşmayla yetkilerini devretmesi sonucunda kurulmadı. Devrimci ayaklanmalar, silahlı çatışmalar ve kraliyet yönetiminin devrilmesi, yeni rejimin ortaya çıkmasında belirleyici rol oynadı.
Bununla birlikte tarihsel süreç ile günümüzün hukuk düzeni arasında önemli bir ayrım var. Bir devletin devrimci mücadele sonucunda kurulmuş olması, o devletin bugün siyasi şiddeti meşru kabul etmek zorunda olduğu anlamına gelmiyor.
Macron'un açıklaması da tarihsel bir değerlendirmeden çok, 17 Ekim gösterileri sırasında yaşanan yağmalama ve saldırılara yönelik siyasi bir tutum niteliği taşıyor.
Yine de tartışmanın merkezindeki tarihsel gerçek değişmiyor: Fransa Cumhuriyeti'nin doğuşunda, bugün ülkenin ulusal hafızasında önemli yer tutan silahlı bir devrim bulunuyor.
Fransa'nın modern cumhuriyet tarihi, bir yandan devrimci mücadelenin mirasını sahiplenirken diğer yandan siyasal düzeni hukuk ve demokratik kurumlar aracılığıyla koruma çabasını sürdürüyor.
Macron'un sözlerinin hatırlattığı asıl tarihsel soru da burada ortaya çıkıyor: Şiddetle yıkılan bir monarşinin yerine kurulan cumhuriyet, devrimci geçmişiyle bugünkü barış idealini nasıl uzlaştırıyor?
Новый Блок - Sputnik Türkiye, 1920, 21.10.2026
DÜNYA
Fransa'da polis şiddetinin tarihi kolonyalizme mi gidiyor?
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала