GÖRÜŞ

EUNOMIA 2026 tatbikatı Doğu Akdeniz’de deniz yetki alanları tartışmasını alevlendirdi: Bunlar suni kriz yaratma çabası

© Orhan ÇiçekDENİZKURT-I
DENİZKURT-I  - Sputnik Türkiye, 1920, 21.10.2026
Abone ol
Özel
Emekli Tümamiral Ali Deniz Kutluk, Doğu Akdeniz’deki EUNOMIA 2026 tatbikatı ve Yunanistan’ın GSI kablo projesi kapsamında yayımladığı NAVTEX’in ise askeri güvenlikten çok deniz yetki alanları tartışması yarattığını belirtti. Kutluk, kablo güzergahı ve deniz dibi araştırmalarında Türkiye’nin kıta sahanlığı haklarının gözetilmesi gerektiğini söyledi.
Doğu Akdeniz’de Yunanistan, Fransa, İtalya ve Güney Kıbrıs'ın katılımıyla düzenlenen EUNOMIA 2026 tatbikatı ve Great Sea Interconnector (GSI) elektrik kablosu projesi kapsamında yayımlanan NAVTEX’ler, Türkiye ile Yunanistan arasında deniz yetki alanları tartışmasını yeniden gündeme taşıdı. Ankara’nın karşı NAVTEX yayımlamasıyla devam eden süreçte, kablo güzergahının Türkiye’nin kıta sahanlığıyla ilişkisi de tartışma konusu oldu.

'GSI projesinin ekonomik boyutunun göz ardı edilmemeli'

Emekli Tümamiral Ali Deniz Kutluk GSI projesinin Avrupa Birliği (AB) tarafından stratejik altyapı yatırımı olarak desteklendiğini hatırlatan Kutluk, projenin AB’nin Ortak Çıkar Projeleri listesine alındığını ve 657 milyon euro hibe finansmanı sağlandığını ifade etti. Toplam maliyetin yaklaşık 1,9 milyar euro olmasının beklendiğini belirten Kutluk, projenin ekonomik boyutunun göz ardı edilmemesi gerektiğini kaydetti. Kutluk, projenin Avrupa’ya Orta Doğu kaynaklı yeşil enerji aktarımı hedefiyle desteklendiğini ancak bölgedeki çatışmaların enerji altyapısına zarar verdiğini savundu. Bu nedenle projenin takviminde önemli sapmalar yaşanabileceğini belirtti.

EUNOMIA 2026 tatbikatı Türkiye’nin güvenlik politikalarını etkiliyor mu?

EUNOMIA 2026 tatbikatının Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki güvenlik politikalarını doğrudan etkilediğini söylemenin mümkün olmadığını belirten Kutluk, asıl tartışmanın GSI kablosunun Türkiye’nin kıta sahanlığından geçiş prosedürü ve deniz yetki alanları üzerindeki etkisiyle ilgili olduğunu ifade etti:
"Güvenlik politikalarını etkiliyor denemez. Ancak sunulduğu şekliyle GSI’ın Türkiye’nin Kıta Sahanlığından geçiş prosedürünün deniz yetki alanlarımızı aşındırmaya çalışan bir girişime eşlik ettiği olduğu izlenmekte."
Kutluk, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin (UNCLOS) 79. maddesinin kıta sahanlığından denizaltı kablosu geçirilmesi konusunda kıyıdaş devletlerin haklarını düzenlediğini hatırlattı. Aynı bölgede deniz dibi kablolamaları ve derin sondaj faaliyetleri gibi çalışmaların birbirine engel oluşturmaması gerektiğini belirten Kutluk, bu çerçevede taraflar arasında koordinasyon sağlanmasının önemine işaret etti:
"UNCLOS madde 79; kıta sahanlığından kablo geçişlerinde sahildar ile koordinasyonu zorunlu kılmaktadır. Çünkü aynı bölgede sahildarın da deniz dibi kablolamaları, derin sondaj vasıtaları ve benzerleri olduğu, bunların birbirlerine çapariz vermemesi gerektiği düşüncesi bu düzenlemede hakimdir."
Ancak Kutluk’a göre, GSI güzergâhının Türkiye-Libya Deniz Yetki Alanları Anlaşması kapsamında değerlendirilecek boyutları daha fazla sorun yaratabilir. Kablo döşenmeden önce yürütülecek deniz dibi bilimsel araştırmalarının da deniz yetki alanları bakımından ayrıca ele alınması gerektiğini vurguladı:
"Bu nokta bir şekilde uzlaşıyla aşılabilir görünüyor ise de yine GSI geçişinin Türkiye-Libya Deniz Yetki Alanları (2019) anlaşmasını MEB/EEZ hakları bakımından dikkate almayan yönleri vardır. O kısım daha fazla zorluk çıkarabilecektir. Kablo geçişi öncesi yapılması gerekecek deniz dibi bilimsel çalışmaları ise münhasıran sahildarların deniz yetki alanlarında egemen hakları ile gözetim ve izin vermesine tabidirler."

‘Deniz dibi araştırmalarında Türkiye’nin izni önemli’

Kutluk, UNCLOS’un 246. maddesinin, münhasır ekonomik bölgede gerçekleştirilecek deniz bilimsel araştırmalarında kıyıdaş devletin yetkilerini düzenlediğini belirtti. Söz konusu hükümlere göre, bu tür araştırmaların kıyıdaş devletin açık rızasıyla yürütülmesi gerektiğini ifade etti. Sözleşmenin 253. maddesine de dikkat çeken Kutluk, onaylanan projeye aykırı hareket edilmesi veya araştırma faaliyetlerinin sunulan bilgilerle örtüşmemesi durumunda kıyıdaş devletin çalışmaları durdurma ya da sona erdirme talebinde bulunabileceğini kaydetti.

"Sahildar devlet, MEB alanında diğer devletler veya uluslararası kuruluşlar tarafından yürütülecek bilimsel araştırmaları düzenleme, izin verme ve yürütme konusunda münhasır yetkiye sahiptir. MEB’de yapılacak araştırmalar ancak sahildar devletin açık rızası/izni ile gerçekleştirilebilir. Onaylanan projeye uygun hareket edilmemesi, verilen taahhütlere uyulmaması veya araştırma faaliyetinin sunulan bilgilere aykırı şekilde yürütülmesi halinde faaliyetin derhal durdurulmasını veya tamamen sona erdirilmesini talep etme yetkisine sahiptir."

'Heraklion ve Larnaka istasyonları adeta Antalya Navtex’inin yetkilerini gasp etmeye çalışıyor, bunlar kozmetik kriz yaratma çabası'

Türkiye’nin yayımladığı karşı NAVTEX’in diplomatik krize dönüşme ihtimalini değerlendirirken denizcilik duyurularının işleviyle deniz yetki alanlarına ilişkin siyasi ve hukuki iddiaların birbirinden ayrılması gerektiğini belirten Kutluk, NAVTEX sisteminin temel amacının denizde seyir güvenliğini sağlamak ve belirli deniz faaliyetleri hakkında gemileri bilgilendirmek olduğunu ifade etti. Kutluk, Antalya ve Girit’teki istasyonların farklı sorumluluk alanlarına sahip olduğunu, batıdan doğuya ilerleyecek kablo gemilerinin her iki istasyonun kapsama alanından da geçebileceğini belirtti. Bu nedenle gemilerin seyir güvenliği açısından ilgili duyurulara ihtiyaç duyabileceğini kaydetti.
Ancak Kutluk’a göre, Doğu Akdeniz’de NAVTEX yayınları yalnızca denizcilere bilgi vermek amacıyla kullanılmıyor; aynı zamanda tarafların deniz alanları üzerindeki yetki iddialarını ortaya koyan bir araca da dönüşüyor. Kutluk, Heraklion ve Larnaka istasyonlarının Antalya NAVTEX istasyonunun yetki alanına ilişkin sorun yarattığını savunarak, bu uygulamaların gerçek denizcilere fayda sağlamaktan çok sembolik gerilimler oluşturduğunu ileri sürdü:
"Doğu Akdeniz’de bu duyurular, tarafların deniz alanları üzerindeki yetki iddialarını ortaya koymak için de kullanılıyor. Heraklion ve Larnaka istasyonları adeta Antalya Navtex’inin yetkilerini gasp etmeye çalışıyor konumdalar. Bu işlemlerin kozmetik kriz yaratma çabası olduğu ve gerçek denizcilere hiçbir faydası olmadığını not etmekle yetinelim."
DENİZKURT-I  - Sputnik Türkiye, 1920, 16.10.2026
GÖRÜŞ
Emekli Tümamiral Gürdeniz: İsrail, Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi dışlayan bir güvenlik ekseni kurmak istiyor
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала