“Çin, eşitsizlik çağının bittiğini ilan etti”

© Sputnik
Abone ol
Çin’den ABD’ye gönderilen pandaların ilişkilerin tökezlemesi halinde geri alınabileceğini belirten Mehmet Ali Koçakoğlu, Trump-Şi Cinping görüşmelerinde çerçeve çizen tarafın Pekin yönetimi olduğu görüşünde. Koçakoğlu’na göre ‘ABD ile eşit güçteyiz’ mesajı veren Çin’in eli ticaret savaşları konusunda da güçlü.
Çin, küresel siyasette Batı merkezli güç unsurlarına karşı "panda diplomasisi" ve kültürel hamlelerle örülü yumuşak güç stratejisini derinleştirirken ABD ile yürüttüğü diplomatik temaslarda eşit güç statüsünü kabul ettirme politikası izliyor. Washington ve Pekin hattındaki görüşmelerde belirlenen çerçeve, ticaret savaşlarının odağını geleneksel mallardan yapay zekaya, yazılım teknolojilerine ve İç Moğolistan'daki kritik nadir element kaynaklarının tedarikine kaydırırken ABD'nin çip ve yazılım kısıtlamalarına karşın Çin'in donanımsal üstünlüğü ile açık kaynaklı teknoloji yaklaşımı küresel dengeleri Pekin lehine şekillendiriyor. ABD ile ilişkilerinde rakibini tamamen yok etmek yerine kontrollü üstünlük sağlamayı hedefleyen Pekin yönetimi, bir yandan Kuşak ve Yol Projesi kapsamındaki "kazan-kazan" modelini öne çıkarırken diğer yandan Hürmüz Boğazı'ndaki navlun ve lojistik maliyetlerini artıran krizlere rağmen 25 yıllık stratejik tedarik anlaşmasına sahip olduğu İran ile derin ilişkilerini korumayı sürdürüyor.
ABD-Çin arasındaki panda diplomasisini ve Trump ile Şi Cinping görüşmesinin çıktılarını Dr. Mehmet Ali Koçakoğlu ile konuştuk.
“Çinliler görüşmelerde bir çerçeve çiziyor”
Panda diplomasisinin Çin tarafından kullanılan güçlü bir unsur olduğunu söyleyen Koçakoğlu, ilişkilerde bir tökezleme olması halinde ABD’ye verilen pandaların geri alınabileceği görüşünde. Koçakoğlu, Trump-Şi Cinping görüşmesinde somut bir çerçeve çizilemediğini ancak Çinlilerin görüşmeye yön verdiğini söyledi:
“Panda diplomasisi Çin tarafından kullanılan güçlü bir unsur. Pek çok kurum, iş dünyasındaki şirketler ve Amerikanvari tarz, Amerikan yumuşak gücünün bir yansıması ve silahı aslında. Çinliler de bunun farkına vardı. Panda göndermek biraz daha eski bir yöntem ancak bunun ‘yumuşak güç’ olarak adlandırılması son 15-20 yıla dayanıyor. Bu süreçte Çinliler Hollywood’da film yapmaya başladı. Futbola da yatırım yaptılar. Birçok büyük spor turnuvasına sponsor olmaya başladılar. Bunlar genelde Batılı tekellerin elindeydi. Sadece askeri bir güç olarak değil de kendisini dünyaya sevdirme çabası bunlar. Panda da bunun bir unsuru olarak kabul ediliyor. İlk pandalar 1972’de Nixon döneminde gönderilmişti. O zaman ABD ile Çin arasındaki kopukluk vardı. Bu kopukluk Nixon’ın Çin ziyaretiyle birlikte tekrar görüşülmüştü. Bunun somut sonucu olarak Çinliler Amerika’ya panda göndermişti. İsimleri Ling Ling ve Hsing Hsing idi. Pandalar aslında Amerikan hükümetine sonsuza kadar verilmiyor. Bu, alt yapısı güçlü ve geri planda iyi hazırlanmış bir çalışma. Pandalar tekrar Çin’e geri gelebiliyor. İlişkilerde bir tökezleme olursa veya Çin mesaj vermek isterse pandaları geri alabilir. Son altı ayda Trump ve Şi Cinping iki kez görüştü. APEC Zirvesi’nde de görüşme olursa bu üçüncü görüşme olmuş olacak. Çinliler bir çerçeve belirliyorlar. Geçen seferki ziyarette somut çıktı yoktu. Son ziyarette de yoktu ancak Çinliler ‘Artık biz sizinle eşit güçteyiz’ çerçevesini çizdiler. ‘Gelişmekte olan zayıf bir ülke, Amerika’dan daha az güçlü de değiliz. Bunu kabul ettikten sonra asıl meseleleri konuşabiliriz’ diyorlar. Son görüşmedeki 8 maddelik mutabakatın içinde sadece 30 milyar dolarlık ekonomik bir çıkarım var. O da 27 ocak tarihine kadar ertelenen bir edinim. Nadir elementler veya Tayvan ile ilgili bir şey yok. İran ile ilgili genel bir şey var. Asıl olan şey Çinlilerin son iki görüşmede çerçeve çiziyor olması. Çin siyasetinde itibar anlamına gelen bir kavram var ve bu, statüyü ritüellerin belirlemesi anlamına geliyor. Trump’ın geçenki Çin ziyaretinde olan biteni anlattılar. Bu aslında, ’Biz artık sizinle eşitiz. Konuları da bu temelde konuşacağız’ demek anlamına geliyor. Çin tarihinde geçtiğimiz yüzyılda aşağılanma çağı var. Bunun sebebi Çin’in ekonomik ve askeri olarak zayıf kalması. Çin, bu eşitsizlik anlaşmalar çağının bittiğini ilan ediyor. Dünyanın Çin ile Amerika’nın eşit olduğunu bilmesini istiyorlar.”
“Teknoloji devleri, Çin’e yasak koymanın kendileri için iyi olmadığını söylüyor”
Buluşmaya teknoloji devlerinin de gittiğini hatırlatan Koçakoğlu, Çin’e konan ambargoların kendileri için iyi olmadığını söylediğini ifade etti. Çin’in ticaret savaşlarında eli güçlü taraf olduğunu söyleyen Koçakoğlu’na göre Amerika’nın yapay zekayı kapalı kodlarla yazması ekonomik güçlerini yok etmeleri anlamına geliyor:
“Şi Cinping’in Amerikan ziyaretinde imzalanan 8 maddelik mutabakatın maddelerinden biri de Amerikalıların APEC’e, Çinlilerin de G20’ye destek vermeleri. Çin basını bunu bir taahhüt olarak yorumluyor. Çinliler, Trump’ın APEC Zirvesi’ne gelmesini ‘Ben Çin’i kendime eşit bir ülke olarak tanıyorum’ tanımlamasının mührü olarak görüyorlar. Financial Times’ta ‘Şi itibar kazandı’ başlıklı bir haber yaptı. Şi Cinping itibar kazanıyor ve bu çalışmaları itibarı kazandıktan sonra yapacak. Geçtiğimiz seferki buluşmada teknoloji devleri de Çin’e gitmişti. Onlar, Amerikan hükümetine ‘Biz Çin’e çip ve yazılım konusunda yasaklar getirdik ama bu bizim için iyi olmadı’ diyorlar. ‘Çinliler, yazılım ve çip sektöründe bizim koyduğumuz yasaklar sebebiyle büyük gelişmeler yaptılar’ diyorlar. Kontrollü bir şekilde yasak ve tarifeleri genişletmek ve Çin daha fazla çalışmasın istiyorlar. Söylemde Çin’i kendi kamuoylarında küçümsüyor olabilirler ancak eylemler bunun tersini gösteriyor. Amerika’nın ticaret savaşlarını kaybettiğini söylemek için biraz erken olabilir. Amerika’nın üstünlüğü var hala. Ticaret savaşlarında konuşulan konular, güneş enerjisi panelleri ve oyuncaklar vs idi. Bugün ise nadir elementler, mıknatıslar ve yapay zeka konuşuluyor. Çin’in bu konuda ciddi avantajları var. İç Moğolistan tarafında dünyanın en büyük nadir elementlerinin olduğu kaynaklar ve ciddi yatırımlar var. Petrolün ilk bulunduğu sıralarda Azerbaycan ve Orta Doğu ne ise şu an İç Moğolistan bölgesi de o anlamı taşıyor. Yüksek teknoloji sadece yazılımdan ibaret değil. ABD Çin’e göre yazılımda iyi olabilir ancak donanımsal maddelerin tedarikinde Çin’e bağlılar. Orta ve uzun vade tanımı yapay zeka çağında değişti. Bu sebeple belki de kısa zaman içinde donanım konusunda Amerika’nın önünde olan Çin, yazılım konusunda da Amerika’yı geçebilir. Son iki ziyarette de yazılım ve yapay zeka başlıkları konuşulmadı ancak önemli gelişmeler var. Çinliler yapay zeka ile ilgili çalışmaları açık kodlu yazıyor ve tüm dünyaya bunu dağıtmak istiyor. Amerikalılar ise bunu kapalı kodlarla yapıp para kazanmaya çalışıyor. Amerika’yı var eden ekonomik gücü yok etmiş oluyorlar aslında. Çin bu çerçeveyi belirledikten sonra yapay zeka, nadir element ve yazılım konusu gündeme gelecek. ‘Birisinin kazancı diğerinin kaybına eşittir’ anlayışı var. Ancak Çinlilerin Kuşak ve Yol Projesi ile görünür olan bir ‘kazan kazan’ kavramı var. Çinlilerin ‘Go’ oyununun ilginç bir özelliği var. Satranç için şah almak gerekir örneğin. Ancak Go’da yok etmek yok ve çevreleme var. Karşı tarafın kendisine zarar vermesini engelleyecek yöntemler oluşturuluyor. Çin’in karşıyı tamamen yok etmek gibi bir isteği yok. Bu bence daha insani bir bakış açısı. Karşı tarafı yok etmekten ziyade kontrollü bir üstünlük sağlamaya çalışıyorlar. Go oyununun görüşmelere de yansıdığını düşünüyorum”
“Çin ile İran’ın ilişkisi görünenden daha derin”
Hürmüz ve İran’daki gelişmelerden ötürü Çin ticaretinin etkilendiğini söyleyen Koçakoğlu, Pekin yönetiminin her koşulda Tahran’ın arkasında olduğunu ifade etti. Koçakoğlu, iki ülkenin ilişkisinin görünenden daha derin olduğunu belirtti:
“Hürmüz’deki olayın sürmesi ve oradaki karmaşanın devam etmesi Çin’e zarar veren uygulamalar. Petrol gemileri gelmiyor bu doğru ve enerji krizi de var. Ancak Çin’den kalkan konteynerin Türkiye’ye gelme süresi 30-35 günken bugün 60-70 günü buluyor. Güzergah uzadığı için maliyetler artıyor. Bu da Çin’den mal almak isteyen ülkeleri iki kere düşündürtüyor. Çin ticareti de kötü etkileniyor. Çinliler çok açık söylemeseler de İran’ın arkasındalar. İran ile ilişkileri sandığımızdan çok daha derin. Yaklaşık dört yıl önce yapılmış 25 yıllık tedarik anlaşması var. Bu büyük bir olay. Bunun üzerine yapılmış bir çalışmalar olsa keşke. İran bugün dünyanın en büyük doğal gaz ve petrol tedarikçilerinden biri. Bunun büyük bir kısmını 25 yıl boyunca Çin’e verecek. Çin’in İran üzerinde bir ‘Beni ilgilendirmez’ tavrının olacağını sanmıyorum”

