Ortadoğu Uzmanı Faik Bulut: Trump’ın İran’a yönelik askeri sevkiyatı kuşatma ve sıkıştırmaya yönelik

© Fotoğraf : Bu fotoğraf yapay zeka ile oluşturulmuştur
Abone ol
Özel
Ortadoğu Uzmanı Faik Bulut, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik açıklamaları ve bölgeye askeri sevkiyat hazırlığını değerlendirdi. Trump’ın söylemlerinin birbiriyle çelişebildiğini belirten Bulut, asıl hedefin İran’ı “mahvetmekten” ziyade masaya oturtmak ve ABD’nin şartlarını kabul ettirmek olduğunu söyledi.
ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e giden bir yolcu uçağını düşürmeye çalıştığı iddia edilen yardımcı pilotun İran’la bağlantılı olabileceğini öne sürdü. Trump, duyduklarına dayanarak bunun doğru olduğunu söyleyebileceğini belirtirken, yardımcı pilotun İran Devrim Muhafızları tarafından uçağa yerleştirilmiş veya radikalleştirilmiş olabileceği ihtimaline de “Olabilir, evet” yanıtını verdi. Trump ayrıca İran’ın nükleer tehdidinden kurtulmanın 4-6 hafta süreceğini söylediğini, ancak bunu “bir gecede” başardığını savundu. ABD’nin Polonya’da askeri üs kurma ihtimalini de değerlendirdiklerini belirten Trump, bunun gerçekleşebileceğini söyledi. Ortadoğu Uzmanı Faik Bulut, Trump’ın açıklamalarının değerlendirilmesinde söylemlerin birbirini tutmadığına dikkat çekti.
‘Trump’ın sözleri birbiriyle çelişiyor’
Ortadoğu Uzmanı Faik Bulut, Trump’ın açıklamalarına ilişkin şunları söyledi:
“Trump'ı artık iyi izleyenler şunu bilir ki, övgü dolu ya da sövgü dolu sözleri hiçbir anlam ifade etmez. Daha doğrusu birbirini tutmuyor, birbirleriyle çelişkili. Överken dövebiliyor, döverken övebiliyor. Yani borsacı demek çok daha anlamlı benim açımdan. Yani borsa bahisçisi demek daha anlamlı. Çünkü borsa inip çıkıyor onun sözleriyle, bu piyasalarla da oynuyor. Dolayısıyla kazanan hem kendisi hem ailesi oluyor.”
‘Asıl hedef İran’ı masaya oturtmak’
Bulut’a göre Trump’ın İran’a yönelik söylemlerinde doğrudan bir “mağlup etmek” veya “galip gelmek” hedefinden ziyade, karşı tarafı tavır değişikliğine zorlamak öne çıkıyor:
“Bu konsepte göre direkt mağlup etmek ya da galip gelmek yok. Önemli olan her türlü baskıyı, tehdidi, şantajı her neyseniz kullanarak, karşı tarafı tavır değişikliğine zorlamak. Yani masaya oturmasını istiyorsanız masaya oturtmak, savaşmasını istiyorsanız savaş cephesine göndermek açısından devletlerin birbirlerine, bölgesel ya da uluslararası birbirine karşı kullandıkları yöntemdir.”
‘Askeri sevkiyat kuşatma ve sıkıştırmaya yönelik’
Faik Bulut, söz konusu ABD askeri sevkiyatının İran’a yönelik bir kuşatma ve sıkıştırma amacı taşıdığının altını çizdi:
“Trump’ın askeri sevkiyatı bir yerler bence kuşatmaya ve sıkıştırmaya yöneliktir. Yani son dönemdeki ambargo kararlarından sonra hepsi askeri açıdan bir kuşatmayı gerektiren olaydır. Bir kara harekatı yapacaklarını zannetmiyorum. Donanmayı gönderdiklerine göre en fazla, en fazla, en fazla o bölgedeki İran'a ait adaları ve kıyı şehirlerine falan çıkaracaklar."
‘İran, zayıf gücünü avantaja çevirdi’
Bulut, ABD ile İran arasındaki güç dengesine ilişkin değerlendirmesinde ise Washington’ın İran’ı birçok bakımdan zayıflattığını, ancak Tahran’ın elindeki sınırlı imkanları farklı alanlarda avantaja çevirdiğini söyledi:
“ABD’nin İran'ı birçok bakımdan darbelediği bir gerçek. Fakat İran'ın karşısında çok güçlü bir düşman var. Ona rağmen zayıf gücünü avantaja çevirerek hem dünya piyasalarını etkiledi hem dünya kamuoyunu etkiledi. “
Bulut, İran’ın bu süreçte Trump üzerinde de baskı oluşturduğunu öne sürdü:
“Aslında Trump'ı da önemli oranda hırpaladı bu savaş. Yani enerji alanında hırpaladı Trump'ı, Amerikan Kongresi'nde hırpaladı, Amerikan seçmeni gözünde hırpaladı çünkü enerji krizine uğradı. Kasım ayındaki seçimlerde bile ne yapacağını şaşırmış durumda. Ve en fanatik Trump yanlıları bile Trump'a karşı tavır almaya başladı. MAGA'cılar bile namluyu Trump'a çevirdiler.”
‘Trump’ın İran’a karşı somut bir başarısı yok’
Trump’ın aylardır İran’ı masaya oturtmak için zor kullanma politikası izlediğini belirten Bulut, ABD’nin şimdiye kadar bu hedef doğrultusunda somut bir başarı elde etmediğini savundu:
“Aylardan beri Trump'ın İran’ı masaya oturtmak için zor kullanma taktiği güttüğünü biliyoruz. Dolayısıyla yine dönüyoruz, dolaşıyoruz: Trump'ın ne yapacağı, fiili olarak ne kadarını yapacağı konusunda. Dikkat ederseniz, şimdiye kadar somut olarak Amerika ciddi bir başarı elde etmiş değil. Ne askeri açıdan, ne sarf edilen para açısından, ne bölgeyi hâkimiyeti açısından. Savaşlar hâlâ durabilmiş değil. Demek ki her şeye hâkim değil, her şeyi elde edemediği için bu kadar öfkeleniyor.”
‘Hürmüz Boğazı, Trump Boğazı olamaz’
Trump’ın Hürmüz Boğazı’nı “Trump Boğazı” olarak adlandırması yönündeki açıklamalarını da değerlendiren Bulut, böyle bir değişikliğin uluslararası kurallar çerçevesinde mümkün olmadığını söyledi:
“Trump’ın Hürmüz Boğaz’ını ‘Trump Boğazı’ şeklinde adlandırması ve böyle bir şey yapabilmesi mümkün değil. İran çekilse bile uluslararası kurallara göre Trump da böyle bir şeyi temin edemez. Bir müddet denetimde kalır, Amerika da kalabilir ama Birleşmiş Milletler'le ilgili kurallar buna müsaade etmez. Çünkü uluslararası koalisyonun ya da güçlerin birlikte karar vereceği bir meseledir.“

