Tuba Çebi, Putin'in sözlerini değerlendirdi: Rus tehdit algısı - uçurum kenarı siyaseti
20:45 01.10.2026 (güncellendi: 20:46 01.10.2026)

© Sputnik / Kristina Solovyova
/ Abone ol
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Valday Uluslararası Tartışma Kulübü'nde yaptığı açıklamada Rusya’yı yok etmenin batılılar tarafından bir ideolojiye dönüştüğüne vurgu yaptı. Dış Politika Uzmanı Tuba Çebi bu açıklamanın önemine vurgu yaptı.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Valday Uluslararası Tartışma Kulübü'nün 23. yıllık toplantısında yaptığı konuşmada, Rusya'nın düşmanlığının ve Rusya'yı yok etmenin devletin ideolojisine dönüştürülmemesini vurguladı.
Dış politika Uzmanı Tuba Çebi, Putin’in açıklamalarının rasyonel diplomasiye ve angajman kanallarının açık tutulmasına duyulan acil ihtiyaca işaret ettiğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:
Vladimir Putin’in Valday Uluslararası Tartışma Kulübü’ndeki açıklamaları, yalnızca bir liderin retorik çıkışı olmaktan öte bir anlam taşıyor. Putin'in bu sözleri, Rusya ile Batı arasındaki mücadelenin artık sadece toprak veya ekonomi mücadele olmadığını, ülkelerin varoluşlarını birbirlerinin varlığına tehdit olarak gördüğü çok daha derin ve tehlikeli bir döneme evrildiğine işaret ediyor. Devletlerin hayatta kalma güdüsü, bir tarafın aldığı savunma tedbirinin diğer tarafça tehdit olarak algılanmasına ve şiddetli bir şekilde düşmanlaştırılmasına neden olur. Bugün Avrupa’da şiddetle yükselen sözde "Rus tehdit algısı", kıtanın güvenlik bürokrasisinde kolektif bir refleks halini almıştır. Ancak Putin’in işaret ettiği gibi, bu algının rasyonel bir risk analizi olmaktan çıkıp bir devlet ideolojisine evrilmesi, diplomasinin hareket alanını yok etme eşiğine getirmektedir. Soğuk Savaş dönemi terminolojisinde sıkça karşılaşılan ‘uçurum kenarı siyaseti’, tarafların krizi savaşın eşiğine kadar getirip karşı tarafın geri adım atmasını beklediği tehlikeli bir stratejidir. Ancak tarihsel tecrübe göstermektedir ki, uçurum kenarında yürütülen siyaset hiçbir zaman kalıcı bir güvenlik mimarisi üretmemiş, aksine ekonomik ve toplumsal maliyetleri katlamıştır. Diplomaside ‘öteki’ üzerinden kimlik inşa etmek, kısa vadede iç politikada konsolidasyon sağlasa da uzun vadede krizlerin çözümünü imkansızlaştırır. Baktığımızda Avrupa’da yükselen sağın başlıca argümanlarından biri de Rusya’ya karşı bu tutumun sürdürebilir olmadığıdır. Kalıcı bir barış, tarafların birbirlerini varoluşsal bir tehdit olarak kodlamasından vazgeçmesiyle mümkündür. Güvenlik, rakibi yok ederek değil, karşılıklı kırılganlıkları yönetebilen kurumsal mekanizmalar kurarak sağlanabilir. Putin’in mesajı, retorik düzlemin ötesinde, rasyonel diplomasiye ve angajman kanallarının açık tutulmasına duyulan acil ihtiyaca işaret etmektedir.


