https://anlatilaninotesi.com.tr/20260921/beyin-hakkinda-bildiklerimiz-degisiyor-iki-farkli-koken-kesfedildi-ayri-organlar-gibi-calisiyorlar-1108897644.html
Beyin hakkında bildiklerimiz değişiyor: İki farklı köken keşfedildi, ayrı organlar gibi çalışıyorlar
Beyin hakkında bildiklerimiz değişiyor: İki farklı köken keşfedildi, ayrı organlar gibi çalışıyorlar
Sputnik Türkiye
Stanford Üniversitesi bilim insanları, insan beyninin gelişimine ilişkin yerleşik görüşü değiştirebilecek bir bulguya ulaştı. Araştırma, beynin ön ve arka... 21.09.2026, Sputnik Türkiye
2026-09-21T07:41+0300
2026-09-21T07:41+0300
2026-09-21T07:41+0300
sağlik
stanford üniversitesi
nature (dergi)
haberler
https://cdn.img.anlatilaninotesi.com.tr/img/07ea/02/02/1103206893_0:80:1536:944_1920x0_80_0_0_7c936735a21ca9fddd1830e94157e4dc.png
İnsan beyninin gelişimine ilişkin yapılan yeni bir araştırma, bilim dünyasında uzun süredir kabul gören modellerden birine farklı bir bakış getirdi. Stanford Üniversitesi araştırmacıları, beynin tamamının tek bir ana öncül hücre grubundan gelişmediğini belirledi.Araştırmaya göre beynin ön ve arka bölümlerinin kökenleri, embriyonik gelişimin oldukça erken bir aşamasında birbirinden ayrılıyor. Bu ayrım, embriyonun temel vücut planının oluştuğu gastrulasyon döneminde gerçekleşiyor.Bilim insanları bu aşamada iki farklı hücre grubu tespit etti. Gruplardan biri daha sonra ön beyni, diğeri ise arka beyni meydana getirecek hücrelere dönüşüyor.Adeta i̇ki̇ ayrı geli̇şi̇m programıAraştırmacıların dikkatini çeken ayrıntı yalnızca hücrelerin kökenlerinin farklı olması değildi. İki hücre grubundaki genetik talimatların düzenlenme biçimlerinin de birbirinden ayrıldığı belirlendi.Bu sonuç, beynin ön ve arka bölümlerinin gelişimin başlangıcından itibaren farklı biyolojik programları takip ettiğine işaret ediyor.Stanford Üniversitesi'nden gelişim biyoloğu Kyle Loh, beynin bu iki parçalı gelişim düzeninin evrimsel açıdan oldukça eski bir mekanizmanın mirası olabileceğini belirtti.İzleri̇ yüz mi̇lyonlarca yil öncesi̇ne uzaniyor olabi̇li̇rAraştırmanın bir diğer dikkat çekici noktası ise keşfin evrimsel geçmişi oldu. İnsanlarla çok uzak ortak atalara sahip bazı deniz canlılarında benzer sinir sistemi yapılanmalarının bulunması, iki farklı gelişim yolunun yüz milyonlarca yıl öncesine uzanabileceği ihtimalini gündeme getirdi.İnsan beyninin iki bölümü arasında işlev açısından da önemli farklılıklar bulunuyor. Arka beyin, solunum, kalp atışı ve uyku gibi yaşamsal ve büyük ölçüde otomatik işlevlerin kontrolünde önemli rol oynuyor.Ön ve orta beyin bölgeleri ise dil, mantık, karar verme ve soyut düşünme gibi daha karmaşık bilişsel süreçlerle ilişkilendiriliyor.Keşi̇f ALS VE SMA araştırmalarını etkileyebilirAraştırmanın potansiyel sonuçları yalnızca insan beyninin nasıl oluştuğunun anlaşılmasıyla sınırlı değil. Bilim insanları yeni gelişim modelinden yararlanarak insan kök hücrelerini laboratuvar ortamında işlevsel arka beyin motor nöronlarına dönüştürmeyi başardı.Bu gelişme özellikle amyotrofik lateral skleroz (ALS) ve spinal musküler atrofi (SMA) gibi motor nöronları etkileyen hastalıkların araştırılması açısından önem taşıyor.Laboratuvarda üretilen hücreler, bu hastalıklarda motor nöronların nasıl hasar gördüğünün daha ayrıntılı incelenmesine ve gelecekte potansiyel tedavilerin test edilmesine yardımcı olabilir.“İki̇ ayri organ” ne anlama geli̇yor?Araştırmanın sonuçları beynin anatomik olarak gerçekten iki bağımsız organ olduğu anlamına gelmiyor. Bulgular daha çok, tek bir bütün olarak çalışan insan beyninin farklı bölümlerinin sanılandan çok daha erken aşamada iki ayrı hücresel gelişim yoluna ayrıldığını gösteriyor.Bu nedenle keşif, beynin oluşumuna ilişkin mevcut gelişim modellerinin yeniden değerlendirilmesine yol açabilecek nitelikte. Araştırmacılar şimdi bu erken ayrışmanın farklı beyin bölgelerinin işlevleri ve hastalıklara yatkınlıkları üzerinde nasıl etkiler yarattığını anlamaya çalışıyor.Araştırmanın bulguları bilimsel dergi Nature Neuroscience'da yayımlandı.
https://anlatilaninotesi.com.tr/20260921/cindy-crawfordin-oglu-presley-gerber-27-yasinda-hayatini-kaybetti-1108896808.html
Sputnik Türkiye
feedback.tr@sputniknews.com
+74956456601
MIA „Rossiya Segodnya“
2026
Sputnik Türkiye
feedback.tr@sputniknews.com
+74956456601
MIA „Rossiya Segodnya“
SON HABERLER
tr_TR
Sputnik Türkiye
feedback.tr@sputniknews.com
+74956456601
MIA „Rossiya Segodnya“
https://cdn.img.anlatilaninotesi.com.tr/img/07ea/02/02/1103206893_86:0:1451:1024_1920x0_80_0_0_9c6866425e5a9320ea92bc9293203f80.pngSputnik Türkiye
feedback.tr@sputniknews.com
+74956456601
MIA „Rossiya Segodnya“
stanford üniversitesi, nature (dergi), haberler
stanford üniversitesi, nature (dergi), haberler
Beyin hakkında bildiklerimiz değişiyor: İki farklı köken keşfedildi, ayrı organlar gibi çalışıyorlar
Stanford Üniversitesi bilim insanları, insan beyninin gelişimine ilişkin yerleşik görüşü değiştirebilecek bir bulguya ulaştı. Araştırma, beynin ön ve arka bölümlerinin embriyonik gelişimin çok erken döneminde iki farklı öncül hücre grubundan geliştiğini ortaya koydu. Keşif, ALS ve SMA araştırmalarına da yeni bir kapı açabilir.
İnsan beyninin gelişimine ilişkin yapılan yeni bir araştırma, bilim dünyasında uzun süredir kabul gören modellerden birine farklı bir bakış getirdi. Stanford Üniversitesi araştırmacıları, beynin tamamının tek bir ana öncül hücre grubundan gelişmediğini belirledi.
Araştırmaya göre beynin ön ve arka bölümlerinin kökenleri, embriyonik gelişimin oldukça erken bir aşamasında birbirinden ayrılıyor. Bu ayrım, embriyonun temel vücut planının oluştuğu gastrulasyon döneminde gerçekleşiyor.
Bilim insanları bu aşamada iki farklı hücre grubu tespit etti. Gruplardan biri daha sonra ön beyni, diğeri ise arka beyni meydana getirecek hücrelere dönüşüyor.
Adeta i̇ki̇ ayrı geli̇şi̇m programı
Araştırmacıların dikkatini çeken ayrıntı yalnızca hücrelerin kökenlerinin farklı olması değildi. İki hücre grubundaki genetik talimatların düzenlenme biçimlerinin de birbirinden ayrıldığı belirlendi.
Bu sonuç, beynin ön ve arka bölümlerinin gelişimin başlangıcından itibaren farklı biyolojik programları takip ettiğine işaret ediyor.
Stanford Üniversitesi'nden gelişim biyoloğu
Kyle Loh, beynin bu iki parçalı gelişim düzeninin evrimsel açıdan oldukça eski bir mekanizmanın mirası olabileceğini belirtti.
İzleri̇ yüz mi̇lyonlarca yil öncesi̇ne uzaniyor olabi̇li̇r
Araştırmanın bir diğer dikkat çekici noktası ise keşfin evrimsel geçmişi oldu. İnsanlarla çok uzak ortak atalara sahip bazı deniz canlılarında benzer sinir sistemi yapılanmalarının bulunması, iki farklı gelişim yolunun yüz milyonlarca yıl öncesine uzanabileceği ihtimalini gündeme getirdi.
İnsan beyninin iki bölümü arasında işlev açısından da önemli farklılıklar bulunuyor. Arka beyin, solunum, kalp atışı ve uyku gibi yaşamsal ve büyük ölçüde otomatik işlevlerin kontrolünde önemli rol oynuyor.
Ön ve orta beyin bölgeleri ise dil, mantık, karar verme ve soyut düşünme gibi daha karmaşık bilişsel süreçlerle ilişkilendiriliyor.
Keşi̇f ALS VE SMA araştırmalarını etkileyebilir
Araştırmanın potansiyel sonuçları yalnızca insan beyninin nasıl oluştuğunun anlaşılmasıyla sınırlı değil.
Bilim insanları yeni gelişim modelinden yararlanarak
insan kök hücrelerini laboratuvar ortamında işlevsel arka beyin motor nöronlarına dönüştürmeyi başardı.
Bu gelişme özellikle
amyotrofik lateral skleroz (ALS) ve
spinal musküler atrofi (SMA) gibi motor nöronları etkileyen hastalıkların araştırılması açısından önem taşıyor.
Laboratuvarda üretilen hücreler, bu hastalıklarda motor nöronların nasıl hasar gördüğünün daha ayrıntılı incelenmesine ve gelecekte potansiyel tedavilerin test edilmesine yardımcı olabilir.
“İki̇ ayri organ” ne anlama geli̇yor?
Araştırmanın sonuçları beynin anatomik olarak gerçekten iki bağımsız organ olduğu anlamına gelmiyor. Bulgular daha çok, tek bir bütün olarak çalışan insan beyninin farklı bölümlerinin sanılandan çok daha erken aşamada iki ayrı hücresel gelişim yoluna ayrıldığını gösteriyor.
Bu nedenle keşif, beynin oluşumuna ilişkin mevcut gelişim modellerinin yeniden değerlendirilmesine yol açabilecek nitelikte. Araştırmacılar şimdi bu erken ayrışmanın farklı beyin bölgelerinin işlevleri ve hastalıklara yatkınlıkları üzerinde nasıl etkiler yarattığını anlamaya çalışıyor.
Araştırmanın bulguları bilimsel dergi
Nature Neuroscience'da yayımlandı.