GÖRÜŞ

Türkiye-Yunanistan arasında Aşil Kalkanı gerilimi: Yunanistan’ın İsrail’le savunma işbirliği ne anlama geliyor?

© AP Photo / Dimitris Papamitsos Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis
 Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis - Sputnik Türkiye, 1920, 18.09.2026
Abone ol
Özel
İsrail ile Yunanistan arasında 31 Ağustos’ta imzalanan Aşil Kalkanı anlaşması, Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis’in Meis Adası’nda Türkiye’yi hedef alan açıklamalarının ardından yeniden gündeme geldi. Uzmanlara göre sistem, radar, komuta-kontrol ve farklı önleyicileri tek bir ağda birleştiriyor.
İsrail ile Yunanistan arasında 31 Ağustos’ta imzalanan yaklaşık 3 milyar euroluk Aşil Kalkanı anlaşması, Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis’in Meis Adası’nda Türkiye’yi hedef alan açıklamalarının ardından yeniden gündeme geldi. Öyle ki uzmanlara göre proje yalnızca füze sistemlerinin tedarikinden ibaret değil; radar, komuta-kontrol ve farklı önleyicileri tek ağda buluşturuyor. Aşil Kalkanı hava ve füze savunma anlaşmasının imzalanması, Türkiye-Yunanistan ilişkilerinde yeni bir dönemin kapısını araladı. Emekli Tümamiral Ali Deniz Kutluk ve Dr. Gözde Kılıç Yaşın konuyu Sputnik Türkiye’ye değerlendirdi.

‘Aşil Kalkanı tek bir füze sistemi değil, Yunan savunmasını bütünüyle dönüştürme girişimi’

Dr. Gözde Kılıç Yaşın, Aşil Kalkanı’nı Yunanistan’ın hava ve füze savunma mimarisini bütünüyle dönüştürme girişimi olarak değerlendirmek gerektiğini söyledi:

“Aşil Kalkanı’nı tek bir hava savunma sisteminin satın alınması olarak değil, Yunanistan’ın hava ve füze savunma mimarisini bütünüyle dönüştürme girişimi olarak değerlendirmek gerekir. Projenin, Yunanistan’ın elindeki Patriot sistemleriyle İsrail menşeli David’s Sling, SPYDER ve BARAK MX sistemlerini radarlar ve ulusal bir komuta-kontrol ağı üzerinden bütünleştirmesi öngörülüyor. Ayrıca stratejik bölgelerin İHA saldırılarına karşı korunması amacıyla Drone Dome sistemlerinin tedariki de gündemde. Böylece savaş uçakları, balistik ve seyir füzeleri, insansız hava araçları ve kamikaze dronlar gibi farklı irtifa, menzil ve hızdaki tehditlerin ortak bir ağ üzerinden tespit edilmesi, sınıflandırılması ve tehdide en uygun önleme aracının seçilmesi amaçlanmaktadır. Bu yapı, pahalı önleyici füzelerin düşük maliyetli dronlara karşı gereksiz kullanılmasını azaltabilir. Sistem savunma amaçlı olsa da güç dengesi bakımından bütünüyle pasif değil. Bir devletin ilk saldırıdan sonra askeri kapasitesini koruyabilmesi, kriz sırasında daha fazla risk almasına da imkan sağlayabilir. Bu nedenle Aşil Kalkanı kısa vadede Türkiye–Yunanistan askeri dengesini tek başına tersine çevirmese bile Türkiye’nin hava gücü, füze ve İHA kapasitesi karşısında Yunanistan’ın savunma dayanıklılığını artırarak Ankara’nın operasyonel hesaplarını karmaşıklaştırabilir.”

‘Yunanistan’ın iyi komşuluk ilişkilerini önceleyen politikalar izlenmesi gerekir, bunu pek göremiyoruz’

Emekli Tümamiral Ali Deniz Kutluk, Yunanistan’ın komşuluk ilişkilerini önceleyen politikalar izlenmesi gerekirken bunun tam aksi şekilde davrandığını belirtti:
“Yunanistan’ın savunmasını nasıl şekillendireceği elbette kendi bilecekleri bir iştir. Bunun gereksinmelerini Türkiye tehdidine bağlamaları yapıcı sayılamaz. Yunanistan kamu borcu (340 milyar Euro) gsmh’nin yüzde 140 oranında iken savunma giderlerinin daha makulleşmesini beklemek her vatandaşının genel arzusu olmalıdır. Bunun için tabii ki kışkırtıcı olmayan, düşmanlıkları artırmayan, diplomasi ve iyi komşuluk ilişkilerini önceleyen politikalar izlenmesi gerekir. Bunu ise pek göremiyoruz.”

“Türkiye’nin Yunanistan politikası yıllardır değişmemiş ve Ege’de emrivakileri engelleyici, Lozan Barış Antlaşması dengelerine saygı duyulmasını bekleyici, iyi komşuluk işbirliği alanlarını geliştirici bir çizgide durmuştur. Bu durum Yunanistan’ın hava savunmasını yenilemesi ile değişmez. İş çatışmaya gelince her silah sisteminin üstün ve eksik yanları vardır. Bu aşamaya işlerin gelmeyeceğini düşünmek için geçmişte savaşın eşiğinden dönen 4 önemli krizin 1974’ten bu yana nasıl yönetildiğini anımsamak yeterlidir. NATO güney kanadı artık Soğuk Savaş'taki önemini yitirmiştir. Artık başka aktörler ve değişik jeostratejik konumlar gündemdedir.”

‘Yunanistan, İsrail ve Güney Kıbrıs’ın ittifak kurmuşçasına Türkiye’yi hedef göstermesi her üçü için ayrı riskler taşımakta’

Emekli Tümamiral Ali Deniz Kutluk, Yunanistan, İsrail ve Güney Kıbrıs’ın bölgedeki yakınlaşmalarına ilişkin şunları söyledi:
Bu üçlünün Türkiye’yi hedef gösteren yakınlaşması, bunu artan derecede seslendirmeleri ve adeta bir ittifak kurmuşçasına söylemlerde bulunması her üçü için ayrı ayrı riskler taşımakta ve bölgesel barış ve istikrarın korunmasında yarar sağlamamaktadır. Askeri bakımından bu üçlünün işbirliği yapması ve Türkiye’ye tehdit yaratması birçok teknik zorluklar kapsamında önemli bir tehdit sağlamayacak olmalıdır. Türkiye böyle bir durumla baş edecek yeteneklere sahiptir, istediği yer, zaman ve sırayla…”
Dr. Gözde Kılıç Yaşın, ise Yunanistan’ın Türkiye’nin sorun yaşadığı veya rekabet ettiği aktörlerle ilişkiler geliştirdiğini belirtti:

“Yunanistan kendisini bölgesel merkez olarak konumlandırmaya çalışıyor. ABD ile genişleyen askeri iş birliği, Fransa ile imzalanan savunma anlaşması, İsrail’le ortak tatbikatlar ve uçuş eğitim merkezi ile Yunanistan–Kıbrıs Rum Yönetimi–İsrail üçlü mekanizması bu politikanın parçalarıdır. Yunanistan tek başına Türkiye’yle kapasite yarışına girmek yerine, Türkiye’nin sorun yaşadığı veya rekabet ettiği aktörlerle geliştirdiği ilişkiler üzerinden bir dengeleme ağı kurmaktadır. Türkiye–İsrail ilişkilerinin bozulması, Yunanistan’ın İsrail bakımından stratejik değerini yükseltiyor. Bununla birlikte bu ilişkinin değişmez bir bloklaşmaya dönüştüğü de varsayılmamalı.”

Türkiye, Aşil Kalkanı karşısında nasıl bir politika izlemeli?

Dr. Gözde Kılıç Yaşın, Türkiye’nin Aşil Kalkanı karşısında izlemesi gereken politikayı şöyle sıraladı:

“Türkiye’nin izlemesi gereken politika askeri hazırlık, hukuki itiraz ve diplomatik kriz yönetimini birlikte içermelidir. Ankara öncelikle sistemin hangi adalara ve hangi askeri tesislere konuşlandırılacağını yakından izlemeli; gayri askeri statüdeki adalara radar, füze veya elektronik harp sistemi yerleştirilmesi durumunda hukuki ve diplomatik itirazını açık biçimde ortaya koymalıdır. Buna paralel olarak Türkiye’nin kendi katmanlı hava savunmasını, elektronik harp kapasitesini, uzun menzilli hassas vuruş imkanlarını ve insansız sistemlerini geliştirmesi doğaldır.”

‘Bugünkü tabloyu 2020’den ayıran en önemli unsur, iletişim kanallarının henüz kapanmamış olması’

Dr. Gözde Kılıç Yaşın, Türkiye-Yunanistan arasındaki son 5 yıldaki kritik gelişmeleri şöyle sıraladı:

“2020’de Oruç Reis’in Doğu Akdeniz araştırmaları ve karşılıklı NAVTEX ilanları Türkiye-Yunanistan ilişkilerinde gerilimi zirveye taşıdı. 2021’de istikşafi görüşmeler yeniden başlasa da temel sorunlarda ilerleme sağlanamadı. 2023’te depremler sonrası başlayan yumuşama, 2024-2025’te deniz yetki alanları ve askeri modernizasyon tartışmalarıyla yeniden gerildi. 2026’da diyalog sürerken Aşil Kalkanı, Ege’deki askeri hareketlilik ve karşılıklı güvenlik adımları gerilimi yeniden öne çıkardı. Buna rağmen kriz önleyici iletişim kanalları açık kalırken temel hukuki uyuşmazlıklar çözülmüş değil. Önümüzdeki dönemde adaların askeri statüsü, deniz yetki alanları, savunma sistemleri ve Türkiye-İsrail ilişkileri belirleyici olacak.”

Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis - Sputnik Türkiye, 1920, 04.07.2026
POLİTİKA
Yunan Başbakan Miçotakis, Türkiye ile 'savaş' ihtimalini değerlendirdi: 'Caydırıcılığımızı güçlendirmeye devam edeceğiz'
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала