https://anlatilaninotesi.com.tr/20260916/husiler-kimdir-suudi-arabistan-ne-durumda-yemendeki-hareketten-kizildenizin-kritik-noktalarina--1108783535.html
Husiler kimdir? Suudi Arabistan ne durumda? Yemen'deki hareketten Kızıldeniz'in kritik noktalarına
Husiler kimdir? Suudi Arabistan ne durumda? Yemen'deki hareketten Kızıldeniz'in kritik noktalarına
Sputnik Türkiye
Yemen'in kuzeyindeki Zeydi Şii topluluğu içinden çıkan Husiler, 1990'larda başlayan siyasi-dini hareketten Yemen'in geniş bölümünü kontrol eden silahlı bir güce dönüştü.
2026-09-16T09:13+0300
2026-09-16T09:13+0300
2026-09-16T09:13+0300
dünya
abdülmelik el-husi
yemen
husiler
suudi arabistan
abdurabbu mansur hadi
ali abdullah salih
sana
i̇ran
abd
https://cdn.img.anlatilaninotesi.com.tr/img/07ea/09/0f/1108783270_0:0:1600:900_1920x0_80_0_0_8e747e1cd6da4ba08e49b33637305af8.png
Husi hareketi, kendisini resmi olarak Ansar Allah (Türkçe: Allah'ın Gerillaları) olarak adlandıran, Yemen'in kuzeyindeki Zeydi Şii topluluk içinden çıkan siyasi-askeri bir hareket.Yemen’deki yerel ve toplumsal dinamiklerin sonucu olarak kurulduğu kabul edilen Husi hareketi, direkt olarak İran tarafından kurulmadı ancak İran ‘destekli’ kabul ediliyor.Hareketin temelleri 1990'larda Hüseyin Bedreddin el-Husi tarafından atıldı. Yemen'deki Zeydi topluluğunun siyasi, dini ve ekonomik haklarını savunan bir hareket olarak ortaya çıktı. ABD'nin bölgedeki politikalarına, İsrail'e ve dönemin Yemen Devlet Başkanı Ali Abdullah Salih yönetimine yönelik muhalefet ettiler. Salih’i yolsuzluk ve ABD ile Suudi Arabistan destekli olmakla suçladılar.2004-2010: Salih yönetimiyle savaşHusiler ile hükümet güçleri arasında 2004'ten itibaren birkaç tur savaş yaşandı. Hüseyin el-Husi 2004'te öldürüldü; hareketin liderliğini daha sonra kardeşi Abdülmelik el-Husi üstlendi.Bu dönemde Husiler henüz Yemen'in tamamını hedefleyen bir güç değildi. Özellikle ülkenin kuzeyindeki Saada bölgesinde etkiliydiler.Ancak savaşlar hareketin askeri kapasitesini ve yerel örgütlenmesini güçlendirdi.2011: 'Arap Baharı' dönüm noktasıYemen'de 2011'de başlayan protestolar, Husilerin güç kazanması için önemli bir fırsat yarattı.Ali Abdullah Salih iktidardan ayrıldı ve yerine yardımcısı Abdurabbu Mansur Hadi geçti. Fakat yeni yönetim de Yemen'in siyasi ve ekonomik sorunlarını çözemedi.Husiler bu dönemde sadece silahlı bir hareket değil, aynı zamanda siyasi bir aktör haline geldi.2014: Sana'nın ele geçirilmesiHusiler için en büyük kırılma noktası ise Eylül 2014'te geldi.Husiler yakıt fiyatlarının düşürülmesi ve hükümetin istifası gibi taleplerle başlayan protestoları kullanarak Sana'ya doğru ilerledi. 21 Eylül 2014'te Yemen'in başkenti Sana'nın kontrolünü ele geçirdiler.Husiler Sana'yı kontrol altına aldıktan sonra devlet kurumları üzerinde belirleyici hale geldi. Ordu ve güvenlik kurumlarının önemli bölümlerini etkileri altına aldı, ardından cumhurbaşkanlığı sarayını ele geçirdi.Hadi, Şubat 2015'te Sana'dan kaçıp Aden'e geçti.Böylece Yemen'de Husilerin kontrolündeki kuzey ve batı ile Hadi hükümetinin kontrolündeki güney arasında fiili bölünme ortaya çıktı.2015: Suudi Arabistan savaşa girdiHusilerin ilerleyişi Suudi Arabistan için stratejik bir tehdit oluşturdu.Mart 2015'te Suudi Arabistan öncülüğünde bir Arap koalisyonu Yemen'e askeri müdahalede bulundu. Amaç Husilerin ilerleyişini durdurmak ve Hadi hükümetini yeniden iktidara getirmekti.Suudi Arabistan'ın yıllarca süren hava operasyonlarına rağmen Husiler Sana'yı ve Yemen'in kuzeyindeki geniş bölgeleri ellerinde tutmayı başardı.Bu süreçte İran'ın Husilere silah, teknoloji, eğitim ve istihbarat desteği sağladığı yönündeki iddialar güçlendi. 2022-2025: Kızıldeniz'de yükseliş2022'de BM destekli ateşkes, Yemen'deki savaşın yoğunluğunu büyük ölçüde azalttı.Husiler Sana'yı ve Yemen'in batısındaki geniş bölgeleri kontrol etmeye devam etti. Suudi destekli hükümet güçleri ise ülkenin güney ve doğusunda varlığını sürdürdü.Asıl büyük değişim Ekim 2023'te İsrail-Hamas savaşının başlamasıyla yaşandı.Husiler İsrail'e füze ve İHA saldırıları düzenlemeye, ardından da Kızıldeniz'deki İsrail bağlantılı ticari gemileri hedef almaya başladı.Bu durum yeni bir kırılma noktası oldu. Çnkü Husiler, hem Doğu, hem Batı basınına göre artık yalnızca Yemen iç savaşının tarafı olmaktan çıkıp küresel ticaret ve enerji güvenliğini etkileyen bir aktöre dönüştü.Husilerin saldırıları nedeniyle çok sayıda ticari gemi rotasını Ümit Burnu'na çevirdi.2025: ABD ile doğrudan pazarlıkHusilerin Kızıldeniz'deki saldırıları, ABD'nin Yemen'deki Husi hedeflerine yönelik operasyonlarını da beraberinde getirdi.Ancak Mayıs 2025'te ABD ile Husiler arasında Umman'ın arabuluculuğunda bir anlaşmaya varıldı.2026: ABD-İran savaşına resmen girdilerHusiler, ABD-İsrail saldırıları başladığı andan itibaren gelişmeleri izledi ancak bir süre beklemede kaldıktan sonra 28 Mart'ta, Yemen'deki Husi güçleri İsrail'e balistik füze saldırısında bulunarak savaşa katıldıklarını resmen ilan ettiler. İsrail saldırılarının sürdüğü dönemde, sık sık çeşitli noktaları hedef aldılar.2026 yaz aylarının sonunda ise Yemen’de çatışmalar tekrar tırmanmaya başladı.Husilerin sözcüsü Yahya Seri, 20 Temmuz'da yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan'ı Yemen'e karşı abluka uygulamakla suçladı ve ablukaya "karşı ablukayla" karşılık vereceklerini duyurdu.An itibarıyla artan Suudi Arabistan ile çatışmalarda kritik gelişmeler ise şöyle oldu:1. Moha'nın ele geçirilmesiHusiler Moha liman kentini ele geçirdi. Moha'nın önemi yalnızca bir liman olması değil. Kent, Yemen'in Kızıldeniz kıyısında ve Babülmendep'e giden hattın hemen üzerinde bulunuyor.Bu ilerleme Husileri Babülmendep'e daha fazla yaklaştırdı.2. Perim AdasıHusiler ayrıca Perim (Mayyun) Adası üzerinde kontrol sağladı.Bu ada Babülmendep'in tam merkezinde bulunuyor. Dolayısıyla mesele artık yalnızca Yemen topraklarının kontrolü değil; Kızıldeniz ile Aden Körfezi arasındaki deniz trafiğini etkileyebilme kapasitesi.3. Haniş AdalarıSon günlerde Husilerin Büyük Haniş ve Küçük Haniş adalarını da ele geçirdiği bildirildi.AP'ye göre bu gelişme Husilerin güney Kızıldeniz'deki stratejik deniz yolları üzerindeki hakimiyetini daha da güçlendirdi.Husiler ilk kez Kızıldeniz'in güney girişini çevreleyen çok daha geniş bir askeri pozisyona sahip.Suudi Arabistan'ın enerji altyapısına doğrudan baskıHusilerin saldırıları ayrıca Suudi enerji altyapısına yöneldi. Suudi Arabistan'ın Cizan bölgesindeki enerji tesisleri ve petrol altyapısı saldırıların hedefi oldu.Geçen cuma günü, Suudi petrol ihracatı açısından kritik olan Doğu-Batı petrol boru hattının da saldırıya uğrayarak faaliyet dışı kalması küresel enerji piyasalarını etkiledi.Husilerin, son olarak Aden'e doğru ilerliyor. Babülmendep çevresindeki ilerlemesiyle birlikte gözler, bu alternatif güzergah üzerine çevrildi.
https://anlatilaninotesi.com.tr/20260915/suudi-arabistan-husilerin-saldirilarina-kararlilikla-karsilik-verecegini-acikladi-1108780202.html
yemen
suudi arabistan
i̇ran
Sputnik Türkiye
feedback.tr@sputniknews.com
+74956456601
MIA „Rossiya Segodnya“
2026
Sputnik Türkiye
feedback.tr@sputniknews.com
+74956456601
MIA „Rossiya Segodnya“
SON HABERLER
tr_TR
Sputnik Türkiye
feedback.tr@sputniknews.com
+74956456601
MIA „Rossiya Segodnya“
https://cdn.img.anlatilaninotesi.com.tr/img/07ea/09/0f/1108783270_200:0:1400:900_1920x0_80_0_0_af9eda7fa2eca7bea829dc5470223e20.pngSputnik Türkiye
feedback.tr@sputniknews.com
+74956456601
MIA „Rossiya Segodnya“
abdülmelik el-husi, yemen, husiler, suudi arabistan, abdurabbu mansur hadi, ali abdullah salih, sana, i̇ran, abd, ortadoğu
abdülmelik el-husi, yemen, husiler, suudi arabistan, abdurabbu mansur hadi, ali abdullah salih, sana, i̇ran, abd, ortadoğu
Husiler kimdir? Suudi Arabistan ne durumda? Yemen'deki hareketten Kızıldeniz'in kritik noktalarına
Özel
Yemen'in kuzeyindeki Zeydi Şii topluluğu içinden çıkan Husiler, 1990'larda başlayan siyasi-dini hareketten Yemen'in geniş bölümünü kontrol eden silahlı bir güce dönüştü. İran'la ilişkileri, Suudi Arabistan'ın kritik boru hattının devri dışı kalması ve Babülmendep'te hakimiyete giderek yaklaşmalarıyla Husiler, dünya sahnesinde.
Husi hareketi, kendisini resmi olarak Ansar Allah (Türkçe: Allah'ın Gerillaları) olarak adlandıran, Yemen'in kuzeyindeki Zeydi Şii topluluk içinden çıkan siyasi-askeri bir hareket.
Yemen’deki yerel ve toplumsal dinamiklerin sonucu olarak kurulduğu kabul edilen Husi hareketi, direkt olarak İran tarafından kurulmadı ancak İran ‘destekli’ kabul ediliyor.
Hareketin temelleri 1990'larda Hüseyin Bedreddin el-Husi tarafından atıldı. Yemen'deki Zeydi topluluğunun siyasi, dini ve ekonomik haklarını savunan bir hareket olarak ortaya çıktı. ABD'nin bölgedeki politikalarına, İsrail'e ve dönemin Yemen Devlet Başkanı Ali Abdullah Salih yönetimine yönelik muhalefet ettiler. Salih’i yolsuzluk ve ABD ile Suudi Arabistan destekli olmakla suçladılar.
2004-2010: Salih yönetimiyle savaş
Husiler ile hükümet güçleri arasında 2004'ten itibaren birkaç tur savaş yaşandı. Hüseyin el-Husi 2004'te öldürüldü; hareketin liderliğini daha sonra kardeşi Abdülmelik el-Husi üstlendi.
Bu dönemde Husiler henüz Yemen'in tamamını hedefleyen bir güç değildi. Özellikle ülkenin kuzeyindeki Saada bölgesinde etkiliydiler.
Ancak savaşlar hareketin askeri kapasitesini ve yerel örgütlenmesini güçlendirdi.
2011: 'Arap Baharı' dönüm noktası
Yemen'de 2011'de başlayan protestolar, Husilerin güç kazanması için önemli bir fırsat yarattı.
Ali Abdullah Salih iktidardan ayrıldı ve yerine yardımcısı Abdurabbu Mansur Hadi geçti. Fakat yeni yönetim de Yemen'in siyasi ve ekonomik sorunlarını çözemedi.
Husiler bu dönemde sadece silahlı bir hareket değil, aynı zamanda siyasi bir aktör haline geldi.
2014: Sana'nın ele geçirilmesi
Husiler için en büyük kırılma noktası ise Eylül 2014'te geldi.
Husiler yakıt fiyatlarının düşürülmesi ve hükümetin istifası gibi taleplerle başlayan protestoları kullanarak Sana'ya doğru ilerledi. 21 Eylül 2014'te Yemen'in başkenti Sana'nın kontrolünü ele geçirdiler.
Husiler Sana'yı kontrol altına aldıktan sonra devlet kurumları üzerinde belirleyici hale geldi. Ordu ve güvenlik kurumlarının önemli bölümlerini etkileri altına aldı, ardından cumhurbaşkanlığı sarayını ele geçirdi.
Hadi, Şubat 2015'te Sana'dan kaçıp Aden'e geçti.
Böylece Yemen'de Husilerin kontrolündeki kuzey ve batı ile Hadi hükümetinin kontrolündeki güney arasında fiili bölünme ortaya çıktı.
2015: Suudi Arabistan savaşa girdi
Husilerin ilerleyişi Suudi Arabistan için stratejik bir tehdit oluşturdu.
Mart 2015'te Suudi Arabistan öncülüğünde bir Arap koalisyonu Yemen'e askeri müdahalede bulundu. Amaç Husilerin ilerleyişini durdurmak ve Hadi hükümetini yeniden iktidara getirmekti.
Suudi Arabistan'ın yıllarca süren hava operasyonlarına rağmen Husiler Sana'yı ve Yemen'in kuzeyindeki geniş bölgeleri ellerinde tutmayı başardı.
Bu süreçte İran'ın Husilere silah, teknoloji, eğitim ve istihbarat desteği sağladığı yönündeki iddialar güçlendi.
2022-2025: Kızıldeniz'de yükseliş
2022'de BM destekli ateşkes, Yemen'deki savaşın yoğunluğunu büyük ölçüde azalttı.
Husiler Sana'yı ve Yemen'in batısındaki geniş bölgeleri kontrol etmeye devam etti. Suudi destekli hükümet güçleri ise ülkenin güney ve doğusunda varlığını sürdürdü.
Asıl büyük değişim Ekim 2023'te İsrail-Hamas savaşının başlamasıyla yaşandı.
Husiler İsrail'e füze ve İHA saldırıları düzenlemeye, ardından da Kızıldeniz'deki İsrail bağlantılı ticari gemileri hedef almaya başladı.
Bu durum yeni bir kırılma noktası oldu. Çnkü Husiler, hem Doğu, hem Batı basınına göre artık yalnızca Yemen iç savaşının tarafı olmaktan çıkıp küresel ticaret ve enerji güvenliğini etkileyen bir aktöre dönüştü.
Husilerin saldırıları nedeniyle çok sayıda ticari gemi rotasını Ümit Burnu'na çevirdi.
2025: ABD ile doğrudan pazarlık
Husilerin Kızıldeniz'deki saldırıları, ABD'nin Yemen'deki Husi hedeflerine yönelik operasyonlarını da beraberinde getirdi.
Ancak Mayıs 2025'te ABD ile Husiler arasında Umman'ın arabuluculuğunda bir anlaşmaya varıldı.
2026: ABD-İran savaşına resmen girdiler
Husiler, ABD-İsrail saldırıları başladığı andan itibaren gelişmeleri izledi ancak bir süre beklemede kaldıktan sonra 28 Mart'ta, Yemen'deki Husi güçleri İsrail'e balistik füze saldırısında bulunarak savaşa katıldıklarını resmen ilan ettiler. İsrail saldırılarının sürdüğü dönemde, sık sık çeşitli noktaları hedef aldılar.
2026 yaz aylarının sonunda ise Yemen’de çatışmalar tekrar tırmanmaya başladı.
Husilerin sözcüsü Yahya Seri, 20 Temmuz'da yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan'ı Yemen'e karşı abluka uygulamakla suçladı ve ablukaya "karşı ablukayla" karşılık vereceklerini duyurdu.
Husiler tarafından devrilen Yemen eski Cumhurbaşkanı Salih'in yeğeni Tarık Salih komutasındaki Husi karşıtı 'Ulusal Direniş Güçleri' ise "İran'ın Husiler aracılığı ile Babülmendep'i kontrol altına almaya çalıştığını" savunuyor.
An itibarıyla artan Suudi Arabistan ile çatışmalarda kritik gelişmeler ise şöyle oldu:
1. Moha'nın ele geçirilmesi
Husiler Moha liman kentini ele geçirdi. Moha'nın önemi yalnızca bir liman olması değil. Kent, Yemen'in Kızıldeniz kıyısında ve Babülmendep'e giden hattın hemen üzerinde bulunuyor.
Bu ilerleme Husileri Babülmendep'e daha fazla yaklaştırdı.
Husiler ayrıca Perim (Mayyun) Adası üzerinde kontrol sağladı.
Bu ada Babülmendep'in tam merkezinde bulunuyor. Dolayısıyla mesele artık yalnızca Yemen topraklarının kontrolü değil; Kızıldeniz ile Aden Körfezi arasındaki deniz trafiğini etkileyebilme kapasitesi.
Son günlerde Husilerin Büyük Haniş ve Küçük Haniş adalarını da ele geçirdiği bildirildi.
AP'ye göre bu gelişme Husilerin güney Kızıldeniz'deki stratejik deniz yolları üzerindeki hakimiyetini daha da güçlendirdi.
Husiler ilk kez Kızıldeniz'in güney girişini çevreleyen çok daha geniş bir askeri pozisyona sahip.
Suudi Arabistan'ın enerji altyapısına doğrudan baskı
Husilerin saldırıları ayrıca Suudi enerji altyapısına yöneldi. Suudi Arabistan'ın Cizan bölgesindeki enerji tesisleri ve petrol altyapısı saldırıların hedefi oldu.
Geçen cuma günü, Suudi petrol ihracatı açısından kritik olan Doğu-Batı petrol boru hattının da saldırıya uğrayarak faaliyet dışı kalması küresel enerji piyasalarını etkiledi.
Bu boru hattı,
Suudi petrolünün Basra Körfezi'ni kullanmadan Kızıldeniz'deki Yanbu Limanı'na ulaştırılabilmesini sağlıyor. Dolayısıyla Hürmüz Boğazı'nın kullanılamadığı bir ortamda Riyad için alternatif bir ihracat hattı.
Husilerin, son olarak Aden'e doğru ilerliyor. Babülmendep çevresindeki ilerlemesiyle birlikte gözler, bu alternatif güzergah üzerine çevrildi.
Babülmendep Boğazı'nın genişliği en dar noktasında yaklaşık 29 kilometre. Kızıldeniz'i Aden Körfezi'ne bağlayan bu geçit, Süveyş Kanalı üzerinden Avrupa-Asya ticaretinin önemli güzergahlarından biri.