https://anlatilaninotesi.com.tr/20260910/hurmuz-gerilimi-altin-ve-faiz-denkleminde-dengeleri-degistiriyor-uzmanlar-kritik-seviyeye-dikkat-1108651288.html
Hürmüz gerilimi altın ve faiz denkleminde dengeleri değiştiriyor: Uzmanlar kritik seviyeye dikkat çekti
Hürmüz gerilimi altın ve faiz denkleminde dengeleri değiştiriyor: Uzmanlar kritik seviyeye dikkat çekti
Sputnik Türkiye
Ortadoğu’daki gerilim ve Hürmüz Boğazı’ndaki risk, altın, petrol ve faiz piyasalarında dengeleri değiştiriyor. Prof. Dr. Figen Yıldırım, güvenli liman talebine... 10.09.2026, Sputnik Türkiye
2026-09-10T12:20+0300
2026-09-10T12:20+0300
2026-09-10T12:20+0300
görüş
bartu soral
hürmüz boğazı
fed
tl
altın
ons altın
gram altın
fed faiz kararı
abd merkez bankası (fed)
https://cdn.img.anlatilaninotesi.com.tr/img/07ea/08/07/1107840840_43:0:1408:768_1920x0_80_0_0_8671c99d4ab91eba108b1516ff97cc67.png
Ortadoğu’da tırmanan gerilim, küresel piyasalarda altın, gümüş, petrol ve faiz fiyatlamalarını doğrudan etkilerken, yatırımcıların “güvenli liman” olarak gördüğü varlıkların aynı yönde hareket etmediği bir tablo ortaya çıkıyor. Hürmüz Boğazı üzerinden enerji arzına ilişkin riskler petrol fiyatlarını yukarı taşırken, yükselen enerji maliyetlerinin enflasyon beklentilerini güçlendirmesi, başta ABD Merkez Bankası (FED) olmak üzere merkez bankalarının faiz politikasına ilişkin beklentileri de değiştiriyor. İstinye Üniversitesi İktisadi İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Figen Yıldırım, Ortadoğu’daki gerilimin kısa vadede altın fiyatları için güvenli liman talebini artırdığını ancak savaşın enerji fiyatları üzerinden yarattığı etkinin altının yükselişini sınırlayabildiğini belirtti. Ekonomist Bartu Soral ise geçmiş dönem fiyatlamalarına dikkat çekerek, savaş ve kaos arttığında altının otomatik olarak yükselmesinin beklenmemesi gerektiğini söyledi. Soral, özellikle Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmasının küresel enflasyon baskısını artırarak Fed’in faiz indirimlerini zorlaştırabileceğini ifade etti.‘Yüksek petrol fiyatlarının yarattığı enflasyon riski ve Fed’in şahin kalma ihtimali altının yükselişini sınırlıyor’Prof. Dr. Figen Yıldırım’a göre Ortadoğu’daki gerilimin yükselmesi, doğal olarak güvenli liman talebini artırıyor ve bunun ilk adreslerinden biri altın oluyor. Ancak Yıldırım, mevcut tabloda altının yalnızca savaş ve jeopolitik risk üzerinden değerlendirilmesinin yeterli olmadığını vurguladı:“Ortadoğu’daki gerilimin yükselmesi doğal olarak güvenli liman talebini artırıyor ve bunun ilk adreslerinden biri altın oluyor. Ancak bugün altını yalnızca savaş ve jeopolitik risk üzerinden okumak yeterli değil. Çünkü aynı gerilim Hürmüz Boğazı üzerinden petrol arzını tehdit ediyor, petrol fiyatını yükseltiyor; yükselen enerji fiyatları enflasyon beklentilerini ve tahvil faizlerini yukarı taşıyor. Tahvil faizleri yükseldiğinde ise faiz getirisi olmayan altının fırsat maliyeti artıyor. Dolayısıyla altın üzerinde bugün birbirine ters yönde çalışan iki önemli güç var. Bir tarafta savaş, Hürmüz riski ve güvenli liman talebi altını yukarı taşıyor. Diğer tarafta yüksek petrol fiyatlarının yarattığı enflasyon riski, yüksek ABD tahvil faizleri ve Fed’in daha şahin kalma ihtimali altının yükselişini sınırlıyor.”Yıldırım, Hürmüz Boğazı’ndaki riskin petrol arzını tehdit ettiğini, petrol fiyatlarındaki yükselişin ise enflasyon beklentilerini ve tahvil faizlerini yukarı taşıdığını belirtti. Tahvil faizlerinin yükselmesinin faiz getirisi bulunmayan altının fırsat maliyetini artırdığına işaret eden Yıldırım, piyasada iki zıt gücün aynı anda çalıştığını kaydetti:‘Altın fiyatları ile Ortadoğu’daki gelişmeleri paralel okumak doğru değil’Ekonomist Bartu Soral da altın ile Ortadoğu’daki gelişmelerin doğrudan paralel okunmaması gerektiğini belirterek, savaş başladığında güvenli liman talebinin artmasının beklendiği halde altın fiyatlarında bunun tersinin görülebildiğini söyledi:“Altın fiyatları ile Ortadoğu'daki gelişmeleri paralel okumak doğru değil. Çünkü hatırlarsanız epeyce bir süre altın güvenli liman denmişti. Ama savaş başladığında, yani kaos arttığında, güvenli limanın artması, değerlenmesi beklenirken tam tersi düşmüştü. Aynı şekilde gümüşü de böyle görmekte fayda var. Gümüş de mesela büyük bir 2025'te ralli yaptı, 105 dolara gelmişti. Savaşın başlamasıyla birlikte gümüş de neredeyse 50 dolar civarına gelmiş oldu. Niçin oldu bu? Çünkü savaşın arttıracağı enerji fiyatı, gübre fiyatları, tarım fiyatlarının artışı sonucunda dünyadaki merkez bankalarının ve Fed'in faiz indiremeyeceği, tam tersi faiz arttırmak zorunda kalacağı anlaşıldı. Böyle olunca tabii Fed'den faiz artışı beklenince, en azından piyasanın beklediği indirimlerin gelmeyeceği anlaşılınca, diğer kâr olarak görülen gümüş, altına talep de durmuş oldu. Bununla birlikte şunu da görmekte fayda var. Bu fiyatlamalar fiziki fiyatlamalar değil, tahvil fiyatları. Tabii tahvil dediğiniz şey sanal bir ortam olduğu için manipülasyona son derece açık durumda. Trump'ın da zaten her gün farklı bir açıklama yapmak suretiyle tahvillerdeki oynamalardan ciddi bir para kazandığı Amerikan basınında çokça yazılıyor. Ortadoğu'daki gerilim sürdükçe aslında Fed'in faiz indirimlerine gitmesi zor.”Hürmüz Boğazı’ndaki petrol riski Fed’in faiz kararlarını nasıl etkiler?Ekonomist Bartu Soral, enflasyon baskısı hafiflemedikçe başta Fed olmak üzere merkez bankalarının faiz indirmesinin zorlaşacağını söyledi:‘Petrol 100 doların üzerinde kalıcılaşır, mal ve hizmet fiyatlarına yayılmaya başlarsa Fed’in hareket alanı önemli ölçüde daralır’Prof. Dr. Figen Yıldırım, normal şartlarda büyük bir jeopolitik krizin ekonomik aktiviteyi zayıflatması nedeniyle merkez bankalarının daha gevşek davranabileceğini ancak mevcut tabloda enerji fiyatlarının belirleyici olması nedeniyle Fed açısından daha karmaşık bir denklem bulunduğunu söyledi:“Burada çok önemli bir paradoksla karşı karşıyayız. Normal şartlarda büyük bir jeopolitik kriz ekonomik aktiviteyi zayıflatacağı için merkez bankalarının daha gevşek davranmasına neden olabilir. Fakat mevcut Ortadoğu geriliminde savaşın en önemli ekonomik aktarım kanalı enerji fiyatları olduğu için Fed açısından tablo daha karmaşık. Hürmüz’deki risk petrolü 100 doların üzerine taşıyorsa bu yalnızca enerji fiyatı artışı değildir. Petrol, ulaştırmadan üretime, tarımdan gıdaya kadar çok geniş bir maliyet zincirini etkiler ve ABD’de enflasyonun yeniden yükselme riskini artırır. Üstelik ABD istihdam piyasasından gelen son veriler de güçlü. Dolayısıyla Fed’in önünde güçlü istihdam, yüksek enerji fiyatları ve yeniden yükselme riski taşıyan enflasyondan oluşan bir denklem var. Bu tablo Fed’in faiz indirimini gündemden uzaklaştırırken faiz artırımı ihtimalini güçlendirebilir.”‘Ortadoğu’daki gerilimin altın üzerindeki etkisi çatışmanın süresine ve Hürmüz’e bağlı’Prof. Dr. Figen Yıldırım Yıldırım, Ortadoğu’daki gerilimin altın üzerindeki etkisinin çatışmanın süresine ve Hürmüz’deki riskin kalıcılığına bağlı olduğunu belirtti Buna göre jeopolitik riskin azalması, Hürmüz’de deniz trafiğinin normalleşmesi ve petrol fiyatlarının hızlı biçimde gerilemesi halinde altın fiyatlarında kısa vadeli kar realizasyonu ve düzeltme görülebilir:"Gerilimin daha da tırmanması halinde ilk bakacağım varlık petrol olur. Çünkü Hürmüz artık yalnızca jeopolitik bir risk başlığı değil, doğrudan fiziksel enerji arzının güvenliği meselesi haline geliyor. Petrolün 100 doların üzerine çıkmış olması bu nedenle kritik. İkinci olarak enerji şirketlerinin göreceli olarak olumlu ayrışmasını bekleyebiliriz. Üçüncü sırada ise altın ve diğer güvenli liman varlıkları gelir. Ancak bugün klasik kriz dönemlerinden farklı bir piyasa yapısı görüyoruz. Normal şartlarda jeopolitik kriz olduğunda yatırımcı ABD tahvillerine gider, tahvil fiyatları yükselir ve faizler düşer. Bugün ise enerji kaynaklı enflasyon endişesi nedeniyle tahvil faizleri yüksek kalıyor. Bu nedenle artık “jeopolitik kriz varsa bütün güvenli limanlar aynı yönde hareket eder” diyemiyoruz."Buna karşılık çatışmanın uzaması, Hürmüz’deki riskin kalıcı hale gelmesi ve petrolün 100 doların üzerinde kalması halinde güvenli liman talebinin daha uzun süre devam edebileceğini ifade eden Yıldırım, altının orta ve uzun vadeli hikayesinin ise yalnızca Ortadoğu’daki savaşa bağlanmaması gerektiğini vurguladı:‘Türkiye’de altın ve dolar için petrol belirleyici olabilir’Ortadoğu’daki gerilimin Türkiye açısından en kritik etkilerinden biri enerji maliyetleri üzerinden ortaya çıkıyor. Prof. Dr. Figen Yıldırım, Türkiye’nin net enerji ithalatçısı olması nedeniyle petrol fiyatındaki yükselişin yalnızca akaryakıt fiyatlarını değil, cari açığı, döviz talebini, üretim maliyetlerini, enflasyonu ve dolayısıyla Merkez Bankası’nın faiz politikasını da etkilediğini belirtti:“Türkiye açısından Hürmüz ve petrol fiyatları çok daha kritik. Çünkü Türkiye net enerji ithalatçısı bir ülke. Bu nedenle petrol fiyatındaki artış yalnızca akaryakıt fiyatlarını değil, cari açığı, döviz talebini, üretim maliyetlerini, enflasyonu ve sonuçta Merkez Bankası’nın faiz politikasını etkiliyor. Ben petrol açısından 75-80 dolar bandını dezenflasyon açısından oldukça olumlu, 80-90 doları yönetilebilir ama rahatsız edici, 90-100 doları ise enflasyon ve cari açık baskısının belirginleştiği bölge olarak değerlendiriyordum. Petrolün 100 doların üzerine çıkması artık Türkiye açısından farklı bir risk bölgesine girdiğimizi gösteriyor. Burada belirleyici olan yalnızca 100 doların görülmesi değil, bu seviyenin ne kadar süre korunacağıdır. Türkiye’de gram altının da iki motoru olduğunu unutmamak gerekiyor: ons altın ve dolar/TL. Küresel jeopolitik risk ons altını desteklerken aynı gelişmeler Türkiye’nin enerji faturasını artırarak TL üzerinde baskı yaratırsa gram altın iki kanaldan birden destek görebilir. Döviz tarafında ise her zaman yaptığım ayrımı koruyorum: Kurda yükseliş beklemek başka, kur şoku beklemek başka. Ancak petrolün 100 doların üzerinde uzun süre kalması Türkiye’nin enerji faturasını ve döviz ihtiyacını artıracağı için kur üzerindeki yukarı yönlü riskleri büyütür.”‘Türkiye'de altın fiyatı dünyadaki altın fiyatından bağımsız hareket etmez’Ekonomist Bartu Soral ise Türkiye’deki altın ve gümüş fiyatlarının küresel fiyatlamadan bağımsız hareket etmediğine dikkat çekti. Soral, altının ons fiyatının dolar üzerinden belirlenmesi nedeniyle Türkiye’deki fiyatların da küresel ons fiyatı ve dolar/TL hareketiyle bağlantılı olduğunu söyledi.‘Yeni dönemin güvenli liman anlayışında yalnızca altın yok’Prof. Dr. Figen Yıldırım, Ortadoğu’daki gerilimin tırmanması halinde ilk izlenecek varlığın petrol olacağını belirterek, Hürmüz’ün artık yalnızca jeopolitik bir risk başlığı değil, fiziksel enerji arzının güvenliği meselesi haline geldiğini söyledi:“Altın dışındaki güvenli liman arayışında ise tek bir varlık söylemek yerine portföy çeşitlendirmesini önemsiyorum. Yüksek TL faizleri nedeniyle TL mevduat ve kısa vadeli para piyasası araçları portföyün savunma tarafında yer alabilir. Sınırlı döviz pozisyonu kur riskine karşı sigorta işlevi görebilir. Hisse tarafında ise yüksek likiditeye, güçlü bilançoya ve döviz gelirine sahip şirketler öne çıkabilir. Fakat bunların hiçbirini altının birebir alternatifi olarak değerlendirmiyorum. Altının en önemli özelliği, yalnızca bireysel yatırımcının değil merkez bankalarının da jeopolitik ve finansal risklere karşı kullandığı rezerv varlığı olmasıdır.”
https://anlatilaninotesi.com.tr/20260910/gozler-merkez-bankasinda-faiz-karari-bugun-aciklanacak-1108649302.html
hürmüz boğazı
Sputnik Türkiye
feedback.tr@sputniknews.com
+74956456601
MIA „Rossiya Segodnya“
2026
Başak Koçak
https://cdn.img.anlatilaninotesi.com.tr/img/07e8/09/17/1088340050_0:173:750:923_100x100_80_0_0_4c72c9a794f2d0a6c919a7374cf331b6.jpg
Başak Koçak
https://cdn.img.anlatilaninotesi.com.tr/img/07e8/09/17/1088340050_0:173:750:923_100x100_80_0_0_4c72c9a794f2d0a6c919a7374cf331b6.jpg
SON HABERLER
tr_TR
Sputnik Türkiye
feedback.tr@sputniknews.com
+74956456601
MIA „Rossiya Segodnya“
https://cdn.img.anlatilaninotesi.com.tr/img/07ea/08/07/1107840840_231:0:1255:768_1920x0_80_0_0_73c23f608d2b8b99855c0cdbc7ede338.pngSputnik Türkiye
feedback.tr@sputniknews.com
+74956456601
MIA „Rossiya Segodnya“
Başak Koçak
https://cdn.img.anlatilaninotesi.com.tr/img/07e8/09/17/1088340050_0:173:750:923_100x100_80_0_0_4c72c9a794f2d0a6c919a7374cf331b6.jpg
bartu soral, hürmüz boğazı, fed, tl, altın, ons altın, gram altın, fed faiz kararı, abd merkez bankası (fed), ekonomi, enflasyon
bartu soral, hürmüz boğazı, fed, tl, altın, ons altın, gram altın, fed faiz kararı, abd merkez bankası (fed), ekonomi, enflasyon
Hürmüz gerilimi altın ve faiz denkleminde dengeleri değiştiriyor: Uzmanlar kritik seviyeye dikkat çekti
Özel
Ortadoğu’daki gerilim ve Hürmüz Boğazı’ndaki risk, altın, petrol ve faiz piyasalarında dengeleri değiştiriyor. Prof. Dr. Figen Yıldırım, güvenli liman talebine karşın petrol kaynaklı enflasyon ve yüksek tahvil faizlerinin altını sınırladığını belirtirken, Ekonomist Bartu Soral, Hürmüz kapalı kaldıkça Fed’in faiz indirmesinin zorlaşacağını söyledi.
Ortadoğu’da tırmanan gerilim, küresel piyasalarda altın, gümüş, petrol ve faiz fiyatlamalarını doğrudan etkilerken, yatırımcıların “güvenli liman” olarak gördüğü varlıkların aynı yönde hareket etmediği bir tablo ortaya çıkıyor. Hürmüz Boğazı üzerinden enerji arzına ilişkin riskler petrol fiyatlarını yukarı taşırken, yükselen enerji maliyetlerinin enflasyon beklentilerini güçlendirmesi, başta ABD Merkez Bankası (FED) olmak üzere merkez bankalarının faiz politikasına ilişkin beklentileri de değiştiriyor. İstinye Üniversitesi İktisadi İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Figen Yıldırım, Ortadoğu’daki gerilimin kısa vadede altın fiyatları için güvenli liman talebini artırdığını ancak savaşın enerji fiyatları üzerinden yarattığı etkinin altının yükselişini sınırlayabildiğini belirtti. Ekonomist Bartu Soral ise geçmiş dönem fiyatlamalarına dikkat çekerek, savaş ve kaos arttığında altının otomatik olarak yükselmesinin beklenmemesi gerektiğini söyledi. Soral, özellikle Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmasının küresel enflasyon baskısını artırarak Fed’in faiz indirimlerini zorlaştırabileceğini ifade etti.
‘Yüksek petrol fiyatlarının yarattığı enflasyon riski ve Fed’in şahin kalma ihtimali altının yükselişini sınırlıyor’
Prof. Dr. Figen Yıldırım’a göre Ortadoğu’daki gerilimin yükselmesi, doğal olarak güvenli liman talebini artırıyor ve bunun ilk adreslerinden biri altın oluyor. Ancak Yıldırım, mevcut tabloda altının yalnızca savaş ve jeopolitik risk üzerinden değerlendirilmesinin yeterli olmadığını vurguladı:
“Ortadoğu’daki gerilimin yükselmesi doğal olarak güvenli liman talebini artırıyor ve bunun ilk adreslerinden biri altın oluyor. Ancak bugün altını yalnızca savaş ve jeopolitik risk üzerinden okumak yeterli değil. Çünkü aynı gerilim Hürmüz Boğazı üzerinden petrol arzını tehdit ediyor, petrol fiyatını yükseltiyor; yükselen enerji fiyatları enflasyon beklentilerini ve tahvil faizlerini yukarı taşıyor. Tahvil faizleri yükseldiğinde ise faiz getirisi olmayan altının fırsat maliyeti artıyor. Dolayısıyla altın üzerinde bugün birbirine ters yönde çalışan iki önemli güç var. Bir tarafta savaş, Hürmüz riski ve güvenli liman talebi altını yukarı taşıyor. Diğer tarafta yüksek petrol fiyatlarının yarattığı enflasyon riski, yüksek ABD tahvil faizleri ve Fed’in daha şahin kalma ihtimali altının yükselişini sınırlıyor.”
Yıldırım, Hürmüz Boğazı’ndaki riskin petrol arzını tehdit ettiğini, petrol fiyatlarındaki yükselişin ise enflasyon beklentilerini ve tahvil faizlerini yukarı taşıdığını belirtti. Tahvil faizlerinin yükselmesinin faiz getirisi bulunmayan altının fırsat maliyetini artırdığına işaret eden Yıldırım, piyasada iki zıt gücün aynı anda çalıştığını kaydetti:
“Jeopolitik risk çok yükselmesine rağmen altının aynı ölçüde yükselmediğini gördük. Jeopolitik risk azalır, Hürmüz’de deniz trafiği normalleşir ve petrol fiyatı hızlı biçimde gerilerse altında da kısa vadede kar realizasyonu ve düzeltme görebiliriz. Buna karşılık çatışma uzar, Hürmüz’deki risk kalıcı hale gelir ve petrol 100 doların üzerinde kalırsa güvenli liman talebinin daha uzun süre devam etmesini beklerim. Ancak altının orta ve uzun vadeli hikayesini yalnızca Ortadoğu’daki savaşa bağlamıyorum. Çin Merkez Bankası’nın Ağustos ayında son yılların en güçlü aylık altın alımlarından birini gerçekleştirmesi de önemli. Merkez bankalarının rezervlerini çeşitlendirme ve dolar dışındaki varlıklara yönelme eğilimi altının yapısal hikayesini destekliyor. Savaş altının kısa vadeli katalizörü olabilir; ancak orta ve uzun vadeli yükseliş hikayesinin arkasında merkez bankalarının rezerv çeşitlendirmesi, küresel belirsizlikler ve finansal sistemdeki risk algısı bulunuyor.”
‘Altın fiyatları ile Ortadoğu’daki gelişmeleri paralel okumak doğru değil’
Ekonomist Bartu Soral da altın ile Ortadoğu’daki gelişmelerin doğrudan paralel okunmaması gerektiğini belirterek, savaş başladığında güvenli liman talebinin artmasının beklendiği halde altın fiyatlarında bunun tersinin görülebildiğini söyledi:
“Altın fiyatları ile Ortadoğu'daki gelişmeleri paralel okumak doğru değil. Çünkü hatırlarsanız epeyce bir süre altın güvenli liman denmişti. Ama savaş başladığında, yani kaos arttığında, güvenli limanın artması, değerlenmesi beklenirken tam tersi düşmüştü. Aynı şekilde gümüşü de böyle görmekte fayda var. Gümüş de mesela büyük bir 2025'te ralli yaptı, 105 dolara gelmişti. Savaşın başlamasıyla birlikte gümüş de neredeyse 50 dolar civarına gelmiş oldu. Niçin oldu bu? Çünkü savaşın arttıracağı enerji fiyatı, gübre fiyatları, tarım fiyatlarının artışı sonucunda dünyadaki merkez bankalarının ve Fed'in faiz indiremeyeceği, tam tersi faiz arttırmak zorunda kalacağı anlaşıldı. Böyle olunca tabii Fed'den faiz artışı beklenince, en azından piyasanın beklediği indirimlerin gelmeyeceği anlaşılınca, diğer kâr olarak görülen gümüş, altına talep de durmuş oldu. Bununla birlikte şunu da görmekte fayda var. Bu fiyatlamalar fiziki fiyatlamalar değil, tahvil fiyatları. Tabii tahvil dediğiniz şey sanal bir ortam olduğu için manipülasyona son derece açık durumda. Trump'ın da zaten her gün farklı bir açıklama yapmak suretiyle tahvillerdeki oynamalardan ciddi bir para kazandığı Amerikan basınında çokça yazılıyor. Ortadoğu'daki gerilim sürdükçe aslında Fed'in faiz indirimlerine gitmesi zor.”
Hürmüz Boğazı’ndaki petrol riski Fed’in faiz kararlarını nasıl etkiler?
Ekonomist Bartu Soral, enflasyon baskısı hafiflemedikçe başta Fed olmak üzere merkez bankalarının faiz indirmesinin zorlaşacağını söyledi:
“Trump geçen hafta, Fed faiz indirimine gitmezse diyerek başlayan bir cümle ile FED'i de tehdit etti. Benim gördüğüm şu: Ortadoğu'da gerilim arttıkça ve Ortadoğu'da Hürmüz ki dünya petrolünün yaklaşık %20'si, doğal gazın %20'si ve gübre ve gübrenin ham maddelerinin %35'ine yakınının geçtiği Hürmüz Boğazı kapalı kaldığı sürece dünyada enflasyon baskısının hafiflemesi mümkün değil. Enflasyon baskısı hafiflemedikçe başta Fed olmak üzere merkez bankalarının faiz indirmesi zor.”
‘Petrol 100 doların üzerinde kalıcılaşır, mal ve hizmet fiyatlarına yayılmaya başlarsa Fed’in hareket alanı önemli ölçüde daralır’
Prof. Dr. Figen Yıldırım, normal şartlarda büyük bir jeopolitik krizin ekonomik aktiviteyi zayıflatması nedeniyle merkez bankalarının daha gevşek davranabileceğini ancak mevcut tabloda enerji fiyatlarının belirleyici olması nedeniyle Fed açısından daha karmaşık bir denklem bulunduğunu söyledi:
“Burada çok önemli bir paradoksla karşı karşıyayız. Normal şartlarda büyük bir jeopolitik kriz ekonomik aktiviteyi zayıflatacağı için merkez bankalarının daha gevşek davranmasına neden olabilir. Fakat mevcut Ortadoğu geriliminde savaşın en önemli ekonomik aktarım kanalı enerji fiyatları olduğu için Fed açısından tablo daha karmaşık. Hürmüz’deki risk petrolü 100 doların üzerine taşıyorsa bu yalnızca enerji fiyatı artışı değildir. Petrol, ulaştırmadan üretime, tarımdan gıdaya kadar çok geniş bir maliyet zincirini etkiler ve ABD’de enflasyonun yeniden yükselme riskini artırır. Üstelik ABD istihdam piyasasından gelen son veriler de güçlü. Dolayısıyla Fed’in önünde güçlü istihdam, yüksek enerji fiyatları ve yeniden yükselme riski taşıyan enflasyondan oluşan bir denklem var. Bu tablo Fed’in faiz indirimini gündemden uzaklaştırırken faiz artırımı ihtimalini güçlendirebilir.”
“Ortadoğu’daki savaşın Fed’i doğrudan faiz artırmaya zorlayacağını söylemem. Asıl belirleyici, enerji şokunun ne kadar süreceği ve bunun çekirdek enflasyona ne ölçüde yayılacağıdır. Petrol kısa sürede normalleşirse Fed bunu geçici bir arz şoku olarak değerlendirebilir. Fakat petrol 100 doların üzerinde kalıcılaşır ve enerji maliyetleri mal ve hizmet fiyatlarına yayılmaya başlarsa Fed’in hareket alanı önemli ölçüde daralır. En riskli senaryo ise stagflasyondur. Yani enerji fiyatlarının büyümeyi aşağı çekerken enflasyonu yukarı taşımasıdır. Çünkü merkez bankalarının yönetmekte en fazla zorlandığı tablo yüksek enflasyon ile düşük büyümenin aynı anda ortaya çıkmasıdır.”
‘Ortadoğu’daki gerilimin altın üzerindeki etkisi çatışmanın süresine ve Hürmüz’e bağlı’
Prof. Dr. Figen Yıldırım Yıldırım, Ortadoğu’daki gerilimin altın üzerindeki etkisinin çatışmanın süresine ve Hürmüz’deki riskin kalıcılığına bağlı olduğunu belirtti Buna göre jeopolitik riskin azalması, Hürmüz’de deniz trafiğinin normalleşmesi ve petrol fiyatlarının hızlı biçimde gerilemesi halinde altın fiyatlarında kısa vadeli kar realizasyonu ve düzeltme görülebilir:
"Gerilimin daha da tırmanması halinde ilk bakacağım varlık petrol olur. Çünkü Hürmüz artık yalnızca jeopolitik bir risk başlığı değil, doğrudan fiziksel enerji arzının güvenliği meselesi haline geliyor. Petrolün 100 doların üzerine çıkmış olması bu nedenle kritik. İkinci olarak enerji şirketlerinin göreceli olarak olumlu ayrışmasını bekleyebiliriz. Üçüncü sırada ise altın ve diğer güvenli liman varlıkları gelir. Ancak bugün klasik kriz dönemlerinden farklı bir piyasa yapısı görüyoruz. Normal şartlarda jeopolitik kriz olduğunda yatırımcı ABD tahvillerine gider, tahvil fiyatları yükselir ve faizler düşer. Bugün ise enerji kaynaklı enflasyon endişesi nedeniyle tahvil faizleri yüksek kalıyor. Bu nedenle artık “jeopolitik kriz varsa bütün güvenli limanlar aynı yönde hareket eder” diyemiyoruz."
Buna karşılık çatışmanın uzaması, Hürmüz’deki riskin kalıcı hale gelmesi ve petrolün 100 doların üzerinde kalması halinde güvenli liman talebinin daha uzun süre devam edebileceğini ifade eden Yıldırım, altının orta ve uzun vadeli hikayesinin ise yalnızca Ortadoğu’daki savaşa bağlanmaması gerektiğini vurguladı:
“Gerilimin uzamasından en fazla olumsuz etkilenebilecek alanlar ise havayolu şirketleri, ulaştırma, petrokimya, enerji yoğun sanayi ve yüksek enerji maliyetini tüketiciye aktarmakta zorlanan şirketler olacaktır. Burada kritik metalleri de unutmamak gerekiyor. Bakır gibi stratejik metaller artık yalnızca sanayi hammaddesi değil. Enerji dönüşümü, elektrik şebekeleri, veri merkezleri, yapay zeka yatırımları ve ticaret savaşları nedeniyle kritik metaller giderek jeoekonomik bir güvenlik varlığı haline geliyor. Dolayısıyla yeni dönemin güvenli liman anlayışında yalnızca altın yok. Enerji güvenliği, kritik hammaddeler, likidite ve güçlü bilançolar da giderek daha fazla önem kazanıyor.”
‘Türkiye’de altın ve dolar için petrol belirleyici olabilir’
Ortadoğu’daki gerilimin Türkiye açısından en kritik etkilerinden biri enerji maliyetleri üzerinden ortaya çıkıyor. Prof. Dr. Figen Yıldırım, Türkiye’nin net enerji ithalatçısı olması nedeniyle petrol fiyatındaki yükselişin yalnızca akaryakıt fiyatlarını değil, cari açığı, döviz talebini, üretim maliyetlerini, enflasyonu ve dolayısıyla Merkez Bankası’nın faiz politikasını da etkilediğini belirtti:
“Türkiye açısından Hürmüz ve petrol fiyatları çok daha kritik. Çünkü Türkiye net enerji ithalatçısı bir ülke. Bu nedenle petrol fiyatındaki artış yalnızca akaryakıt fiyatlarını değil, cari açığı, döviz talebini, üretim maliyetlerini, enflasyonu ve sonuçta Merkez Bankası’nın faiz politikasını etkiliyor. Ben petrol açısından 75-80 dolar bandını dezenflasyon açısından oldukça olumlu, 80-90 doları yönetilebilir ama rahatsız edici, 90-100 doları ise enflasyon ve cari açık baskısının belirginleştiği bölge olarak değerlendiriyordum. Petrolün 100 doların üzerine çıkması artık Türkiye açısından farklı bir risk bölgesine girdiğimizi gösteriyor. Burada belirleyici olan yalnızca 100 doların görülmesi değil, bu seviyenin ne kadar süre korunacağıdır. Türkiye’de gram altının da iki motoru olduğunu unutmamak gerekiyor: ons altın ve dolar/TL. Küresel jeopolitik risk ons altını desteklerken aynı gelişmeler Türkiye’nin enerji faturasını artırarak TL üzerinde baskı yaratırsa gram altın iki kanaldan birden destek görebilir. Döviz tarafında ise her zaman yaptığım ayrımı koruyorum: Kurda yükseliş beklemek başka, kur şoku beklemek başka. Ancak petrolün 100 doların üzerinde uzun süre kalması Türkiye’nin enerji faturasını ve döviz ihtiyacını artıracağı için kur üzerindeki yukarı yönlü riskleri büyütür.”
‘Türkiye'de altın fiyatı dünyadaki altın fiyatından bağımsız hareket etmez’
Ekonomist Bartu Soral ise Türkiye’deki altın ve gümüş fiyatlarının küresel fiyatlamadan bağımsız hareket etmediğine dikkat çekti. Soral, altının ons fiyatının dolar üzerinden belirlenmesi nedeniyle Türkiye’deki fiyatların da küresel ons fiyatı ve dolar/TL hareketiyle bağlantılı olduğunu söyledi.
“Türkiye'den bahsetmek istemiyorum çünkü Türkiye'de çok yüksek faiz var. Onun için Merkez Bankası 100 baz puan, yani 1 puan faiz indirebilir. Onun davranışıyla FED'in davranışı farklıdır. Ortadoğu'daki gerilim altının, gümüşün ons fiyatını etkilediğinden Türkiye'deki altın ve gümüş de dünya piyasalarındaki fiyata göre fiyatlanıyor. Yani o açıdan Türkiye'de altın fiyatı dünyadaki altın fiyatından bağımsız hareket etmez. Sadece dolar fiyatının yükselmesi veya düşmesiyle paraleldir. Çünkü ons dolar olarak fiyatlandığı için altın onsu, dolar rakamı değişirse altın değişir. Doların yaklaşık 3 yıldır uygulanan enflasyon ve tabii 3 yıldır uygulanan ama başarısız olan enflasyon programı sebebiyle dolar olması gerektiği değerin hayli altında seyrediyor. Enflasyon rakamlarına güvenmek mümkün olmadığından, yani TÜİK'in ilan ettiği tam olarak doların nerelerde olması gerektiğini ölçmek zorlaştı.”
‘Yeni dönemin güvenli liman anlayışında yalnızca altın yok’
Prof. Dr. Figen Yıldırım, Ortadoğu’daki gerilimin tırmanması halinde ilk izlenecek varlığın petrol olacağını belirterek, Hürmüz’ün artık yalnızca jeopolitik bir risk başlığı değil, fiziksel enerji arzının güvenliği meselesi haline geldiğini söyledi:
“Altın dışındaki güvenli liman arayışında ise tek bir varlık söylemek yerine portföy çeşitlendirmesini önemsiyorum. Yüksek TL faizleri nedeniyle TL mevduat ve kısa vadeli para piyasası araçları portföyün savunma tarafında yer alabilir. Sınırlı döviz pozisyonu kur riskine karşı sigorta işlevi görebilir. Hisse tarafında ise yüksek likiditeye, güçlü bilançoya ve döviz gelirine sahip şirketler öne çıkabilir. Fakat bunların hiçbirini altının birebir alternatifi olarak değerlendirmiyorum. Altının en önemli özelliği, yalnızca bireysel yatırımcının değil merkez bankalarının da jeopolitik ve finansal risklere karşı kullandığı rezerv varlığı olmasıdır.”
“Bugün Ortadoğu’daki gerilimi yalnızca bir savaş haberi olarak okumamak gerekiyor. Hürmüz; petrolün, petrol enflasyonun, enflasyon tahvil faizlerinin, faizler doların ve bütün bunların da altının fiyatını etkilediği küresel bir jeoekonomi düğümü haline geldi. Türkiye açısından ise 100 doların üzerinde kalıcı bir petrol fiyatı yalnızca enerji maliyeti değil; cari açık, kur, enflasyon ve Merkez Bankası’nın faiz alanı demektir. Bu nedenle önümüzdeki dönemin anahtar kelimelerinin yalnızca “güvenli liman” değil, aynı zamanda “enerji güvenliği, likidite, çeşitlendirme ve dayanıklılık” olacağını düşünüyorum.”