Serhat Ayan’dan kamuya yapay zeka eleştirisi: “Neyi yönetecek bu adam?”
11:28 04.09.2026 (güncellendi: 11:33 04.09.2026)

Abone ol
Kamu çalışanlarına yapay zeka okuryazarlığı eğitimi zorunlu hale getirilecek. Konuyu Yapay Zeka Günlüğü programında ele alan gazeteci Serhat Ayan, hangi yapay zekanın kullanılacağı ve kamu kurumlarında nasıl bir sistem kurulacağının netleşmediğine dikkat çekerek, “Neyi yönetecek bu adam? Birim ne?” diye sordu.
Gazeteci Serhat Ayan’ın Yapay Zeka Günlüğü programında bu haftaki konularından biri, kamu çalışanlarına yapay zeka okuryazarlığı eğitiminin zorunlu hale getirilmesine yönelik plan oldu. Ayan, yapay zekanın kamuda etkin kullanılabilmesi için önce hangi teknolojilerin kullanılacağının ve kurumlarda hangi alanlarda devreye alınacağının belirlenmesi gerektiğini söyledi.
Kamuda yapay zeka dönüşümünü yönetecek yöneticilerin atanmasının ise ortada henüz yönetilecek somut bir sistem yokken sorumluluk dağıtmak anlamına geldiğini belirten Ayan, geçmişte okullara getirilen bilgisayarların kullanılmadan çürümeye terk edilmesini örnek gösterdi.
Serhat Ayan, şöyle anlattı:
“Türkiye, kamu çalışanlarının yapay zeka teknolojilerini güvenli ve etkin kullanabilmeleri amacıyla temel yapay zeka okuryazarlığı eğitimini zorunlu hale getirecek deniyor. Zorunlu anahtar kelime. Kamu personeli kesinlikle yapay zeka kullanmalı, yapay zeka kullanmayı bilmeli. Peki, kamu personelinin önüne hangi yapay zekaları koyuyorsunuz? Neyi öğrenecek o? Mesela GPT'yi nasıl kullanacağını mı öğrenecek? Gemini’yi mi öğrenecek? Antropik'e mi girecek? Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinesiyle yürütülen 2026-2030 dönemi yapay zeka eylem planındaki hedeflere uygun bir şekilde e-öğrenme yöntemiyle temel yapay zeka okuryazarlığı eğitimi verilecek deniyor. Yapay zeka eğitimi vermenin en iyi ve en garantili yolu insanlara yapay zeka kullandırtmak. Eskiden bilgisayar kursları vardı. Evinde bilgisayar olmayan insanlar gidip bilgisayar kurslarına girer bir şeyler öğrenirlerdi. Evinde bilgisayar olan insanlar o kurslara gittiklerinde aman biz zaten bunları biliyoruz derlerdi. Türkiye'nin bir yapay zeka kendi büyük dil modeli olacaktı. Ben bunun iki yıl boyunca peşinden koştum sizlere yayında anlatabilmek adına. Ama yok ortada böyle bir şey. Ortada böyle bir şey yok ve biz kamu personeline hangi yapay zekayı anlatacağımızı bilmeden yapay zekayı zorunlu olarak anlatacağız. Her kurumun yapay zeka yöneticisi olacakmış. Kamu kurumlarındaki dönüşüm kullanım alanlarının belirlenmesi, uygulamaların sahada denenmesi ve başarılı projelerin yaygınlaştırılmasını içeren tara, pilotla, ölçekle döngüsüyle bütüncül bir yönetişim ve güven çerçevesini yürütülecek. Kamudaki bu dönüşümü yönetmek üzere kurumlarda bu alandan sorumlu bir bilim amiri veya başkana bağlı üst düzey yöneticisi görevlendirilecek. Peki niçin? Bu başkanlar hangi yapay zekayı yönetecekler? Oradaki yapay zeka ne yapacak? Yani mesela hastaneye koyduk hastane işlerini mi yönetecek? Kullanıcıya ilaç mı yazacak? Hastalara ilaç mı yazacak? Ya da ne bileyim tapu kadastroda sizin tapu bilgilerinizi yalnız böyle söylemişsiniz ama aslında onlar öyle değil diyen bir yapay zeka mı olacak? Yani siz nelerin olmasını ortaya net bir şekilde koymadan önce oraya birim yöneticisi atıyorsunuz. Neyi yönetecek bu adam? Birim ne? Ve biz bunlar varmış gibi yapıp tepelerine yönetici atıyoruz. Adamlara sorumluluk veriyoruz. 1990'larda okullarda bilgisayarlar olmalı dedik biz. Okullarda çocuklar bilgisayara dokunmalı dedik. Çünkü o zamanlar daha Türkiye'de 100 bin internet kullanıcısı vardı. Ne oldu biliyor musunuz? Okullara internet geldi. Okullara eser sayıda bir bilgisayar geldi. Ve bunların başına bir baş öğretmen atandı. Ve ne oldu biliyor musunuz? Çocuklar bilgisayarları bozmasın diye o bilgisayar odasının kapısını kilitleyip anahtarını hiç bulunamayacak bir yere attılar. Ve o bilgisayarlar hiç bozulmadan gıcır gıcır çürüdü.”
