- Sputnik Türkiye, 1920
ANKARA FARKI
Türkiye’nin iç ve dış politikasında yaşanan gelişmelerin özel konuklarla birlikte masaya yatırıldığı ve Ankara’nın nabzının tutulduğu İsmet Özçelik’le Ankara Farkı, her salı ve perşembe Radyo Sputnik’te.

Prof. Dr. Konukman: ‘Faize 1,8 trilyon, yatırıma 766 milyar lira ayrılan bir ekonomik model çalışmaz’

Ankara Farkı
Ankara Farkı - Sputnik Türkiye, 1920, 04.09.2026
Abone ol
Prof. Dr. Aziz Konukman, bütçeden faize ayrılan kaynağın yatırım harcamalarının 2 katını aştığına dikkat çekerek mevcut ekonomik modelin sürdürülemez olduğunu söyledi. Tüketimdeki artışın borçlanmayla sağlandığını belirten Konukman, ayrıca yeni açıklanacak OVP’de hedeflerden sapmaların ve reformların sonuçlarının açıklanması gerektiği görüşünde.
Radyo Sputnik’te yayınlanan İsmet Özçelik’le Ankara Farkı programına konuk olan Prof. Dr. Aziz Konukman, Türkiye ekonomisindeki büyüme ve tüketim verilerini, sanayinin durumunu, bütçedeki faiz ve yatırım harcamalarını, dezenflasyon programını değerlendirirken açıklanacak Orta Vadeli Program’a (OVP) ilişkin beklentilerini de aktardı.

‘Tüketimdeki artış refahtan değil, borçlanmadan kaynaklanıyor’

Prof. Dr. Konukman, hane halkı tüketiminin yüzde 3,5 artmasının gelirlerdeki yükseliş ya da ekonomik rahatlama olarak yorumlanamayacağını, tüketimin borçlanmayla sürdürüldüğünü belirtti. Konukman, yatırımlardaki artışın yüzde 0,6’da kalmasının geleceğe ilişkin olumsuz bir sinyal olduğu görüşünde:

“Sanayide bir sorun daha var. Sektör temsilcileri bunu sürekli dile getiriyor. Buna karşılık tüketim tarafında rahatlatıcı bir gelişme varmış gibi görünüyor. Yerleşik hane halkının tüketim harcamalarının büyümeye katkısı yüzde 3,5 arttı. Ancak buradan, “İnsanların gelirleri arttı, tüketimde ciddi bir canlanma ve rahatlama yaşandı” sonucu çıkarılmamalı.

Türkiye Bankalar Birliği ve bankacılık verileri, bu tüketimin borçlanarak sürdürüldüğünü gösteriyor. İnsanlar, gelirlerinin yetmediği noktada ihtiyaç ve konut kredilerine yöneliyor. Özellikle dar gelirliler, başka seçenekleri kalmadığı için bankalara başvuruyor. Krediye ulaşamayanlar ise dostlarından ya da aile çevrelerinden destek alarak tüketimlerini sürdürüyor. Bu nedenle siyasi iktidar çevreleri, “Yerleşik hane halkının tüketim harcamaları geçen yılın aynı çeyreğine göre yüzde 3,5 arttı” diye sevinmemeli. Çünkü devletin nihai tüketim harcamaları yüzde 1,8 azalıyor. Sermaye oluşumu, yani yatırımlarda ise artış yalnızca yüzde 0,6. Bu, geleceğe ilişkin çok önemli bir sinyal. Yatırımsız büyüme olur mu? Yatırımlardaki artış yüzde 1’i bile bulmamış.

Mal ve hizmet ihracatı da geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3,4 azalmış. İthalatta da düşüş var. Ancak İran’a yönelik gerilimin yeniden tırmanması ve bunun petrol fiyatlarına olası etkileri dikkate alınmalı. Ham petrol fiyatları dünden beri 100 dolara dayandı. İthalatımız azaldı diyoruz ama petrol fiyatlarının seyrine bağlı olarak özellikle zorunlu ithalat nedeniyle burada ciddi bir artış yaşanabilir. 3. Enflasyon Raporu’nda enflasyon hedefi 2 puan yükseltildi. Daha önce yüzde 26 olarak açıklanan hedef yüzde 28’e çıkarıldı. Peki yüzde 16 hedefi nerede kaldı? 2027 ve 2028 hedefleri de revize edildi. Bütün bunları yeni OVP’de göreceğiz. Yüzde 28 de OVP’de arayacağımız hedeflerden biri olacak; 30-35 bandına kadar çıkması da mümkün.”

‘Kamunun fiyat artışları dezenflasyon programıyla uyumlu değil’

Enflasyon hedefinin yüzde 16’dan yüzde 28’e yükseltildiğine dikkat çeken Prof. Konukman, kamu tarafından belirlenen fiyatlardaki artışların dezenflasyon programıyla çeliştiğini ve bunun programın yürütülemediğinin itirafı olduğunu savundu:

“Manzara buyken sanayici de bağırıyor. Daha önce OVP’leri övgüyle karşılayan sanayi çevrelerinin şimdi “OVP gözden geçirilsin, sanayi dikkate alınsın, yalnızca dezenflasyon programıyla olmaz, başka tedbirler de gerekir” demeleri gerçekten düşündürücü. Zamanında bu eleştirileri yapanlara kayıtsız kalanların, iktidara yaranmak için OVP’ye övgüler dizdikten sonra yeni OVP’den bu beklentileri dile getirmeleri dikkat çekici.

Bu, bugün söylediklerinin yanlış olduğu anlamına gelmiyor. Birçoğunu biz de daha önce dile getirdik. Örneğin İstanbul Ticaret Odası Başkanı, “Üretim kapasitesini koruyan, ihracatı destekleyen ve teknolojik dönüşümü hızlandıran yeni ve yenilikçi bir sanayi politikasına ihtiyacımız var” diyor. İyi de bugün mü aklınıza geldi?

Bir de “Dezenflasyon programına halel getirmeyecek şekilde” deniliyor. Programı zaten kendileri zedeledi. Enflasyon hedefi yüzde 16’dan yüzde 28’e geldi ve yüzde 30’un üzerine çıkma ihtimali var. Programa zaten halel gelmiş durumda. Üstelik bunu yalnızca petrol fiyatlarının artışına bağlayamayız.

Merkez Bankası Başkanı da 3. Enflasyon Raporu’nun tanıtıldığı basın toplantısında, yönetilen ve yönlendirilen fiyatların ciddi şekilde arttığını söyledi. Bunun anlamı şu: Hem yerel yönetimler hem de KİT’ler düzeyinde kamunun yaptığı fiyatlandırma dezenflasyon programıyla uyumlu değil. Kamu, programa aykırı biçimde ciddi fiyat artışlarına gidiyor. Bu da siyaseten, “Biz bu programı yürütemiyoruz” demektir. Aslında bu, bir itirafnamedir.”

‘7 ayda faize 1,8 trilyon lira harcandı’

Prof. Dr. Konukman, bütçeden yapılan faiz harcamalarının ocak-temmuz döneminde yüzde 43,7 artarak 1 trilyon 791 milyar liraya ulaştığını söyledi. Yıl sonu faiz ödeneğinin yüzde 65,3’ünün şimdiden tüketildiğine dikkat çeken Konukman, toplanan vergilerin önemli bölümünün faiz giderlerine yönlendirildiğini kaydetti:

“Yani bu, üreten bir ekonomi değil. Sanayi ve ticaret odalarının temsilcilerine şunu söylemek istiyorum: Madem OVP’nin revize edilmesini istiyorsunuz, neden faiz politikasıyla ilgili ağzınızdan tek bir itiraz çıkmıyor? Çünkü temsil ettiğiniz kesimler içinde faizden yararlananlar var.

Ankara Sanayi Odası ve ticaret odalarının başkanları da dâhil olmak üzere bu temsilcilere çağrım şu: Gelin, bunu birlikte konuşalım. Ocak-temmuz döneminde faiz giderleri 1 trilyon 791 milyar liraya ulaşmış. Geçen yılın aynı döneminde bu tutar 1 trilyon 246 milyar liraydı. Bir yılda yüzde 43,7 artmış. Olacak şey değil. Peki aynı dönemde enflasyon ne kadar arttı, çalışanların geliri ne kadar yükseldi? Onu da söyleyin. İnsanlar geçim sıkıntısı çekerken faiz giderlerinin bu kadar artması acı değil mi?

Faiz giderleri için ayrılan yıl sonu ödeneğinin yüzde 65,3’ü daha şimdiden tüketilmiş. Buna karşılık toplam bütçe giderleri için ayrılan ödenek yüzde 55,4 düzeyinde. Bu, ödeneğin yıl sonuna kadar yetmeyeceği ve ödenek üstü harcamanın gündeme geleceği anlamına geliyor. Bunun altını çizelim.

Vergi gelirlerinde ise yıl sonu hedefinin yüzde 56,8’ine ulaşılmış. Peki topladığınız vergileri nereye harcıyorsunuz? Faiz giderlerine. Bundan kim yararlanıyor? Bu örgütlerin temsil ettiği kesimlerin içindeki faiz geliri elde edenler. Şapkanızı önünüze koyup biraz empati kurun.”

‘Yatırım vizyonunun yok edildiği bir noktaya geldik’

Ocak-temmuz döneminde faiz giderlerinin 1 trilyon 791 milyar liraya ulaşmasına karşılık yatırım niteliğindeki harcamaların yaklaşık 766 milyar lirada kaldığını söyleyen Konukman’a göre bu bütçe dağılımı yatırım vizyonunu ortadan kaldırıyor ve mevcut ekonomik model bu haliyle sürdürülemez:

“Yatırım vizyonunun yok edildiği bir noktaya geldik. Böyle bir tabloda çıkış olmaz. Rakamlar ortada: Sermaye giderleri 614,9 milyar, sermaye transferleri ise yaklaşık 151 milyar lira. İkisinin toplamı yaklaşık 765,9 milyar lira ediyor. Yani yatırıma ayrılan kaynak 1 trilyon lirayı bile bulmuyor. Bir tarafta faiz giderlerine 1 trilyon 791 milyar lira aktarıyorsunuz; diğer tarafta yatırım niteliğindeki harcamalara yalnızca 766 milyar lira ayırıyorsunuz. Böyle bir ekonomik model çalışmaz. Yatırım vizyonu olmadan ülkenin acil ihtiyaçlarını nasıl karşılayacaksınız? Bu, akıl dışı bir tablo. Milyonlarca kamu personeline yapılan toplam ödeme yaklaşık 2,95 trilyon lira; yuvarlak hesapla 3 trilyon lira. Buna karşılık yalnızca faiz giderleri 1,8 trilyon liraya yaklaşıyor.”

‘OVP’de hedeflerin ne kadar saptığı gösterilmeli’

Prof. Dr. Konukman, Orta Vadeli Program’da önceki hedefler, gerçekleşme tahminleri ve aralarındaki sapmanın aynı tabloda gösterilmesini önerdi. Hedeflerde yapılan değişikliklerin gerekçelerinin açıklanması gerektiğini de belirten Konukman, reform takviminde hangi adımların atıldığına ve hangi sonuçların elde edildiğine de yer verilmesini istedi:

“OVP’nin formatında bir değişiklik öneriyorum. Bir sütun daha eklenmeli. Bir sütunda geçen yılki OVP’de 2026 için açıklanan program hedefi, diğerinde bu yılki gerçekleşme, üçüncü sütunda ise ikisi arasındaki sapma gösterilmeli. Mevcut formatta yalnızca gerçekleşme tahmini veriliyor; önceki program hedefi ve sapmanın büyüklüğü aynı tabloda yer almıyor. Bunu görmeden sonraki yıllara ilişkin hedeflerin ne kadar gerçekçi olduğunu anlayamayız.

Aynı yöntem 2027 için de uygulanmalı. 2027’ye ilişkin bütün rakamlar, 2027-2029 dönemini kapsayacak yeni OVP’de değişecek. Geçen yılki OVP’de 2027 hedefi neydi, bu yıl ne oldu? Hatta daha önceki OVP’lerde aynı yıl için hangi hedeflerin belirlendiği de gösterilmeli. Böylece bir hedefin kaç kez ve ne ölçüde değiştirildiği görülebilir.

Örneğin 2025 yılının eylül ayında açıklanan OVP’yi ele alalım. Orada 2025, 2026 ve 2027 hedefleri bulunuyor. Peki 2027 hedefleri daha sonra ne olmuş? Önce 2026’da açıklanan OVP’de, ardından 2027-2029 dönemini kapsayacak yeni OVP’de yeniden revize edilecek. Bu değişikliklerin gerekçeleri de açıklanmalı. “O gün neden böyle bir tahmin yaptınız, bugün neden başka bir noktaya geldiniz?” sorusunun yanıtını vermeniz gerekir.

OVP’nin sonunda “Öncelikli reform alanlarına yönelik düzenlemeler” başlıklı üçüncü bir ek bulunuyor. Burada reformlar için takvim veriliyor. Bu çok güzel; ancak hangi adımın atıldığı, hangisinin atılmadığı ve elde edilen sonuçların ne olduğu konusunda bilgi paylaşılmıyor.”

Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала