- Sputnik Türkiye, 1920
ANKARA'DAN HABER VER
Deneyimli gazeteci Zülfikar Doğan, ‘Ankara’dan Haber Ver’ programında ekonomiye yön veren kararları, etkilerini ve bilinmeyen yönlerini Radyo Sputnik dinleyicileri için her pazartesi ve çarşamba masaya yatırıyor.

Gazeteci Zülfikar Doğan: ‘Yeni Orta Vadeli Program’da seçim hazırlığının işaretleri görülebilir’

Ankara'dan Haber Var
Ankara'dan Haber Var - Sputnik Türkiye, 1920, 03.09.2026
Abone ol
Gazeteci Doğan, 2027-2029 dönemini kapsayacak yeni OVP’de emekli, asgari ücretli, memur ve üreticilere yönelik hedefler konulması halinde bunların seçim hazırlığı işareti olabileceğini söyledi. Açıklanan büyüme ve milli gelir verilerini de değerlendiren Doğan, kişi başına düşen 18 bin 103 dolarlık gelirin toplumun refahına yansımadığını savundu.
Gazeteci Zülfikar Doğan, Radyo Sputnik’te hazırlayıp sunduğu Ankara’dan Haber Var programında, 6 Eylül’de açıklanacak Orta Vadeli Program’ı (OVP), programdaki muhtemel seçim işaretlerini ve iş dünyasının beklentilerini değerlendirdi. Doğan ayrıca büyüme verileri ile kişi başına düşen milli geliri de ele aldı.

‘Orta Vadeli Program’da seçim hazırlığının işaretleri görülebilir’

Doğan, 2027-2029 dönemini kapsayacak yeni Orta Vadeli Program’ın seçim sürecini de içine alacağına dikkat çekti. Emekli, çalışan ve üreticilere yönelik sosyal hedeflerin muhtemel bir seçim hazırlığına işaret edebileceğini belirten Doğan, şunları kaydetti:

“Enflasyon hedefi 2027 yılı için yüzde 15, 2028 yılı için ise yüzde 9 olarak belirlendi. Buna karşılık beklentiler, bu yılın yüzde 30’lar civarında bir enflasyonla kapanacağı yönünde. Dolayısıyla 6 Eylül’de açıklanacak Orta Vadeli Program büyük önem taşıyor. Çünkü program, 2027-2029 dönemini kapsıyor. İster erken ister zamanında yapılsın, Türkiye bu program döneminde mutlaka Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerini yaşayacak. Sayın Cumhurbaşkanı’nın üçüncü kez aday olabilmesi için seçimlerin normal tarihinden 15-20 gün öne alınmasına ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi kararı bile yeterli. Bu nedenle pazar günü açıklanacak programda seçim hazırlığının işaretlerini görmek mümkün olabilir.

AK Parti iktidarları bugüne kadar 20 Orta Vadeli Program açıkladı. Bu, 21’inci program olacak. Ancak geçmiş programlardaki hedeflerin neredeyse hiçbiri gerçekleşmedi; çoğunun yakınına bile ulaşılamadı. Hatta Türkiye ekonomisinde, açıklanan bazı programların hedeflerinin 3 ay sonra geçerliliğini yitirdiği dönemler yaşandı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın pazar günü kamuoyuyla paylaşacağı Orta Vadeli Program her açıdan önemli. Program, toplumun bütün kesimlerini ilgilendiriyor. Emeklilere, işçilere, asgari ücretlilere, memurlara ve üreticilere yönelik sosyal hedefler konulursa bunlar aynı zamanda bir seçimin işareti olarak da değerlendirilebilir. İş dünyasının da çok ciddi beklentileri var. Sanayi ve ticaret odalarının başkanları art arda açıklamalar yaparak dezenflasyon programının artık patinaj yapmaya başladığını söylüyor. Enflasyonun yüzde 30’lar civarında neredeyse sabitlendiğini, parasal önlemler dışında mali reformların bir türlü hayata geçirilemediğini belirtiyorlar. Bu nedenle iş dünyası, 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program’ın yapısal reformlarla desteklenmesini, önümüzdeki üç-beş yıla ilişkin somut hedefler ortaya koymasını, kamuoyunda karşılık bulmasını, inandırıcı ve güvenilir olmasını istiyor.”

‘Kişi başına düşen 18 bin dolarlık gelir kâğıt üzerinde’

Döviz kurlarının baskılanmasının kişi başına düşen milli geliri dolar bazında yapay şekilde yükselttiğini savunan Doğan, büyümenin üretim, yatırım ve refah artışına yeterince yansımadığı görüşünde:

“Nisan-Haziran dönemi ikinci çeyrek büyüme hızı yıllık yüzde 2,3 olarak açıklandı. Çeyreklik dönem itibariyle de yüzde 1,1’di. 2025’te yüzde 2,5 olmuştu. Milli gelir 1,7 trilyon dolar oldu. Kişi başına düşen milli gelirimiz de 18 bin 103 dolar olarak açıklandı. Bir ülke ekonomisinin büyümesinde en önemli unsurları üretim, yatırım, istihdam artışı, halkın refah düzeyinin yükselmesi. Büyüme rakamları açıklandıktan sonra Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek Türkiye’nin üst gelir grubu ülkeler arasına katıldığını; Türkiye ekonomisinin 24 çeyrektir kesintisiz büyüdüğünü ifade etti. Yıllık büyüme yüzde 2,3. Bu büyümenin arkasında neler var? Üretimde çok ciddi bir büyüme yok; yatırımlarda bir artış söz konusu değil; tarımda Haziran ayındaki yağışların etkisi ile yüzde 13’lük bir büyüme söz konusu; inşaat sektöründe küçülme söz konusu; bilişim ve teknoloji alanında yüzde 8’i aşan bir büyüme vardı. Burada da 5G’ye geçilmesi ile artan yatırımlar vardı. Fakat bunlar tek seferlik yatırımlar. Asıl insanların 19 bin dolara yaklaşan bu milli geliri yaşamlarında nasıl hissettikleri önemli.

Türkiye 2021 yılında bir kriz yaşadı. Faizin ekonomik gereklerin dışında indirilmesi sürecinden sonra Türkiye kur korumalı Mevduat sistemine geçti. 2021’den bu yana döviz kurları baskılanıyor. Merkez Bankası’nın enflasyon sepeti olarak nitelendirdiği Euro ve dolardan oluşan sepet karşısında Türk lirası yüzde 50 reel olarak değer kazanmış durumda. Enflasyonla mücadele çerçevesinde döviz kurlarının fazla artmasına izin verilmiyor. Kurlar baskılanınca otomatik olarak kişi başına düşen milli gelir de dolar bazında artıyor. Oysa reel kurlar üzerinden bir hesaplama yapılsaydı Türkiye’nin milli geliri gerçekte 1 trilyon 150 milyar dolar civarında olacaktı ve kişi başına düşen milli gelir de 13 bin dolar civarında gerçekleşecekti. Kağıt üzerinde suni bir şekilde kurları baskılayarak 19 bin dolara varan bir kişi başına milli gelir ve buradan yola çıkarak Türkiye’nin artık üst gelir grubuna dahil ülkeler arasına girdiğini söylemek fazla gerçekçi değil.

Türkiye’de üretilen servetin yüzde 50’sine yakınını tek başına nüfusun yüzde 20’lik kesimi paylaşıyor. Türkiye’nin refah toplumu olduğunu söyleyemez. Toplumun geri kalan yüzde 80’i milli gelirin geri kalan yüzde 50’sini paylaşıyor. TÜİK’in rakamlarına baktığımızda milli gelir içerisinde ücretlilerin payı bir önceki çeyreğe kıyasla gerilemiş; dolayısıyla çalışanların milli gelirden aldıkları pay azalmış. Üreticiyi, emekliyi söylemeye bile gerek duymuyorum. Dolayısıyla toplumdaki servet dağılımının adaletsizliği ciddi bir şekilde derinleşmiş.”

Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала