https://anlatilaninotesi.com.tr/20260826/yasamin-ilk-2-yilindaki-seker-tuketimi-etkisini-70-yil-sonra-bile-gosterebilir-1108270812.html
Yaşamın ilk 2 yılındaki şeker tüketimi etkisini 70 yıl sonra bile gösterebilir
Yaşamın ilk 2 yılındaki şeker tüketimi etkisini 70 yıl sonra bile gösterebilir
Sputnik Türkiye
Yeni bir araştırma, yaşamın ilk 2 yılında daha az şekere maruz kalan kişilerin ilerleyen yaşlarda bazı kanser türlerine daha az yakalandığını ve biyolojik... 26.08.2026, Sputnik Türkiye
2026-08-26T18:33+0300
2026-08-26T18:33+0300
2026-08-26T18:33+0300
sağlik
şeker
kanser
çocukluk
gıda
hastalık
https://cdn.img.anlatilaninotesi.com.tr/img/07e6/05/18/1056633782_0:0:864:486_1920x0_80_0_0_fdad82c68888fad57c3b5024153c9de4.jpg
İngiltere'de savaş sonrası uygulanan şeker karnesinin 1953'te sona ermesini doğal bir karşılaştırma fırsatı olarak kullanan araştırmacılar, 1951-1956 yılları arasında doğan 64 binden fazla kişinin sağlık verilerini inceledi. Bulgular, yaşamın ilk bin günündeki şeker tüketiminin etkilerinin onlarca yıl sonra dahi görülebileceğine işaret etti.Araştırmada 'ilk bin gün', anne karnındaki dönemden çocuğun ikinci yaş gününe kadar geçen süre olarak tanımlandı. Bu dönem, organların, metabolizmanın ve bağışıklık sisteminin hızla gelişmesinin yanı sıra beslenme ve tat tercihlerinin şekillenmeye başlaması açısından önem taşıyor.İngiltere'de İkinci Dünya Savaşı'nın ardından şeker tüketimi birkaç yıl boyunca karneyle sınırlandırılmıştı. Eylül 1953'te kısıtlamanın kaldırılmasının ardından şeker tüketimi yaklaşık iki katına çıktı. Böylece birbirine yakın tarihlerde doğan çocuklar, anne karnında ve yaşamlarının ilk yıllarında farklı miktarlarda şekere maruz kaldı.Beş kanser türünde dikkat çeken bağlantıAraştırmacılar, yaşamlarının ilk bin gününün daha büyük bölümünü şeker kısıtlaması altında geçiren kişilerde meme, prostat, karaciğer, rektum ve akciğer kanseri görülme oranlarının daha düşük olduğunu belirledi.En büyük fark karaciğer kanserinde görüldü. Şeker kısıtlamasına daha uzun süre maruz kalanlarda karaciğer kanseri görülme oranı yaklaşık yüzde 69 daha düşük çıktı. Meme kanserinde ise yaklaşık yüzde 36'lık fark tespit edildi.Dikkat çekici bir başka nokta ise bu farklılıkların şeker kısıtlamasının sona ermesinden hemen sonra değil, onlarca yıl sonra ortaya çıkması oldu.Araştırmada biyolojik yaşlanmaya ilişkin göstergeler de incelendi. Araştırmacıların hesaplamasına göre bu fark, yaklaşık 2.2 yıllık daha yavaş biyolojik yaşlanmaya karşılık geliyor.Aynı kişilerde bağışıklık sisteminin uzun süre yoğun çalışmasıyla ilişkilendirilen granzyme B proteininin seviyelerinin de daha düşük olduğu görüldü.Şeker alışkanlığının izi 50 yıl sonra da görüldüÇalışmanın dikkat çeken sonuçlarından biri de erken çocukluk dönemindeki şeker tüketimi ile yetişkinlikteki beslenme alışkanlıkları arasındaki bağlantı oldu.Yaşamlarının ilk dönemlerinde şeker kısıtlamasına daha fazla maruz kalan kişilerin yaklaşık 50 yaşına geldiklerinde de daha az şeker tükettiği belirlendi. Bu kişilerin genel olarak daha az yemek yediği ve daha sağlıklı ve çeşitli bir beslenme düzenine sahip olduğu da görüldü.Araştırmacılar bunun iki farklı açıklaması olabileceğini belirtti. Erken dönemdeki beslenmenin metabolizma, organlar ve bağışıklık sisteminin gelişimini etkileyebileceği, aynı zamanda çocuklukta daha az tatlı yiyeceğe maruz kalmanın ilerleyen yıllardaki tat tercihlerini şekillendirebileceği değerlendirildi.Çalışma, çocukların hiç şeker tüketmemesi gerektiği anlamına gelmiyor. Bulgular, özellikle gelişimin hızlı olduğu yaşamın ilk 1000 gününde şeker tüketimindeki farklılıkların sağlık ve beslenme alışkanlıklarıyla onlarca yıl sonra dahi bağlantılı olabileceğini gösteriyor.
https://anlatilaninotesi.com.tr/20260826/zerdecalin-dikkat-ceken-etkisi-diyabetin-olusturdugu-damar-hasarini-azaltabilir-1108270457.html
Sputnik Türkiye
feedback.tr@sputniknews.com
+74956456601
MIA „Rossiya Segodnya“
2026
Sputnik Türkiye
feedback.tr@sputniknews.com
+74956456601
MIA „Rossiya Segodnya“
SON HABERLER
tr_TR
Sputnik Türkiye
feedback.tr@sputniknews.com
+74956456601
MIA „Rossiya Segodnya“
https://cdn.img.anlatilaninotesi.com.tr/img/07e6/05/18/1056633782_89:0:737:486_1920x0_80_0_0_2ca37a8132d10778d81ecaeca324d4be.jpgSputnik Türkiye
feedback.tr@sputniknews.com
+74956456601
MIA „Rossiya Segodnya“
şeker, kanser, çocukluk, gıda, hastalık
şeker, kanser, çocukluk, gıda, hastalık
Yaşamın ilk 2 yılındaki şeker tüketimi etkisini 70 yıl sonra bile gösterebilir
Yeni bir araştırma, yaşamın ilk 2 yılında daha az şekere maruz kalan kişilerin ilerleyen yaşlarda bazı kanser türlerine daha az yakalandığını ve biyolojik yaşlanma belirtilerinin daha yavaş olabileceğini ortaya koydu.
İngiltere'de savaş sonrası uygulanan şeker karnesinin 1953'te sona ermesini doğal bir karşılaştırma fırsatı olarak kullanan araştırmacılar, 1951-1956 yılları arasında doğan 64 binden fazla kişinin sağlık verilerini inceledi. Bulgular, yaşamın ilk bin günündeki şeker tüketiminin etkilerinin onlarca yıl sonra dahi görülebileceğine işaret etti.
Araştırmada 'ilk bin gün', anne karnındaki dönemden çocuğun ikinci yaş gününe kadar geçen süre olarak tanımlandı. Bu dönem, organların, metabolizmanın ve bağışıklık sisteminin hızla gelişmesinin yanı sıra beslenme ve tat tercihlerinin şekillenmeye başlaması açısından önem taşıyor.
İngiltere'de İkinci Dünya Savaşı'nın ardından şeker tüketimi birkaç yıl boyunca karneyle sınırlandırılmıştı. Eylül 1953'te kısıtlamanın kaldırılmasının ardından şeker tüketimi yaklaşık iki katına çıktı. Böylece birbirine yakın tarihlerde doğan çocuklar, anne karnında ve yaşamlarının ilk yıllarında farklı miktarlarda şekere maruz kaldı.
Beş kanser türünde dikkat çeken bağlantı
Araştırmacılar, yaşamlarının ilk bin gününün daha büyük bölümünü şeker kısıtlaması altında geçiren kişilerde meme, prostat, karaciğer, rektum ve akciğer kanseri görülme oranlarının daha düşük olduğunu belirledi.
En büyük fark karaciğer kanserinde görüldü. Şeker kısıtlamasına daha uzun süre maruz kalanlarda karaciğer kanseri görülme oranı yaklaşık yüzde 69 daha düşük çıktı. Meme kanserinde ise yaklaşık yüzde 36'lık fark tespit edildi.
Dikkat çekici bir başka nokta ise bu farklılıkların şeker kısıtlamasının sona ermesinden hemen sonra değil, onlarca yıl sonra ortaya çıkması oldu.
Araştırmada biyolojik yaşlanmaya ilişkin göstergeler de incelendi. Araştırmacıların hesaplamasına göre bu fark, yaklaşık 2.2 yıllık daha yavaş biyolojik yaşlanmaya karşılık geliyor.
Aynı kişilerde bağışıklık sisteminin uzun süre yoğun çalışmasıyla ilişkilendirilen granzyme B proteininin seviyelerinin de daha düşük olduğu görüldü.
Şeker alışkanlığının izi 50 yıl sonra da görüldü
Çalışmanın dikkat çeken sonuçlarından biri de erken çocukluk dönemindeki şeker tüketimi ile yetişkinlikteki beslenme alışkanlıkları arasındaki bağlantı oldu.
Yaşamlarının ilk dönemlerinde şeker kısıtlamasına daha fazla maruz kalan kişilerin yaklaşık 50 yaşına geldiklerinde de daha az şeker tükettiği belirlendi. Bu kişilerin genel olarak daha az yemek yediği ve daha sağlıklı ve çeşitli bir beslenme düzenine sahip olduğu da görüldü.
Araştırmacılar bunun iki farklı açıklaması olabileceğini belirtti. Erken dönemdeki beslenmenin metabolizma, organlar ve bağışıklık sisteminin gelişimini etkileyebileceği, aynı zamanda çocuklukta daha az tatlı yiyeceğe maruz kalmanın ilerleyen yıllardaki tat tercihlerini şekillendirebileceği değerlendirildi.
Çalışma, çocukların hiç şeker tüketmemesi gerektiği anlamına gelmiyor. Bulgular, özellikle gelişimin hızlı olduğu yaşamın ilk 1000 gününde şeker tüketimindeki farklılıkların sağlık ve beslenme alışkanlıklarıyla onlarca yıl sonra dahi bağlantılı olabileceğini gösteriyor.