- Sputnik Türkiye, 1920, 30.01.2026
ANLAT BAKALIM
Anlat Bakalım podcastlerinde sporculardan akademisyenlere kadar geniş bir yelpazede, merak edilen konular uzmanları ile konuşuluyor.

Köy öğretmeni İhsan Kartoğlu'ndan velilere öneri: 'Çocuklarınızı yazın çalıştırın'

genç öğretmen İhsan Kartoğlu, Zeynep Gökalp ile Anlat Bakalım'a konuk oldu.
genç öğretmen İhsan Kartoğlu, Zeynep Gökalp ile Anlat Bakalım'a konuk oldu. - Sputnik Türkiye, 1920, 21.08.2026
Abone ol
Özel
7 yılı aşkın süredir Kars'ın köylerinde öğretmenlik yapan İhsan Kartoğlu, yazın bitmesine az bir süre kala velilere 'Çocuklarınızı yazın çalıştırın, tarlaya gidiyorsanız da çobanlık yapıyorsanız da sizinle gelsin. Bu, çocuğu geliştirir' dedi. Kartoğlu ayrıca senede 40-50 öğrencisi için doğum günü hazırlığı yaptığını ve sebebini açıkladı.
Köy okulundaki öğrencilerine unutulmaz doğum günleri hazırlayan ve köyde öğretmen olmaya dair paylaşımları ile tanınan genç öğretmen İhsan Kartoğlu, Zeynep Gökalp ile Anlat Bakalım'a konuk oldu.
7 yıldır Kars'ın köylerinde öğretmenlik yapan Kartoğlu köy öğretmenliğinin olumlu ve olumsuz yanlarını anlattı. 'Çocuklarınızı yazın çalıştırın' diyen Kartoğlu, çalışmanın öğrencinin ileriki yıllardaki gelişimini de olumlu etkileyeceğini ifade etti.

'Öğretmenlik yapabileceğimi düşünmüyordum'

Ben yedi yıl önce mesleğe başladım. Aslında buna bir meslek olarak bakmıyorum. Sevgili Doğan Cüceloğlu bunu çok güzel açıklıyor. Öğretmenlik yapmak, öğretmen olmak diyor. Biz öğretmenlik yapmaktan ziyade daha çok öğretmen olmaya çalışıyoruz. Bir cana, bir kalbe dokunmaya çalışıyoruz. Bu yüzden de kendimi çok şanslı hissediyorum. Yedi yıl önce Kars'ta bir köy okulunda benim maceram başladı. Kars'ın Arpaçay ilçesinin Okçuoğlu köyüne atandım. Aslında öğretmenlik çok düşünmüyordum. Çünkü yapabileceğimi düşünmüyordum. Kendime çok güvenmiyordum. Yani ne kadar bir üniversitede bir eğitim alsak da, dört yıllık bir eğitim alsak da işin başına geçtiğimizde iş biraz daha farklı olabiliyor tabii ki. Teoriyle uygulama biraz farklı. Ama ne zamanki sınıfa girdim, ortamı gördüm, öğretmenliği sevmeye başladım. O gün bugündür yapmaya gayret gösteriyorum.

'Yırtık giymek köyde normal bir durum'

Çok sıradan bir şey değil mi? Yani bir çocuğun doğum gününü kutlamak ne olabilir ki insanlar diyebilirler. Ama bu biraz algıyla alakalı. Çünkü şehirde zaten çocukların, örnek vereyim metropol şehir olduğu için, İstanbul'da bir çocuğun doğum gününü kutlaması çok basit, çok normal bir durumdur zaten. Şimdi ben bir ayrımcılık yapmıyorum ama buralarda bu konular biraz daha geri planda kalıyor. Aslında ben burada çocuğunun doğum gününü kutlamıyor veliler demiyorum. Sadece bizim velilerimiz ya da doğudaki veliler aslında anne babalarından ne gördülerse onu çocuklarına yansıtıyorlar. Yani şimdi mesela köye bir bot mont dağıtımı yapılıyor. İnsanlar geliyorlar, botları, montları dağıtıyorlar. Sonrasında çocuk oraya yırtık bir ayakkabıyla geliyor, yırtık bir pantonla geliyor. Hemen gelen insan diyor ki ya 'ay yazık kıyamam'. Aslında öyle değil. Mesela yırtık giymek köyde normal bir durum. Şimdi köylere görev yaptığım için bizim ailelerimiz de çocuklara çok fazla değer vermiyorlar. Ya o da kendi anne babasından görmediği için. Anlatabildim mi? Aslında kötü bir durumda değil. Bu tamamen yaşantıyla alakalı. O yüzden ben bot örneğini verdim.

Her öğrenci için doğum günü hazırlıyor: 'İyi hatırlanmak istiyorum'

Şimdi ben bunu fark ettiğimde dedim ki ya çocukların ya onlarla bir bağ kurmam gerekiyor. Ben bir öğretmenim, iyi hatırlanmak istiyorum. Ya bir öğretmen nasıl iyi hatırlanır diye düşündüm. Sonra dedim bu çocukların her sene doğum günü oluyor. Bir öğrencim vardı. Bana geldi dedi ki öğretmenim benim doğum günüm var işte kutlayabilir misiniz? Ben dedim o çocuğu o zaman doğum gününe götüreyim. Aldım onu köyden şehir merkezine götürdüm, doğum gününü kutladım. Bir gün boyunca ne istiyorsa yaptım. Sonra bu anları sosyal medyada paylaştım. İnsanlar çok büyük ilgi gösterdiler. Ama şimdi bir çocuk için bir şey yaptığınız zaman bütün çocuklar yapmanızı. Tabii ki tabii. Bir liste oluştu önümde. O çocukların da doğum gününü kutlayacak. Seve seve kutluyorum tabii ki. Her çocuğun doğum günü geldiğinde yanıma geldi. Öğretmenim benim doğum günümü kutlar mısınız? Tabii kutlarım dedim. Ve yıllardır çocukların doğum gününü kutluyorum. Ama hesaplayamadığım bir şey vardı. Dedim ki yani mezun ettikten sonra bu çocukları illaki daha kutlamam. Hala arıyorlar mesela. Ben ilkokul öğretmeniyim. Liseye giden öğrencilerim var. Doğum günü geldiğinde hala beni arayıp öğretmenim kutlayalım. Ben senede kırk elli doğum günü kutluyorum. Aslında biz bu yaptığımız çalışmalarla velilere de örnek olduk. Önceleri bir çocuğun doğum günü pastası ya da o çocuğa bir hediye alınması velilerin çok fazla inisiyatifinde olan bir durum değildi ama şimdi şunu görüyorum, çocuğu alıyorum ben Kars'a götürüyorum. Diyorum ne oluyor evde? Diyor ki öğretmenim işte annem de bana pasta yapıyor, işte beni bekliyorlar doğum günümü kutlayacaklar diyor. Mutlu oluyorum tabii ki. Ya tabii ki. Veli şunu görüyor artık, ya oradan gelmiş Rize'den Kars'ta benim çocuğumun doğum gününe ona önem veriyor. Ya ben de bir şeyler yapayım çocuğum için diyorlar. Onlar da elinden geleni yapıyorlar. Beraber çocukları mutlu ediyoruz.

'Kız öğrencilerimin kurduğu bir pop grubu var'

Biz öğretmenler zaten özelliğimiz bu. Çocuklar ne söylerlerse söylesinler, biz onları dinliyoruz ve dediklerini önemsiyoruz. Mesela benim kız öğrencilerimin kurdukları bir grup var, pop grubu. Kendilerine bir isim vermişler. Hepsinin hangi ismi verdiğini oturup böyle sanki bir yetişkin dinler gibi dinliyorum. Çünkü o çocuğun bir hayali, belki de gelecekte gerçekleşecek. Gerçekleşeceği zaman, aradan yirmi yıl geçtikten sonra bana derse ki öğretmenim ben size bunu diyordum, siz bana inanmıyordunuz, bu beni çok üzür. Çok güzel. O yüzden her söyledikleri hayali biz öğretmenler oturup sanki yetişkinlerden olacakmış gibi dinliyoruz. Olursa tabii ki hayalleri gerçekleşirse ne mutlu bize.

'Çocukları yazın çalıştırın'

'Velilere şunu söylüyorum, yazın çocukları çalıştırın. Çocuklar hani veliler de şunu diyor bana biraz, ya hocam biz çok çektik, çocuğumuz çekmesin diye uğraşıyoruz. Aslında bu çocuğa çektirmek değil, bir şeyleri çocuğa anlatmak. Bu çocuğa yazın yaptırdığınız işlerde de hem çocuğa geleceğe dair bir dönük veriyorsunuz, hem de aslında çocuğu geliştiriyorsunuz. Yani siz ahıra giriyorsanız çocuğu da sokun. Çobanlık yapıyorsanız sizinle beraber yapsın. Tarlaya gidiyorsanız, çalışıyorsanız siz ne yapıyorsanız aynısını çocuk da yapsın. Ben Rizeliyim, bizde de çay vardır mesela. Biz de çocukken çaya giderdik, ailemize yardımcı olurduk. Bunlar zaten hayatın olağan akışında olan şeyler.'
Özel okul - Sputnik Türkiye, 1920, 22.06.2026
TÜRKİYE
Özel okul fiyatları cep yakıyor: Sadece eğitim ücreti 3 milyon liraya dayandı
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала