https://anlatilaninotesi.com.tr/20260730/arastirma-komplo-teorilerine-inananlarin-davranislarini-belirleyen-uc-unsur-var-1107669225.html
Araştırma: Komplo teorilerine inananların davranışlarını belirleyen üç unsur var
Araştırma: Komplo teorilerine inananların davranışlarını belirleyen üç unsur var
Sputnik Türkiye
Yeni bir araştırma, bir komplo teorisine inanmanın tek başına insanların davranışlarını öngörmek için yeterli olmadığını ortaya koydu.
2026-07-30T19:03+0300
2026-07-30T19:03+0300
2026-07-30T19:03+0300
yaşam
komplo teorisi
haberler
https://cdn.img.anlatilaninotesi.com.tr/img/07ea/07/1e/1107669059_0:0:1600:900_1920x0_80_0_0_9389a852a87a7bb746d7d06cfc451a42.jpg
Sonuçları British Journal of Social Psychology dergisinde yayımlanan araştırma, 6 binden fazla ABD'li katılımcının verilerini analiz etti. Çalışmaya Javier A. Granados Samayoa ile Dolores Albarracín liderlik etti.Araştırmacılar, komplo teorilerine inanmanın tek başına insanların göç politikalarına destek vermesi, Kovid-19 aşısını reddetmesi ya da siyasi kampanyalara bağış yapması gibi davranışları güçlü biçimde tahmin edemediğini belirledi. Bunun yerine, söz konusu inancın kişi açısından taşıdığı anlamın belirleyici olduğu görüldü.Davranışı belirleyen inanç değil, tutumAraştırma ekibi üç ayrı çalışma yürüttü. İlkinde, yaklaşık 2 bin kişinin 'Büyük Yer Değiştirme' komplo teorisine inanmasının göç karşıtı tutumlarla ilişkisi incelendi. İkinci çalışmada 2 bin 572 kişinin Kovid-19 aşısına yönelik tercihleri değerlendirildi. Üçüncü çalışmada ise bin 551 katılımcının ABD Başkanı Donald Trump'a karşı "derin devlet" komplosuna yönelik inançları ile siyasi faaliyetleri üç aylık arayla takip edildi.Araştırmanın en dikkat çekici bulgusu, komplo teorilerinin davranışları doğrudan şekillendirmemesi oldu. Bilim insanlarına göre süreç iki aşamada işliyor. Önce komplo inancı kişinin bir konuya yönelik tutumunu değiştiriyor, ardından değişen tutum davranışa dönüşüyor. Başka bir ifadeyle, bir komplo teorisine inanmak tek başına harekete geçmek anlamına gelmiyor.Üç unsur öne çıkıyorAraştırmaya göre bir komplo inancının davranışa dönüşme olasılığı üç temel özelliğe bağlı:Bu üç özellik güçlendikçe, komplo inancı ile gerçek hayattaki davranış arasındaki ilişki de belirgin şekilde artıyor. Özellikle kişi hem teoriden eminse hem de onu kendi yaşamı açısından önemli görüyorsa, inancın eyleme dönüşme ihtimali yükseliyor.Nedensellik kanıtlanmadıAraştırmacılar, elde edilen sonuçların doğrudan neden-sonuç ilişkisini kanıtlamadığını söyledi. Bununla birlikte aynı eğilimin göç, aşılar ve Donald Trump hakkındaki üç farklı komplo teorisinde de görülmesi, bulguların tesadüf olma ihtimalini zayıflatıyor.Bilim insanlarına göre gelecekte komplo teorilerinin toplum üzerindeki etkisini anlamak için yalnızca hangi teorilerin yayıldığını izlemek yeterli olmayabilir. Asıl önemli sorunun, insanların bu teorilere ne kadar güçlü inandığı ve bu inançların onları gerçek hayatta harekete geçirip geçirmediği olduğu belirtiliyor.
https://anlatilaninotesi.com.tr/20260730/george-clooney-ve-ailesi-fransadaki-orman-yanginlari-nedeniyle-evlerini-tahliye-etti-1107666571.html
Sputnik Türkiye
feedback.tr@sputniknews.com
+74956456601
MIA „Rossiya Segodnya“
2026
Sputnik Türkiye
feedback.tr@sputniknews.com
+74956456601
MIA „Rossiya Segodnya“
SON HABERLER
tr_TR
Sputnik Türkiye
feedback.tr@sputniknews.com
+74956456601
MIA „Rossiya Segodnya“
https://cdn.img.anlatilaninotesi.com.tr/img/07ea/07/1e/1107669059_200:0:1400:900_1920x0_80_0_0_1c2bde33c107983b035c08e603b2ced0.jpgSputnik Türkiye
feedback.tr@sputniknews.com
+74956456601
MIA „Rossiya Segodnya“
komplo teorisi, haberler
Araştırma: Komplo teorilerine inananların davranışlarını belirleyen üç unsur var
Yeni bir araştırma, bir komplo teorisine inanmanın tek başına insanların davranışlarını öngörmek için yeterli olmadığını ortaya koydu. Bilim insanlarına göre belirleyici olan, kişinin bu inancı ne kadar kesin kabul ettiği, hayatında ne kadar önemli gördüğü ve bu inancın kendisini harekete geçmeye teşvik edip etmediği.
Sonuçları British Journal of Social Psychology dergisinde yayımlanan araştırma, 6 binden fazla ABD'li katılımcının verilerini analiz etti. Çalışmaya Javier A. Granados Samayoa ile Dolores Albarracín liderlik etti.
Araştırmacılar, komplo teorilerine inanmanın tek başına insanların göç politikalarına destek vermesi, Kovid-19 aşısını reddetmesi ya da siyasi kampanyalara bağış yapması gibi davranışları güçlü biçimde tahmin edemediğini belirledi. Bunun yerine, söz konusu inancın kişi açısından taşıdığı anlamın belirleyici olduğu görüldü.
Davranışı belirleyen inanç değil, tutum
Araştırma ekibi üç ayrı çalışma yürüttü. İlkinde, yaklaşık 2 bin kişinin 'Büyük Yer Değiştirme' komplo teorisine inanmasının göç karşıtı tutumlarla ilişkisi incelendi. İkinci çalışmada 2 bin 572 kişinin Kovid-19 aşısına yönelik tercihleri değerlendirildi. Üçüncü çalışmada ise bin 551 katılımcının ABD Başkanı Donald Trump'a karşı "derin devlet" komplosuna yönelik inançları ile siyasi faaliyetleri üç aylık arayla takip edildi.
Araştırmanın en dikkat çekici bulgusu, komplo teorilerinin davranışları doğrudan şekillendirmemesi oldu. Bilim insanlarına göre süreç iki aşamada işliyor. Önce komplo inancı kişinin bir konuya yönelik tutumunu değiştiriyor, ardından değişen tutum davranışa dönüşüyor. Başka bir ifadeyle, bir komplo teorisine inanmak tek başına harekete geçmek anlamına gelmiyor.
Araştırmaya göre bir komplo inancının davranışa dönüşme olasılığı üç temel özelliğe bağlı:
Kesinlik: Kişinin teorinin doğru olduğundan ne kadar emin olduğu.
Önem: İnancın kişinin kimliği ve yaşamındaki yeri.
Eyleme geçirilebilirlik: İnancın kişiye yapabileceği somut bir şey önerip önermediği.
Bu üç özellik güçlendikçe, komplo inancı ile gerçek hayattaki davranış arasındaki ilişki de belirgin şekilde artıyor. Özellikle kişi hem teoriden eminse hem de onu kendi yaşamı açısından önemli görüyorsa, inancın eyleme dönüşme ihtimali yükseliyor.
Araştırmacılar, elde edilen sonuçların doğrudan neden-sonuç ilişkisini kanıtlamadığını söyledi. Bununla birlikte aynı eğilimin göç, aşılar ve Donald Trump hakkındaki üç farklı komplo teorisinde de görülmesi, bulguların tesadüf olma ihtimalini zayıflatıyor.
Bilim insanlarına göre gelecekte komplo teorilerinin toplum üzerindeki etkisini anlamak için yalnızca hangi teorilerin yayıldığını izlemek yeterli olmayabilir. Asıl önemli sorunun, insanların bu teorilere ne kadar güçlü inandığı ve bu inançların onları gerçek hayatta harekete geçirip geçirmediği olduğu belirtiliyor.