Dış politika uzmanı yanıtladı: Trump'ın 'İran'la anlaşma bitti' çıkışı ne anlama geliyor?

© Fotoğraf : Bu fotoğraf yapay zeka ile oluşturulmuştur
Abone ol
Özel
ABD Başkanı Trump'ın "İran'la anlaşma benim için bitti" çıkışının ardından ABD-İran gerilimi yeniden tırmandı. ABD'nin İran'da 90 hedefi vurduğunu açıklamasına Tahran, Körfez'deki ABD üslerine saldırılarla karşılık verdi. Dış Politika Uzmanı Haydar Oruç, son durumu ve Trump'ın NATO Zirvesi mesajlarının olası etkilerini Sputnik'e değerlendirdi.
ABD Başkanı Donald Trump'ın, NATO Zirvesi öncesinde yaptığı "İran'la anlaşma benim için bitti. Onlarla uğraşmak vakit kaybı" açıklamasının ardından bölgede tansiyon yeniden yükseldi. ABD ordusu, İran'a yönelik düzenlenen yeni hava saldırılarında 90 hedefin vurulduğunu duyururken, Tahran yönetimi de Kuveyt, Katar ve Bahreyn'deki ABD üslerine saldırılarla karşılık verdi. Karşılıklı hava operasyonlarının devam ettiği süreçte, Dış Politika Uzmanı Haydar Oruç, ABD-İran savaşında gelinen son durumu ve Trump'ın NATO Zirvesi'ndeki açıklamalarının olası yansımalarını Sputnik Türkiye'ye değerlendirdi.
'Trump'ın sözleri müzakerelerin tamamen bittiği anlamına gelmiyor'
Dış Politika Uzmanı Haydar Oruç'a göre Trump'ın sert açıklamaları ile sahadaki gelişmeler birlikte değerlendirilmeli. Trump'ın bir yandan "anlaşma benim için bitti" derken diğer taraftan ABD'li müzakerecilerin temaslarını sürdürebileceğini ifade ettiğine dikkat çeken Oruç, bunun ABD'nin İran'la yeniden topyekün bir savaşa girmek istemediğini gösterdiğini belirtti. Uzman isme göre Washington'un temel amacı, İran üzerinde baskıyı artırarak mevcut mutabakata uymasını sağlamak:
“Trump’ın Ankara’daki Nato Zirvesi marjında İran ile ilgili söylemiş olduğu sözlerin ve akabinde de İran hedeflerine yönelik yapılan saldırıların ABD ile İran arasında devam eden müzakereleri sona erdirdiğini söylemek, en azından şu an için mümkün değil. Zira Trump, bir taraftan “anlaşma benim için bitti, onlarla anlaşmaya çalışmak vakit kaybı” derken diğer taraftan da ABD’li müzakerecilerin görüşmeye devam edebileceğini ve mutabakatın hala geçerli olduğunu söylemesi, ABD’nin de yeniden topyekün savaşa dönmek istemediğini göstermekte.”
'Hürmüz Boğazı gerilimi Trump'ın söylemini sertleştirdi'
Haydar Oruç, Trump'ın açıklamalarının arka planında Hürmüz Boğazı'nda yaşanan gelişmelerin bulunduğunu söyledi. Oruç, İran'ın boğazdaki geçişleri kontrol etmeye çalışması ve izinsiz geçtiğini öne sürdüğü bazı sivil gemilere yönelik saldırılar gerçekleştirmesinin Trump’ın tepkisini artırdığını ifade etti:
“Trump’ın sözlerinin, İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki geçişleri kontrol etmek istemesi ve izinsiz geçiş yapan bazı sivil gemilere saldırı gerçekleştirmesi sonrası İran’ı sınırlandırma ve mutabakata uymaya zorlama mahiyetinde olduğu söylenebilir. Keza, ABD’nin İran’a önceki dini lideri Ali Hamaney'in cenaze törenleri sürecince saldırmama garanti vermesine rağmen İran’ın bu süreçte Hürmüz’den geçen gemilere saldırı düzenlemesi de kabul edilemez bir durumdur ve tarafların taahhütlerine yeterince uymadığını göstermiştir.”
'Ateşkes resmen bitmiş değil'
Dış Politika Uzmanı Haydar Oruç’un değerlendirmesine göre mevcut tablo, diplomasi kapısının tamamen kapanmadığını gösteriyor:
“Tüm bunlara rağmen her iki tarafın da henüz ateşkes sürecinin resmen sona erdiğini beyan etmemesi, ateşkes ve müzakere sürecinin hala devam ettiğini düşünmemizi sağlamaktadır. Hatta bazı kaynaklar 11 Temmuz’da müzakerelerin yeniden başlayacağını ve tarafların kaldıkları yerden müzakerelere devam edeceklerine yönelik haberler paylaşmaya başlamıştır. Dolayısıyla hem Trump tarafından yapılan açıklamalar ve ardından gelen saldırılar hem de İran’ın bunlara yönelik cevaplarına rağmen sürecin henüz çökmediği söylenebilir. Fakat bu gibi ihlallerin iyi niyetli olmadığı ve her an müzakereleri çökertip yeniden savaşa dönülmesine yol açabileceği göz önünde bulundurulmalı ve taraflar bu kapsamda daha sorumlu davranmalıdır. Zira savaşa dönülmesinin her iki taraf için de makul olmadığı, İsrail dışında başka kimsenin işine yaramayacağı unutulmamalıdır.”
'Trump'ın söyleminden çok sahadaki adımlara bakılmalı'
Trump'ın dış politika yaklaşımının uzun süredir benzer bir yöntem izlediğini belirten Oruç, ABD Başkanı'nın açıklamalarından ziyade sahadaki uygulamalarının dikkate alınması gerektiğini söyledi:
“Trump’ın kendine göre bir sorun çözme yöntemi olduğu ve meseleleri ele alma şeklinin de bu nedenle alışılmıştan farklı olduğu bilinmektedir. Dolayısıyla bir olayı takip ederken sürecin nereye varacağını kestirmek için Trump’ın ne dediğinden bağımsız olarak ne yaptığına bakmak gerekir diye düşünüyorum. ABD ve İsrail ile İran arasındaki savaşta ve sonrasında başlayan ateşkes sürecinde de Trump’ın benzer bir örüntü uyguladığı görülmüştür. Yani bir gün önce İran medeniyetini ortadan kaldırmaktan bahsederken diğer gün ateşkes kararını açıklamış, İran’ı çok yoğun bir şekilde vurup taş devrine döndüreceğini söyledikten sonra ateşkesi süresiz uzattığını açıklamıştır. Bundan dolayı, bugün “benim için ateşkes bitti” diyen Trump’ın hemen ardından “tamam İran mesajı aldı ve bizimle anlaşma yapmak istediklerini söylediler” demesi içten bile değildir.”
'Taraflar savaştan çok psikolojik üstünlük mücadelesi veriyor'
Haydar Oruç'a göre mevcut süreçte hem ABD hem de İran, kamuoyuna güçlü taraf görüntüsü vermeye çalışıyor:
“Mühim olan sahadaki gelişmeler olup her iki tarafın da muhtelif saldırılara ve bazı ateşkes ihlallerine rağmen yeniden savaşa dönmek istemedikleri ancak hem kendi kamuoylarına hem de dünyaya karşı kendilerini kazanan taraf olarak resmetmeye çalıştıkları açıkça görülmektedir. Maalesef bu durumun nihai anlaşmaya ulaşılıncaya ve ABD güçleri bölgeden çekilinceye kadar da devam edeceği anlaşılmaktadır.”

