“NATO ve AB mevcut haliyle ayakta kalamaz”

© Sputnik
Abone ol
Hasan Ünal’a göre Trump’ın NATO Zirvesi’nde yaptığı açıklamalar ciddiye alınmamalı. Trump’ın kafasında bir Türkiye planı olduğunu belirten Ünal, ‘ortak düşman’ üzerinde uzlaşamayan NATO ve Avrupa Birliği’nin mevcut haliyle ayakta kalamayacağı görüşünde.
ABD merkezli küresel stratejilerde yaşanan eksen kaymaları ve iki farklı jeopolitik vizyonun çatışması Washington yönetimini yeni bir karar eşiğine getiriyor. Ankara'da düzenlenen kritik NATO Zirvesi ve Trump liderliğindeki yeni dönemle birlikte, çok kutuplu modern dünyada Soğuk Savaş kalıntısı askeri ve ekonomik ittifakların varlığını sürdüremeyeceği değerlendiriliyor. ABD'nin askeri angajmanları azaltarak Rusya ile uzlaşma yolları arayacağı, Orta Doğu'daki ağırlığını ise İsrail'i koruyacak pragmatik senaryolar üzerinden yeniden şekillendirip asıl gücünü Asya Pasifik'te Çin'i kuşatmaya yönlendireceği öngörülürken bölgede İsrail karşıtı bir cepheye dönüşmemesi için İran'ın da dahil edilmeye çalışıldığı Türkiye, Mısır, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki görüşmeler diplomatik düzeyde sürüyor.
Hizbullah karşısında askeri başarı elde edemeyen ve hava savunma sistemi büyük zafiyetler veren İsrail'i rahatlatmak adına Lübnan ordusunu içeriden bölme ve bölgedeki yerel unsurları Hizbullah'ın üzerine salma arayışları ön plana çıkarken NATO'nun Rusya'yı tekil düşman ilan eden bildiri ve genişleme hamleleri küresel sahada somut gerçeklere toslayarak Ukrayna'daki savaşı topyekun bir zıvanadan çıkma noktasına taşıyor.
NATO Zirvesi’ndeki görünümü Prof. Dr. Hasan Ünal ile konuştuk.
“Trump, kurumları dinleme eğiliminde”
Ünal’a göre defalarca kendisiyle çelişen açıklamalar yapan Trump’ın NATO Zirvesi’ndeki açıklamaları ciddiye alınmamalı. Ünal, Türkiye’nin Lübnan’daki gelişmelerin dışında olmadığı görüşünde:
“Trump böyle açıklamaları her zaman yapar sonra vazgeçer. İran’da 40 kez zafer ilan etti, 30 kere haritadan sildi. En az 10 kere İran ile anlaşılabileceğini söyledi. Trump’ın sırtında yumurta küfesi yok. Türkiye’nin ağzına bal çalar. ‘F-35 vereceğim ancak kullanırken bana soracaksınız. Hangi göçmen kuş sürüsüne ateş edebileceğinizi size bildireceğiz’ diyebilir. Uçaklar verilebilir veya topu kongreye atabilir. Erdoğan’ın kendi arkadaşı olduğunu, Rahip Brunson konusunda telefon ettiğini söyleyebilir. Devletler arası ilişkilerin ne şekline ne içeriğine uygun olan şeyler değil. Trump ya da onunla hareket eden çevreler, kurumları dinleme eğiliminde olabilirler. Trump, ‘Netanyahu’yu dinledim başıma neler geldi kurumları dinleseydim daha iyi olurdu’ diye düşünüyor olabilir. Trump’ın Orta Doğu’da kalmak niyetinde olmadığını, İsrail’i hizaya getirmeye çalışırken onları koruyacak düzenlemeler yaratma niyetinde olduğunu söyleyebiliriz. Türkiye, Mısır, Pakistan ve Suudi Arabistan görüşmeler yapıyor. İçeriğe dair pek bir şey sızmıyor ancak bu görüşmeler sırf görüşme olsun diye yapılıyor. Suudiler dahil Körfez ülkeleri İran’a karşı ‘eski politikalarda olmayacağız’ diyor. ‘Topraklarımızdaki Amerikan üsleri Irak Savaşı’ndan kalma, Amerika’ya al bunları götür. Amerikalıların ne çevirdiğinden haberimiz yoktu’ der gibi konuşuyorlar. İran da Körfez’e karşı Amerika tekrar oraya gelmesin diye ‘İş birliği yapalım, o dönemi kapatalım’ eğiliminde. Suudiler İsrail’e karşı Pakistan ile bir ittifak yapmıştı. Orta Doğu’daki tek ciddi ittifak bu. Pakistan Türkiye’nin müttefiki sayılır. Bunu resmiyete dökmeye gerek yok. Bunun ucunda Çin de var. Karşıda ise İsrail ve Hindistan var. Orta Doğu’ya bunlar yansıyor. Türkiye, Mısır, Pakistan ve Suudi Arabistan görüşmelerinin içeriği boş. Bu görüşmeleri yapan bazı ülkeler İran’a, ‘Siz de buraya gelin katılın. Burası İran karşıtı ittifaka dönüşmesin’ dedi. İranlılar da ‘Biz zaten bunu istiyoruz, gelmeye hazırız’ dedi. Trump ise İran’ı dizginlemek adına bunun olmasını ve İsrail’i Lübnan’da Hizbullah’a karşı rahatlatacak bir senaryoyu istiyor. 2000’den bu yana İsrail, Hizbullah ile giriştiği hiçbir çatışmadan başarılı çıkamadı. Hizbullah muazzam teknolojiler geliştiriyor. İsrail’in demir kubbesini kevgire çevirdiler. Muazzam şeyler yapıyorlar. Türkiye’nin yaptığı ve açıklamadığı şeylerle desteklenebilir şekilde Trump, ‘Hizbullah işini Lübnan’a ve Suriye’deki Şara’ya bırakalım’ diyor. Şara Trump’ın gözünün içine bakıyor. Para ve silah istiyor. Trump, Şara’yı Hizbullah’ın üstüne salmak istiyor. İsrail uluslararası kınamalara sebep olduğu için Trump bunu yanlış buluyor. Lübnan ordusunu içerden bölmeyi de düşünüyorlar. Lübnan’ın kuzeyindeki Hizbullah karşıtı ve mezhepçi Sünnileri de işin içine dahil edebilirler. Türkiye bu işin neresinde bilmiyorum ancak tümden dışında olduğuna inanmama eğilimindeyim.”
“Trump, Orta Doğu’da bir şeyler yapılması gerektiğini düşünüyor”
Amerika’da Rusya konusunda iki farklı görüş olduğunu söyleyen Ünal, Türkiye ile ilgili de bir politika yürütüldüğünü ifade etti. Ünal’a göre zirvede ‘Türkiye tehdidinden’ bahseden Miçotakis ise ciddiye alınmamalı:
“Trump, Orta Doğu’da bir şeyler yapması gerektiğini düşünüyor. Amerika’da iki görüş mevcut. Birileri ‘Denizaşırı maceralardan çekilelim, Amerika batıyor. Rusya ile uzlaşalım’ diyenler var. Grönland ve Kanada’yı da almak istiyorlar. Trump’a destek veren şirketler de bu eğilimdeler. Amerikan silah şirketlerinin yönlendirdiği diğer gruplar ise ‘Rusya ile anlaşıp Orta Doğu’dan çekilelim ancak Asya Pasifik’te Çin’i kuşatalım’ diyorlar. Bu iki görüş tartışılıyor. Amerika bu tartışmaların sonucunda politikamsı şey çıkartır o şey de gerçeğe toslar. Amerika’nın ve Trump’ın kafasında bir Türkiye politikası var. Trump’a göre Netanyahu kalın kafalı ve bunları anlayamıyor. Trump, daha pratik bakıyor. Trump Netanyahu’ya ‘Bu adam sana Suriye’yi hediye etti. Benim de iyi arkadaşım’ diyor. Miçotakis ise ciddiye alınması gereken biri değil. Türkiye’nin Yunanistan’ı ve Kıbrıs Rumlarını ciddiye alan politikalardan vazgeçmemesi lazım. Türkiye, ‘İktidara Eleftherios Venizelos gibi aklını Türk düşmanlığıyla yememiş, genel bir uzlaşmadan yana Ege’nin orta hattının doğu tarafında egemenliği uluslararası anlaşmalarla Yunanistan’a verilmiş adaların dışında ne kalıyorsa Türkiye’ye ait olması gerektiğini kabul eden ve Kıbrıs’ta da mevcut durumun en iyi çözüm olduğunu anlayan bir adam gelirse ‘Biz sizi ararız’ deyip kapatmak lazım. Yanlış politikalarda ısrar var. Bunları ciddiye almamak lazım. Yunanistan Türkiye’nin işgal riskiyle yüz yüze diyorlar ancak bu riski Yunanlar kendileri yaratır. 52 yılda ne Rumların ne de Türklerin burnu kanamadı. Rumlar güvenlik içinde. Ancak şu an öyle şeyler yapıyorlar ki uyuyan aslanı uyandırıyorlar. Aslan ayağa kalkarsa yapacak bir şey kalmayacak. Herkes mevcut duruma göre politika geliştirmeli. Türkiye’ye zarar vermek için uğraşırlarsa Türkiye de dönüp bir tane patlatır.”
“Avrupalılar ortak düşman konusunda uzlaşamıyor”
Avrupa ülkeleri içinde bir ‘ortak düşman’ algısında uzlaşılamadığını belirten Ünal, Ukrayna’ya verilen silah desteğiyle çatışmaların daha da köpürtüleceğini söyledi:
“Yıllardır çok kutuplu bir dünyada NATO ve AB’nin mevcut haliyle ayakta kalamayacağını savunuyorum. Bunların ikisi de Soğuk Savaş projesiydi. Bu kadar büyük bir Atlantik İttifakı olmaz. Bunlar askeri ittifaklar. Bütün devletlerin üzerinde mutabakat sağlanacak düşmana ihtiyaç var ancak kim bu düşman? Avrupalılara göre Rusya. Ancak Rusya’yı İspanya ve İtalya düşman görmüyor. Bütün bunlar Baltık ve Slovakya ile Macaristan hariç eski Sovyet bloku ülkelerinin bir kısmının karın ağrılarından oluşuyor. ‘Soğuk Savaş döneminde Rusya bize ne çektirdi?’ diyorlar. Bunlar hikaye. ‘Sovyetler’i tamamen Ruslar yönetti’ demek bu konuda ders alanın sınıfta kalması demek. Stalin Gürcü idi 29 yıl Sovyetleri yönetti. 1954’te Sovyetler’i devralan Kruşçev Ukraynalıydı. Sonrasındaki Prejnev de Ukraynalıydı. Sovyetleri Ukrayna klanı yönetti. İkinci adamlar Rus olurdu bu da bir zahmet oluyordu zaten. O yıllarda Ruslarla Ukraynalılar arasındaki fark kimse tarafından tartışılmıyordu. Osmanlı’dan ayrılan Balkan ülkeleri Avrupalılara ağlaşıyordu şimdi aynı durum yaşanıyor. Rusya’ya karşı 2022 NATO Zirvesi’nden bu yana aynı lafları ediyorlar. Buradan şu ana kadar ne çıktı? Trump, Rusya ile anlaşmaktan yana olduğunu söylüyor. Avrupalıları sevmediğini dile getiriyor. Bu bildiriye yazılan ‘Rusya tehditleri’ bu açıklamaları değiştirecek mi? Buradan bir şey çıkmaz. Ancak Ukrayna’daki savaş zıvanadan çıkacak. 2022’de savaşa giden ve 2014’te darbeye giden süreç Rusya ile alay edilmesinin sonucunda yaşandı. Rusya, ‘NATO’nun Doğu’ya doğru genişlemeyeceğine dair söz vermiştiniz’ diyerek bunların tutulmadığını hatırlatıp ‘kendinize gelin’ diyor. Avrupalılar Ukrayna’ya Rusya’nın iç bölgelerini vurabilecek imkanlar sağlayıp işin içinde yoklarmış gibi davranıyorlar. Rusya NATO içindeki çatlakları gördükçe Almanya’yı, İngiltere’yi vurma noktasına gelme noktasında. İran’a karşı ellerinde ne varsa kullandılar örneğin ancak İran hem Amerika’yı hem de İsrail’i eşek sudan gelinceye kadar dövdü.”

