https://anlatilaninotesi.com.tr/20260618/abd-iran-mutabakati-bolgede-yeni-donemin-kapisini-araliyor-asil-hesaplasma-bir-sonraki-raunda-1106614745.html
ABD-İran mutabakatı bölgede yeni dönemin kapısını aralıyor: 'Asıl hesaplaşma bir sonraki raunda ertelenmiş olabilir'
ABD-İran mutabakatı bölgede yeni dönemin kapısını aralıyor: 'Asıl hesaplaşma bir sonraki raunda ertelenmiş olabilir'
Sputnik Türkiye
ABD ile İran arasında varıldığı açıklanan mutabakat zaptı bölgedeki tansiyonu düşürse de anlaşmanın kalıcılığına dair soru işaretleri sürüyor. Hürmüz Boğazı... 18.06.2026, Sputnik Türkiye
2026-06-18T15:11+0300
2026-06-18T15:11+0300
2026-06-18T15:11+0300
görüş
abd
donald trump
i̇ran
abd
i̇srail
dünya
https://cdn.img.anlatilaninotesi.com.tr/img/07ea/04/1c/1105331210_0:0:1600:900_1920x0_80_0_0_0b5bd7090b7aa11e70d2d430b2e7f4ee.jpg
ABD ile İran arasında varıldığı açıklanan mutabakat zaptı, Ortadoğu'da tansiyonu düşürürken anlaşmanın kalıcılığına ilişkin soru işaretleri sürüyor. Dış Politika Uzmanı Haydar Oruç'a göre süreçte en dikkat çekici unsur, İran'ın balistik füze programı ve bölgesel vekil güçlerinin anlaşma kapsamı dışında kalması. Hürmüz Boğazı, yaptırımların kaldırılması, nükleer müzakereler ve İsrail'in olası hamleleri ise anlaşmanın geleceğini belirleyecek temel başlıklar olarak öne çıkıyor.‘Anlaşma içeriğinde ABD’nin dikte ettiği hususlardan ziyade İran’ın dayattığı hususlardan müteşekkil olduğu görülmekte’ABD Başkanı Donald Trump'ın duyurduğu ve taraflar arasında imzalandığı belirtilen mutabakat zaptı, uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Ortadoğu Uzmanı Haydar Oruç, Sputnik Türkiye’ye yaptığı değerlendirmede anlaşmanın tam metni resmi olarak açıklanmadığı için kamuoyuna yansıyan maddelerin doğruluğunun henüz teyit edilmediğinin altını çizdi.Oruç’un değerlendirmelerine göre, kamuoyuna sızan 14 maddelik çerçeve incelendiğinde ortaya çıkan tablo, ABD’nin taleplerinden çok Tahran'ın önceliklerini yansıtan bir görüntü veriyor. Özellikle savaşın sona erdirilmesi ve Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması gibi acil konular dışında kalan başlıkların 60 günlük müzakere sürecine bırakılması dikkat çekiyor:‘İran'ın en büyük kazanımı füze programının masada olmaması’Ortadoğu Uzmanı Haydar Oruç’a göre anlaşmanın en dikkat çekici yönlerinden biri ise İran'ın balistik füze programı ile bölgesel vekil güçlerine ilişkin herhangi bir maddenin yer almaması oldu:Oruç’a göre savaşın başlangıcında hem ABD hem de İsrail, İran'ın nükleer faaliyetlerinin yanı sıra füze kapasitesi ve bölgesel nüfuz ağını da hedef gösteriyordu. Gelinen noktada bu konuların müzakere gündeminden düşmesini ise İran açısından önemli bir başarı olarak değerlendiriyor:Hürmüz Boğazı düğümü çözüldü mü?Dünya enerji ticaretinin kritik noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı, anlaşmanın en önemli başlıklarından biri olmaya devam ediyor. Ortadoğu Uzmanı Haydar Oruç’a göre mevcut metinde boğazın statüsüne ilişkin net ifadelerin bulunmaması, savaş öncesi düzene tam olarak dönülüp dönülmeyeceği konusunda soru işaretleri yaratıyor:‘ABD, anlaşma sayesinde bir şekilde dahil olmak durumunda kaldığı bu haksız ve gereksiz savaştan çıkabilme ve kendi gündemine dönme imkanına kavuşacak’Ortadoğu Uzmanı Haydar Oruç’un değerlendirmelerine göre, ABD'nin bu süreçte elde ettiği en önemli kazanım, İran'ın nükleer silah geliştirmeyeceği veya dışarıdan temin etmeyeceği yönündeki taahhüt oldu:İsrail’in süreci zehirleyecek sabotajlar yapmaktan çekinmeyeceği de unutulmamalı’Oruç, anlaşmanın önündeki en büyük risklerden birinin İsrail'in tutumu olduğunu vurgulayarak İsrail yönetiminin, mutabakatın kendisini bağlamadığını açıklaması ve özellikle Lübnan cephesi üzerinden operasyon hakkını saklı tuttuğunu belirtmesinin, sürecin geleceğine ilişkin kaygıları artırdığını söyledi:‘Anlaşmanın bölgeye barış getireceğine yönelik beklenti için de henüz erken olduğu kanaatindeyim’Ortadoğu Uzmanı Haydar Oruç sıcak çatışmaların sona ermesi ve Hürmüz Boğazı'nın açılması, hem küresel ekonomi hem de bölge ülkeleri açısından önemli bir rahatlama sağlayacağını söyledi. Bununla birlikte, 1979 sonrasında iki ülke arasında yaşanan en kapsamlı yakınlaşmalardan biri olması nedeniyle mevcut süreci tarihi bir dönüm noktası olarak da değerlendirdi:‘Asıl hesaplaşma bir sonraki raunda ertelenmiş olabilir’Oruç’a göre savaş boyunca ne ABD ve İsrail İran'ı stratejik anlamda geri adım atmaya zorlayabildi ne de İran rakiplerini belirleyici bir üstünlükle karşı karşıya bırakabildi. Bu nedenle ortaya çıkan mutabakatın tarafların isteğinden çok karşılıklı maliyetlerin yükselmesi sonucu oluşan bir zorunluluğun ürünü olduğu ifade etti:
https://anlatilaninotesi.com.tr/20260616/iran-abd-anlasmasi-sonrasi-gozler-ortadoguda-savasin-cercevesini-cizen-israilin-masada-soz-sahibi-1106544383.html
i̇ran
abd
i̇srail
Sputnik Türkiye
feedback.tr@sputniknews.com
+74956456601
MIA „Rossiya Segodnya“
2026
Başak Koçak
https://cdn.img.anlatilaninotesi.com.tr/img/07e8/09/17/1088340050_0:173:750:923_100x100_80_0_0_4c72c9a794f2d0a6c919a7374cf331b6.jpg
Başak Koçak
https://cdn.img.anlatilaninotesi.com.tr/img/07e8/09/17/1088340050_0:173:750:923_100x100_80_0_0_4c72c9a794f2d0a6c919a7374cf331b6.jpg
SON HABERLER
tr_TR
Sputnik Türkiye
feedback.tr@sputniknews.com
+74956456601
MIA „Rossiya Segodnya“
https://cdn.img.anlatilaninotesi.com.tr/img/07ea/04/1c/1105331210_200:0:1400:900_1920x0_80_0_0_94d61d6260b46363f566e02f42e80226.jpgSputnik Türkiye
feedback.tr@sputniknews.com
+74956456601
MIA „Rossiya Segodnya“
Başak Koçak
https://cdn.img.anlatilaninotesi.com.tr/img/07e8/09/17/1088340050_0:173:750:923_100x100_80_0_0_4c72c9a794f2d0a6c919a7374cf331b6.jpg
abd, donald trump, i̇ran, abd, i̇srail, dünya
abd, donald trump, i̇ran, abd, i̇srail, dünya
ABD-İran mutabakatı bölgede yeni dönemin kapısını aralıyor: 'Asıl hesaplaşma bir sonraki raunda ertelenmiş olabilir'
Özel
ABD ile İran arasında varıldığı açıklanan mutabakat zaptı bölgedeki tansiyonu düşürse de anlaşmanın kalıcılığına dair soru işaretleri sürüyor. Hürmüz Boğazı, yaptırımlar, nükleer müzakereler ve İsrail'in olası adımları ise sürecin geleceğini belirleyecek başlıklar arasında yer alıyor.
ABD ile İran arasında varıldığı açıklanan mutabakat zaptı, Ortadoğu'da tansiyonu düşürürken anlaşmanın kalıcılığına ilişkin soru işaretleri sürüyor. Dış Politika Uzmanı Haydar Oruç'a göre süreçte en dikkat çekici unsur, İran'ın balistik füze programı ve bölgesel vekil güçlerinin anlaşma kapsamı dışında kalması. Hürmüz Boğazı, yaptırımların kaldırılması, nükleer müzakereler ve İsrail'in olası hamleleri ise anlaşmanın geleceğini belirleyecek temel başlıklar olarak öne çıkıyor.
‘Anlaşma içeriğinde ABD’nin dikte ettiği hususlardan ziyade İran’ın dayattığı hususlardan müteşekkil olduğu görülmekte’
ABD Başkanı Donald Trump'ın duyurduğu ve taraflar arasında imzalandığı belirtilen mutabakat zaptı, uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Ortadoğu Uzmanı Haydar Oruç, Sputnik Türkiye’ye yaptığı değerlendirmede anlaşmanın tam metni resmi olarak açıklanmadığı için kamuoyuna yansıyan maddelerin doğruluğunun henüz teyit edilmediğinin altını çizdi.
Oruç’un değerlendirmelerine göre, kamuoyuna sızan 14 maddelik çerçeve incelendiğinde ortaya çıkan tablo, ABD’nin taleplerinden çok Tahran'ın önceliklerini yansıtan bir görüntü veriyor. Özellikle savaşın sona erdirilmesi ve Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması gibi acil konular dışında kalan başlıkların 60 günlük müzakere sürecine bırakılması dikkat çekiyor:
“Yayınlanan 14 maddelik içeriğe baktığımızda; genel çerçevenin ABD’nin arzu ettiği veya dikte ettiği hususlardan ziyade İran’ın dayattığı hususlar ve kerhen kabul ettiği hususlardan müteşekkil olduğu görülmektedir. Zaten tüm cephelerde savaşın sona erdirilmesi ve Hürmüz Boğazı’nın açılması gibi ivedi olarak hayata geçirilmesi gereken hususlar dışında kalan nükleer program ve zenginleştirilmiş uranyumun akıbetinin ne olacağına yönelik konuların 60 günlük müzakere sürecinde ele alınacağı ve nihai anlaşma ile karara bağlanacağı göz önünde bulundurulunca, mutabakat zaptında yer alan diğer hususlara iki tarafın da fazla itiraz etmediği görülmektedir.”
‘İran'ın en büyük kazanımı füze programının masada olmaması’
Ortadoğu Uzmanı Haydar Oruç’a göre anlaşmanın en dikkat çekici yönlerinden biri ise İran'ın balistik füze programı ile bölgesel vekil güçlerine ilişkin herhangi bir maddenin yer almaması oldu:
“Bu mutabakattaki en çarpıcı husus, ne İran’ın balistik füze programına ne de vekil güçlere yönelik herhangi bir atıf yapılmamış olmasıdır. Zira savaşın başladığı 28 Şubat tarihinde hem ABD hem de İsrail’in savaşı başlatma gerekçeleri arasında İran’ın nükleer programı ile birlikte balistik füze programı ve vekil aktörlere verilen desteğin kesilmesi de bulunmaktaydı. Dolayısıyla gelinen noktada bu hususların müzakere konusu olmaktan çıkmasını İran’ın başarı hanesine yazmak yanlış olmayacak”
Oruç’a göre savaşın başlangıcında hem ABD hem de İsrail, İran'ın nükleer faaliyetlerinin yanı sıra füze kapasitesi ve bölgesel nüfuz ağını da hedef gösteriyordu. Gelinen noktada bu konuların müzakere gündeminden düşmesini ise İran açısından önemli bir başarı olarak değerlendiriyor:
“Ayrıca İran’ın dondurulan varlıklarının kademeli olarak çözülmesi, yaptırımların ve ambargoların kaldırılması da İran’ın en önemli kazanımları arasındadır. Bununla birlikte İran’ın savaş sonrası yeniden yapılanması için oluşturulacak 300 milyar $’lık bir fonun kurulacağının iddia edilmesi de, henüz bu fonun kaynağı belli olmasa da İran adına önemli bir kazanım gibi gözükmekte.”
Hürmüz Boğazı düğümü çözüldü mü?
Dünya enerji ticaretinin kritik noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı, anlaşmanın en önemli başlıklarından biri olmaya devam ediyor. Ortadoğu Uzmanı Haydar Oruç’a göre mevcut metinde boğazın statüsüne ilişkin net ifadelerin bulunmaması, savaş öncesi düzene tam olarak dönülüp dönülmeyeceği konusunda soru işaretleri yaratıyor:
“Metinde Hürmüz Boğazı’nın statüsüne dair net bir ifade olmadığı için, gerçekten de 28 Şubat öncesindeki statüye dönülüp dönülmeyeceği kestirilememektedir ancak İran tarafının ısrarla bu konuyu boğazın diğer kıyıdaş ülkesi olan Umman ile konuşarak halletmeyi planladığını ifade etmesi, belki nihai anlaşmada ya da daha sonrasında yapılacak uluslararası bir konferansta bu konuda bazı düzenleyici kararlar alınabileceği şeklinde yorumlanmakta”
‘ABD, anlaşma sayesinde bir şekilde dahil olmak durumunda kaldığı bu haksız ve gereksiz savaştan çıkabilme ve kendi gündemine dönme imkanına kavuşacak’
Ortadoğu Uzmanı Haydar Oruç’un değerlendirmelerine göre, ABD'nin bu süreçte elde ettiği en önemli kazanım, İran'ın nükleer silah geliştirmeyeceği veya dışarıdan temin etmeyeceği yönündeki taahhüt oldu:
“İmzalanan muhtıradan ABD’nin ne kazandığı şeklindeki soruya verilecek yegane cevap ise, “Hürmüz’ün açılması ile İran’ın nükleer silah üretmeyeceği ve başka bir kaynaktan temin etmeyeceği şeklinde garanti vermesi” şeklinde olacaktır. Zira bu sayede ABD, bir şekilde dahil olmak durumunda kaldığı bu haksız ve gereksiz savaştan çıkabilme ve kendi gündemine dönme imkanına kavuşacaktır.”
İsrail’in süreci zehirleyecek sabotajlar yapmaktan çekinmeyeceği de unutulmamalı’
Oruç, anlaşmanın önündeki en büyük risklerden birinin İsrail'in tutumu olduğunu vurgulayarak İsrail yönetiminin, mutabakatın kendisini bağlamadığını açıklaması ve özellikle Lübnan cephesi üzerinden operasyon hakkını saklı tuttuğunu belirtmesinin, sürecin geleceğine ilişkin kaygıları artırdığını söyledi:
“Anlaşmanın uygulanması tarafların bu konuda gösterecekleri irade ve iyi niyete bağlı olmakla birlikte, İran’ın Lübnan cephesindeki muhtemel gelişmeleri öne sürerek ABD’yi zorlaması ve ABD’nin de İran’ın nihai müzakerede olumlu bir tutum sergilememesi ve kendi isteklerinde ısrarcı olması nedeniyle tekrar saldırı kozunu masaya sürmesi söz konusu olabileceğinden, nihai anlaşmayı görmeden kesin bir şey söylemek mümkün değildir. Ayrıca bu mutabakatın kendisini ilgilendirmediğini ve sözde Hizbullah gerekçesiyle Lübnan’a saldırma hakkını saklı tutacağını açıklayan İsrail’in de, savaşın tamamen bitip ABD’nin bölgeden çekilmesini istemeyeceği ve bunun için süreci zehirleyecek sabotajlar yapmaktan çekinmeyeceği de unutulmamalıdır.”
‘Anlaşmanın bölgeye barış getireceğine yönelik beklenti için de henüz erken olduğu kanaatindeyim’
Ortadoğu Uzmanı Haydar Oruç sıcak çatışmaların sona ermesi ve Hürmüz Boğazı'nın açılması, hem küresel ekonomi hem de bölge ülkeleri açısından önemli bir rahatlama sağlayacağını söyledi. Bununla birlikte, 1979 sonrasında iki ülke arasında yaşanan en kapsamlı yakınlaşmalardan biri olması nedeniyle mevcut süreci tarihi bir dönüm noktası olarak da değerlendirdi:
“ABD ile İran arasında varılacak anlaşmanın bölgeye barış getireceğine yönelik beklenti için de henüz erken olduğu kanaatindeyim. Zira bunun için öncelikle anlaşmanın nihai halini görmemiz ve bunun da uygulandığını takip etmemiz gerekecektir. Ayrıca, eğer ABD gerçekten de bölgeden çekilecekse, bu çekilmeden sonra bölgede oluşacak boşluğun kimin tarafından doldurulacağı yani bölgenin güvenlik mimarisinde hangi aktörlerin öne çıkacağı da bölgenin geleceğine yönelik tahminlerimizde belirleyici olacak”
‘Asıl hesaplaşma bir sonraki raunda ertelenmiş olabilir’
Oruç’a göre savaş boyunca ne ABD ve İsrail İran'ı stratejik anlamda geri adım atmaya zorlayabildi ne de İran rakiplerini belirleyici bir üstünlükle karşı karşıya bırakabildi. Bu nedenle ortaya çıkan mutabakatın tarafların isteğinden çok karşılıklı maliyetlerin yükselmesi sonucu oluşan bir zorunluluğun ürünü olduğu ifade etti:
"İsrail ve İran gibi iki aktörün bölgeye yönelik ihtirasların vazgeçmemeleri halinde, bölgeye barış ve huzurun gelmesini beklemek gerçekçi olmayacaktır. Anlaşma ve ABD’nin bölgeden çekilmesi belki gergin atmosferi nispeten yumuşatacaktır ama İsrail ile İran arasındaki yapısal sorunlar çözümlenmediği müddetçe, ki bunun herhangi bir anlaşmayla çözümlenmesi de mümkün görülmemektedir, asıl hesaplaşmanın bir sonraki raunda ertelendiği söylenebilir.”