- Sputnik Türkiye, 1920
MUSTAFA HOŞ İLE YOL ARKADAŞI
Haberler değişiyor, koşullar değişiyor, gündem değişiyor. Ekonomi, sağlık, eğitim, siyaset...Mustafa Hoş, hafta içi her gün 17.30 - 19.00 saatleri arasında gündemden haberlerle ve haftanın öne çıkan başlıklarıyla Radyo Sputnik'te dinleyicilerle buluşuyor.

CHP PM'den istifa etmeyen Oğuz Kaan Salıcı yanıtladı: CHP'nin Genel Başkanı kim?

'Murat Çalık canından endişe ediyor: Beni yalnız bırakmayın'
'Murat Çalık canından endişe ediyor: Beni yalnız bırakmayın' - Sputnik Türkiye, 1920, 12.06.2026
Abone ol
Mustafa Hoş'la Yol Arkadaşı'nın bugünkü konukları CHP Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım, Tüketici Hakları Dernek Başkanı Ergün Kılıç ve Gazeteci Yıldız Yazıcıoğlu oldu.
CHP Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, CHP’deki son durumu anlattı. Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım, tavuk üreticilerine atanan kayyumu değerlendirdi. Tüketici Hakları Dernek Başkanı Ergün Kılıç, kredi kartı aidatlarının geri alınabileceğini anlattı. Gazeteci Yıldız Yazıcıoğlu ise CHP Genel Merkezi’nde kendisine yapılan hakaretin detaylarını aktardı

Üçüncü yolcular ne yapmak istiyor?

CHP Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, ‘3. Yolcular ne yapmak istiyor’ sorusunu şöyle yanıtladı:
Aslında bunun böyle bir organize, insanların bir araya gelerek, ya biz bir ayrı bir yol bulalım, üçüncü bir yol bulalım, bir kere orta yolculuk değil, orta yolculuk biliyorsunuz kötü bir anlama gelir Türkiye'ye. Yok, orta yolculukın tam anlamı şöyledir, iki keskin grup arasında doğru bir yola sevk etme hareketi. Ama Türkiye'de başka türlü kullanılıyor belki.Yani siyasi literatüründe kötü bir laftır o, sözlük anlamı dediğiniz gibi olabilir. Ortada iki keskin taraf var. Bu iki keskin tarafı, bir dakika yanlış yapılıyor, böyle bağırıp çağırarak aslında Cumhuriyet Halk Partisi'nin durumunu daha içinden çıkılmaz bir durum haline getirerek mesafe alınamaz diyen arkadaşlar.İki yerde grup toplantısı var. İki yerde MYK toplanıyor. İki yerde parti meclisi toplantısı yapılıyor.Şimdi bu bildiğiniz fiilen bölünmüşlük. Artı bu bir kardeş kavgası. Yani bu iki başlılık ortadan kalkmadan, nasıl istiyorsanız öyle tanımlayın ama bu durum sonuçta kimsenin Cumhuriyet Halk Partisi'ne gönül veren, hiç kimsenin hoşuna giden ya da tercih ettiği bir durum değil.Kimin hoşuna gider? Bence saraya yakın, sarayda yaşayan kişiler alır eline çekirdek paketini, güzel güzel çekirdek çitler. Bak ne kadar güzel kavga ediyorlardır. Buradan bir genel başkan adaylığı, işte başka bir yol, kendine siyasi ikbal falan diye de yorumlamasın.Bunların tamamı yüzeysel yorumlar çünkü. Bu konudaki uyarı görevimi yapıyorum ve bir araya gelinebilmesi için gereken koşullar neyse bu koşulları da sağlamak için tarafların, Özgür Bey'in de, Kemal Bey'in de, onlarla beraber destek olan arkadaşlarım da bir araya gelme çabalarını yoğunlaştırmaları gerektiğini düşünüyorum. Yoksa bu mesele öyle devam ederse, bu iki başlılık, bu ayrışma durumu devam ederse, buradan kimsenin fayda sağlayacağı, hele bizim toplumsal mücadelemizin, Cumhuriyet Halk Partisi'nin verdiği iktidar mücadelesinin hiçbir fayda sağlamayacağı hatta tam tersi zarar göreceği bir durum ortaya çıkar diye düşünüyorum.Öyle sözler söyleniyor ki, öyle sloganlar atılıyor ki, normal zamanda birbirinizi döversiniz. Şimdi biz aynı partinin insanlarıyız. Yıllarca beraber mücadele verdik.Bundan sonra beraber mücadele verebilmeyi sağlayacak bir ortam oluşturmak lazım ve yarın öbür gün yüz yüze bakamayacağımız bir hale getirmemek lazım. Şimdi en azından bundan kaçınılsın ilk etapta. En azından o zehirli değil ortadan kaldırılsın.Eğer bunlar olmazsa, bu çünkü fiilen bölümlerinin adımları atılmış oluyor. Bir mahkeme kararı var mı? Var. Mahkeme kararı hoşumuza gitti mi? Hayır gitmedi.Değiştirme imkanımız var mı? Yok. Ne yapacaksınız? Kurultay. Anladım, gidilmiyor.Tedbir var. Ondan dolayı gidilmiyor deniyor. Ben de kurultayı istiyorum.Ama şimdi az önce yine ihraçlar var. Tamam onu da karşı çıkıyorum. Taraf olmayan bertaraf olur.O bugün için söylenmiş bir laf değil. Ben partiden tarafım. Partinin bütünlüğünden tarafım.Ben bu partinin bütünlüğünü kimin genel başkanı olduğundan daha çok önemsiyorum.

Salıcı'ya göre CHP'nin Genel Başkanı kim?

CHP Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, ‘CHP’nin Genel Başkanı kim’ sorusuna ise şöyle yanıt verdi:
Cumhuriyet Halk Partisi genel merkezinde kim oturuyor? Kemal Kılıçdaroğlu oturuyor. Yetkiyi kim kullanıyor? Kemal Kılıçdaroğlu kullanıyor.Hukuki olarak Kemal Kılıçdaroğlu siğilen iki parçalı bir yapı var. Şimdi öbür tarafta Özgür Özel'in ve onu destekleyen kişilerin realitesini görmezden giremeyiz ki. İki tane kurultay kazandı.Hatta üç, değil mi? Bunları görmezden gelerek siyaset yapılmaz. Şimdi bazı arkadaşlarımız işin sadece hukuki tarafından bakarak yorumlarda bulunuyor. Anlıyorum.Bazı arkadaşlarımız işin siyasi yorumları üzerinden gidiyor. Onu da anlıyorum. Ama ikisi de gerçekliği yansıtmıyor.Hani diyorlar ya taraf ol. İkisi de yanlış taraf. Tamam, gerçek olan ne şu anda? Gerçek olan fiili bir durum var ortada.Partinin bölünmüşlüğü, iki başlılığı, aynı anda iki grup yapılıyor olması, iki MYK'nın toplanıyor olması. Şimdi bunu görmezden mi gireceğiz? Partinin bir tane yetkili MYK'sı var. Doğru.Ama başka bir yerde başka bir MYK toplanıyor. Toplanıyor mu? Toplanıyor. Evet, toplanıyor.Bir partinin destekli sözcüsü var. Bir de toplanan diğer MYK'nın. Yani Özgür Bey'le beraber hareket eden arkadaşların parti sözcüsü var.Şimdi biz bunu yok hükmünde sayamayız ki. Şimdi bunu ortadan kaldıracak adımlar atabilmek lazım. Görmezden gelerek bir tarafın yaptıklarını görüp öbür tarafı suçlayarak sonuç alma şansımız yok.Gerçekçi olmak lazım. Ve bu durum böyle devam ederse ya bölünmeyle ya da bölünmese dahi Adalet ve Kalkınma Partisi'nin politikalarını sürdüren kişilerin avantajı çıkmasıyla sonuçlanır. Benim için esas mücadele parti içinde birisine yönelik yapılan mücadele değil.O rekabettir. Esas mücadele Adalet ve Kalkınma Partisi'nin 25 yıllık ceberut iktidarına karşı yapılan mücadeledir. Ama kafamızı kaldırıp oraya bakamıyoruz şu anda.Gerçekliğimiz bu.

Tavukçulara neden operasyon yapıldı?

Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım, şöyle konuştu:
Özellikle biliyorsunuz, ilk açıklamayı Adalet Bakanı Akın Gürlek yaptı ve onun yaptığı açıklamaya baktığımızda, fiyat odaklı bir operasyon olduğu orada belirtiliyor. Yani diyor ki, piyasa işleyişini bozarak, haksız fiyat artışları ile tüketiciyi mağdur ettiği, serbest rekabet ortamını ihlal ederek, fiyatları tüketici aleyhine yönlendirdiği değerlendirilen 32 şüpheli hakkında gözaltı kararı ve 13 şirkete de denetim kayyımı atandı. Yani bu, şu demek: Normal kayyım değil bu. Bir denetim kayyımı, yönetim kurulunun işlemlerini denetleyen, bir ön denetim yapan ve o konuda bir anlamda karar veren, yönlendiren. Yani diyelim ki, firma yönetim kurulu karar aldı; "Biz tavuk etine zam yapacağız." Bu kayyım diyecek ki: "Hayır, zam yapamazsın. Maliyet arttı, şu oldu." Ona çok fazla dikkate almayacak, öyle görünüyor. Şu: Rekabet Kurumu, 2024'te bir soruşturma açtı. Ve bu soruşturma, 27 Eylül 2025'te sonuçlandı. Bu, 14 firma hakkında soruşturma açılmıştı. Bu 14 firmadan bir tanesi aklanmış oldu. Yani denildi ki, onun rekabeti bozucu bir faaliyeti yok. Diğer 13 firmadan da 5 tanesi uzlaşmaya gitti. Rekabet Kurumuna dedi ki: "Evet, ben rekabeti ihlal ettim, uzlaşmak istiyorum." Uzlaşmaya gidince de verilen ceza %25 indirimli olarak uygulanıyor. 8 firma da ceza aldı. Şimdi bu 13 firma, kayyım atanan 13 firmaya baktığımızda, bunun 11 tanesi işte o firmalar. Yani aynı, oradan geliyor. Şimdi öyle bir noktaya geldik ki, bir ürünün fiyatı bazen bir kafaya takılıyor, sanki bütün enflasyonun sorumlusu oymuş gibi onun üzerinde duruluyor. Beyaz et de öyle oldu. Sonra bu geçtiğimiz Ramazan ayı öncesinde, "3 tane firma zam yaptı" diye önce onlara denildi ki: "Bu zamları geri alın. Ramazanda zam mı olur, Ramazan öncesi zam mı olur?" diye. Bunlar geri almayınca, ihracat tamamen yasaklandı. Yani artık öyle bir noktaya gelmişti ki ve sonunda baktığımızda işte 13 firmaya kayyım ve 32 kişiye de gözaltı kararı. Şimdi burada baktığımız zaman, bu firmaların beyaz et sektöründeki etkinliği %80. Yani beyaz etin %80'ini bu firmalar üretiyor, bunlar dağıtıyor, bunlar kontrol ediyor. Ve bu firmalardan 7 tanesi, İstanbul Sanayi Odasının 500 büyük şirketi arasında yer alıyor. Aralarında uluslararası sermayenin de olduğu şirketler var. Yani baktığınız zaman gerçekten hani, "Bununla operasyon yaptık, tamam. Bundan sonra tavuk eti düşecek" diye bu şekilde bakanlar da var ama geçmişte hatırlarsınız; işte kuru soğan, patates depoları basıldı, onlar terörist ilan edildi ama fiyatların düşmediğini... Çünkü fiyatın nedeni bu baskınlarla, şeyle ortadan kaldırılamıyor. En önemli neden, maliyetlerin yüksek olması. Baktığımızda, yani uzun bir süredir beyaz et üzerinde bu baskı, bu şey var. Bu, ilk kez benim gördüğüm kadarıyla... Normalde Rekabet Kurumu birçok konuda işte soruşturma açar, ceza verir. O cezalar ödenir. Ama burada bu ceza, ilk kez ceza hukuku konusuna girdi. Yani insanlar gözaltına alınıp bir başka boyuta taşınmış oldu. İlk kez görüyorum ben bunu. Rekabet Kurulu'nun kararlarını takip ediyorum. Genelde dediğim gibi cezalar... Ki birçok sektöre ceza kesildi. Hatta "7,5 milyar lirayı falan bulduk" diye Rekabet Kurumu Başkanı biraz da övünerek anlatmıştı.
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала